Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Tavşanı Kovalamak

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pamelia Cauas
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 3169
Kayıt tarihi : 14/05/11

MesajKonu: Tavşanı Kovalamak   Ptsi Mart 03, 2014 9:34 pm

Pamelia kısa bir süre önce içinde yaşamaya başladığı ufak, hiçbir yere benzemeyen sığınak şehrini geride bırakmış, yakındaki, ucu bucağının nereye uzandığını bilmediği ormanlık alanı aşıyordu. Kim bilir, belki tüm ada boyunca devam ediyordu, cadıya bir nevi karanlık ormanı hatırlatan bu ağaçlar. Tek fark, buranın yeterince karanlık olmayışıydı. Gece çöktüğünde dahi muazzam bir ay ışığı alıyordu orman ve kendisini dışarı attığı andan beri kıza yön gösteriyordu o gümüşi ışık. Cübbesini yemekten sonra yeni evleri dedikleri o ufak, yapısı mükemmellikten hayli uzak dairede bırakmıştı ve yıllar sonra ilk defa rüzgarın dokusunu teninde bu denli ipeksi hissediyordu. Bir daha görebileceğini hiç sanmadığı bahar havasını andırıyordu kendisine yolun başından beri eşlik eden nazik esinti. Yola çıkalı belki de üç saat olmuştu şimdi. Geriye nasıl döneceğini bilmiyordu. Ama dondurucu soğuk altında, bir zamanlar ismi olan şehirlerin, kasabaların harabeleri arasında gezinerek geçirdiği yılların ardından pek de endişelendiği söylenemezdi. Böylesine güzel, yeni bir diyar bulmuşken; gezilecek, görülecek, tanınacak onca şey kendisini beklerken endişelenmek için kendisine bir fırsat bırakmazdı. Merakına ve oraya geldiğinden beri kalbinde yer edinmiş, anlam veremediği huzursuzluğa yenilip çıktığı yolda cadı bir ormanı aşmıştı. Yürümeye başladığında hala lacivert olan gökyüzü, parlak yıldızlar ve ay geride kalmış; henüz yüzünü göstermeyen güneşin ışığı Silvanesti'yi aydınlatmaya başlamıştı. Yeterince dikkatli baktığında, Pamelia hala ayın kendisine göz kulak oluyormuşçasına yükseklerde beklediğini görebiliyordu. Ağaçlar seyrekleştiler, üzerinde yürüdüğü toprak artık yumuşak ve nemliydi. Bir nevi yorgun olduğunu hisseden cadı sonunda sakince akan berrak bir nehrin kıyısında buldu kendini. Yakınlardaki ağaçların uzun dalları nehrin üzerine eğilmişlerdi. Her yer yeşil ve kahverenginin çeşitli tonlarıyla kaplıydı ve Pamelia gözlerini önündeki harikulade manzaradan alamazken saf bir mutluluğun bedenini dinginleştirmesine izin verdi. Yakınlardaki su kaynağı ile değişen havayı kokladı. Ve sonunda kendisini doğanın güzelliğine hayran olmaktan alabilen Cauas kızı, nehir kenarına tekrar göz attı. Manzaraya uymayan bir nokta olduğunun ilk saniyeden beri farkındaydı, sadece dikkatini suyun kenarında yatan o ayrıntıya veremeyecek kadar meşguldü az önce. Ve sonunda dikkatle bakmaya karar verdiğinde de akşam yemeğinde yaşadığı şaşkınlığın daha dingin bir versiyonunu hissetmişti. Nehrin kenarında uzanan bir silüet vardı. Ve o silüet, kıyafetlerinden bedeninin yapısına ve turunculaşan hafif gün ışığı altında parlayan yüz hatlarına kadar Vitaly Orlov diye bağırıyordu. 

Yıllar önce olsa yapacağı şeyi yaptı cadı, koştu. Ancak sadece bir iki adım sonra durdurdu kendini. Fazla gürültü yapmadan. Fazla belli etmeden kendini. Ve karşısındaki insana ait, şimdi ne konuma geldiklerini bilmediği kişisel sınırları fazla aşmadan. 

Yüzündeki sıcak gülümseme eşliğinde, yavaş adımlarla ilerledi eski arkadaşına doğru. Elinde taşıdığı ayakkabılarını biraz daha geride bıraktı. Patırtının Orlov'un dikkatini çekeceğini umuyordu. Ve sessizce adamın bir metre kadar ilerisinde bıraktı kendini yere. Bacaklarını kendine çektiğinde, uzunluğu dizlerini hayli geçen siyah elbisesinin eteği geriye toplanmıştı ve şimdi dizleri üzerinde duruyordu. Kollarını bacaklarının etrafına sarıp, çenesini dizlerine yaslayan cadı nehrin üzerine düşen gün ışığının tonlarını seyrederken yakınlarında olmasına rağmen hayli uzak hissetmekten kendini alamadığı Orlov'a seslendi,

"Hey."

Beklediğinden çok daha çabuk başına gelmişti bu görüşme.

_________________

No one ever said it would be this hard.
yo:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   Ptsi Mart 03, 2014 10:10 pm

Islak toprağın kokusunu, yıllar boyunca kontaminasyona maruz bıraktığı ciğerlerine çekerek, kayıp günlerinde tadını alamadığı bu güzelliği telafi etmeye çabaladı. Nadiren tat alabildiği bir gerçekti, ilginç günler geçiriyordu, ve hayatında çekmediği kadar zorluk çektiği, öleceğinden emin olduğu karlı günleri atlattığına inanması zordu. Kendisini gerçekliğine inandırabildiği basit bir nokta olmasaydı ılıman iklimli bir cennete düştüğüne ikna olabilirdi. Cennetinde Vera'yla Pamelia aynı masada oturuyor olmazdı.

Yaşamının yeniden basitleşmesini kaldıramıyor olmasına gülümsedi, gülümsemesini tatmin dolu bir ifadeye bırakan yüzünü, bahsini duyduğu ve keşfettiğini fark ettiği nehirdeki yansımasında gördü, ve kendini geriye doğru bırakarak, ve neredeyse düşerek yere uzandı. Hayatında görmek istemediği kadar kar ve buz görmüş, çaresizlik içerisinde donarak ölen insanlarla beraber uyumuş, bulabildiğinde beraber yemiş içmişti genç yılan. Beyaz kıyametin öncesindeki çalışmalarının, gayelerinin, özlemlerinin ve pişmanlıklarının hiçbir önemi kalmadığı dönemleri atlatıp, herkesin kaçmaya çabalayıp, neredeyse tamamının denerken öldüğü adaya eriştiğinde eski endişeleriyle burun buruna kalacağını ummadığı kesindi. Yüzüne bakacağından dahi şüphe duyduğu, bir zamanların eğlencesi, kısa süre öncenin tutku ve ateşi Vera'nın hayatta kalabilmiş olmasına şaşırmamıştı. Aylarca görmediği gün ışığının içeri düştüğü pencereden dışarıya baktığında gördüğü manzarayla hayata döndüğü de doğruydu, en yakın dostu, her sırrını düşünmeden paylaşabildiği, et parçası olarak görmediği yegane dişi Pamelia'nın hayatta olduğunu, başarmış olduğunu bilmek müthişti. Ta ki o lanet yemeğe dek. Sebebini hiçbir zaman anlamamış olsa da genç adam, Pamelia'nın kurt sürülerine katılarak kaybolduğu sevgilisinin ölmüş olmasını dilemişti. Jesus Vargas'la burun buruna gelmeyi beklemiyordu, insanlığın son umudu adanın ileri gelenlerinden olması, ve koluna taktığı Pamelia'yla ciddi anlamda bir geleceğe sahip olma ihtimalinin olmasıysa Vitaly'i neredeyse hasta ediyordu. Düşüncesiyle sarsıldı, ortamın etkisiyle tamamen gevşemiş kasları aniden kasıldı ve midesinde köpüren öfke, genzine dek yükselen bir nefrete dönüştüğünde neredeyse doğrulmuştu. Onları gördüğü bu akşama dek, hissiyatının her daim, erkekliğinden ileri gelen koruma içgüdüsü olduğunu düşünmüş, buna inanmak istemiş, yüreğinin arzusunu mantığına uydurarak vicdanını rahatlatmıştı. Şimdiyse durumun tamamen farklı olduğunun bilincindeydi, ve bu bilinç, onu yaşamında hiçbir zaman korkmadığı kadar ürkütüyordu. Dengesiz doğanla yapacağın yanlış bir hamle, ve tamamen yalnızsın Vitaly. Bu duygu, şüphesiz kıskançlıktı.

Bedenini halsizce geriye bırakacak kadar uzun süre boyunca, kargı gibi dik bir sırtla nehrin akışını izlemişti. Birkaç saniye, birkaç dakika, birkaç yıl... Ne kadar uzun süredir orada olduğunu bilmiyordu. Gözüne bir damlasının bile uğramadığı uykusunu, yalnızca hayatta kalmak için yaşıyor olduğu günlerini, kendini bulduğu çalışmalarını özlüyordu. Her şeyin beyaz ve basit olduğu o soğuk felaketi, duygusal travmalarına ve gönüllü yalnızlığına tercih ederdi.

Seyrine daldığı kuzey ışıklarına veda edercesine yumduğu gözleri, ardından gelen hafif patırtıyla aralandı. Adımların ağırlığını geyik olarak yorumladı, aradan geçen anın ardından düzenli olduklarını fark ettiğindeyse geçiçi olarak bulmuş olduğu huzurunun gidişine şahit olmuştu. Beden yanına uzanıp ve selam verdiğindeyse gözlerini yuvarladı, bir gece daha kötüye gidebilir miydi?

"Merhaba Pamelia."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pamelia Cauas
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 3169
Kayıt tarihi : 14/05/11

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   Ptsi Mart 03, 2014 11:21 pm

Merhaba Pamelia.
Kulaklarına ulaşan sesteki alışkın olmadığı derinlik cadıyı şaşırtmıştı. Fakat Cauas kızının daha çok şaşırdığı bir şey varsa o da ortaya atılan yalnızca iki kelimenin üstlenebildiği soğukluğun seviyesiydi. Bir insanın yalnızca sesinin tonunu ve tavrını kullanarak bu kadar kuvvetli bir biçimde karşısındakine sana sinirliyim mesajını verebilmesi inanılmazdı doğrusu. Sinirliyim değil, sana sinirliyim. Tam olarak bir git başımdan değil de, daha çok sana sinirliyim ama otur oturduğun yerde. Ve cadının şaşırdığı bir üçüncü şey ise, yıllar boyunca görmediği, hayatta olmasına dahi ihtimal vermediği bir insanın sıradan bir selamlaşma repliğine dahi tavrını yansıtacak kadar kendisine sinirli olmasıydı. Dördüncü ve son olarak da, o buz gibi tavrın, o yıllardır görmediği adamın kendisini bu denli üzebilmesiydi. Kafasından ona vereceği sıcak kucaklaşmanın planını yavaşça silerken dönüp Orlov'a bakmaktan çekiniyordu. Onun yerine sadece yutkunup nehri izledi. Ve nehrin güzel görüntüsü cadıyı, yıllar öncesinde zihnine kazınmış bir anıya götürdü.

~
"Hadi, Pam, birisi bizi burada yakalarsa bütün hafta sonu testral pisliği temizlememiz gerekir!" 

Oğlanın yüzü hiç de hoş olmayan bir anıyı hatırlarmışçasına buruşmuştu ve mimiklerindeki telaş da alacakları sözde cezadan ne denli sakındığını hayli belli ediyordu. Pamelia inatla büzdüğü dudaklarının bir kıkırdamaya teslim olmasına izin verip, yine inatla birbirine kavuşturduğu kollarını çözdü. Okul kurallarına uymak konusunda binasına elli puan götürecek bir öğrenci olmadığını bildiği Vitaly'nin muhtemelen önceden testral pisliği temizlediğini öğrenmek ve korkusunu izlemek ufak cadıyı eğlendirmişti. Çünkü bilirsiniz, Vitaly'yi bu hale sokacak şeylerin sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi. Okuldaki ilk senesinin sonlarına gelmiş Cauas kızı boğazını temizleyip gülümsemesini yüzünden sildi ve kaşlarını kaldırarak, ciddi bir tonda konuştu. Böylece inadını sürdürdüğünü beyan edecek ve Orlov'u istediğinin eninde sonunda gerçekleşmesi için ikna etmiş olacaktı. En azından öyle olmasını umuyordu. 

"Peki, peki! Ama bekçiler seralara, bahar temizliğine gittikleri zaman benimle yüzmeye geleceğine söz ver!"

Uzun boylu oğlanın, parlak mavi gözleri hala tedirginlikle bir sağa bir sola bakıyordu, 

"Tamam! Hem de senin istediğin kadar kalabiliriz! Gidelim artık!"

Ufak cadı başını öne eğip gözlerinin önüne dökülen siyah kahküllerinin arkasından mavi bakışlarını sarışın oğlana dikti, işini sağlama almak istediği için tehtidkar bakışlar atmaktan çekinmiyordu, 

"Hava aydınlanana kadar mı?"
"Hava aydınlanana kadar!"
~


"Hava aydınlanana kadar."

Cadı son cümleyi fısıldamıştı. Vitaly'nin duyup duymadığından emin değildi, duysa da hatırlayacağını sanmıyordu. Sadece oğlana geçen üç yıl boyunca neler yaptığını sormak istiyordu ve onu gördüğüne memnun olduğunu söylemek. Ancak dudaklarından başka hiçbir şey dökülmüyordu cadının. Şimdi düşündüğünde, Vitaly sözünü asla tutmamıştı... Evet, göle yüzmeye birçok defa gitmişlerdi, fakat şimdi de gözlerinin önündeki gün doğumunun o güzel manzarasını hiç suyun içinde, sırılsıklam ve sabah ayazı çenelerini takırdatırken izlememişlerdi. Hogwarts'tan ayrılırken okulda yaşamak isteyip yaşayamadığı hiçbir şey olmadığını sanan kuzgun, aslında yanıldığını fark edip, bunu da son beş dakikada şaşırdığı ıvız zıvırlar listesine eklemişti.

_________________

No one ever said it would be this hard.
yo:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   Salı Mart 04, 2014 12:07 am

Nehrin akıntısının aksi yönüne doğru esen rüzgarla gözünün önüne gelen telleri fark dahi etmemesi, materyal dünyayla ilişkisini, duyduğu tek bir cümleyle kestiğine işaret ediyordu. Belki görüşmedikleri sürecin ardından bir araya gelmeleri, aynı kanalda düşünmelerine neden olmuştu, belki de bu yalnızca basit bir telepatiydi, fakat her ne ise Vitaly'i, tam da Pamelia'nın hatırlıyor olduğu ana döndürmeyi başarmıştı. Çok küçüklerdi, geriye dönüp baktıklarında ne kadar masum olduğunu, tertemiz sayfasının başlangıcında olduğunu, önünde uzun bir geleceğin uzanıyor olduğunu, ve hayatını istediği yöne çekebilmek adına güçlü bir fırsatının olduğunu görebiliyordu. Beyaz kalan her kısmı tüy kalemiyle çiziktirmeli, tecrübelerinden ders çıkararak gözlemlemeli, ve her daim ileriye gidebilmeliydi Vitaly, göçük ailesinin geride bıraktığı sevgisiz servet bu fırsatı her yönüyle sağlayabilecek kadar kuvvetliydi. Genç Orlov ise sayfaları kıvırarak tüttürmeyi tercih edip, şeytan tüyüne kapılan her dişinin üzerinden geçerek yaşamını mahvetmeyi seçmişti. Düşünce üzerine düşünce bindi, Pamelia'nın dudaklarından dökülen cümleye dönmeden önce, gayelerinin üzerine düşündüğü nadir anlardan birine döndü. Slytherin Ortak Salonu'ndaydı, neyin ne olduğunu anlayabilecek kadar olgun gözlerinin önünde toplanmış grup yemin ediyor, önlerinde volta atarak ideolojilerini onlarla paylaşan sarışın çocuğu dinliyorlardı. Righelli'ler, Lloyd'lar, ve nice öne çıkan Slytherin göğüslerini gererek gösterdikleri işaretin ardından gruba dahil olanlara tepeden bakıyorlardı. O gece bir cinayet işlenmişti, an itibariyle adasında konaklıyor oldukları Serpent Felis Leo, dönemin kehanet profesörü olan, ve aynı zamanda hayatının en şanssız anına denk gelerek ortak salona girme talihsizliğini gösteren Frank'i gözü kırpmadan lanetlemiş, ve cesedinin, devasa bir yılanın midesine gitmesini izleyen topluluğa ne denli kararlı olduğunu açık açık göstermişti. Vitaly o gün ayağa kalksaydı, öne çıkacak cesareti gösterebilse, yalnızca ama yalnızca umursayabilse, bugün bu pozisyonda olmazdı. Ana geri döndü, gökyüzünde oynaşan yeşil gösteri gözüne takıldı, ve salisesinde birinci sınıfa, tutmak üzere verdiği sözün gecesine döndü. Pam'in hala hatırlıyor olduğu, kendisine zamanında ufacık gelen vaat, fakat o an o dakika, büyük bir pişmanlık dalgasına kapılmasına sebep oluyordu. Sebebi aşikârdı, derinlerinde paramparça halde de olsa sahip olduğu masumiyetinin birkaç kırıntısı daha yok olmaktaydı. Ne diyebilirdi? Öfkesini o an için bastırmak durumundaydı.

"Çok üşürdük, üstelik yakalanırdık. Yine de eğlenceli olurdu."

Ses tonunu kontrol etmeye çabalasa da istediğinden çok daha soğuk çıkmasına engel olamıyordu. Kendine kızgın olduğunu kabullenmeyecekti, eğer kabullenirse yüzleşmek zorunda olacağı şeyin çaresizlik olduğunu, ve Pamelia'nın bu yeni hisse vereceği, henüz kestiremediği, fakat genç adama ağır geleceğinden emin olduğu tepkinin halihazırda farkındaydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pamelia Cauas
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 3169
Kayıt tarihi : 14/05/11

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   Çarş. Mart 05, 2014 10:19 pm

Cauas kızı duyduklarına birkaç saniyeliğine anlam veremedi. Çünkü bir, çok beklenmediklerdi ve iki kendisiyle birlikte orada oturmuş, tatlı anılarından bahseden adam hala onun tanıdığı Vitaly Orlov olamayacak kadar soğuktu. Sevimli çocukluk arkadaşı, sırdaşı, çoğu zaman dayanağı olmuş yılan değilken neden böylesine tatlı anılardan bahsediyordu? Bacaklarının çevresindeki kollarını yukarıya doğru çekip dizlerinin üzerine bıraktı; kolları şimdi burnunu, dudakları ve yanaklarını kapatıyorlardı. Söyledikleri pek duyulmuyordu;

"Neden sinirlisin?"

Cadı sesi titremeye başlamadan hemen önceki bir iki saniyeye sığdırmıştı iki kelimeyi. Ve soru dudaklarından çıkar çıkmaz gözyaşları seri bir biçimde yanakları üzerinde birer yol açıp kollarına düştüler. Aslında 'bana neden sinirlisin' diye sormak istemişti ama onu sinirlendirecek bir şey yaptığını hatırlamıyordu ve Orlov'un, ona karşı olduğunu tavrıyla yeterince açığa vurduğu öfkesinin, içindeki ufacık bir umutla yanlış anlaşılma çıkmasını bekliyordu. Konuşmak, sormak, söylemek istediği çok başka şeyler de vardı aslında. Ama Hogwarts yıllarındaki, dargınlıkların içinden çabucak sıyrılan neşeli kız olup durumu görmezden gelememişti bu sefer. Kim yapabilirdi ki? Karşısındaki insan, bir nevi ölümden dönmüştü kızın zihninde. Cadı hıçkırıklarını ve ara sıra burnunu çekişini kolayca gizleyebiliyordu, akan suyun melodisi ve orman halkının yeni güne merhaba diyen sakinlerinin gürültüleri de ona yardımcı oluyordu adeta. Fakat yanına oturduğunda göz ucuyla kendisini gördüğünden beri yüzüne bakmayı reddeden Vitaly, olur da kararını değiştirir ve şöyle bir başını çevirirse, aralarındaki kısa mesafenin kendisini ele vereceğinden neredeyse emindi. Sessizce, bedeninin sarsılmasının olabildiğince önüne geçerek cevabı bekledi. Vitaly Orlov için seneler sonra böylesine ağlıyor oluşunu hem yeterince olası ve mantıklı buluyor, hem de bir anlam veremiyor ve haliyle şaşırıyordu. O ne zaman hayatının bu denli önemli bir parçası halina gelmişti? Peki bu parçanın iki senelik eksikliğinin bıraktığı izlerin geri kalanı ne zaman kendilerini göstermeye başlayacaklardı?

_________________

No one ever said it would be this hard.
yo:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   Perş. Mart 06, 2014 12:22 am

Hafif esen rüzgar kuvvetini arttırdığında kulakları, titreyen içiyle aynı anda kızarmıştı. Hissettiği baskı midesine vurup, mide asidini damağına dek yükselttiğinde iğrenerek öğürmek istedi. Kendini zor dizginlediğinin farkındalığına vardığındaysa kimin yanında olduğunu hatırlayarak garipsedi. Her daim stresini bir kenara bırakıp kendi olduğu Pamelia'nın yanındaydı ve yaprak gibi titremesine ramak kalmış halde, histerisinin soğuktan olmadığını anlamaktan korkuyordu. Geçmişten ne kadar uzaktaydı? Beklediği soru kulaklarına eriştiğindeyse derin bir nefes çekti, sarsılan ciğerleriyle parça parça verip dudaklarını mühürledi. Verebileceği bir cevap yoktu, edeceği tek bir söz sahip oldukları maskesizliği, masumiyeti, neşeyi, yaşadıkları, akla gelebilecek her şeyi yok ederdi, bundan emindi. Klişe geldiğini bilse de işaretler başka şekilde tabir edemeyeceği kadar aşikârdı; Vitaly'nin gözleri, Pamelia Vargas'a bakan gözlerini hiçbir zaman görmemişti. Uzanmış bedeninin toprağın ne tarafında olduğu önemsizdi, zira başının dibindeki ağaç, her haliyle, mezar taşından farksızdı.

"Dışarısı soğuk. Hayatta kalmak için gayret verdim Pamelia. Kendimi gözümde küçültme huyumdan vazgeçerek potansiyelime inandım. Seyahat ettim, kaçtım, saklandım. Isınmak için birbirine sarılan insanların yanından geçtiğimde hissettiğim yalnızlık kalbimi kırdı. Birinin öldüğünü gördüm, soğuğa dayanamayıp gözlerini kapadığını, diğerinin yaşama tutunmak için ölüsünün bedenini, gözlerinde donmuş yaşlarla yemeye çalışmasını izledim. Bunlara rağmen hayatta kalabildim, buradayım. Dönüp geriye baktığımda mutlu olmam gerektiğini hissediyorum." Sözlerine ara verdi, aradan geçen yılların ardından ilk defa başını çevirdi. Mavi gözlerin en derinlerine öfkeyle, özlemle, kıskançlıkla, titreyerek bakıyordu.

"Sence mutlu muyum Pamelia? Buraya her daim sevdiğim doğadan zevk almak, soluduğum temiz havanın tadını alabilmek için geldim, fayda etmiş gibi görünüyor muyum? Duyularımın tanımlayabildiği hisler, ruhumu çürütenler. Öfke, hırs, pişmanlık... Kıskançlık."

Daha fazlasını söylemesine gerek olmadığının farkındaydı. Kastettiklerinin üstünü ne kadar örterse örtsün, durumun yalnızca kötüye gideceği gerçeğini değiştiremezdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pamelia Cauas
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 3169
Kayıt tarihi : 14/05/11

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   Perş. Mart 06, 2014 8:28 pm

Duyduklarının ağırlığıyla başını Orlov'a çevirmekten, dinlerken mimiklerini gözleme isteğinden alamadı kendini cadı. Her ne kadar görmezden geliyor olsa da Vitaly'nin bahsettiği o korkunç gerçekliği kendisi de yaşamıştı. Gülümsemesinin yüzünden düşmemesinin tek sebebi, bir defa kaybederse o gülümsemenin geri dönmeyeceğinden korkuyor olmasıydı. Mutsuzluğunun yeryüzüne çıkmak için bulacağı ilk fırsatta savaşı yeneceğinden emindi. Asık bir suratın beraberinde dışarıdaki kışın soğuğunu kalbine getirmesinden ölesiye korkuyordu Cauas kızı. Soğuğu ve Eleadora'nın yokluğunda her daim hissettiği yarım kalmışlığı... O yüzden başa çıkabiliyormuş gibi yapıyordu. Başka bir seçeneği yoktu. Vitaly Orlov gibi surat asamazdı; bu kendisi için o berbat soğuğu dışarıda geçirmekten geri durmamış Jaiden'a haksızlık olurdu. Ve yalnızca varlığıyla dahi Pamelia'nın hayata tutunma sebebi konumundaki Jesus'a. Her ne kadar paylaşmak istese de, her ne kadar haykırmak, aynı eskisi gibi Vitaly ile açıkça konuşabilmek, dudaklarını araladığında dökülenler yapay mutluluk filtresinden geçmemiş olsun istese de işleri böyle yürütemeyeceğini biliyordu. Hiçbir kaygısı olmayan, hayatta olduğu için minnettar görünüp yeni yaşamına uyum sağlamak için gereğinden fazla can atan, pek neşeli aptal rolünü oynamak zorundaydı. Sadece seni anlıyorum mimiklerini takınmaya çalıştı; ne yazık ki böylesine büyük bir duyguyu sözcükleri kullanmadan anlatması imkansızdı ve sadece yaşlı gözlerle oğlanı izliyordu öylece. Gözlerini kaçırmak istedi, ancak Vitaly'nin bakışları kendininkileri öyle bir yakalamıştı ki neredeyse fiziksel bir baskı durduruyordu cadıyı. O bakışlar, ayrı geçirdikleri yıllara dair, Pamelia'nın paylaşmak için gönüllü olacağı o kadar çok şey anlatıyordu ki, gözlerini kaçırmazdı. O an görebileceği başka hiçbir şey umurunda değildi.

"Peki hepsini eskisi gibi, teker teker konuşur ve benden bir tavsiye alamadan -biliyorum her zaman sıkıntılarını çözmek konusunda işe yaramazdım- konuları kapatırsak, birinci sınıfta Argus Filch'in hayaletinden korktuğumda beni ortak salona kadar götüren Vitaly Orlov geri gelir mi? Çünkü yıllarca, tanıdığım herkes gibi seni de kaybettiğimi varsaymak zorundaydım. Şimdi de bulduğumu düşündüğüm adamın hala kayıp olduğunu görmek korkutucu. Seni tek bir gecede bulup tekrar kaybetmek korkutucu, Vitaly. Beni kalbine götür. Ya da zihnine. Ya da gitmek istediğin her neresiyse. Beni Vitaly Orlov'a götür."

Sesi titriyor ve gittikçe kuvvetsizleşiyordu. Son kelimesi nehrin sesiyle birlikte kaybolmuştu adeta. Öfke, hırs, pişmanlık... Kıskançlık. Pişmanlık hariç hiçbiri hakkında bir fikri olduğunu sanmıyordu, fakat hepsini saatlerce dinleyip öğrenebilirdi. Öğrenmeyi isterdi. Yeter ki Vitaly kendisini itmekten vazgeçsin.
 

_________________

No one ever said it would be this hard.
yo:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   Paz Mart 16, 2014 12:53 am

Vay canına, bu ağırdı.

Nasıl bu kadar saf olabildiğine hala inanamadığı Pamelia'nın sözcükleriyle beraber aptallaştı. Duygularının esiri olduğu açıktı, ve bu hem aptalca, hem de gülünç geliyordu. Ben ne yapıyorum? Yaşama başladığı andan itibaren asla sahip olamadığı ailesi, en yakın dostu haline gelmiş kıza aradan geçen üç koca yılın ardından, onu kıskandığını, ve onu seviyor olduğunu söylemenin eşiğinden dönmüştü, bu korkutucuydu. Vitaly eğer her daim övünç kaynağı olduğu aklını kullanabiliyor olsaydı kendi kendini tokatlardı. Aşk, daha önce hissetmeye dahil yaklaşamayacağı kadar sığ bir adam için ağır bir yüktü. Sersemlemiş hali yüz ifadesine yansımadı, ve genç adam, hala coşkuyla açmış olduğu gözlerle kızı izlemekteydi. Cevap vermedi, yüzünü yeniden gökyüzüne çevirerek derin nefesler aldı. Düşünmeliydi. Ya yanlış değerlendiriyorsam? Ya bu kıskançlık üç yıllık aranın ardından, onu ilk kez Jesus'un kollarında görmenin getirdiği çekememezlikse? BEN. Onunla birlikteydim. Onu BEN teselli ettim, aklını BEN dağıttım, onun yokluğunda BEN olmasaydım Pamelia burada olamazdı, bu kesin. Sinirlendi.  Neye sinirliydi? Onun yanında olmanın sebebi geleceğe yatırım yapmak mıydı Vitaly? Şu anda mutlu olması sana neden yetmiyor? O an, aradığı cevabın sorunun içinde olduğunu düşünmüştü. Sen Vitaly, sen. Belki de yalnızca bencilsin.

"Emin ol Pam, Vitaly Orlov'a gitmek istemezsin. Şu an Vitaly Orlov olmamak için her şeyimi verirdim." Bir pislik gibi davrandığı için hissettiği pişmanlığı tonuna yansıtmamayı denedi, sesinin titrediğini farketmiş miydi? "Ağlamayı kes çocuk, sinirimi bozuyorsun."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pamelia Cauas
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 3169
Kayıt tarihi : 14/05/11

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   C.tesi Mart 22, 2014 3:21 am

Birden bire hızlanıp çabucak durulan rüzgâr, cadının göz yaşlarının açtıkları birkaç yolu yüzünde hissetmesine yardımcı oldu. Kız ellerini, aldığı samimi komut üzerine yüzüne götürüp yaşları silerken arkadaşının kendisi olmaktan ne denli çekindiğini duymanın üzüntüsünü yaşıyordu. Kendin olmaktan nefret etmek, benliğinden köşe bucak kaçmak ne demektir biliyordu. Ve bildikleri hiç de hoş şeyler değildi. Vitaly Orlov'un kötü yönlerinden, inişli çıkışlı anılarından, karmakarışık geçmişinden ve yaşadığı bütün trajediden sıyrılabilmesini isterdi. Karşısındaki adamın Vitaly Orlov'u o cümbüşten çekip alabilmesini ve ne olursa olsun kendi olmaktan gurur duyarak hayatına devam edebilmesini isterdi. Ancak yılanın buna hazır olmadığı tepeden tırnağa tüm vücudunda yazılı ve ettiği her kelimede apaçık ortadaydı. İsteklerini dile getirmesi için de, istediklerinin gerçekleşmesi adına onu cesaretlendirebilmesi için de çok erkendi henüz. Ve Pamelia sadece sessiz kalıp, sonunda gün yüzüne çıkarabildiği, arkadaşından kalanlarla yetinmeye karar verdi. Kendisini daha fazla tutamayacağını fark ettiğinde yavaşça tek elini nemli toprağa bastırıp ayakları üzerinde doğruldu. Kısa üç-dört adımın ardından Vitaly'nin yanında tekrar kendisini yere bıraktı ve kolları hızla, biraz da beceriksizce, yılanın bedeni çevresinde yerlerini buldular -daha çok oğlanın çelimsiz sırtı ve göğsüne hafifçe çarpmışlardı aslında kızın acelesinden. Cadı derin nefesler alırken alnını Vitaly'nin boynuna yasladı ve burnunu dayayıp o değerli insanın, özlediği kokusunu içine çekti. 

Yüzünü Orlov'un kemikli boynuna gömmüş, sessizce geçirdiği iki dakikanın ardından başını yavaşça kaldırdı ve bu sefer de çenesini oğlanın omzuna yasladı. Kollarını çözmeyi reddederken, Vitaly'nin kulağına fısıldadı. 

"İki korkunç yılı nasıl geçirdin?"

İlk defa kabus gibi geçen o iki yıldan bahsederken içini kaplayan korkuyu tonuna yansıtmıştı. 

İlk defa birisinden ne denli korktuğunu saklamıyordu.

Tabii fısıldamaya bir ton denilirse ve yalnızca stabil bir biçimde dudaklarından dökülen beş sözcükteki karamsarlığı kendisinden başkası ayırt edebilecekse.

Genelde fark etmezler...

_________________

No one ever said it would be this hard.
yo:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   Salı Nis. 01, 2014 10:07 pm

İhtiyatlı hareketlerle yanına sokulan kızın, sabit kaldığı her saniyede cesaretlendiğinin farkındaydı, ve onu bu tedirgin duruma getirdiği için kendiyle gurur duyuyor değildi. Pamelia'nın nefesi, soğuktan buz kesmiş boynunu ısıtıp, ensesinde halihazırda dik duran tüyleri uyarmıştı. İrkilmesini fark ettirmedi, Zira Hogwarts'ta neredeyse yapışık ikizi misali yaşadığı Pamelia'nın bu duruma üzüntüsü, ona bağırması durumunda hissedebileceğinden dahi yüksek olurdu. Bu denli farklılaşmalarının sebeplerinin başını çeken, zihninden söküp atmak istediği anıları yaratan, kulağındaki fısıltının merakının merkeziydi;

"Uykuya daldığım her an öldüm, uyandığım her an dirildim Pam. Biliyorsun, soğuğu severdim. Bana hiçbir zaman tanıyamadığım köklerimi anımsatırdı, birlikte keşfedeceğimize sözleştiğimiz Rusya'yı." Duraksadı, damağında kalmış yaşama arzusunun kırıntılarını diliyle dürtmüş gibiydi. "Karlar beni yakacak kadar soğuduğunda ateşle muhattaptım. Titrerken yandığında, gözünü çevirdiğin her yerde sürekli gördüğün buzlara sarılmak istiyorsun. Bir süre sonraysa hissizlik geliyor, o tatlı, rahat, ve tasasız halsizlik. Ölüme doğru gittiğinin farkında olduğun gerçeği giderek silikleştiğinde hissettiğim şey korkunçtu." Duraksadı, bunu betimlemek için bulabileceği her kelime, istediği yoğunluğu yansıtamazdı. "Mutluydum Pam, tepeden tırnağa, donduğum iliklerime kadar tesir eden, asla unutamayacağım o mutluluk. Bu yüzden gecenin ayazından beri buradayım, bu yüzden pencerem açık uyuyorum. Sahip olamadıklarımın, ve olamayacaklarımın getireceği hayal kırıklıklarından, yaşamım için savaşmaktan, yorgunluktan, nefretten, hırslarımdan, kıskançlığımdan kaçmak için." Ses tonunun kuvveti geçen her saniyede sönmüştü. Aklından dahil geçirmeye çekindiği gerçekle yüzleşti, ve tek bir seferde yüreğinden söküp dudaklarına döktü.

"Dünyanın en güzel kadını, en lezzetli yemeği, en tatlı otu, en güzel duygusu... Ölüm benim için bunların her birini taşımakta. Onu arzuluyorum Pamelia."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pamelia Cauas
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 3169
Kayıt tarihi : 14/05/11

MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   Salı Nis. 22, 2014 12:42 am

"Ölümü değil, kurtuluşu arzuluyorsun, Vitaly. Sadece seçeneklerin en üst sırasında ölümü görüyorsun o kadar. Önünde buz gibi akan bir su var, istediğin her an kendini akıntıya bırakıp o ölümü getireceği için bayıldığın soğuğa ve en nihayetinde de ölümüne kavuşabilirsin. Ama yapmıyorsun, çünkü aslına bakılırsa soğuktan, ne ironik, ölümüne korkuyorsun. Soğuk seni yerlere serdi, Vitaly Orlov. Soğuk sana hayatının en berbat deneyimini yaşatıyordu ve kurtuluş göremiyordun, tanrı aşkına tüm dünya buzlar altındaydı! İçinde rahatlık bulmak zorundaydın, bir şekilde iyi tarafından bakmalıydın. Yoksa delirirdin. Bu yalnızca insanların düşünce mekanizması. Ve bulduğun rahatlığı mantığına kabul ettiremeyecek kadar zekiydin. Korkuyordun. Delirdin. Kırıldın. İnsanlar kırılgandır. Soğuk seni önce yıldırdı, ardından sana güç verdi ve kurtulamayacağını gösterip seni bir defa daha yıldırdı. Oyun oynar gibi, değil mi? Ve ikincisinde öyle yıkılmıştın ki, artık hiçbir şeyden güç alamayacağını fark ettin. Yine de böyle bitmesini istemiyordun ve bir şeylerin sana güç vermesi gerekiyordu. Elinde kalan tek şeyden, sonundan güç aldın. Gerçek görünen tek şeye güvendin. Ölüme. Yanında ondan başka kimse kalmamıştı, ne yapabilirdin ki?"

Ellerini yavaşça Vitaly'nin gövdesinden yukarıya doğru sürükledi ve boynuna ulaştı. İnce, renksiz parmakları oğlanın boğazına dolandığında konuşmaya devam etti;

"Ama artık değil Vitaly. Artık tek seçeneğin ölüm değil, olmamalı. Yukarıya bak. Güneşi sen de benim kadar iyi görüyorsun, değil mi? Sıcak. Sonunu getiren buzları kıran yegane varlık. Çevreni gözle, artık fırtınanın içinde değilsin. Geleceğinde ölümden başka binlerce şey görebileceğin şu saniyede, hala ölmek istiyor musun? Eğer cevabın evet ise seve seve yardımcı olabilirim. Çünkü önünde çözümler olabilecekken dahi bir tane bile görememenin verdiği sıkıntıyı ne denli iyi anladığımı biliyorsun. Seni sıkıntıların olduğunu sandığın her şeyden kurtarabilirim. Ama bu kurtuluş gerçekten istediğin şey değil. Bunu biliyorsun. İçinde bir yerlerdeki Vitaly Orlov, önüne bir hayat sunulmuşken, yaşaması gerektiğini biliyor."

_________________

No one ever said it would be this hard.
yo:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Tavşanı Kovalamak   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Tavşanı Kovalamak
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Than-Thalas Nehri-
Buraya geçin: