Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Bir Adım Kala

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Felicia L. O'Sheila
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 433
Kayıt tarihi : 20/06/10

MesajKonu: Bir Adım Kala   Perş. Haz. 13, 2013 7:17 pm

 

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Miroslav & Felicia
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felicia L. O'Sheila
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 433
Kayıt tarihi : 20/06/10

MesajKonu: Geri: Bir Adım Kala   Ptsi Haz. 24, 2013 11:20 am

"Senden sıkılmaya başladım, hiç de eğlenceli değilsin..."

Onlara çevrilen gözlerin yavaş yavaş kaybolmasını bekledikleri bu süreçten en çok Felicia etkilenmişti, muhtemelen. Koleksiyonuna yenilerini ekleyememiş, eskilerle idare etmek zorunda kalmıştı ve en çok da canını sıkan buydu. Zira, oyuncaklarını iki üç günde kıran küçük çocuk misali stoklarını çabucak bitirmişti. Son kalanla da yaklaşık iki haftadır uğraşıyordu ve tam olarak istediği hazzı alamıyordu. O tatminasyonu yaşayamadığında ise agresiflik bütün bedenini sarıyordu, yavaş yavaş. Sinirlerini kontrol etmekte de pek usta olmadığı için kendisini odasına kapatıyordu ya da rüzgarın yoğun şekilde tende hissedilebildiği çatıya çıkarak kendisine özgü meditasyonu yerine getiriyordu. Parmakları arasındaki neştere göz ucuyla baktığında damlayan kanları görmesi onu biraz gevşetmişti. Kendisini bu şekilde rahatlatıyordu, ağabeyinin ona yaptığı en büyük kötülük buydu belki de. İnsanların canını yakmaya dair olan bu tutkusu onun yüzünden başlamıştı. Her ne kadar onu rahatlatan bu şeyden zevk alıyor gibi dursa da içinde bir yerlerde bundan rahatsızlık duyan bir parça da vardı, bastırmak için çaba gösterdiği.

"Daha sonra devam ederiz, o zamana kadar beni eğlendirebilecek bir şeyler düşün!"

Oturduğu masadan zıplayarak kalkmasının ardından ağır adımlarla odasının kapısına doğru yürüdü. Bileklerine hatta şort giymesinden ötürü bacaklarına dahi kan bulaşmıştı. Kapının biraz ötesinde duran bezi alarak üzerindeki kırmızı lekeleri sildi hızlı bir şekilde. Giydiği askılı badinin sol kolundan aşağı doğru kayan askısını düzelttikten sonra odasından çıktı ve merdivenlerden aşağı doğru indi. Kendisini dışarı atmasıyla güneş direk teniyle buluşmuştu. Mevsim sonbahar olmasına rağmen güneş tepede dikilerek aksi için diretiyordu, adeta. Onlara yazdan bir günü yaşatarak sıcaktan bunalmaları için çabalıyordu. Havaya aldırmayıp biraz yürüyerek kendisine gelmeyi umarak attı adımlarını. Birkaç dakika boyunca yürümesinin ardından birkaç metre ileride Miroslavla buluşmuştu gözleri. Kendine has duruşu ve tarzıyla yine farkını gösteriyordu ki uzun zaman önce Felicia'nın ilgisini çekmeyi bu sayede başarmıştı. Ona karşı tanımlaması güç şeyler hissettiğinin farkında olsa da göstermekten uzak duruyordu, Felicia. Geçen günkü toplantıda da gösterdiği aşırı ve gereksiz tavrıyla bu konuda ne kadar da başarısız olduğunu ortaya sermişti. Birkaç hızlı adım atmasıyla ona yetişmişti.

"Seni ne zaman görsem yalnızsın ve bunu neye bağlamam gerektiğini bilemiyorum. Sıkılmıyor musun?"


*Böyle aceleye gelip, özensiz ve rezil oldu panpa, telafisini ben yapıcam ben. Ne yazacağını bilememe vardı haliyle bir şeye karar vermediğimiz için.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Miroslav Harribel
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 39
Kayıt tarihi : 28/05/13

MesajKonu: Geri: Bir Adım Kala   Çarş. Tem. 17, 2013 7:01 am

"Neydi şu kızın adı? Dilimin ucunda resmen..."
"Felicia mı?"
"Hah, evet. Konuşmayı düşünmüyor musun onunla?"
"Bilmem, belki."

Başıyla ufak bir selam verdiği barmenin yanından ayrıldığında henüz hava serindi. Saçlarının arasında dolaşan rüzgar bir annenin bebeğini okşaması gibi rahatlatıcıydı. Öğrencilik hayatından kalma gereksiz alışkanlığını hala sürdürüyor olması, geçmişinden bir türlü kopamıyor olması, içten içe rahatsızlık veriyordu genç adama. Durmstrang'de okuduğu yıllarda da okula uğramadan önce bir bara uğrayıp bir kaç bir şey içiyordu ve derslere öyle giriyordu. Bünyesinin sağlam olması nedeniyle arkadaşlarının arasında pek de fark edilmiyordu sabah sabah alkol almış olduğu. Eskimiş beton zeminde nereye olduğunu bilmeden yürümeye devam ediyordu. Aklında dolaşan düşüncelerle birlikte, dudaklarının arasında sigarasıyla... Felicia... Ona karşı uzun zamandır güçlü duygular hissediyordu. İnsanların yanındayken vurdumduymaz tavırlarını takınıyor olsa da Felicia konusunda aslında ciddi sayılabilirdi. İçinde onun için büyüttüğü umutların dışarıya çıktığında sadece kaosa yol açmasından korkuyordu biraz. Bu zamana kadar kendine sakladığı gerçeği barmenden de aldığı soruyla birlikte düşünmeye koyuldu. Gerçekten ona söylemek istiyor muydu? Güneş yüzünü göstermeye başladığında bir ağaç gölgesine geçip oturdu. Güneşten pek hoşlandığı söylenemezdi. Uzaklara dalıp gittiği bir anda kulaklarına çalınan sesle kendine geldiğinde ufak çapta bir şaşkınlık yaşadı. Onu burada görmeyi beklemiyordu hem de düşünceleri onun hakkında iken.

"Yalnız olmak hoşuma gidiyor. Etrafımda insanlar varken kendim gibi olamıyorum." Oturduğu bankta Felicia için de yer açmak adına kenara kaydı. Dudakları tekrar aralandığında kızın gözlerindeydi gözleri. "Eşlik etmek ister misin bana?" Başıyla onaylayan genç kız Miroslav'ın yanına oturduğunda genç adam adeta dut yemiş bülbüle dönmüştü. Devlerin aşkı gibi değildi onunki biraz daha farklıydı, bilmiyordu. Gerçi aşık olup olmadığından da emin değildi ama Felicia'nın yanındayken kendisini rahat hissediyordu. Aşk biraz kesin bir hükümdü. "En son Yakı Mahzenin'de görüştüğümüzde yıldızlarımızın barışmamış olduğunu düşünmüştüm. Yanılıyor muyum?" Yüzünde samimi bir tebessümle yönelttiği sorusunun ardından bir sigara daha çıkardı cebinden. Felicia'ya da uzattığı paketle birlikte cadının göz bebeklerine kilitlenmişti. Hem sorusuna yanıt arıyordu hem de Felicia'nın gözlerinde kendisine dair izler...


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felicia L. O'Sheila
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 433
Kayıt tarihi : 20/06/10

MesajKonu: Geri: Bir Adım Kala   Çarş. Tem. 17, 2013 4:59 pm


Büyücünün teklifi üzerine diğer yarısı boş olan banka oturdu, genç cadı. Biraz gerilmişti. Zira, büyücüyü en son görüşmelerinde gereksiz yere terslemişti ve şu andaki ılımlı yapısı altından bir şey çıkıp çıkmayacağına dair endişelenmesine yol açmıştı. Her ne kadar vurdumduymaz, umursamaz bir tavır takınsa da gözlerinin içine baktığın farklı bir şeylerin olduğunu görebiliyordu, Felicia. İnsanların karakterlerini tahlil etmede iyiydi, birisinin davranışlarından ya da konuşma üslubundan ona dair şeyleri anlayabiliyor ve o kişiye yapıştırdığı sıfatın da yanlış çıktığı pek olmuyordu. Miroslav'a dair tam bir şeyler yoktu zihninde. Onu tanımlaması pek de kolay değildi.  Belki de zihnindeki karmaşıklığın sebebi hala daha tam olarak keşfemedemediği duygulardı, emin değildi. Gözlerinin içine bakmak için bakışlarını ona doğrulttu, o an garip bir şekilde rahat ve huzurlu hissetmişti. Sebebini bilmiyordu, daha doğrusu inkar etmeyi seçtiği şeyleri kabullenmek zor geliyordu. Farklı şeyler hissetmesine yol açan birinin duygularını bilmediğinde herkesin yaptığını yapmış, inkar ederek kolaya kaçmayı seçmişti, cadı da. İç sesi yine bir çatışmaya girecek olmuştu ki, onu düşüncelerinden arındıran ses kulaklarına dolduğunda çehresinde bir gülümseme belirdi. Beklediği şey olmuştu.

"Yalnız değilken kendisi olamayan bir tek sen değilsin, orada takınılması gereken bir maske var. Hem biraz gergindim o gün, sana denk geldi. Özür dilemeli miyim?"

Ona doğru uzatılmış paketten çekinerek de olsa bir tane almış, dudaklarının arasına yerleştirmişti. Cebinde çakmak aramaya koyulacaktı ki Miroslav ondan hızlı davranmıştı, zaten bulamamıştı da. Sigara paketi ve çakmak taşımayı alışkanlık haline getirememişti, hiçbir zaman. Bu yüzden daima başkalarının ona teklif etmesini beklemek zorunda kalıyordu ya da gidip yeni bir tane alması gerekiyordu. Sigaranın zehrini ciğerlerine çekerken biraz da olsa gevşemişti. İnsanların yana yakıla zararlı olduğunu savunduğu şeyin içene sağladığı yarardan bihaber olması komik geliyordu, Felicia'ya. Büyücüye döndü, bir şey söyleyecekti ki burnuna çalınan kokuyla diyeceği şeyden vazgeçmişti. Koku alma duyusu hassastı, kimi zaman bunun zararını görse de bu gibi durumlarda ona sahip olduğu için seviniyordu.

"Günün bu saatlerinde içmek ne kadar mantıklı, Miroslav? Kendini öldürmek gibi bir planın varsa bu denli ağır ilerleyen bir yol seçmeseydin keşke."

Kendisi de çoğu zaman aynı şeyi yapıyordu, hatta içmek için en iyi anın o zamanlar olduğunu da savunabilirdi.

"Şaka yapıyorum, bir daha ki sefere bana da haber vermelisin. Ben de kendime bir arkadaş bulmuş olurum, hem."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Bir Adım Kala   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bir Adım Kala
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Karanlık Bölge :: Güney Ülkeleri :: Wigtown-
Buraya geçin: