Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Yeni Nefes

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Audric W. Steiner
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Kayıt tarihi : 23/02/14

MesajKonu: Yeni Nefes   Salı Şub. 25, 2014 8:27 pm

düzenlicem burayı ama anlayamazsınız.... beni en çok çeken başlığın resmi, shopuğğğğüğüğüğüğ SOPDFAPOSDJPOASHDPAOSDJ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Audric W. Steiner
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Kayıt tarihi : 23/02/14

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Salı Şub. 25, 2014 10:38 pm



Aile yoktu, manevi anlamda onu güçlendirecek ya da zengin gösterecek hiçbir şeyi yoktu. Desteklediği insana duyduğu saygı ve ideolojisine olan hayranlığının da bir şeye yaradığı yoktu artık. Sahip olduklarının bir değeri olmadığını evren onlara kanıtlamak istercesine dünyayı bir hale sokmuştu ki bir değişiklik yaşamayan yegane insan Audric'ti herhalde. Yaşamaya karşı olan arzusu onu bu adaya sürüklemişti diğerleri gibi ancak yaşama imkanı sağlayacak bu kadar az şey varken bunca insanla orada hayatlarını nasıl idame ettirecekler, büyük bir muallaktı. Aslında bu soruna çözüm bulmak için bir toplantı düzenlenmişti ve büyük ihtimalle bir çok karar alınmıştı ancak Steiner olmanın gerekliliğini yerine getirip katılmamıştı. Bu tip şeyleri umursamamanın, gereksiz görmenin genlerine işlendiğini düşünüyordu zira bu denli uzak durmasının onda en ufak bir merak dahi oluşturmamasının başka açıklaması yoktu, onun için. Toplantıya gitmek yerine limanda oturup düşünceleriyle bir araya gelmişti.

Geldiği günden beri zamanının çoğunu bu limanda geçiriyordu. Ona Hamburg'un biraz daha boş halini anımsatıyordu, tekrar oradaymış gibi hissedebiliyordu kendisini biraz zorlarsa. Her ne kadar şehri gezebilmesini sağlayacak o tekneler ya da her bir santimi arşınladığı parkları burada bulamazdı ancak yine de özlemini biraz da olsa bastırmasını sağlardı. Gözlerini kapatıp ellerini arkasına yerleştirip güç aldı, kafasını geriye atıp denizi kokusunu ciğerlerine çekti. Farklı kokuyordu. O alıştığı deniz kokusu bundan farklıydı ama ona doğal gelen yaşadığı şehre ait olanınki idi. Şehrin kalabalığı ve pisliğiyle yavaş yavaş kirlenmiş o kokuya alıştığı için Silvanestinin temiz, insanlığın mahvetme imkanı elde edemediği denizin kokusunu garipsemişti. İçinde bulunduğu sessizliği bozan sesler işitmişti o esnada. Normalde çok fazla kişi oraya uğramazdı. Bir bakıma da bu yüzden seviyordu limanın çevresinde gezinmeyi, oturmayı, kendisiyle baş başa kalabilmeyi. Yalnızlığını bozan seslerin kime ait olduğuna bakmak için etrafa bakındı. Sadece ismen bildiği ve birkaç defa görme şerefine nail olabildiği simayı görünce garip bir huzursuzluk hissetti, sebebini sorgulamadı. Yanına yaklaştığında hafif de olsa yüzüne çarpan güneşi eliyle engelleyip kafasını ona doğru çevirdi. Tanışmasalar da onunla laubali bir şekilde konuşmaya başlamak istedi. "Beni mi özledin, Vlonjati? Yoksa her yerde beni mi arıyordun?" Sevimli görünmeye çalışarak gülümseyip bakışlarını masum köpek bakışları gibi yapmaya çabaladı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vera Vlonjati
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 1202
Kayıt tarihi : 14/01/11
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Çarş. Şub. 26, 2014 12:26 am

Daha hızlı daha hızlı olmalıyım.

Sıcak bir Silvanesti sabahına uyanan cadı henüz güneş doğmadan çoktan uyanmış ve sabah koşusu için harekete geçmişti bile. Londra'da geçirdiği kara günlerin ardından bir Cennet misali olan ada cadıya adeta ilaç gibi gelmiş ve eski formuna kavuşmasına imkan tanımıştı. Buradan gitmeyi her şeyden çok istiyordu. Lynn'ı sevmişti. Ama eğer işler düzelir ya da bir mucize olursa bir dakika bile burada kalmazdı. Onu buraya bağlayacak en ufak bir sebep göremiyordu cadı. Eski hayatına dönmek gibi bir hevesi yoktu ama küçük bir liman kasabasından kendisine ev alıp sakin bir hayat yaşayabilir ya da Amerika'ya yerleşerek hayatı yeniden keşfederdi. Tabi eğer Amerika kıtası diye bir şey kaldıysa... Bu planlarının içine Vitaly Orlov'u dahil etmez ve lanet olası adada her gün yüzünü görmeye tahammül etmek zorunda kalmazdı. Ona her baktığında içindeki öfke, nefret ve sevgi harmanı koca bir ağırlık yaratıyordu. Cadı, daha ne kadar süre bunu taşıyabilecekti bilmiyordu.

Henüz güneş daha çıkmamış hava garip bir ağırlık altında gibiydi. Gökyüzü yavaş yavaş aydınlanmaya başlamış ve böcek cıvıltıları hafif hafif cadının kulağına ilişerek şarkı söylemeye başlamıştı. Henüz herkes çadırlarında sıcak bir uyku çekerken, kendisini bundan mahrum bıraktığı için pişman değildi. Koca dağcı çantasına attığı kıyafetlerinin arasından olmazsa olmazı koşu ayakkabılarını bulduğunda adeta sevincinden ağlayacaktı cadı. Adada pek fazla kimseyle kaynaşmış sayılmazdı. Dün yapılan toplantı ve yemekte kimliğini açık açık söyledikten sonra da artık pek fazla şansının kaldığını düşünmüyordu. Düşüncelerinden sıyrılıp kaçıp sığınabildiği nadir anlardan birisiydi gece yarısını sabaha bağlayan bu saatler. Yalnız kalmaya ilk defa bu kadar ihtiyacı varmış gibi hissediyordu. Ya da çok yalnız olduğu için bu hissin müptelası olmuştu. Düşündükçe hızını arttırıyor ve dalların arasından çevik hamlelerle geçerken aynı zamanda beyniyle düşürken hareketleriyle refleksi atlamalar yapıyordu. Yarım saattir durmadan koşuyordu cadı. Deniz kenarına doğru geldiğinde farketmişti. Güneş yavaş yavaş doğuyordu. Kendisini denizin serin sularına doğru atarken vücudunun baştan aşağıya arındığını hissedebiliyordu.

Henüz kavurucu dereceye gelmeyen güneşle tekrar buluşan bedeni sudan çıkarken isteksizdi. Islanan şortu ve göğsünün aşağısında biten atleti üzerine yapışmıştı. Suyun üzerini kaplayan tahta yolun üzerinden yürürken çadırına gidip kurulanmayı planlayan cadı denize karşı oturan ve bu saatte kendisinden başka uyanık birisini gördüğünde şaşırmıştı. Büyücünün yüzüne dikkatli baktığında örgütten olduğunu anımsadı. Daha önce hiç muhabbet etmemiş ya da tanışmamışlardı. Sadece sima olarak biliyordu ve onu görmüştü. Görmezlikten gelmeyi düşündü. Ama illa ki onun yanından geçmek zorunda kalacaktı. Tabi eğer yolunu uzatıp ormandan dolaşmayı göze alırsa bunu yapmasına gerek kalmazdı. Yavaş ve sessiz adımlarla arkası dönük olan büyücünün yanına geldiğinde dalga seslerinin hakimiyetine son verdi. ''Bu saatte benim dışımda uyanık birisini görmeye alışık değilim burada.'' Ses tonu meraklı ve bir o kadar keskin çıkmıştı. Kendisini farkeden büyücünün yüzüne dikkatli baktığında yanılmadığını farketti. Onu daha önce görmüştü. Cevap vermekte geç kalmayan bal rengi gözlü çocuğa doğru gülümserken yanına oturdu ıslak kıyafetleriyle. Ardından kendisini tanıyan çocuğa döndü. İlk kez onu bu kadar yakından görüyordu ve daha önce bu kadar yakınına girmediği için kendisine küfür etmeliydi. ''Dün akşam seni yemekte göremedim.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Audric W. Steiner
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Kayıt tarihi : 23/02/14

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Çarş. Şub. 26, 2014 1:35 am


Kız fazlasıyla güzeldi. Islak kıyafetleri vücuduna yapışıp hatlarını iyice ortaya çıkarmıştı ki bu durumda iyice süzmeseydi cadıyı, babası büyük ihtimalle onu hadım ettirir sonra ortalığa salıverirdi. Ancak gözleri tam olarak hangi noktaya odaklanması gerektiği konusunda kararsızdı. Kızın sütyen giymeyerek herhangi bir duruma hazırlıklı olmayı amaçlamasıyla beyaz atletinin iyice meydana çıkarttığı göğüslerine mi dikilmeliydi yoksa sapık biri gibi gözükmemek için yüzüne mi kilitlenmeliydi? Hayat onun için her zamankinden daha zordu, belki de. Öleceğini ya da yaşayacağını seçmeni istedikleri o an bu kadar zor olamazdı, çünkü o zaman bir şeyin kesinliği vardı ancak o durumda her şey olabilirdi. Beş saniye sonrasında dahi alacağı tepki belli değildi. Kendisine bir tokat atmak istedi o an. Hayatında ilk defa bir çift göğüs görüyormuş gibi davranmayı kesmesini söyledi kendisine, zira ona bu yakışırdı ancak yakışmayacağı düşüncesini kendisine empoze etti, bir şekilde. Zor olmuştu. Dikkatinin cadının bedenine olduğu saniyelerde bir şeyler söylemişti, Vera ancak içinden sadece 'yemek' kısmı umursama radarına takılmıştı. Aç mıydı? Elini karnına doğru götürüp düşündü, biraz daha bekleyebilirdi. Aralarındaki yemekle ilgili ortak şeyin ne olduğunu birkaç saniye bulmak için uğraştıktan sonra istediğini kavuştuğu sesine de yansırken güzelliğiyle onu etkilemeyi başarmış cadıyı yanıtladı. "Ha, yemek... Açıkcası umurumda değil o tip şeyler. Kendisine çobanlık edebileceği koyun sürüsü kurmuş adına anarşizm demiş ve kral kafasıyla burada bir şeyler yaptığını sanan bir adamın bana orada ne yapıp yapmayacağımı söylemesine katlanabilecek karaktere sahip değilim, malesef. Buraya gelme sebebim de sadece biraz daha yaşayıp sıkıldıktan sonra istediğim zamanda ölmek..."  Fazla iddialı cümleler seçmişti belki de fakat her zaman o tip kelimeler seçtiği için insanlar onda bir şeylerin olduğunu düşünüp lafını dinlemeyi seçmişti. Kendisine çizdiği yol pek düz olmasa da istediği gibi yaşamasına müdahale edilmesini engelleyecek kadar ağzının laf yapmasını öğrenmişti, kendi yollarıyla. Daha fazlasını istemedi, yaptığı şey dışarıdan bakıldığında amaçsızlık gibi dursa da -ki babası yaşayabildiği süre boyunca onun kafasına bunu kakmıştı hep, yaşamak denilen şeyin çok da abartılmaması gerektiğini düşünerek bir şeyler yapmaya uğraşmıştı.

Gözleri yine göğüslerine kaydı, istemeden olmuştu bu defa. Üzerindeki t-shirtü çıkartıp üzerine geçirme arzusu peydah oldu o esnada. Yapmayı planladığı bu hareket ayıp mıydı yoksa asıl yapılması gereken miydi? Bunu bilecek kadar görgü kurallarına hâkim değildi. Onun vücudunu sere serpe yanımda oturması ayıp değilse bu yapacağım da değildir. T-shirtünü çıkarttı kızın üzerine attı. "Giymezsen eğer birazdan kontrolü hormonlarıma bırakacağım ve hiç de hoş şeyler olmayacağından eminim. Güzel göğüslerin var ama onu söylemeden geçemeyeceğim. Allah sahibine bağışlasın... Neyse, beni alakadar edebilecek bir şey söyledi mi paşazade Serpent derdim ama zerre takmıyorum kendisini. Eğitimli bir işkence ustası olmak nasıl acaba? Adını çok duydum bu konuda."  Vera'nın eğitimi Wigtown'da neredeyse herkesin dilindeydi ki bunu duymaktan sıkılmıştı artık. Birkaç kez Felicia ile göreve çıkma şansı olmuştu ve ona işkence konusunda hayran olmadan edememişti ki kendisi Lady'nin en yakın adamlarından birisiydi. Ortalıkta gezinen rivayete göre Vera daha da tehlikeliydi. Bunu neden göğüslerine iltifat etmeden önce hatırlamadım ki? Lanet ols- Onun suçu. Benim değil. Bir şey yapmaz bence. Tekrar şirin görünme çabasına girdi. Faydasızdı, bu konuda kesinlikle dünyanın en berbatlar listesine ilk beşten girerdi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vera Vlonjati
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 1202
Kayıt tarihi : 14/01/11
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Perş. Şub. 27, 2014 7:56 pm

Oturduğu tahta sütunun üzerindeki yerini sağlamlaştırırken, yeni doğmuş olan sabah güneşinin tadını çıkarmak istercesine dirseklerini sütuna doğru dayayarak pürüzsüz yüzünü sarı alev yığınına doğru uzattı. Sıcaktan nefret ederdi. Ta ki bütün Dünya buzullar altında kalana dek... Eğer asa kullanamasa şu zamana dek Vampir olduğunu iddia edebilecek insanlar bile tanıyordu. Şimdiyse aç bir köpek gibi eski günlerin acılarını biraz olsun huzurun en tatlı yoluyla kapatmaya çalışıyordu. Yinede her gece kabuslarına giren o kara günleri aylar geçmesine rağmen unutamamıştı. Bu adaya gelmemek için diretmiş ve son çare boyun eğmişti. Londra'dan kaçması sandığından daha kolay olmuş olsa bile yolda bıraktığı, ihanet ettiği dostlarını anımsayınca içi en ufak sızlamıyordu. Bu gerçeği kimseye elbette söylememişti ve söylemeye niyeti de yoktu. Masum değildi, hiçbir zaman masum olmamıştı. Yanında oturan adamın neler yaptığını bilmiyordu ama aynı örgütten geldikleri kesindi ve oraya bir kez bulaşanın pek masum bir hayat sürdüğü söylenemezdi. Onu tanımıyordu. Mükemmel bir yüzü ve kusursuz bir vücudu olmasına rağmen. Muhtemelen onu gördüğü sırada Marcio adlı koca karıyla rahibe Teresacılık oynuyordu.

Gözleri kapalı bir biçimde yarı oturur pozisyonunda otururken büyücünün sesini işitti. Söyledikleri karşısında istemsizce dudakları aralanmış ve sessizce gülümsemişti. Kendisi gibi düşünen tek kişinin o olmadığını zaten biliyordu ama genç cadı ne olursa olsun burada kalıyorsa borcunu ödemek zorunda olduğunu düşünüyordu. Gidebilecek başka bir yeri de olmadığı için ne yazık ki Felis'e muhtaçtı. Bu yüzden yemeğe katılmıştı. Ama henüz adını dahi bilmediği yanında duran yakışıklının dün o yemeğe katılmak dışında ne işi olabilirdi ki? Ya da gerçekten takmıyordu Felis'i. Bu da bir ihtimaldi. Bu konunun üzerine gitmeyi gereksiz bir zaman kaybı olarak niteliyordu. Daha çok onu merak etmişti. Sessiz ama cürretkar tavırları vardı. Merak uyandırıcı bir zihni olduğuna da adı gibi emindi güzel cadı. Islanmış olan saçlarından akan damlalar göğüslerinden aşağıya doğru süzülürken büyücünün garip bakışlarını üzerinde hissetti. Cadının göğsünün hemen altında biten atleti ıslanınca hatlarını daha çok ortaya çıkartmıştı. Fena görünmediğine emindi ama her gün gördüğü tabloya ıslak halde nasıl diye bakma gereği duymadı. Bıyık altından gülmekle yetindi sadece. Ne var ki büyücü kendisini tutamamış ve üzerindeki tişörtü çıkartıp cadının üstüne fırlatmıştı. Dirseklerini koyduğu yerden doğrulan cadı üzerine fırlatılmış olan bez parçasını kavrayıp vücudunu dikleştirirken kulağı hala büyücünün melodik sesiyle bir bütünlük içerisindeydi. Büyücü az önceki kışkırtıcı sözlerini hiç söylememiş gibi alel acele konuyu değiştiren büyücünün düştüğü bu masumane durum karşısında Vera, tek kaşı kalkık bir şekilde elindeki bez parçasını parmak uçlarıyla tutuyordu.

Yarı çıplak adamın mükemmel aksanından daha seksi bir şey varsa o da geniş omuzları ve mükemmel formdaki abartısız six pack'lerinden başkası değildi. Cadının gözleri büyücünün vücudunu göz ucuyla süzerken elindeki tişört'ün varlığını unutmuş gibiydi. Bakışlarını güç bela toparlayıp büyücünün bal rengi gözlerine çevirdiğinde elinde salladığı tişörtü arkasına doğru pervasızca sallandırarak hafif bir hareketle fırlattı. ''Neden? Çok mu hoşuna gitti? Yoksa bir tarafların çok mu kıpraştı?'' Bir kaç saniyelik sessizlik adeta bir asır gibi gelmişti. Dalga seslerinin hakim olduğu o anlarda bir asır gibi uzun gelen sessizliği yine cadı bozmuştu. ''Sevişelim mi?'' Bir an ciddi bir ifadeyle söze girmiş olsa da kendisini tutamamış ve içinde zorlukla tuttuğu gülümsemesinin yüzünü kaplamasına engel olamamıştı. Arsız ve utanma duygusundan yoksundu. Büyücünün daha önce kendisi gibi birisiyle karşılaştığını zannetmiyordu. En azından doğaldı... ''Korkma seni yemem.'' Keyifle dirseklerini tekrar sütunlara dayadığında hala ufak ufak gülüyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Audric W. Steiner
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Kayıt tarihi : 23/02/14

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Perş. Şub. 27, 2014 9:02 pm



Sallanıp striptiz yapan birisinin edasıyla geriye doğru atılan t-shirtüne baktı, kısa bir süre. En sevdiklerinden birisiydi o. Bir kıza kolayca verebilecekleri arasında yer alıyordu belki de ancak takıntılı olduğu bir şeyin o şekilde kolay atılması bir an için de olsa canını yakmıştı. Peşinden söylediklerine kahkaha atarak karşılık vermişti. Onun deyimiyle kıpraşan yeri yoktu, en azından öyle varsayıyordu. Kontrol etme gereksinimi hissetti. O neşesi bir süre devam etmişti ancak peşinden gelen soru ile o gülümseme kaybolup gitmiş, yerini şaşkınlığı bırakmıştı. Donup kalmıştı. Oh mein Got. Hat sie alle Tassen im Schrank. Mm... Ich glaub' nicht.*  Kendisine geldiğinde kızın devam niteliğinde olan cümlesi ile altındaki alayı idrak edebilmişti. Gerçekten onu kastetseydi ne yapacağını merak etti ama kendisine saçmalamayı kesmesini hatırlayıp cevabını öğrenemedi. Cadının başlattığı işi devam ettirip ona doğru yaklaşıp sokuldu. "Ah, Audric Wilhelm Steiner ile sevişme şerefini öyle kolaylıkla elde edemezsin, Vlonjati. Önce yeterli donanıma sahip olmak gerekir diyeceğim ama testin o kısmını çoktan geçtin." Kendini beğenmiş bir gülümseme yerleştirdi çehresine. Ona daima doğru yola sevk etmeye çalışan iç sesi karşısındakinin kim olduğunu ona hatırlattı. Fazla iddialı konuşursa başına bir gün bela alacağını zilyonuncu defa tekrarladı. Daima kavga ettiği bir erkek kardeşi var gibi hissediyordu o iç sesi yüzünden. Onu susturmanın tek yolu da başka bir şeyle zihnini doldurmaktı, gözlerini hafifçe aşağıya kaydırdığında görev tamamlanmıştı. Oyununa devam etti, akabinde. "İkinci olarak;" bir şeyleri yapmadan önce düşünmesi gerekirdi insanın ama düşünseydi yapamazdı. Kızın dudaklarına ani bir öpücük bahşetti. Geri çekildi. "dudaklar da önemli, benim için. Onu da geçtin. Son olarak istemem lazım ki yeryüzünde senle birlikte olmayı istemiyorum diyebilecek herhangi bir erkek yok bence. Derse yalan söylüyordur. Evet, istediğin her an sevişebiliriz." Arasında bir şey olabilecek insanlarla ilk öpüşmesini her zaman böyle mahvetmişti. Onunla olmak isteyen kızlara hatırlayabileceği o mükemmel öpüşmeyi vermemişti ki saçma buluyordu. Hayatına giren hiç kimse Vera gibi olmamıştı elbette. Her konuda üstün olan cadının bir de onu hadım etme gibi bir ihtimal mevcuttu. Bir şaka uğruna fazla mı ileriye gitmişti? Yaptıktan sonra yapılan işin mantıklı olup olmadığının bir ehemmiyeti kalmıyordu. O yüzden kafa yormadı. "Şuradaki tüm erkeklerden bir kat üstünüm şu anda. Vera Vlonjati'yi öptüm diye dövme mi yaptırsam yoksa yazı falan mı assam? Erkek arkadaşın falan yok değil mi? Başımın belaya girmesini istemiyorum." Yanağını olası bir tokata, karnını da gelebilecek bir yumruğa hazırladı. Bunlardan birisi olursa şanslıydı, elbette. Şansını fazla zorlamıştı."Kızma bana, özür dilerim. Hıyarlık yaptım."


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vera Vlonjati
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 1202
Kayıt tarihi : 14/01/11
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Perş. Şub. 27, 2014 10:53 pm

Son derece rahat, içinden geldiği gibi, ağzına geleni söylemekte bir saniye bile tereddüt etmeyen cadının sözleri karşısında şok olmuş bir adam görüyordu ve halinden gayet memnundu. Genelde insanlarla tanışırken pek fazla kendisini kasmazdı. Bu şekilde kabul gördüğü zamanlar olduğu gibi olmadığı zamanlarda olmuştu. Böylesine hoş birisi tarafından garipsenmemek hoşuna giderdi elbette. Göz ucuyla büyücüye baktığında hala dudak kıvrımları hareketli sayılırdı. Bebeksi yüz hatlarının büyük bir dehşet içerisinde kıvrandığı büyücü dudaklarını aralama cesareti buluğunda bu kez şaşkınlığını gizlemekte zorlanan Vlonjati cadısından başkası değildi. Audric Wilhelm Steiner... Seninle neden daha önce tanışmadık ki. Genelde test ve o tarz şeyleri saçma ve gereksiz olarak nitelendirirdi ama büyücünün geniş omuzlarına gözü kaydığı her saniye hiçbir şeyin saçma gelmesine imkan yoktu. Mükemmel gülümseme aralanan dudakları arasından görünen düzgün dişleriyle eğer bir test varsa... Wilhelm çoktan geçmişti.

Sere serpe güneşin tadını çıkartırken halinden son derece memnun ve yüzüne yerleştirdiği p*ç gülümsemesiyle tam tamına bir Vera Vlonjatiydi. Dudaklarında hissettiği ani öpücük karşısındaysa gözleri faltaşı gibi açılmış ve yerinde sendelemişti. Büyücü öyle saçmalıyordu ki dudaklar temalı girdiği sözün son sözcükleri cadıyı ciddi anlamda güldürmüştü. Diliyle az önce öpülmüş olan dudaklarının üstünden geçerken genç adamın halini izliyordu. Komik ve doğaldı. Herkesin kendisini Osmanlı şehzadelerinden Şehzade Mustafa zannettiği bir Dünyada böyle tiplere rastlamak pek olağan sayılmazdı. Sinirlenmedi. Zira, bunu yapmayacak kada büyümüştü. Aptal bir kız çocuğu gibi omuzlarına yumruklar atarak bunu neden yaptığını sormayacaktı. Kendinize gelin! Dünya başımıza yıkılmış hala gururdan, namustan ölecekseniz. Come on! Rahatlayın biraz.

Genç adamın her geçen saniye durumu toparlamak isterken daha da berbat etmesi karşısında istemsizce gülmeye başladı. Az önce tanıştığı bir adam tarafından öpülmek pek tahmin ettiği bir şey değildi ama Türk bir arkadaşının bahsettiği Hüseyin Kaya isimli sapığın kadınları az önce kendisinin genç büyücüye yaptığı şekilde rahatsız etmesini ti'ye almak istemişti sadece. Bazen Hüseyin Kaya'nın hortkuluğunun içinde bir parça olup olmadığını sorgulamuyor değildi. Düşündükçe, gülümsemesi yerini ufak çaplı bir kahkahaya bırakmıştı. Aklındaki düşüncelerin üzerinde yarattığı etkiyi bastırabildiğinde dudaklarını araladı. ''Erkek arkadaşım var ve gidip seni şikayet edeceğim sonra sana Avada Kedavra yapacak puff!*.'' Bir kaç saniye kendine gülme payı bıraktıktan sonra devam etti. ''Biraz daha saçmalamaya devam edersen yemin ederim sana tecavüz ederim.'' Yapar mıydı? Yapardı. Ne yapacağı kestirilemeyen manyağın tekiydi. Karşısında yakışıklı bir Hans evladı duruyordu ve zaten rahibe Marcio'nun hayatı şüpheli, Vitaly'se geri dönse bile bu aralar bu şanstan yoksundu. ''Benden korkmana gerek yok, seni yemem. En fazla esir alırım ve istediğim kadar seni alıkoyarım. Hatta biraz sıcak mı oldu ne?''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Audric W. Steiner
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Kayıt tarihi : 23/02/14

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Perş. Şub. 27, 2014 11:39 pm



Aklı az önceki öpüşme olarak sayılan ama tam olarak öpüşme olmayan dudaklarının temas ettiği ana gitmişti. Pişmanlık duymuştu, daha uzun öpmediği için. Tam anlamıyla öpmediği için kendisine kızmıştı. Kızın kur yaparcasına gülümsemesi, dudaklarını yalaması ve diğer yaptığı şeyler ondaki bu arzunun güçlenmesine yol açıyordu. Vera'nın sergilediği tavır ve konuşmalarının gittiği nokta Audric'in altında pantolonunun da kalmayacağını hissettiriyordu. En son ne zaman birlikte olduğunu sorguladı, dört beş ay kadar zaman geçmişti. Adaya geldiğinden beri gözlerinin bayram etmesini sağlayacak şeyler görememişti de. Can bu çekiyor. Bir erkek olarak bu kadar bir organizma olduğumuz için, utanıyorum resmen. Cinsel anlamda bu kadar kolay etkilenecek kadar zayıf düştüğü için kendisinden nefret etmişti. Tecavüze uğrayacağı kısım kulak kıvrımlarına ulaştığında gözleri kısılıp kulağını ona doğru uzattı. 'Efendim?' dercesine bir tavır takındı, o şekilde seyretti ifadesi. Akabinde işittiği sözcükler de kızın ondan ne istediğini fazlasıyla ifade ediyordu. O cümlelerden sonra da anlamazsa, Audric salağın teki demekti bu. "Eh madem tecavüz edesin var, hazırlanayım ben. Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bakacaksın diye boşuna dememişler." Sözlerini sonlandırırken gülmeye başlamış bir yandan da pantolonunun düğmesini açıp fermuarını indirmişti. Bel kısmını tutup çıkartıyormuş gibi yapmış, fazla ileriye gittiğini fark edip durmuştu. Emin olmak için kızın gözlerine baktı. İşin sonunu merak eden bakışlarla karşılaştığında Vera'nın onunla ileride cesaretin yok diye dalga geçmesini istemediğini için devam etti. Pantolonunun paçası topuğuna takıldığı için birkaç saniye rötarlı da olsa sonunu getirdi. Güneş tepede durmuş, onları keyifle izlediğini göstermek istercesine parlıyordu. Danke sehr! Onu bu duruma getiren güneşmiş gibi, onaydı bu lafı. 'Nicht zu danken' dendiğini işittiğini sandı. Gaipten sesler işittiğini anlayıp Vera'ya mühürledi bakışlarını.

"Evet, şu an her türlü fantezine hazır haldeyim. Çikolata döküp yalamak istersen karın kaslarım emrine amade. Ama bunu burada, güneş varken yapmasak daha iyi. Gölgeyle kapanan yerler olacağından amele yanığı olmak istemiyorum." Neredeyse yarım saat öncesine kadar onun için bir addan ve kulaktan dolma bir ünden ibaret olan cadıyla bu denli saçmalayarak bu kadar ileri gitmiş olmasını anlamlandıramadı. Kısa sürede bir sürü şey yaşamıştı, resmen. Bir anda başlayan ilgisini de gözardı etmeye çabalıyordu. "Bir daha öpüşebilir miyiz? Az önceki çok kötü ve saniyelik bir şeydi. Benimle ilgili hayal kurarken o şekilde hatırlamanı istemiyorum... Sıcak basmıştı hem seni, rahatlatır. Sana şaka geliyor, ama cidden dudaklar ve öpüşme konusunda takıntılıyım." Aslında ciddiydi ama şaka yapıyormuş edasıyla söylemişti. Kendisine fazlasıyla yakın hissetmişti, cadıyı. Sarılıp içine sokası vardı adeta. Boxerla kalmak fazla cesaret vermişti ona, galiba.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vera Vlonjati
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 1202
Kayıt tarihi : 14/01/11
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   C.tesi Mart 01, 2014 1:22 am

Keyifli cadı, çadırından ayrılmadan önce arka cebine yerleştirdiği gümüş sigaralığını açtığında içindekilerin ıslanmamış olmasından oldukça memnundu. Londra'dayken bir servet ödediği bu zımbırtı ada şartlarında az buz şeyleri ifade etmiyordu. Büyücünün tecavüz karşısındaki korkusuzluğunu işittiğinde tabağın içindeki küçük çakmakla aleve verdiği tütününün yaydığı dumanı fazlasıyla keyifle üflüyordu. Bir an dudaklarını aralayıp bir kaç şey zırvlamayı düşündü ki tam o sırada büyücünün pantolon düğmelerine yeltenmiş olan ellerini gördü. Devamını bekledi. Henüz pek bir hareketlilik yoktu. Bakışlarını uzaklara doğru kaydırarak onu rahatlatmaya çalışıyordu. Zira üzerinde herhangi bir baskı kurmayı istemezdi. Oldukça spontane gelişen bu anın aynı şekilde devam etmesi hoşuna gidiyordu.

Sigarasından keyifle bir kaç fırt çektiğinde istemsizce gözleri tekrar büyücünün kusursuz vücuduna kayıyordu. Genç adamsa cesaretin son ve büyük bir örneğini göstererek dediğini yapmış ve pantolonunu bin güç bela da olsa çıkartmayı başarabilmişti. Hala son derece doğal ve kasmadan konuşuyor olması iticilikten ziyade etkileyiciydi. Cadının hayatının her köşesinde gerim gerim gerilen, kasıntı insan yığını vardı. Hayatı boyunca insanları anlamaya çalışarak zaman kaybetmişti. Oysa karşısındaki adam son derece net ve anlaması kolay, yaşaması zevkli birisiydi.Cadı Alman'ın annesinin iyi iş çıkarttığını düşünüyordu istisnasız. Audric'in fanteziyle ilgili söylediği söyler komiğine gitmiş olacak ki son fırtını dışarı üflerken boğazını tutan gıcık ani bir öksürüğe neden olmuştu. Uzun süredir böylesine güldüğünü hatırlamıyordu. Bu adada kimliğini bilip korkanlardan ziyade, onu bu şekilde kabul eden ve öcü görmüş gibi davranmayan en iyi ihtimalse saygı duyan insanlar görmek istiyordu. Büyücü başlarda cadıdan çekindiğini hissettirse de Vera'nın saltanıtını ısrarla sürdürdüğü rahatlatıcı tavırları kusursuzdu.

Büyücünün sözlerinin cadının kulaklarını esir aldığında en son ne zaman gerçekten öpüştüğünü anımsamıyordu bile. Hayatının belirli köşelerinde hep Vitaly ve Marcio olmuştu. Vitaly'le en son bir şeyler yaşadığında bundan tam 3 buçuk sene önceydi. Marcio'yla ise 5 buçuk senelik ilişkisi resmi olarak adamın ortadan kaybolmuş olmasıyla sona ermişti. Onu da yaklaşık beş altı aydır hiç görmemişti. Çıplak kalmasına ramak kalmış olan büyücünün yanaklarını elinin tersiyle okşamaya başladığında buz mavisi gözlerini erkeğin bal rengi gözleriyle birleştirdi. Onu çenesinden yavaş yavaş kendisine çekip dudaklarını dudaklarına bastırdığında her zaman ki nazikliğinden ödün vermedi. Belki bir dakika belki daha fazla... Öpüştüler, doya sıya. Tadını çıkarta çıkarta. Fütursuzca ve umursamadan. Geldiği gibi yaşadılar o anları. Düşünmediler ilerisini.Zaten kalmış şurada beş kuruşluk hayat, planlayarak yaşamak için çok saçma bu kara düzen. Dudaklarını yavaşça ve güçlükle büyücünün dolgun dudaklarından ayırdığında dudaklarına yapmış olan onun tadını sevmişti. Tutkulu ve bir o kadar şehvetliydi. Tutku... Uzun süredir uzak olduğu ve gençlik yıllarında aşık olduğu bir histi. Uzun bir süre sonra tekrar karşılaşmayı beklemiyordu. Yavaş adımlar izleyerek ıslak şortunu çıkarttığında tereddüt etmedi bile. Ufak bir bez parçası kalmıştı üzerinde. Altındaysa ondan bile daha küçüğü. Göbek deliğinin üzerindeki metalle oynamaya başladığında rahat görünüyordu. ''Hoşuma gidiyorsun.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Audric W. Steiner
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Kayıt tarihi : 23/02/14

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   C.tesi Mart 01, 2014 5:40 pm


Umarsızlığın baskın gelip arzularının esaretine mahkum oldukların o an beklenilenden daha şehvet doluydu. İlk defa öpüşüyor olmalarına rağmen birbirlerinin bir sonraki hamlesini bilircesine hareket ediyorlardı. Bu derece senkorne olmaları biraz da olsa Audric'i şaşırtmıştı. En iyiler listesinde ilk sıraları alabilirdi, Vera. Elleri en başından beri gitmek istedikleri yere gittiği için sevinçliyken kızın geri çekilmesiyle veda etti kızın göğüslerine. Hemen toparlanmıştı ancak o an pantolonunun üzerinde olması için her şeyi verebilirdi. Çıplaklığından ilk defa utanmıştı. O bu durum için şikayet edecekken kızın bir anda şortundan kurtulması onu şaşırtırken gördüğü şey de mutlu etmişti elbette. Kızın bu denli hızlı davranması işin şakadan çıkmak üzere olduğunu gösteriyordu adeta. Yeryüzünde onların durumunu daha önce yaşamış biri var mıydı merak etmişti, saniyelik sürse de bu merakı şu an seyreden hiçbir olay normal değildi. Ondan emindi en azından. Akabinde işittiği sözler hoşuna gitmeli miydi yoksa hızlı gittiklerini mi söylemeli miydi, bilmiyordu. Akışına bıraktı, istenileni vermek gerektiğini düşünüyordu. Anlaşılan kızın büyük bir açlığı vardı. Ona düşeni de yerine getirmeliydi. İstediğini söylemektense ondan istenileni yapıyormuş gibi davranmak, sorumluluk üstlenmekten daha kolaydı, elbette. Sonrasında uğraşması gerekecek bir yığın problem istemiyordu sadece. "Senden hoşlanmadığımı söylersem şu duruma çok ayıp etmiş olurum, ama devamının gelmesi gereken yer burası değil."

Pantolonunu çıkartıp bıraktığı yerden aldı, üzerine geçirdi. Yaptığı hareket cadıyı istemediğini düşündürebilirdi ancak onu arzuladığını göstermesi için daha ne yapmalıydı, bilmiyordu. Karizmatik bakışlarından birisini takınıp Arnavut güzelinin baktığında denizleri andıran mavi gözlerine mühürledi. Üstünde hala bir şey yoktu ki ona her zaman avantaj sağlayan kaslarının açıkta olması Vera'nın ilgisinin üzerinde kalması için gerekliydi. Silvanesti'ye geldiğinde bu tip eğlencelerden mahrum kalacağını en sonunda da erkekliğine veda etmesi gerekeceğini düşünecek kadar karamsarlaşmıştı bir ara ancak Vera gibi birisiyle tanışabileceği ihtimalini de düşünmüştü. Onun kadar güzel olmasını beklememişti tabii, hatta sadece sevişmeyi isteyen bir kezban bile olabilir diye kurmuştu kafasında. Kese kağıdı formülünü uygularım en kötü diyecek kadar düşebileceğini hesaba da katmıştı ama onunla karşılaşmak kafasında kurduğu tüm felaket senaryolarının yersizliğini ve saçmalığını kanıtlamıştı. Kendisine bu denli uyan birisini bulabildiği için ne kadar şanslı bir velet olduğunu hatırlattı ona düşman olan iç sesi. Elini cadıya uzatıp, teklifini sundu. "Ormanın içinde döküntü halini almış da olsa bir kulübe görmüştüm. Birkaç dakika yürümemiz gerek, kucağıma da alabilirim seni istersen. Bu bankta sevişmek gibi bir arzum yok, Vera. Fantezi konusunda açıklığım bu bank ile son eriyor." Ya da denize girip farklı bir fantezi de deneyebilirlerdi ancak suyun soğuk olduğu gerçeği Audric'ten istediğini almasını engellerdi. Bu yüzden en iyi fikir, kulübeydi. İlk geldiği gün etrafta gezinirken görmüştü orayı ve yalnız kalıp bulunmamak istediğinde oraya gitmeyi aklının bir köşesine yazmıştı. Bu amaçla kullanacağını düşünmemişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vera Vlonjati
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 1202
Kayıt tarihi : 14/01/11
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Ptsi Mart 03, 2014 10:42 pm

Halinden memnundu. Büyücünün sözlerini işittiğinde bile. Duyuyor olmasına rağmen tepki vermeden göbeğindeki metalla oynamaya devam ediyordu. Yüzü alaycı bir ifadeye çoktan bürünmüş şimdi tıpkı Vera Vlonjati gibi görünüyordu. Audric hoş birisi sayılabilirdi. Hatta sayılmak bir yana hoştu. Ama bu zamana kadar hayatının her köşesinde çılgın ve düşünmeden yaşayan birisi için fazla yorucuydu. Planlayarak hareket etme tarzı cadının alışkın olmadığı bir şey olmasına rağmen bozuntuya vermedi. Yakışıklı adam pantolonunu tekrar üzerine geçirirken cadı pürüzsüz porselen bebek yüzünü güneşe daha da teslim ediyor ve yıkılmadığını en yalın haliyle göstermekten çekinmiyordu. Uzun zamandır birisiyle sevişmediği gerçekti, yinede durum karşısında azgınlaşacak ve dürtülerinin kölesi olacak son insandı. Hayatı boyunca her daim arzulanmış birisiydi. Bu tür şeyler cadı için ihtiyaçtan ziyade, şehvet ve sonuna kadar tutkuyu ifade ediyordu.

Büyücü pantolonunu üzerine geçirip sözlerine noktayı koyduğunda oturduğu yerden doğrulan cadı az önce fırlattığı şortunu tekrar üzerine geçirdikten sonra büyücünün tişörtünü de attığı yerden alarak genç adamın yüzüne doğru fırlattı. Şaşkın gözlerle kendisine bakan büyücünün yanına doğru yavaş adımlarla ilerlerken yüzünü kaplayan sinsi ifadesi gizemliydi. Hafifce hala oturur pozisyonundaki büyücünün yanına doğru eğildiğinde bir kaç saniye okyanus gözlerini, büyücünün bal rengi gözlerine kenetleyerek ufak bir tebessümde bulundu. Ardından yumuşacık elleri büyücünün hafif sakallı yanaklarına dokunduğunda başını hafifce iki yana doğru sallıyordu. ''Ahh... Gerçekten ciddisin sen?'' Bir kaç saniye süren sessizliğin ardından cadı dişlerini aralayarak gülümsüyordu. Büyücünün yüzünü okşayan elinin tersi bu kez büyücünün hala çıplak olan omuzlarına teselli edici dokunuşlarda bulunurken başını sallamayı bırakmış hafifce bükmüştü. ''Tanımadığım bir adamla sevişecek kadar zavallı bir azgın olduğumu düşünmen beni üzebilirdi. Ama neyse ki umrumda değil.'' Her zaman Vera Vlonjati olmak zorundaydı sanki. ''Ya da gerçekten ihtiyaçlarını gidermen için bir araç konumundaki basit birisi olarak mı gördün beni. Sinirlenmeli miyim? -Immm bu kez değil.'' Eğildiği yerden kalktığında gözünün önüne gelmiş saçlarını tek çırpıda geriye doğru attı. ''Ayrıca sevişirken senin gibi bu kadar çok düşünmem, konuşmam ve planlı hareket etmem Audric. Pek tarzım olduğu söylenemez. Karşımdaki ne kadar tatlı olursa olsun.'' Büyücüyü baştan aşağıya süzerken gülümsemesi yüzünde mükemmel görünüyordu, her zaman olduğu gibi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Audric W. Steiner
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Kayıt tarihi : 23/02/14

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Salı Mart 04, 2014 1:37 pm



Kızın ona şah mat yaparcasına oynadığı hamlesi canını sıkmıştı elbette. Bir anda uçkur meraklısı, her istediğini elde edemeyecek olan bir salak konumuna düşmüştü. Neyse ki olaya şahitlik edebilecek birisi yoktu çevrede ancak yine de erkeklik gururuna koymuştu bu durum. Olay tamamen cadının istediği yönde giderken onu becermek isteyen abaza olmanın intikamını almak isteyen bir Audric belirmişti resmen. Ona düşman iç sesinin yanına intikam arzusu olan bir ses daha eklenmesine ihtiyacı varmış gibi. Cadının tavrına ve ona yönelttiği bakışlara aldırış etmeksizin durumun onda yarattığı etkiyi de yok sayarak sesinin tınısına en ufak bir titreme dahi vermemeye dikkat ederek konuştu. "Sınırlarını belirlemek konusunda sıkıntı çekiyorsun, o zaman. Yeni tanıdığın bir erkeğin yanında üzerinde ne varsa çıkarabilecek kadar ileri gidebiliyorsun hatta dokunulmasına dahi müsaade ediyorsun ama sevişmiyorsun. İlginç." Az önce üzerine fırlatılan t-shirtü giyip daha fazla seyredilmesi zevkli bir manzara olmaya son verdi. Az önceki yerine oturup az önce olanlar yaşanmamış gibi davranmaya devam etti. Üzerinden ego tatmini yaptığını düşünüyordu ve ona bu zevki daha fazla yaşatmamak için klasik Audric tavrını takınmanın en iyisi olduğuna karar verdi. Bu ilk değildi sonuçta, ondan intikam almak isteyen çoğu kızın aklına gelen ilk fikirdi bu sonuçta. İntikam için yollanan arkadaşlarla uğraşmakla geçmişti hayatı, nasıl olsa.

Kızın hala yanında olduğunu fark ettiğinde şaşırmıştı aslında. İşi bitmişti sonuçta onunla değil mi? Yoksa devamı mı vardı kızın planının. Onu daha ne kadar küçük düşürebileceğini düşünüyor olabilirdi ki şaşırmazdı da. Sarf ettiği son cümleleri havada asıl, cevapsız bıraktığını fark etti. "Bizde böyle, güzelim. O tadını asla alamayacağın Steiner sevişmesi üzerine fazla düşünme bence. Fırsatın varken geri çevirdin. Bugüne kadar yattığın adamların benden daha iyi olduğunu iddia edemezsin sonuçta. Belki böylesi daha iyidir, ha?" Kıza sevişirken fazla düşündüğü fikrini veren neydi merak etti. Fazla konuşuyordu, fazla detaycı kabul ediyordu. Sadece bazı prensipleri vardı ki bunun olması ona hiç anormal gelmiyordu. 'Nefes alsın yeter, her türlü sevişirim.' ya da 'Orda bunu, şurda şunu yaparım' diye kafasında kurup da kendince tatmin olan erkeklerden olmaktansa böylesi daha mantıklı geliyordu. Seks tanrısı değildi ama öyle olduğunu iddia edebilecek bir sürü referansı vardı. Aslında canını sıkanın ne olduğunu da merak ediyordu. Normalde geri çevrilmek bu kadar koymazdı ona. Ondan etkilenip hoşlandığını kabul etmeyi reddediyordu ki belki de buydu asıl onu rahatsız eden. "Öyle bakmaya devam edersen kaçırıp hiç istemediğin şeyleri yaparım sana, Vera." Zoraki bir gülümseme yerleştirdi suratına.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vera Vlonjati
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 1202
Kayıt tarihi : 14/01/11
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Cuma Mart 07, 2014 10:56 pm

Büyücünün zehirli sarmaşık gibi cadıyı sarıp sarmaladığı sözlerinin etkilerini yüzünde belli etmeyecek kadar olgundu. Gülümsemesinden en ufak falso vermedi güzel cadı. Kollarını birleştirip büyücünün sözlerine dikkatle kulak kestiğinde kaşları kalkık bir biçimde alaycı gülümsemesi çehresini sarmıştı. Kendinden emin bir adam duruyordu karşısında. Cadıyı tanımasına rağmen bu denli cürretkar sözleri dudaklarından kaçırıyorsa ya çok aptal ya da çok cesurdu. Aslında hoşuna gitmişti. Genelde karşısında sıçan gibi davranan ezik ve korkak insanlar doluydu. Sahte samimiyetlerin kol gezdiği Dünyasında marjinal bir kişilik etkileyici ve dikkat çekiciydi cadı için. Gözlerine baktığında bal rengi parlaklığın altındaki hisleri ve düşünceleri daha yakından görmek istiyordu. Ama her zaman ki gibi çirkefleşmeyi ihmal etmemişti. Büyücünün kendisine güzelim şeklindeki hitabı ve devamında sarfettiği sözcükler karşısında kendisini tutamamış ve ufak çaplı bir kahkahayı basmıştı. Daha iyileri olmamış mıydı yani? Bunu bilmek için elbette deneyimlemesi gerekiyordu ama Vitaly adındaki Hogwarts Jigolosu şu ana kadar ki en sağlam deneyimlerinden sayılabilirdi. Adaya gelirken yolda parça pinçik edip denize attığı Elijah ise eğer duygusal bir bağ hissedilse ilk üçü zorlayacak isimlerdendi. Peki ya Audric? Hakkında en ufak bir şey bile bilmediği bir adamla ileri mi gitmişti? Hiç bile... İleri gitmek kavramını oldukça bağnaz değerlendirmişti. İnsanların diğer gezegenlerde hayat olduğunu iddia ettiği bir devirde yeni tanıtığı birisiyle ileri gitmek miydi? Büyücünün az önceki gerginliği yatıştırmak istercesine sözlerini duyduğunda hafifce onun yanına doğru eğildi. Sözlerinin tamamen bittiğinden emin olduğu anlarda bir kaç saniyelik es verildi ve cadı konuşmaya başladı. ''Açıkcası ne kaçırdığımı düşündüğün umrumda bile değil, bugüne kadar kimlerle yattım inan aklın almaz ve erkekliğinden utanırsın çocuk.'' Büyücünün yanağından hafif bir makas alarak çarpık gülümsemesini yüzüne yerleştirdi. ''Kendinden bu kadar emin olma ve beni asla ufak Hogwarts öğrencileriyle karıştırma. Ayrıca... '' Söyleyip söylememek arasında en uzak bir tereddüte düşmemesine rağmen boğazını hafifce temizledi. ''Bence sen nelere sahip olamadığınla ilgilenmelisin. Unutma benim adım Vera Vlonjati.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Audric W. Steiner
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 62
Kayıt tarihi : 23/02/14

MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   Cuma Mart 21, 2014 2:03 pm

~ Rol Oyunu Sonu ~
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Yeni Nefes   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yeni Nefes
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» [Ultra Zırhlar] [Yeni Npcler] [7/24 Online Gm] [120 LWL'lik Silah & Zırhlar]
» Son Çıkan Türkçe Klipler .avi uzantılı
» Raw GM[Genel Başkanı] Randy Orton'ın Odası
» Kutsal Savas -Yeni Bir Macera +65 Npcler Partizan Muho Koşş [Resimli]
» Tom Kaulitz Röportajı.

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Liman-
Buraya geçin: