Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Davetsiz Misafir

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lómadriethiel Righelli
SFL
SFL


Mesaj Sayısı : 537
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Davetsiz Misafir   Paz Mart 03, 2013 2:41 am

D A V E T S İ Z

J A C O B
&
L O M A D R I E T H I E L

M İ S A F İ R





Hafif hafif yağmur çiselerken Lomadriethiel onun ıslaklığından çok rüzgarın bedenindeki yaralarda bıraktığı tatlı acıyı hissediyordu. Bildiği, tanıdık acı Hell kızına garip bir güvenin yanında bıkkınlık veriyordu. Kamptakilerin soru dolu bakışlarından, çaresizce kendisine bir şeyler hatırlatmaya çalışmalarından yorulmuştu; üstelik bütün bu iyi niyet onun canını yakmaktan başka bir işe yaramıyordu. Fia'nın sitemleri ve Spring'in uğraşları da yoruyordu onu. Henüz hayatının neredeyse tamamını geçirdiği ve belki de beraber öleceği arkadaşlarıyla saatler harcayabilecek cesareti yoktu.

Güçsüz bacakları cadı nehire ulaştığında yorgunluk sinyalleri vermeye başlamıştı. Kendisine uygun bir yer bulup oturduğunda arka cebinden taşımaktan hiç vazgeçmediği asasını çıkarttı. Dirsekleri dizlerinin üzerinde zemine bir şeyler kazımaya başladı zira bir zamanlar yeni büyüler keşfetmek için heyecanlandıkları asaları artık kuru dallardan farksızdı. Belki Hogwarts'taki kaosu yaşamadığından belki de artık ne uğruna savaştıklarını bile unuttuğundan dolayı Silvanesti'de kendini mahsur kalmış hissediyordu. Ne zaman bunu ima etse Fia kibir dolu sesiyle "Buraya geldiğinden beri bir kez olsun kabuğundan çıktın mı Hell?" diyordu birebir aynı kelimelerle. Derin bir nefes aldı Lomadriethiel. Tüm bunların ne zaman son bulacağını, merak ederek başını kaldırdığında nehirdeki yansımayla karşılaştı. En son gördüğü gündenbu yana fazlasıyla irileşmiş bedeninin üzerinde aynı sert bakışlı kemikli yüzü ve çok sevdiği hafif dalgalanmış saçlarıyla duruyordu. Yansımasında onun gözleriyle buluştu gözleri. Kendisini hayal gördüğü konusunda ikna etmeye çalışsa da bir yanı gerçek olmasını isteyerek korkuyordu. Arkasına dönmeye cesaret bulamadan dudaklarından fısıltıdan farksız şekilde döküldü adı.

"Jacob."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Liam Winchester
Kral Kurt
Kral Kurt
avatar

Mesaj Sayısı : 818
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : The Incredible Hulk

MesajKonu: Geri: Davetsiz Misafir   Ptsi Mart 18, 2013 11:19 am

Zamanı geldi.*

Yüzleşmekten korktuğu gerçekleri bir bir önüne koymakta bir hayli zorluk çekmişti genç kurt, bu zorluklar ikiye ayırıp, paramparça edebileceği engellerden farklılardı ve Jacob buna alışık değildi. Kampa geldiği günden beri çadırından her şekilde, kimi zaman yarı çıplak dahi çıktığı olmasına rağmen ilk defa dışarı, insanların içine çıkmaya çekiniyor, kendi karanlığında bekleyerek gereken cesaretin pişmesi için kendini yüreklendiriyordu. Yine de pek başarılı sayılmazdı, bir kez daha kapadığı göz kapaklarının ardından geçen lanetli yeşil ışınların ışığında düşünüyor, yaşadıklarını tartarak haklı çıkmaya çalışıyordu. Bu mümkün müydü? Jacob gerçekten Lomadriethiel'i aramış mıydı? Yollara düşmüş, dağ tepe orman dinlemeden aramış, birilerini sorguya çekmiş, ufacık bir ipucuna dahil rastlamış mıydı? "Serpent'ın emrinden çıkmanın ne demek olduğunu biliyor musun Jake? Ele geçirmen gereken bir taht, düzenlemen gereken bir ordu, özgürleştirmen gereken beyinler, yakman gereken bir Hogwarts varken ne yapabilirdin?"

"Kız kardeşinin dudaklarını emmek çözüm olmuyormuş demek ki." Zihnindeki sorusunu sesli yanıtladı ve günlerdir içinden çıkamadığı hıyanet hissi bir kez daha bünyesini vurdu. Kendisini haklı çıkarmak adına dillendirdiği her argümanı zihnindeki diğer ses çürütebiliyor, her sorusunu aleyhinde yanıtlayabiliyor ve kaçınılmaz gerçeği suratına çarpıyordu. Onun dönebileceğini düşünmedin, beklemedin. İstemedin. Spring'in görüntüsü, omzunda hüngür hüngür ağlaması, dört yıl önce boğulan Fia'yı kurtarmasının ardından kendisine sarılan L., okul merdivenlerinde kör kütük sarhoş ikilinin deliler gibi öpüşmesi, keşif sırasında bileğine tutunan sıcak parmaklar ve içini ısıtan gülüş...

"LANET OLSUN!" Ufak sandığı tek eliyle kaldırdığı gibi yere çalan öfkeli beden, tuzla buz olmuş tahta parçasına kuvvetli bir tekme daha savurmuş, ve fırtına gibi atılarak çadırından çıkmıştı. Attığı her adımda bu aptal durumun yok olmasını, çelişkilerini kendi elleriyle boğmayı hayal ederek koşmaya başladı, şansına kendisini durdurmaya çalışan hiçbir bedenle, ya da vahşetle parçalanarak can verecek bir hayvanla karşılaşmamıştı. Koştu, Than-Thalas'a dek, bedenini bir ok gibi fırlatıp derinlerine daldığı müthiş nehre dek durmadı. Kollarını deli gibi çırparak büyük bir süratla dibe ilerledi, ulaştığındaysa kıyıdaki devasa ağaçlardan birinin kök parçasını yakalayarak asıldı, bedenini çevirip çakılların üzerine sırtüstü uzandı. Akıntı kuvvetliydi, sıkı sıkı tutunan bedeni yay gibi gerilmeye, nefessiz ciğerleri yanarak isyan etmeye başladığındaysa tam da burada, her şeyi bitirmeye kararlıydı. Bekledi, ta ki dayanacak gücü kalmayana kadar gözleri kararıp görüşü kapanana, zihnindeki görüntüleri düşünselindeymiş gibi netleşene kadar.

Kazanılmış bir zaferin ardından, etrafında kardeşleri toplanmışken, korku dolu gözlerine gülümsedi.

"Her şey güzel olacak."

"Çıkarırsam kan kaybından ölecek! FLOJA! ETTA! YARDIM EDİN!"

"Göğsümü delip geçmiş dört ok var Fae. Bu bana veda etmen için en uygun an."

"Kapa çeneni aptal! Ölmeyeceksin, seni kurtarabilirim. Aaron, Aaron yapabilir. Onu yakalarız. Serpent yapabilir."

"Fae."

"Seni kaybedemeyiz Jacob! Bugün olmaz, bugün değil!"

"Ona göz kulak olun, her ikiniz de. Kardeşliğimiz lafta değildi, sizi özleyeceğim."

"Mel, bir şeyler yap! Jake, pes etmeyeceksin. Pes etme! Jake?! JAKE!"

"O gitti Fae. Sonsuza dek."

Bilincini yitirmeden önce hatırladığı son şeyse, güzel kuzgunun alnına bastırdığı dudakları, ve gözlerini kapadığı parmaklarıydı.


Onurlu bir ölüm. İstediği buydu.

Büyük bir efor, ve ardından gelen tükenmişlikle nefes nefese kendini attığı kıyıya tırmanarak soluklandı. Görüşü saçlarıyla tamamen kapanmışken şükrettiği tek şeyse, hayati tehlike atlatan bedeninin kendine gelmek dışında hiçbir şey düşünemiyor olmasıydı.

Bir saat sonra

"Lomadriethiel."

Bir kedi çevikliğiyle yanına çöktüğü kızı taklit ederek, sabit bir şekilde suya odaklandı. Pervasızlığı ruhunu ele geçirmişken, fırtına öncesi gergin sessizlikten nefret ederek kıyametin fitilini kendi elleriyle alevlendiriyordu. "Hoşgeldin. Konuşmamız gerek."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lómadriethiel Righelli
SFL
SFL


Mesaj Sayısı : 537
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Davetsiz Misafir   Ptsi Mart 18, 2013 11:44 am

Adını, onun dudaklarından, onun sesinden duymak bedenindeki tüm ürpertiyi alıp gitmişti. Yine de incecik, güçsüz bedeni soğuktan titremekten vazgeçmiyor, Hell kızının güçsüzlüğünü gözler önüne seriyordu. Engellemeye çalışmadı. Karşısındaki adam, onun en güçsüz hallerini görmüş, o anlarında yanında istediği kişi olmuştu. Labirentte bile onu aramıştı Lómadriethiel. Geçen süre boyunca hiç silemediği anılar bir kez daha kalbini ağırlaştırırken Jacob'ın sesinin soğukluğu titreyen bedeninin her yerine ölümcül darbeler almasına sebep olmuştu. Ne bekliyordun Hell? Kollarına mı alacaktı seni? Zoraki çıkan sesle onu tekrarlamakla yetindi. "Konuşalım." Oysa konuşmak şöyle dursun oradan kaçıp gitmemek için kendisini zorluyordu. Sonsuza dek saklanabilirdim senden.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Liam Winchester
Kral Kurt
Kral Kurt
avatar

Mesaj Sayısı : 818
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : The Incredible Hulk

MesajKonu: Geri: Davetsiz Misafir   Ptsi Mart 18, 2013 12:31 pm

Kızın sözcüklerini işitti, tonunu özümseyerek damağında çevirdi. Başını ağır ağır iki yana sallarken, eşlik eden saçlarının ardından suyu izlemeye devam etti. Her şeyi tek çırpıda söylemeyi tasarlamışken tıkanıp kalması olacak iş değildi. Kalp atışları hızlandığındaysa, kesinkes şekilde reddedip, görmezden gelmeye çalıştığı bir başka gerçek daha ortaya çıkıyordu. Kendisine doğru esen rüzgar, kızın kokusunu burnuna getirdiğinde kurt, kızı özlediğini, çok özlediğini fark etti.

- Sadakat Jacob, hatırladın mı?

- Bu kavramı uzun süre önce unuttuğum ortada.


Konuştuğunda bakışları ilk defa onun gözlerini buldu.

"Neredeydin L.?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lómadriethiel Righelli
SFL
SFL


Mesaj Sayısı : 537
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Davetsiz Misafir   Ptsi Mart 18, 2013 1:06 pm

Ona bakmak, yüzündeki değişimin farkına varmak için yanıp tutuşuyordu. Başını eski günlerde olduğu gibi onun omzuna yaslamak, hiç bir yere varmayan sohbetlerden etmek istiyordu. Belki sonunda bedeninde iz bırakan, hiç silemediği öpücüklerden birini alacağına emin olduğu tartışmalarından birini yaparlardı. Hepsini öyle özlemişti ki tarif edecek sözcükleri bile bulamazdı, ona bunları söylemek istese. Üzerindeki hırkaya sarıldı, kollarını ellerinin üstüne çekti. Hava bu kadar soğuk muydu yoksa aralarındaki soğukluğun eseri miydi üşümesi emin olamadı. Son zamanlarda hiçbir şeyden emin olamıyordu zira duymaktan korktuğu sorunun dillendirilmemiş olduğunu düşündü. Nerede olduğunu söylemeliydi? Serpent, Jacob'dan da gizlediyse ne demeliydi? Jacob, diğerlerine yaptığı gibi geçiştirmelerden hoşlanmayacaktı. "Bir çeşit görev sanırım. Labirentte hapsolmuştum." Üstüne gelmemesini diledi, dudaklarından bir çırpıda çıkan sözlerinin ardından.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Liam Winchester
Kral Kurt
Kral Kurt
avatar

Mesaj Sayısı : 818
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : The Incredible Hulk

MesajKonu: Geri: Davetsiz Misafir   Ptsi Mart 18, 2013 1:24 pm

Kızın başına gelenleri, tüm olan biteni Serpent'tan pür dikkat dinlemişti dinlemesine, fakat bir kere de onun ağzından duymak genç adam için oldukça önemliydi. Üstelemeli miydi? Üstelese eline ne geçerdi ki? Yaprak gibi titriyordu, zayıftı ve üşüyordu. Hiçbir şekilde tartışacak konumda değildi, uzun bir süre de olamazdı. Spring'i ve olan biten her şeyi sonraya saklamalı mıydı? Bekleyebileceğini sanmıyordu, omuzlarından kendi avı ayının kürkünü çıkarıp kızın omzuna sardı, kollarını olabildiğince çabuk çekmesinin sebebiyse yılların alışkanlığı sarılma dürtüsüydü.

"Hiçbir haber vermeden, yıllarca kayboldun L. Yokluğun beni çok yordu, yanımda olman gereken zamanlarda yoktun, görünüşe bakılırsa ben de senin yanında değildim, olamadım." Çektiği derin nefesler de açıkça gösteriyordu ki Jacob, konuya girmekte oldukça zorlanıyordu. "Yokluğunda çok şey değişti."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lómadriethiel Righelli
SFL
SFL


Mesaj Sayısı : 537
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Davetsiz Misafir   Ptsi Mart 18, 2013 1:47 pm

Üzerindeki onun kokusuyla sarmalanmış kürk bedeninden önce içini ısıtmıştı. Spring'i gördüğünde, Fia'nın parmaklarını ellerinde hissettiğinde yıllardır sol yanında dinmeyen acı son bulmuştu. Mutluluk değildi belki ama sonsuz huzuru hissetmişti ruhunda. Şimdiyse uzun zaman sonra Jacob'ın verdiği tanıdık güveni hissediyordu. Hogwarts'ı evi yapan o güven karşısındaki nehiri, Silvanesti'yi de evi yapabilecek güçteydi. Dudakları yukarı kıvrılmak üzereyken hissettiği huzuru yıkabilecek sözcükler kulaklarında yankı buldu. Değişim. Ruhundaki en derin yaraların sebebi olan o kelime tehlikeli adımlarıyla üzerine geliyordu. Geçen zamanlar sevdiği adamı aynı bırakmamıştı, görebiliyordu ancak görünenin ardında başka şeylerin olması fikri korkunun yeniden yeşermesine sebep olmuştu. "Sözlerim belki ettiğim yemine ihanet ama bu kadar yıpratıcı ve uzun olabileceğini bilseydim oraya hiç gitmezdim. Seni, Fia'yı, Spring'i bırakmak... Özür dilerim Jacob." Nefes almak için durdu. Ondaki değişimi anlatmasını duymak istemiyordu yine de onun bakışlarıyla buluştuktan sonra konuya gelmesi gerektiğini anladı. "Gördüğümden fazla değiştin değil mi?" Değişmedim de Jacob. Özlemiş olmalısın, sadece sarıl, lütfen.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Davetsiz Misafir
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Than-Thalas Nehri-
Buraya geçin: