Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 III. Sınıf / I. Ders

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Matthew Wood
KSKS Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu & ZAY Lideri
KSKS Profesörü & Slytherin Bina Sorumlusu & ZAY Lideri
avatar

Mesaj Sayısı : 2126
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 26

MesajKonu: III. Sınıf / I. Ders   Çarş. Eyl. 08, 2010 6:26 pm

Zaman
----------
Okulun ilk haftası, pazartesi, son iki ders

Hava
----------
Bulutlu ve kasvetli. Fakat sınıfta teneffüs edilen hava tertemiz.

Mekan
----------
Yağmur bulutlarının baskın olduğu bir günde, tam aydınlanmamış Hogwarts koridorlarından sınıfa girildiğinde karşılaşılan tek bir görüntü var, karanlık. Sınıfa giren ilk öğrenci bu karanlığa adım atar atmaz, odanın çeşitli stratejik konumlarına dağılmış olan meşaleler alev alıyor. Pencereler yok edilmiş, duvarlar taşıdıkları meşaleler dışında tek bir portre barındırıyor. Profesör masasının arkasındaki duvarda asılı olan, devasa bir yılan portresi bu. Tamamen hareketsiz, odaya bakıyor. Gövdesi dik, dişleri görünecek kadar ağzı açık. Çatal dili rahatça seçilebiliyor. Tam tepesindeki meşale yüzünden başına hafif bir gölge düşüyor, ama görülemeyecek gibi değil. Öğrencilerin oturdukları sıralar girişin sağ tarafında, arkaya gidildikçe yükselen bir platform şeklinde büyülenmiş. Muggleların üniversite anfilerini andırıyor. Sıraların sağ üst tarafında camdan, oval bir kase var.

Girişin sol tarafında ise profesörün masası var, yüksek bir platform üzerinde duruyor. Masanın iki yanında yere sabitlenmiş ve duvardakilerden daha büyük iki meşale var. Masanın sol tarafında, yüksek platformdan dışarıya açılan, profesörün gireceği ahşap bir kapı bulunuyor.Ahşap kapının hemen yanında, ateş görmeyen bir köşede büyülerin denenmesinde yardımcı olacak olan bir nesne var. Muggleların korkuluklarına benzer şekilde, samandan yapılmış vücuda sahip bir insan figürü. Altında tekerlekler bulunuyor.

Ders
--------

İlk öğrenci girip meşaleler yandığında, Profesör Wood'u ayakta, masasının arkasındaki duvarda asılı olan tabloya, sınıfa arkası dönük bir şekilde bakarken buluyor. Wood, Tüm öğrenciler sınıfa girip kapı kendiliğinden kapandığında sınıfa dönüyor. Üzerinde muggle takım elbisesi, üstünde bu elbiseyi gizleyecek kadar uzun olan krem rengi bir palto var. Mavi kravatı hafiften gevşetilmiş, siyah çeketin küçük bir kısmı paltodan sıyrılarak görünür hale gelmiş durumda.

Çıt çıkmayan sınıfta elle tutulur bir gerginlik hüküm sürüyor. Wood'un henüz konuşmamış olması, ve gözlerindeki keskin bakışlar öğrencilerin işini hiç de kolaylaştırmıyor. Ağır adımlarla masasının önüne yürüyerek sınıfa yaklaşıyor, tam karşılarında durup ellerini arkasından birleştiriyor.

"Derse hoşgeldiniz. Asalarınızı çıkarın, bu derste ateş büyüsünün teorisinin üzerinden geçip pratiğe gideceğiz. Zor bir büyü değil, diğer her büyü gibi konsantrasyon gerektiriyor. Yeterince odaklanırsanız bir süre sonra ortak salonlarınızdaki şömineleri evcinlerinin yakması gerekmez.

Anlatacağım pratik bilgiyi iyi dinleyin, hafızanıza kazımanız bu büyüyü öğrenmeniz açısından önemli. Anlattıklarımı unutursanız yardım almak için Karanlıkla Karanlıkta, Steven Lambrick'e başvurabilirsiniz."


Sözlerini bitirip derin bir nefes aldıktan sonra yürümeye başlıyor Profesör Wood. Yüksek platforma paralel olarak, aşağı inmeden, önce sağa sonra sola yürüyor. Yürürken çıkadığı ayak sesleri sınıfta yankılanıyor. Konuşmaya tekrar başladığında adımlarını devam ettirdiğini görüyorsunuz, başı attığı her adımda sınıfa dönük.

"Alev büyüsü, karanlık sanatlarla yaptığınız savaşta size yararlı olacak bir büyüdür. Çünkü, ateş etkilidir. Yakar, acıtır, kavurur, geri döndürülemez zararlar verir. İnsanlar yanmaktan her zaman korkmuşlardır. İlk çağlardan itibaren, ortaya çıkan ve ölümden sonraki hayat inancına sahip her dinde, günahkarlar ateşle cezalandırılır. Onun verdiği acı gibisi yoktur. Peki bu derece etkili bir olgu nasıl kullanılabilir? Elbette bir başkasını yakarak... Ateş, gerek saldırıda, gerek savunmada görüp görülebilecek en etkili silahtır.

Şimdi işin bizi ilgilendiren kısmına gelelim. Kullanacağımız sihirli sözcük Incendio'dur. Bu büyü, istenilen derecede ateşi yaratabilir. Birkaç otu tutuşturmak, ya da bir ormanı yakmak için kullanılabilir. Daha yüksek derecelerde kullanılırken İncendio'nun sonuna 'Duo' eki getirilerek büyüye direktif verilir. Bu direktifle ateş daha büyük gerçekleşir. Bu büyünün en büyük püf noktası, ve bi bakıma tehlikesi ise kontroldür. Kontrolsüz bir şekilde yarattığınız devasa alevler geri sekip sizi kül edebilir. O yüzden dikkatli olmalısınız. Konsantre olup, kontrolü sağladığınız an ipler sizin elinizde, sakın ama sakın ipleri ateşin eline vermeyin...

Yapmanız gereken asa hareketi basittir. Asayı öne doğru hafifçe ittirin, dürtme hareketine benzer bir harekettir. Ve onu kesinlikle düz tutun, ucu sadece hedefinizi göstersin. Asa kolunuz kırık olmasın, gergin tutun. Tüm bunları yaptıktan sonra konsantre olun, yaratacağınız ateşin boyutunu düşünüp kontrolü ele alın, ve büyülü sözcükleri söyleyin."


Konuşma bitip teori anlatıldıktan sonra platformdan aşağı iniyor Wood. Paltosunun cebinden asasını çekip odaya girdiği kapının yanında bulunan hedefi çağırıyor. Hedef gıcırdayan tekerleklerin yarattığı ses eşliğinde sınıfın ortasına gidiyor ve profesör bakışlarını orta sıralardaki birine kilitliyor.

"Sen, Slytherin. Asanı al ve yanıma gel."

Çağırdığı öğrenci hedefin karşısına geçiyor ve gözlerini profesöre dikiyor. Ortamdaki konsantrasyon elle tutulaiblecek düzeyde.

"Asanı kaldır, kolunu gergin tut. Büyülü sözcükleri söyle, ve kontrole odaklan."

Slytherin ilk denemesinde başaramıyor, Profesör Wood tekrar denemesini söylüyor. İkinci denemesinde büyüyü gerçekleştiriyor, küçük bir ışık bulutu hedefe vurup alev alıyor. Samandan yapılmış hedef hemen yanıyor, profesör onu söndürene kadar Slytherin ufak bir alkış alıyor. Sonrasında öğrenci yerine dönüyor ve Wood asasını hedefe doğrultuyor. Büyülü sözcükleri güçlü bir tonla söylüyor, büyü ayrıldığında asasını hafifçe döndürüyor. Ve normalde ışın olarak gitmesi gereken büyü hedefe ulaşmadan alev alıp bir anafor şeklini alıyor. Alevden hortum büyüyerek hedefi kavuruyor, büyük bir ışık patlamasından sonra gösteri bitiyor. Dumanları tüten hedef, ve profesörün arkasındaki öğrencilerin etkilenmiş bakışlarıyla birkaç sessiz saniye geçiyor. Sonrasında Wood söze giriyor.

"Aradaki farkı gözlemlediniz mi? Kontrolü ele aldıktan sonra bir ışın parçası yollamak yerine, yarı yolda alev aldırabilir ve etkinliğini arttırabilirsiniz. Hedefe ulaşmadan önce tamamen sizin elinizdedir, büyütebilirsiniz. Ve gördüğünüz gibi, büyüde uzmanlaştığınızda şekil bile verebilirsiniz. Şimdi, asalarınızı alın ve aşağı gelin. Hedefin üç metre kadar uzağında tek sıra halinde dizilin."

Ufak bir kargaşadan sonra hedefin üç metre uzağına dizilen öğrenciler asaları hazır bir şekilde profesörün talimatını bekliyor. Gereken işaret verildiğinde teker teker denemeye başlıyorlar. Herkes, yanıp yanıp eski haline dönen hedefi tutuşturmayı başarıyor, fakat sadece iki kişi büyüyü yarı yolda alev haline getirebiliyor. Şekil verebilen olmuyor.

Pratik bittikten sonra öğrenciler yerlerine oturuyor ve Profesör Wood tekrar yüksek platforma çıkıp sınıfa dönüyor. Berrak, anlaşılır ve yüksek bir ses tonuyla sınıfa, sıralarının üzerindeki kaseleri önlerine çekmelerini söylüyor. Kısa bir süre boyunca sürüklenen nesnelerin sesi sınıfa hakim oluyor, daha sonrasında gelen sessizlikte Profesör Wood hamlesini yapıyor. Sol elinin parmaklarının küçük bir hareketiyle kaseler Wood'un anısıyla doluyor. Düşünseli haline gelen kaselerin içindeki ne sıvı ne gaz olan karışım yavaş yavaş hareket ederken, Wood sınıfın meraklı bakışlarına beklemeden yanıt veriyor.

"Önünüzdeki kaselere düşünseli deniyor. Büyücülerin anılarını detaylı bir şekilde inceleyip kontrol edebilmesi için yapılmış büyülü bir nesnedir. Detaylı bilgiyi bayan Pratt'ten alabilirsiniz. Şu an ise, hepsinin içinde tek bir anı var. Benim anım. Şimdiden söylüyorum, içerideki hiçbir şey size etki edemez. Hiçbir şekilde zarar göremezsiniz ve anı süresi bittiğinde dışarı çıkarılırsınız.

Şahit olacağınız anda Incendio büyüsünün 'duo' takısı alarak, etkili bir şekilde, benim tarafımdan kullanıldığını göreceksiniz. Bunu burada göstermenin sakıncalı olduğu fikrine kanaat getirdiğim için bu yöntemi düşündüm. Şimdi, kaselerinizin içine yavaşça eğilin, sizi alıp götürmesine izin verin. Çıktığınızda burada olacağım. Tekrar söylüyorum, zarar görmeyeceksiniz..."


Öğrenciler düşünselinin içine yavaşça eğilip anının içine giriyorlar. Aşağı indiklerinde ve her şey netleştiğinde karşılarında bir arazi var. Etrafı oval bir şekilde ormanlarla sarılı açık bir alan görülüyor. Dolunay pırıl pırıl. Sonrasında büyü patlamaları göz kamaştırıyor, birkaç saniyelik hareketlilikten sonra tablo netleşiyor. Yakınlarından duran ve sol taraflarına denk gelen beden, yedi yıl gençleşmiş Wood'a ait. Uzaklarında kalan ve sağ taraflarına düşen üç bedenin tanıması ise olasılıksız. Kukuletaları kapatılmış, kara cüppelere bürünmüşler. Wood derin derin nefes alıyor, yerlere değen krem rengi paltosunun lekelenmesi dışında sarsılmamış görünüyor. Yaklaşık sekiz metre ilerisindeki üç beden ise hızlı hızlı nefes alıp sakinleşmeye çalışıyor. Ortamda sessizlik hakim. Sonrasında üç silüet kendi aralarında bir şeyler konuşup, asalarıyla ortak bir noktayı hedefleyerek çeşitli büyülü sözcükler söylüyorlar. Ortaya çıkan büyüler birleşip, giderek büyüyen bir küre haline geliyor. İlerleyen her saniyede asalardan beslenen kürenin hemen altındaki çimlerin donduğu görülüyor. Wood dik durmuş, asası düello pozisyonuna gelmiş bir şekilde beklerken karanlık silüetler bir nidayla birlikte küreyi fırlatıyorlar. Kütle büyük bir hızla ilerlerken yolun yarısında patlayarak açılıyor, ve içinde sakladığı sır gözler önüne seriliyor. Gerek kıymık kıymık, gerek bir ağaç gövdesi kadar kalın binlerce buz kütlesi dağılarak Wood'a akın ediyor. Wood ise patlama gerçekleşir gerçekleşmez gözlerini kapatıp dikkatini topluyor, açtığında ise havayı yaran bir haykırış tüm öğrencilerin kulaklarına doluyor.

"İncendio Duo!!"

Işınlar neredeyse asadan fırlar fırlamaz patlıyor ve devasa ve kalın bir ateş kütlesi, kare bir şekil alarak buzlara ilerliyor. Büyülerin birleşmesinden büyük bir buhar tabakası arta kalıyor, fakat ateşin büyülü gücü baskın çıkarak üç bedene ilerlemeye devam ediyor. Bedenler kendilerini kalkan büyüsüyle koruyarak bu durumdan kurtuluyorlar. Ortamdaki herkesin nefes nefese olduğu görülüyor, lakin Wood bekletmeden ikinci hamlesini yapıyor.

"Yuspar Avorus Maxima!"

Devasa bir ateş topu asadan fırlayıp üç bedene doğru ilerlerken anı bitiyor ve öğrenciler büyük bir hızla sınıfa dönüyorlar. Az önceki durumun şoku yüzünden kimse ağzını açıp bir şey söyleyemiyor. Sonrasında Wood, anının sonunu kastederek açıklamada bulunuyor.

"Sonda gördüğünüz büyü, yani ikincisi. Yuspar Avorus Maxima'dır. Bu büyüyü yedincı sınıfta detaylı bir şekilde işleyeceksiniz. Ödeviniz, bu gün öğrendiğiniz her şeyi kapsayan bir kompozisyon yazmak. Ders bitmiştir."

Sarsılmış öğrenciler sınıftan yavaş yavaş çıkarken Profesör Wood masasına oturup çeşitli kağıtlarla uğraşıyor. Son öğrenci de sınıfı terk edip, adam ayaklandığında meşaleler sönüyor ve sınıfa tamamen bir karanlık hakim oluyor
.

Out= Ödevleriniz, rpnizi yolladığınızda, önünüzdeki on gün içinde elimde olsun. Yapmayandan yedi puan kırılacak.

_________________
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucian Luxsouer
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 345
Kayıt tarihi : 13/08/10
Yaş : 23
Lakap : Luke

MesajKonu: Geri: III. Sınıf / I. Ders   Cuma Eyl. 17, 2010 10:34 am

Derslerden çıkıp Büyük Salon’da yemek yiyen Luican son iki dersin Wood’un olduğunu hatırlayınca içine bir merak duygusu hâkim oldu. Büyük Salon, kasvetli bir havayı içinde barındırıyordu. Etrafta yemek yiyen ve konuşan öğrencilerde olsa Lucian havayı sevmemişti. Yemeğini baştan savma yiyip karanlık sanatlar sınıfına doğru yürümeye başladı.

Kapıdan içeri baktığında ortamın ona yaptığı sürpriz güzeldi. Aslında Lucian’a yapılan sürpriz karanlıktı. Ne yapacağını bilemeyen Lucian yanlış yere gelip gelmediğine baktı. Kapının üzerinde “Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersliği” yazıyordu. Doğru geldiğinden emindi, yapacağı bir şey yoktu. İçerisi zifiri karanlıktı. Asasını çıkarıp aydınlatmayı düşündü fakat başını kapıdan içeri doğru uzatınca birden alevlenen meşalelerden sonra ne yapacağını şaşırarak öylece kala kaldı. İçerisi artık aydınlanmıştı. İyi numara diye düşündü. Üzerine çeki düzen verip sınıfa girdi.

Üçüncü yılı olmasına karşın profesörleri ve öğrencileri yeni yeni tanıma aşamasına geçen Lucian hep Wood’a karşı içinde bir saygı barındırmıştı. Gizemli, tek düze ama orijinal hareketler sergileyen Wood ise hep bir ifadesizlik ifadesini yüzünden düşürmemişti. Sınıfta olan Lucian bir sıraya geçmeden önce gittikçe basamaklanarak yükselip giden sıralara ve sınıfa baktı. Sınıfta hiç pencere yoktu. Ortamı aydınlatma çabasında olan telaşlı meşaleler sınıfı alacakaranlık yapmış, duvarlarda hiç bir şey olamaması –ki özellikle pencere- insana adeta bir hapishaneye girmiş gibi psikolojik baskı yapıyordu. Tabi en azından Lucian için bu durum geçerliydi. Lucian kapının önünde durup sınıfa bakmaya devam ettiğinde Profesör Wood, masasının orada arkası bu tarafa dönük halde kara kara önündeki duvarda asılı duran sinir bozucu derece canlı gibi görünen yılan portesine dalmış bakıyor olmasının farkına vardığında dikilmeyi bırakarak, basamaklanarak yükselen sıraların ikinci derece yüksektekilerin birine oturdu. Az sonra bir iki öğrencide sınıfa girmişti. Fakat Lucian’ın dikkati ne yaptığını henüz anlamdığı Wood’a çevrili durumda. Wood, Lucian sınıfa geldiğinden beri sinir bozucu yılan portesine bakar durumda kalmakta ısrarcı gibi görünüyordu. Lucian, aklını biraz kurcalayarak Wood ve yılanın daha doğrusu Slytherin’in ne bağlantısı olduğunu bulmaya çalıştı. Wood yanılmıyorsa Gryffindor Bina Sorumlusuydu. Neden yılanla işi olacaktı ki? Hem tüm sınıfta pencereleri dahi kaldırıp sadece o yılan tablosunu koymakla ne yapıyordu? Yoksa Slytherin’i kayırıyor muydu? Lucian sanırım bu soruların cevabını ilerleyen derslerde anlayacaktı, beklide çok yakındı kim bilir?

Zaman ilerledikçe sınıf biraz daha doluyordu. Zaman koşmaya devam ettikçe sanki Lucian’ın kanına biraz daha adrenalin ekleniyordu. Wood neden hala put gibi duruyordu? Acaba gidip sormalı mı? Yok artık, daha neler…

Sonunda sınıf göze çarpacak bir şekilde dolmuştu. Lucian ardına dönüp yükselen sıralara baktığında karşılaştığı öğrencilerinde en az kendisi gibi şeyler hissettiğini gördü. Biraz daha beklerse sıkıntıdan patlayacağını düşündü fakat tam o anda daha önce farkına varmadığı bir şeyi algıladı. Diğer sıralarda da olduğu gibi kendi sırasının sağ üst köşesinde garip biçimli bir kâse vardı. Onu eline alıp ne olduğunu anlamaya çalışacaktı. Elini hafif titreyerek cam kâseye doğru uzatıyordu ki ürkek eli kapının aniden kapanmasıyla geri tepti. İşte ders başlıyordu.

Wood sonunda sınıfa dönmüştü. Gözlerinden anlaşılan bir duygu vardı. Lucian bu bakışları sanki öğrencilere sınıftan defolun der gibi baktığını yorumladı. O kadar sert ve sinir bozucu bakıyordu ki bir an ne yaptıkta bize bu kadar kötü davranıyorsun Wood demek geldi içinden. Wood seri bir konuşma yaptı. Konuşmasının içeriyi derse hoş geldiniz demekle başlayarak asalarınızı çıkarın demesiyle devam etti. Lucian bunun üzerine onun dediğini yaparak sırasından yere sallanan cübbesinin iç cebinden asasını çıkarıp önüne koydu. Profesör nefes almadan bu derste ateş büyüsünü pratik ve teorik olarak öğreteceğini, bu büyünün ne işe yarayacağını ve iyi dinlenilmesi gerektiğini söyledi. Lucian “teorik” kelimesini duyunca aklına ilk karanlık sanatlara karşı savunma dersi gelip içinden güldü. Çünkü eskiden ilk derslerde kullanmayı ne kadar istese de asa kullanmadıklarını hatırlıyor. Wood platformun önünde sağa sola turlarken büyü hakkında bayağı bir teorik bilgi verdi. Bu anda Lucian kulaklarını dört açarak profesörü dinledi. Profesör konuşmasını bitirdiğinde asasını çıkarıp bir şey çağırdığında Lucian tıpkı tekerlek sesine benzeyen sesin kaynağını görmek için etrafa bakmaya hamle yaptı. Etrafına bakmasına gerek bile kalmamıştı, çünkü tekerlekli bir korkuluğa benzeyen ve bir insan büyüklüğünde şey karanlık bir köşeden sınıfın net görebileceği bir yere geldi. Bunun ardından Wood sıralara bakarak alt sıradaki bir öğrenciye seslendi.

Sen, Slytherin. Asanı al ve yanıma gel.

Bingo!!! Etrafını yeni tanımaya başlayan Lucian belleğine Wood’u Slytherin taraftarı olarak kazımıştı. Çocuk kendine denileni yapıp profesörün yanına gitti. Gelen korkuluğun karşısına geçti etrafa bir sessizlik perdesi çekildi. Wood çocuğa neler yapması gerektiğini söylüyordu bunun ardından çocuk ilk denemesini yaptı ama başarısızlıkla sonuçlandı. Profesörün tekrar dene demesinin ardından çocuğun asasından çıkan ışık korkuluğun üzerinde bir ateşe dönüştü. Lucian sanki çocuğun çok şey yapmış gibi sınıftan alkış almasını komik bulmuştu. Wood korkuluğun üzerindeki ateşi söndürdüğünde çocuk yerine otururken, hedefe kendi asasını çevirip kalın sesiyle yüksek bir tonda büyüyü haykırdı. Bunun sonrasında çıkan ışık demeti korkuluğa giderken Wood asasını eliyle birlikte çevirmişti. Bu hareket Lucian’ın çok dikkatini çekti. Ardından ışık demeti yarı yolda yerini alevlere bıraktı. Wood sınıfa yaptığını açıklayıp öğrencilerin asasını alıp gelmesini söylediğinde Lucian yerinden kalkan öğrencilerle birlikte heyecanlı bir şekilde profesörün söylediği gibi korkuluğun biraz uzağında sıraya girmişti. Fazla arkalarda değil aksine bir iki öğrenci sonrasında sıra ondaydı. Hissettiği aciz duygular bedenini sarıp biraz titremesine neden olduktan sonra dikkatini büyüyü yapan öğrencilere verdi. İçinden büyülü sözcüğü tekrarlıyordu. Aklında demin Wood’un yaptığı o can alıcı nokta olan bilek hareketini getirip durdu. Daha tam olarak heyecanını bastırmasına zaman ayıramadan kendini korkulukla karşı karşıya bulduğunda defalarca yanan cisme baktığında biraz olsun ona acımıştı. Fakat şimdi acıma vakti değildi. Tüm dikkatini toplamalı ve Wood’un gözünde iyi bir –güçlü- yer kapmalıydı.

Lucian son bir kez nefes alıp o şekilde kaldı. Asasını korkuluğa tutup bileğinin düz olmasına önem verdi. Asasını çok sıktığının farkında da olsa kendine hâkim olma yeteneğini içindeki ruhta bulamadı. Kısıktan daha güçlü bir tona doğru büyülü sözcüğü seslendirdi. Ardından her şeyi kontrolü altına alma eylemini gerçekleştirdiğini anlayarak asasını havada korkuluğa doğru dürttü. Asanın ucundan çıkan diğer öğrencilerin ki gibi olan ışık demetinin çıkmasını hissetti. Işık demeti orta hızla korkuluğa doğru yol alırken Lucian, bileğini 180 derece döndürdü. Biraz yavaş yapmıştı ama yinede sonuç alacağa benziyordu. Işık demeti yavaşça daha turunculaşmaya başladı. Korkuluğa temas etmesine az kala bir alev topuna dönüştü. Lucian sırasını savmıştı. Asasını indirdi ve sırasına oturdu. Diğerlerinin büyüyü yapmasına fazla ilgilenmeyerek baktı. Sonunda son öğrencide büyüyü yaptığında sıraların önünde, korkuluğun yanında sadece Wood kalmıştı.

Profesör Wood herkese sıralarındaki kaseyi önlerine çekmelerini söylediklerinde, herkes gibi Lucian’da kendisine denileni yaptı. Sonrasında Wood’un sol elini kaldırıp oynatmasını gören Lucian ne yaptığını biran anlamamıştı. Önündeki kâse bu hareketle birden garip bir sıvıyla dolmuştu. Lucian daha önce böyle bir şey görmediğini biliyordu. Kâseye yakından baktığında küçük dalgacıklar ve anaforlar oluşturan madde onun tanımında sıvı ve gaz arasında kalmış bir elmas gibiydi. Profesör kâselerin içindeki şeyi açıklarken Lucian onları belleğine kazıdı. Wood onlara bir büyü göstereceğini ve herkesin kâselere eğilmesini söyledi. Tereddütlü bir şekilde harekete eden Lucian merakla başını kâseye doğru eğdi.

Kendini havadan ya da hava diye düşündüğü garip bir gümüş bulutların arasında yere düşerken bulan Lucian çığlık atmamak için kendini zor tuttu. Ayakları üzerine düşmüştü. Etrafta kimse yoktu, hava değişikti. Arkasına döndüğünde karşısında çıkan insanlar onu geriye sendeletti. Birbirine büyüler gönderen büyücüler arasından Lucian Wood’u hemen tanıdı. Wood’un karşısındaki üç kukuletalı büyücüler bir saniye durduktan üçü de aynı anda asalarından büyü kusturdular. Asalardan çıkan büyüler Wood’a gelmeden ortada birleşti ve gittikçe büyüyen bir buz küresi oluşturdu. Buz küresi kara cübbe giymiş büyücülerin kontrolünde Wood’a doğru yol almaya başlamıştı. Wood ise bir ara bekleme kararı almış gibi soğukkanlılığını koruyordu. Küre patladı. Koca küre yerini şimdi Wood'a giden bir sürü buz parçasına bıraktı. Wood bir an daha bekledi ve sesinin son desibeliyle “İncendio Duo” diye haykırdı. Asasından tanıdık ışık demeti çıktı yarı yolda az önce öğrettiği gibi onu aleve dönüştürdü. Alev topluluğu gelen buz kütlelerini havaya karıştırmakla kalmayıp üç büyücüye doğru yol aldı. Az sonra büyücüler alevlerden görülmez olmuşlardı. Lucian acaba kurtuldular mı diye düşündü. Sonrasında alevler gidip geriye aynı o üç büyücü ortaya çıktı. Lucian onlara bakarken kulaklarına “Yuspar Avorus Maxima” diye bir büyülü söz dizisi geldi. Başını Wood’a bile çevirmeye vakit bulamadan onun yerine kendini tekrar kâsenin önünde buldu.



"Sonda gördüğünüz büyü, yani ikincisi. Yuspar Avorus Maxima'dır. Bu büyüyü yedincı sınıfta detaylı bir şekilde işleyeceksiniz. Ödeviniz, bu gün öğrendiğiniz her şeyi kapsayan bir kompozisyon yazmak. Ders bitmiştir."



Wood’un bu sözünden sonra Lucian güzel geçen dersin sonrasında ortak salonda keyif yapmak için sınıftan çıkıtı. Ortak salonlarına gitme derdinde olan kalabalıkta adeta yüzen bir yaprak misalî sonunda bronz toprağın karşısına gelmişti. kapıya üç defa vurduktan sonra bronz tokmak kıcırtılı sesiyle sorusunu sordu.
-Medusa'ya ceza verme seçeneği sende olsaydı ona ne yapardın?
Garip ama cevaplaması zevkli bir soruydu.

Olağanüstü // 25
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
III. Sınıf / I. Ders
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´
» sol beyin mi sağ beyin mi
» I.Snıflar---I. Ders:Astronomiye Giriş ve Tanışma

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Ders Arşivleri-
Buraya geçin: