Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Salvation Lies Within

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3
YazarMesaj
Juanita A. Vargas
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 685
Kayıt tarihi : 18/09/10
Lakap : Afro bacı.

MesajKonu: Geri: Salvation Lies Within   Ptsi Mart 03, 2014 5:59 pm

Nasıl başlayacağını bilmiyordu sarışın cadı. Nasıl başlanırdı kaybedilen bir şeyi aramaya? Kaybettiğini düşündüğü ilk yere mi bakması gerekiyordu, baktığı ilk yerde mi kaybedilmişti aranan? Ve tabi ki yeterince aranmış mıydı bulunması gereken? Yetmek neye karşılık geliyordu; bu her istediğini elde edebilen insanlara rağmen istediği bir parça ekmeği bile bulamayan insanların varlığı düşünülünce. Doyumluluk, insanın ne kadarlık yeterliliğini karşılıyordu, bu nasıl ölçülüyordu ve buna kim karar veriyordu? Bazı insanlar bir tebessümle dahi doyabiliyor iken, bazıları damarlarındaki kanın her bir damlasına işlemiş açgözlülükle elde ettiğinin de fazlasını; elde edemediğini, hatta belki de başkasının olanı istiyordu. Bazen kazanıyor, bazen kaybettiğini kabul etmiyordu. Kaybetmek karşısındakine göre idi. Kaybeden kabul etmezdi yenilgiyi. Yenilgi; bir çeşit daha önce sahip olduğun herhangi bir şeyin bir kısmını başkasına geçici olarak emanet etme durumu gibi bir şey miydi?

Öyleyse yenilmiştim. Çoğuna sahip değildim çünkü, azına da sahip değilim artık. Porselen bebeklerin parmaklarını andıran kırılgan ve incecik parmaklarımın arasında kalan tek şey, birkaç saniye boyunca daha tutunabileceğim gerçeklik. Soğuğun gerçekliği, donmak üzere olduğumun gerçekliği, belki de ölümüme kalan saniyelerin bir dakikalık nabız sayısına eş değer oluşu, belki de daha azı... Gözlerim kaskatı kesilen vücudumu görmeseydi bizzat, inanmayacaktım ya soğuğun en acımasız saldırısına. Birkaç adımın sonunda yere yığılan bedenimin saatler öncesinde ölüm soğukluğuna yenik düşmekten bu kadar zevk alacağı bir türlü gelmemişti aklıma. Rouvas'ı, nefes alabilen son insanın dahi elbet bir gün katledileceği kıyametin ortasında kaybetmenin verdiği acı his dudaklarımdan ve dilimden dahi henüz silinmemişken, bu yetmezmiş gibi bir de beynimin her bir hücresinin ölüyor olduğum gerçeğiyle attığı sirke tadında çığlıklarla savaşmak; çocukluğunda yaşadığı travmalar sonucunda hissizlikle lanetlenmiş bir bedenin sahibi olduğum düşünüldüğünde hiçlikten başka bir şey değildi. Boşluk hiç olmadığı kadar büyük ve genişti ve ben hızlı bir şekilde bu boşluğun içine çekiliyordum. Durumumdan şikayetçi olduğum söylenilemezdi, şikayetçi olabilme gibi bir lüksüm de mevcut değildi zaten; lakin çok sevdiğim adamın çok sevdiği bedeni kaybettiğinde çekeceği acıyı düşündükçe, hissedemediğim fiziksel acının yerini alan ruhsal çöküş, içinde kaybolmak üzere olduğum bataklıkta çırpınmam için umut ışığı olmuştu bana. Gözlerimi aralamıştım ve soğuktan titremekten yorgun düşmüş kaslarımı oynatmaya çalıştım. Nafileydi. Karın yumuşaklığı buz gibi havadan yıpranmış yanaklarıma değdikçe hiçbir şey hissetmiyordum. Buz gibi havayı da hissetmiyordum. Ben. Lanet. Olasıca. Hiçbir. Şeyi. His-set-mi-yor-dum! Sonum olacağını bildiğim bu yoksunluk, çok erken çıkıvermişti ortaya. Nefes almaya çalıştım. Buzul sonsuzluğun arasından duyulan yansıma sesler bir umut ışığı daha olabilir miydi benim için? Henüz geç değildi belki de. Güneşin nimetini birkaç dakika sunduğu şansız bir buz parçası erimeye başladığında, bedenimin kaç saniyesi kaldığının farkında değildim.

Birkaç damlanın yere çarpan sesi insana nasıl olurdu da bu kadar huzur verebilirdi?

Tıpkı kış gecelerinde pencerenin aralıklarından duyular sesler gibiydi. Yalnız değilsin diyerek cesaret veren damlalar, buzul buhranın ortasında kutsamıştı yalnız ölümü. İlk defası olmamasına rağmen son defa ninni mırıldanıyordu kulaklarıma sanki. Öyle güzelmiş ki bu sıcaklık. Kıymetini bilememek ve farkındalık her şeyden daha fazla yormuştu bedenimi. Hayır, hayır. Son sözlerim ya da belki son düşüncelerim fahişe bir kadının bahşetmediği annelik duygusuna olan özlemimden ibaret olmamalıydı. Güzel şeyler düşünmeliydim. Güzel. Belki de yummalıydım artık gözlerimi sonsuz karanlığa. Hayır. Nefes al. Uyuma. Sadece bırakma kendini. Lacroix miydi o? Lacroix? Sen misin? Sevg...



Gözlerini araladığında hep cehennemde olmayı beklentilerinin arasında tutmuştu Aphrodite. Ama ne yazık ki ölüm hediye sunulan bir bedeni daha kabul etmemiş ve belki de onu kurtarması için gönderilen bir melek görevini başarılı bir şekilde yerine getirmişti. Ve Juanita Vargas'ın hayatı, daha önceden de olduğu gibi Aaron Matthias Svensson'ın başarılı şifa bilgisine bırakılmıştı. Gözlerini tekrar yumdu Juanita, bir an dahi şüphe duymadığı adama güvenerek ve sağ kurtulmanın verdiği mutlulukla karışık hüzün duygusunu düşünerek karanlığa gömdü kendisini. Gözleri kapalıyken işittiği seslerden anladığı kadarıyla akşamüstü bir organizasyon düzenleniyordu neresi olduğunu bilmediği ve dünyayı sarıp sarmalayan lanetten nasibini almamış topraklarda. Sevinmek ya da üzülmek arasında gidip gelirken, Lacroix'in de başarılı olup olmadığını merak etmeden duramamıştı. Açıkçası içi içini yiyordu kelimenin tam anlamıyla.



''İyi akşamlar, Aaron.''
Yabancı yüzlerin arasından sıyrılıp gece boyunca gerekebilecek tüm bilgiyi topladıktan sonra yemek masasında boşta kalan bir yere oturmuştu. Pamelia konuşmaya girene kadar da Jesus'ın da orada olabileceği aklının ucundan dahi geçmemişti ve bu utanmasına neden olmuştu; lakin yüzü kızarmamıştı tabi ki. Abisini görmek sevindirmişti cadıyı. Adına Silvanesti dedikleri bu topraklara geldiğinden beri ilk defa gerçekten sevinmişti. Koşup Jesus'ın boynuna sarılmayı düşündü ama ortamın ciddiyeti ve gergin havası buna engel olmuştu. Vitaly'nin sesindeki iğnelemeyi ve Melodie'nin sözlerinin güven vermesinin yanında ucu açık tehdidi de hissettikten sonra henüz iyileşmediği kalınlığından belli olan ses tonuyla, bir zamanların Hogwarts'ının yalancısı Juanita Aphrodite Vargas olarak, diğerlerinin konuşmalarına katılmayı düşündü. ''Bu topraklara henüz bugün ayak bastım. Dünyanın geri kalan yerlerinde ne olup bittiğinden haberim dahi yok fakat gördüğüm kadarını söylemek isterim ki canına değer veren herhangi bir insanoğlunun, ister düşman ister intikam almak isteyen delinin teki olsun, ne denizden ne de karadan buraya saldırmak gibi çılgınca bir fikre sahip olduğunu düşünmüyorum. Bilmiyorum herkes farkında mı ama dışarıda hayatta kalan insan sayısı belki de bir elin parmaklarını geçmemiş olabilir.'' Aklına Lacroix geldiğinde -zaten aklından çıktığı pek söylenemezdi- ağzında ekşimsi bir tat oluşmasına rağmen devam etti; ''Elbette şu dakikaya kadar bu topraklarda güvende hissettik ve böyle devam ettiği sürece de güvende hissedeceğiz, elbette ki günü gelecek burayı korumak zorunda kalacağız ama şu an önemli olan hayatta kalmak. Lanet olasıca kılıçlar, kalkanlar ya da güç gösterileri şu an kimin umurunda gerçekten de? Hepinizin tek düşündüğü tabağınızdaki lezzetli yemekler, karnınızı doyurmak.'' Henüz bir lokma yediği tabağına çevirdi birkaç saniye bakışlarını, yapana teşekkür etmenin sırası olup olmadığını kafasında tarttığı anda uygunsuz bir fikir olduğuna da karar vermişti. Devam etmedi, yemeğinde bir parça daha midesine indirmedi, diğerlerini izledi sadece.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serpent Felis Leo
SFL Lideri
SFL Lideri
avatar

Mesaj Sayısı : 2958
Kayıt tarihi : 20/06/10
Yaş : 26
Lakap : Kaos'un Lordu

MesajKonu: Geri: Salvation Lies Within   Paz Nis. 06, 2014 2:25 pm

Grup Juanita'nın da belirttiği üzere sessizlik içinde yemeklerine dönmüş, ardındaki konuşmada çeşitli roller dağıtılmış, ve gelecek planlar için gelecek haberi beklemek üzere topluluk, kendilerine tesis edilen barınaklarına dağılmıştır.

-SON-

_________________


It's all about Littleflair:
 


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Salvation Lies Within
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Eritheia Fae Hyxest-
Buraya geçin: