Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Hayaletin Ayak İzleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Hayaletin Ayak İzleri   C.tesi Mart 15, 2014 2:36 am

Ardında bıraktığı ormanın zehirli huzurundan uzaklaşmanın getirisi karışık duygularını görmezden gelerek yatağına girdiğinde, zihninde sonuçlandıramadığı düşünceleri bir hortuma dönüşüp her şeyi silip süpürmüştü sanki. Uyandığında kütlettiği boynu ve esnettiği sırtıyla beraber ayaklandığında yeni bir insan gibi hissediyor olmaması gerektiği farkındaydı. Bu durumdan hoşnut olmaya başlaması, kahvaltısının ortasında yaşadığı farkındalıkla ortaya çıktı, zira bir lokmayı yarım saatten ziyade yirmi saniyede çiğneyip yutabilecek kadar boş olan kafası, gözlerinin önünde ona engel olan her türlü sisi silip atabilecek kadar berraktı. Ayaklandı, güneşsiz olsa da aydınlık gökyüzünün tadını çıkarmak için dışarıya çıktı. Ciğerlerine çektiği derin nefesteki mallorn kokusunu tadıyorken adımlarını hızlandırarak ilerledi, Silvanesti'deki topluluğun merkezi kabul edilen amfitiyatronun hemen dışındaki meydanı gören harabelerden birini gözüne kestirip içeri sıvıştı. İnsanların faydalı olma çabalarını takdir etmeliydi, zira açgözlülükten yoksun bu toplum her şeyi birbirleriyle paylaşarak ihtiyaçlarını gideriyor gibi görünüyordu, bu sayede hayatta kaldıkları açıktı. İzlemeye devam etti, Pamelia'yı göreceğini sanmıyordu, Vera'yı görme düşüncesi dahil seçenekleri arasında değildi. Zihnini bulandırmamalıydı, hayatta kalma savaşı vermek istiyorsa faydalı olmalı, faydalı olmak içinse öğrenmeliydi.

Bir önceki akşamın olaylı yemeğinde dikkatini çeken kızı sonunda gördüğündeyse elleri gerginlikle hafifçe terlemişti. Doğayla mücadelesinin zirvede olduğu dönemin içerisindeydi, kendisine verilen görevlerin Silvanesti dışında olacağına neredeyse emindi, ve hayatta kalmak için yön ve iz bulmayı öğrenmeliydi. Gürcü olduğunu söyleyen, adının Anita olduğu kızın bu yeteneğe sahip olduğunu söylediğini işittiği andan itibaren, ona işinin er ya da geç düşeceğini biliyordu. Bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum. İlerledi, bir hırsız kadar sessiz, sokağının karanlığını kullanarak, attığı her adımda kıvrımlarını öne çıkaran kızı takip etti. Yetimhane kapısından giriş yaptığını gördüğündeyse seri şekilde binanın arka tarafına dolanarak, su borularından çevikçe tırmanıp, aralıktaki her pencereden bakmıştı. Hedefini gözden kaybetmemeliydi, kapı kapı dolaşıp dikkat çekmek istemezdi. Şansının yaver gittiğini, koridorun sonunda, soldaki odanın girişinde, içeri girmeden bir an önce duraksayan kızı gördüğünde anladı, içeri tırmanarak üzerini düzeltti ve ilerledi. Her şeyin normal görünmesi gerekliydi, zira kız gerçekten iz sürmeyi biliyorsa, takip edildiğini de hissedebiliyor olmalıydı.

Kapı aralıktı. Ah, lanet olsun.

Kapı kolunu kavrayıp ittirdiğinde, tam da beklediği gibi, odanın diğer tarafındaki gözler kendisini izlemekteydi. İçeri girdi, kapıyı ardından kapatıp geriye yaslandı. Rol yapmanın, veya lafı dolandırmanın mantığı yoktu.

"İz sürebildiğini söyledin, bu konuda ne kadar iyisin?" Birkaç nefeslik duraksamanın ardından, aynı düz tonda devam etmişti. "Vitaly, Vitaly Orlov."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anita Xaratishvili
Slytherin VII. Sınıf
Slytherin VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 171
Kayıt tarihi : 13/06/13
Lakap : Ira.

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Paz Mart 16, 2014 7:28 pm

Kendisine ait bir oda istediğinde bu kadar anlayışlı olunacağını aslında hiç düşünmemişti. Avcılık işiyle ilgili malzemelerini barındıracağını ve onları güvende tutmak istediğini belirtmiş ve kabul görmüştü. Aslında bu hikayenin görünen kısmıydı. Sadece kendisine ait, yalnız kalmak istediği ve kaçabileceği bir yere ihtiyaç duymuştu. -ve elbette kimsenin bunu bilmesine gerek görmüyordu. Sırtına taktığı ok ve yayını yerinde sağlamlaştırdıktan sonra dizlerine kadar gelen çizmelerini yukarıya çekerek yerde bıraktığı diğer malzemeleriyle beraber o meşhur odasına doğru ilerlemeye başladı. Eskiden Yetimhane olan büyük binanın bahçesinden geçerken üzerinden geçen kuşların sesleriyle irkildi. Gözlerini gökyüzüne çevirdiğinde hala bir yerlerde hayatın olduğunu simgeleyen bu güzellik karşısında uzun süredir  uzak olduğu bir tavır sergiledi. Gülümsedi.

Yetimhane'nin ana kapısından içeri girerken gülümsemesi yüzünde büyüdü, çünkü çadırların olduğu yerden beri kendisini takip eden çocuğun onca dikkatsizliğe rağmen iz sürücü ve avcı bir kıza kendini farkettirmediğini zannetmesi ya da bunun için büyük bir çaba sarfetmesi takdire şayen ve oldukça gülünçtü. Ah hadi ama oyun oynamak için biraz büyük değil misin? Bıyık altından gülerek başını iki yana salladı pervasızca. Adımlarında en ufak bir metronom değişikliğine izin vermeksizin odanın kapısını açarken bıyık altından mırıldanmadan edemedi. Bari biraz sessiz ol. Bir kaç saniye duraksadıktan sonra kulaklarını dolduran boruların takırtı seslerini duymamış gibi yaparak kapının kolunu kavradı. Rutubet kokan odaya adım atar atmaz buranın elden geçmesi gerektiğini düşünmüştü.

Tozlanmış cam kenarına yaklaşarak odanın hemen girişindeki adama doğru çevirdi bedenini. Sırtındaki malzemeleri, eskimiş ve bir ayağı kırılmak üzere olan, değiştirilecekler listesinin başındaki masaya koymuş ve kavuşturduğu kollarıyla birlikte meraklı ifadesini yüzüne takıştırmıştı. İçeriye doğru adam atan çehreyi gördüğünde geçmişe sürüklenmesine engel olamadı cadı. Bal rengi gözleri onu ilk gördüğü anı anımsıyordu. Meşhur olaylı yemekte kendisini belli etmesiyle aşıkları olduğu dilden dile dolaşan Pam, Vera ve Anabelle denilen cadıların yarattığı o kıvılcım adeta o gece oradaki herkesi çarpacaktı. Geçmişi karanlık ya da fazla olaylıydı. Onun hakkında edindiği bütün bilgiler hep kulaktan dolma şeylerdi. Dedikoduyu seven insanlarla doluydu burası. Ya da dedikodu malzemesi olmayı...

Onun hakkında emin olduğu tek şey aşıklarının pek güler yüzlü olmadığı ve tehlikeli kadınları üzdüğüydü. Açıkcası pek umrunda olduğu söylenemezdi. Dudaklarından dökülen sözcüklerin ima ettiği gibi, ona yardım edip etmeyeceğinden bile emin değildi. Kendisine işi düştüğü belliydi, ama kendisini gizli gizli takip ederek 21. yüzyıl ninjalığı yapmasındaki amacı kavrayabilmiş değildi. ''Sana da merhaba, teşekkür ederim iyiyim, peki ya sen nasılsın?'' Gözlerini kenetlediği büyücünün gözlerinden bir ısırık atarak geri kaç yapmış ve gözlerini devirerek birleştirdiği kollarını ayırmış, odanın içerisinde küçük adımlarla yürümeye başlamıştı. ''Kızgın aşıkları yatıştırma iksirimiz taze bitti bayım üzgünüm.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Paz Mart 16, 2014 8:51 pm

Göz devirmeleri, saçla oynamalar, iğneleyici, fakat itici olmayan bir cevap. Vitaly, kızın vücut dilinden okuduğu kadarıyla, tahmin ettiğinin tam aksine hoş karşılanıyor olduğunu fark etmişti. Göz göze geldiklerinde, bu elektrik genç adam adına resmileşti, yaslandığı kapıdan ayrılarak, henüz el değmemiş olduğu aşikâr olan yatağa oturdu, sırtını demirine yaslayarak elini cebine götürdü. Alışkanlıklar, lanet olsun. Cebinden çıkan parmaklarında tek bir dal sigara dahi bulunmuyor olması canını sıksa da amacına yoğunlaşması için kendi kendini fırçalamasının ardından odağını yeniden kazanmıştı. Etrafını inceledi, çıkarım yapmaya değecek herhangi bir malzeme bulamamıştı, zira kızın yeni yerleşiyor olduğu açıktı. Adımların zarifliği ve düz zeminde dahil dikkat çeken dengesi belirgindi, henüz adını resmi olarak bahşetmemiş olan dişinin hobilerinden biri akrobatlık olabilir miydi? Belki de bir hırsızdı. Bakışları yukarıya kaymaya devam etti, ve düzgün kemikli yüzünden saç tellerine dek inceledi. Karakterini görebileceği başka bir ipucu göremedi. Gözlem yapıyor olması, ve masadaki ufak çaplı gerginliği rahatça fark edebilmesi hariç.

"Ah, yazık. Gerçekten işime yarayabilirdi." Gülümsedi, karşılık görecek miydi? "Yine de seni bulma, daha doğrusu fark ettiğin üzere takip etme amacım bu değildi. İz sürmek istiyorum, bu konuda iyi olduğunu tahmin ediyorum ve bana yardım etmeni istiyorum. Karşılığında ben de sana yardım edeceğim, ne istersen."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anita Xaratishvili
Slytherin VII. Sınıf
Slytherin VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 171
Kayıt tarihi : 13/06/13
Lakap : Ira.

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Paz Mart 16, 2014 10:42 pm


Dizlerinin üstünde biten taba rengi çizmelerinin topuğu mermer zeminde tok bir sesle haykırırken odada gezinmeye yavaş adımlarla devam ediyordu. En ufak bir nezaket belirtisi göstermeden odadaki yatağa kendisini atan çocuğa doğru şaşkın bakışları eşliğinde döndüğünde gevşekliğinin takdire şayen olduğunu düşünmeden edemedi. Nazik olmaya çabalıyordu Orlov'a karşı. Ahh elbette onu tanıyordu. Adaya geldiği gün magazin olaylarının başına oturan bu adamı diğerleri gibi elbette o da duymuştu. Hatta bir gün Lucy ve Marge'nin konuşmalarına kulak misafiri bile olmuştu. Adamın oldukça çapkın ve etrafının kadınlarla çevrili olduğunu işitmişti. Hoş bir tipi vardı ama bedeninin üstündeki yuvarlakla ilgileniyordu. Yirmili yaşlara adım atmış bayanların bu anlamsız çük düşkünlüğünü oldum olası anlamdıramamıştı.

''Lütfen keyfine bak.'' Dedi latife yapar bakışlarıyla büyücüyü baştan aşağıya süzerek. Ses tonu oldukça kısık ama büyücünün duyabileceği volümdeydi. Keyfi zaten oldukça yerindeydi. İnce bir mesaj vermeden edememişti yine. Gülümsedi başını iki sana sallayarak. Odanın içindeki boş kavanozları karıştırırken bulduğu sigara paketini büyücünün göğsüne doğru atarken yüz ifadesine herhangi bir tepki değişikliği söz konusu değildi. Üzerine geçirdiği hırkasını henüz sağlam olan askılığa doğru asarken büyücünün sözlerini düşünüyordu. Kendisinden ne isteyebilirdi ki? Ya da kendisi karşılık olarak ne isteyecekti? Bilmiyordu. Açıkcası hoşuna gitmeyecek bir şeyse olayı herhangi bir kumara dökmeyeceğinden emindi.

Sırtını tek bacağı toprağa bakan masaya dayarken masadan çıkan gıcırtı sesine pek aldırış etmedi. Askılı atletinin göbeğini açması sonucu açığa çıkan piercing'ini görür görmez hücrelerinde işleyen o üsüme hissi de beraberinde geldi. Umursamazca atletini aşağıya çekerek tekrar kollarını kavuşturdu. Dudaklarını araladığında bal rengi gözleri Vitaly'nin üzerindeydi. ''Ne istiyorsun?'' Sözcükler istemsizce ya da bilinçsiz dudaklarından rusça dökülmüştü. Büyücünün Rus olduğunu biliyordu. -Ve kendisi çoğu Gürcü gibi Rusça biliyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Paz Mart 16, 2014 11:32 pm

İkili arasındaki iletişimin tarifi oldukça zordu, zira bir yandan kavga etmenin eşiğindeki iki vahşi hayvan misali gardlarını alıyor, diğer yandan sevişmenin arifesindeki bir çift misali imalar yollayıp jest sergiliyorlardı. Vitaly de bu durumdan hem hoşnut, hem de rahatsızdı. Hogwarts'ta olsaydım altımda olmanı isterdim, orası kesin. Kucağına fırlatılan sigarayla ellerinin titremesinin geri gelmesi senkron halindeydi, çok uzun zamandır yalnızca bir dal için yalvaracak hale gelmiş olan Vitaly, parmakları arasındaki paketin gerçekliğine inanamaz haldeydi. Şokunu yüz ifadelerine yansıtmadı, karar vermeden önce bunu sık sık yapardı. Sadece bir dal V, yak ve önündeki parçayı tuttuğun gibi üzerine çek. Eğlenmeyeli çok uzun zaman oldu.

"Bıraktım, teşekkür ederim." Neredeyse acı çekerek kenara koyduğu paketin ardından sadede geldi. İşittiği rusçayla beraber neredeyse irkilerek muhattabına daha da dikkatle bakmıştı. Bal rengi,  ve rusça. Hoş. Yanıtı buna rağmen ingilizceydi. "Bildiklerini öğrenmek istiyorum. Gizlilikle hareket edebilmeyi, iz sürebilmeyi, kovalamam gerektiğinde takip edebilmeyi, gerektiğinde izimi kaybettirmeyi. Bana yardım edecek misin?"

Bir kadının dokunuşunun özlemi sigara kadar ağır vurmalı mıydı? Pek tatlı Vera'm, seni nasıl özledim...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anita Xaratishvili
Slytherin VII. Sınıf
Slytherin VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 171
Kayıt tarihi : 13/06/13
Lakap : Ira.

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Perş. Nis. 10, 2014 5:13 pm

Dayandığı masanın kendisini ne kadar süre taşıyıp taşıyamacağını hesaplamaya çalışırken bomboş düşüncelerle doldurduğu berrak zihnini reset atmak istercesine keyfi yerinde olan büyücüye doğru çevirdi. İşittiği sözler karşısında istemsizce yukarı doğru kalkan kaşları, aralanan güzel dudaklarından çıkan dumanla senkronize bir şekilde göze çarpıyordu. Sözlerini bitirmesi için genç adama izin verdi. Bir yandan onu dinliyor bir yandan işittiklerini tartıyordu. Neden? Neden tanımadığı bir adama yardım edecekti ki. Hem de burada, hayatta kalmak için mutlaka bir vasıf sahibi olunması gereken bu adada. Gerçekten bu kadar vasıfsız birisinin mi suratına bakıyordu yani... Ya da belirli amaçların aracı olarak kullanılmak için fazla mı saf görünüyordu. Sağlam bir neden ve geçerli teklifler karşılığı sorgulayabileceği bir ortamda olduduysa gerçekti. Her şeyden önce, az önce tanıdığı bu adamın gerçekten güvenilir olup olmadığıydı -ki geçmişi, oyuna pek de artı puanla başlamasını sağlamıyordu.

''Neden?'' Dedi kısa ve öz bir biçimde. Lafı dolandırmayı sevmezdi. Bu konuşmada da her zaman olduğu gibi karşısındaki kişiyi değil, durumu baz alacaktı. Kibar davranmak ve dişlerini aralayarak yavşak gülümsemesini yüzüne takınması için hiçbir sebep yoktu. En azından şimdi. ''Sana neden yardım edecekmişim önce bunu anlatarak başlayabilirsin bence.'' Dedi sigarasını yere atarak ve çizmeleri altında parçalara ayırarak. Ardından ayırdığı kollarını birleştirerek büyücüye doğru ilerledi. Yatağın demirlerine çizmesinin topuklarını geçirerek dudaklarını tekrar araladı. '' -Ve her şeyden önemlisi eğer yardım edersem, neden yardım edeceğim olacaktır.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Perş. Nis. 10, 2014 6:18 pm

Sigarasını söndürmesinin ardından üçüncü ve sonuncu defa aynı kelimeyi tekrar eden dişinin bir nedene ihtiyacı olduğu açıktı. Sağ elinin baş ve orta parmağını burun direğinin iki tarafına koyarak düşündü. Sahi, kızdan bir şey isterken karşılığında ne veriyordu? Bunu düşünmeden buraya gelmiş olması saçmaydı, bu saçmalamanın sebebiyse, intihara meyilli halinin geri dönmesinden endişeli aceleciliği.Derin bir nefes aldı, hala yukarıda, yüz seviyesinde duran kolunu aşağıya indirip kıza odaklandı.

"Neye ihtiyacın var? Muhattap olmak istemediğin insanlardan, ihtiyacın olan şeyleri temin edebilirim. Eğer bilmiyorsan sana büyücü satrancı öğretebilirim, simyaya ilgiliysen çalışmalarımı seninle paylaşabilir ve şayet hortkuluklar dışında, daha sağlıklı bir biçimde ölümsüzlüğe erişmenin yolunu bulabilirsem bu sırrı seninle paylaşmaya söz verebilirim." Seni nehirde çırılçıplak soyup, topuğundan saç tellerine dek her santimini yıkayabilirim. Hazdan başını döndürebilir, manevi dünyanda her ne yaşıyorsan unutturabilir, kollarında bir tanrıya dönüşebilirim. Son iki cümlesini dışa vurması gayet tabii, aldığını alamadan gitmesine sebebiyet verebilecek kadar riskli olduğundan ötürü, dudaklarından dökülmedi. Onu arzulamıyordu, en azından henüz değildi. Yalnızca yedi yıllık okul hayatında ustalaştığı tek yeteneği buydu, ve elinden gelenin en iyisinin faydadan çok zarar getirdiği söylenebilirdi. Kızın sessizliği değişmeyen ifadesi üzerine yeniden söze giren Vitaly bu sefer oldukça netti.

"Sana önerebileceğim fazla şey yok, kapına bir takas için değil, senden bir şey almak için geldim. Almak için vermem gerekiyorsa, öyle olsun. Ne istiyorsun?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anita Xaratishvili
Slytherin VII. Sınıf
Slytherin VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 171
Kayıt tarihi : 13/06/13
Lakap : Ira.

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Perş. Nis. 10, 2014 8:28 pm


Kendinden emin ama geçmişteki hayal kırıklığı ya da yaşananları sindirememiş bakışlar. Keskin ama bir o kadar karmaşık, şüpheci ve kararsız. Dudaklarından dökülen sözler samimiyetsiz ama bir o kadar sınırlı. Gerçeklik yargısını korumaya çalışırcasına dinliyordu onu. Kendinden taviz vermeyeyse en ufak niyeti yoktu. Buz gibi soğuk ve yorgun gözlere baktığında gözlerinin altında oluşan ufak çukurların bir takım hikayeler taşıdığına adı gibi emindi. Bir yandan kulağını dolduran melodik sesi işitiyor bir diğer yandan her zaman olduğu gibi izliyor, izlerken tanıyordu. Rahatsız edici olup olmadığıysa umrunda değildi. Burada onlarca insan görmüştü. En tehlikelileri, nam salmış katilleri ve daha bir çoğu. Hepsinin tek bir ortak noktası vardı. Hayatta kalmayı başarabilmiş olmalarıydı. Anita'ysa zayıf nokta gibi görünen ufak bir Slytherin kızı olmak istemezdi. Güzel meziyetlere sahipti. Hayatta kalmak ve savaşını galibiyetle sonlandırarak son nefesini vermekse, hayallerin ve mutlu sonların en uygun olanıydı.

Kafasındaki düşüncelerden zorlukla sıyrıldığında bütün somutluğuyla bulunduğu odaya geri döndü. Genç ve yorgun görünümlü olan adamın uzandığı yatağın ucuna oturduğunda ona hiç olmadığı kadar yakıntı. Bütün bu kadınların bu adam için birbirlerini neden yediği yeterince açık değil mi? Ahh saçmalama sadece basit bir et yığınından ibaret, tanrısallaştırılmış eski bir biblodan farksız. İç sesinin çatışmasını hafif bir öksürükle bastırmayı dilercesine uyarırken yüzündeki ifadede herhangi bir mimik değişikliği söz konusu değildi. Dinliyordu. Sonuna kadar, sindire sindire ve anlaya anlaya, anlaştırarak. Hoş birisiydi. En azından anlattıkları gerçekse en azından bir takım uğraşları vardı. Gerçekleşir ya da gerçekleşemez, en azından bir hayali vardı ve içi boş bile olsa dondurucu soğuktan kaçıp asasızlığa yaygara koparmak yerine kendisine bir uğraş bulmuştu. Her ne kadar kulağa pek de mümkünmüş gibi gelmese de. Eğer Hogwarts yıllarında aynı dönemde okumuş olsalar belki arkadaş bile olabilirlerdi. Öyle bir durumda muhtemelen şu an birbirlerini öldürecekmiş gibi davranan bu adamın sözde sahipleri kenar mahalle kadınları gibi birbirlerine dalaşmak yerine en azından mutlu olmanın yollarını arar ve bu ikiliye hayran hayran bakarak iç geçirirdi. Elbette.. Elbette isterse alırdı. Ne olduğu, kim olduğu ve hatta kiminle olduğu umrunda bile olmazdı. Xaratishvili kanı taşımak bunu gerektirirdi. Ama şartlar ve hayatlar durmaksızın akan bir şelale gibi aynı yönde ilerleyip farklı kayalık zerrelerinde kaybolurken bunun düşüncesi bir hayli gülünçtü.

İnce ve düzgün kıvrımlı elleri uzun koyu kestane saçlarını geriye doğru attığında yüzüne yalancı bir gülümseme yerleştirme fikrini, yine aklından bile geçirmemişti. Büyücünün sözleri sonlandığında bir kaç dakika herkesin düşüncelerini tartması için zaman tanıdı. Ardından kendinden emin bir şekilde güzel dudaklarını araladı. ''Tanımadığım bir yabancının ölümsüzlüğün sırrını bulursa ki dikkatini çekerim bulursa benimle paylaşacağının sözüne gerçekten güvenmeli miyim yani? Neyse ki... -Ve hatta iyi ki ciddi değildin.'' Bu kez yüzüne alaycı bir ifade takındı sözlerinin bitiminde. Tam kıvamında ve son derece kararında olan ifadeleri, karşısındakini kudurtacak kadar gıcık ama karşından ses çıkmayacak kadar mesafeliydi. ''Hayatı birisi gotik öteki manyak olan iki kadın arasında geçen tanımadığım ama ününü çok duyduğum bir adamdan bir şey isterken.. Ahh yoksa az önce ölümsüzlükle ilgili söylediklerine inanmalı mıyım? Sanırım yanında can güvenliğim tehlikede. Korkmalı mıyım?'' Alaycı sözlerinin bitiminde ilk kez dişleri görünmüştü. Bunu yapmazsa muhtemelen göbeği çatlar ya da egzama falan olabilirdi. Sivri dili her daim her ortamda yerini bulmak zorundaydı. -Ve karşısındaki kim olursa olsun kendinden ödün vermeyecek kadar da umursamazdı. ''Sadet Orlov Sadet. Ne istediğimi boşver. Elbet güzel bir kalıba koyarım. Ama sen? Bunu neden istediğini bana hala açıklamadın? -Ve gerçekten bu işte iyi olduğumu sana düşündüren ne?''  
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Perş. Nis. 10, 2014 9:44 pm

Bir kedininki kadar zarif iki küçük adımın ardından yanına oturan dişinin yaklaşımını daha önce binlerce kez görmüş olmanın getirisi tecrübe, birkaç an sonrasında ortaya çıkabilecek olası diyalogları birer birer sıralayabilmesini sağlıyordu. Genç adam, her ne kadar testosteronları tarafından deli gibi dürtülüyor olsa da, şaşırtıcı derecede kolaylıkla hem kendine, hem de güdülerine engel olabilmekteydi. Beni bu kadar değiştiren, yalnızca tek bir konuşmaysa, bu adada yıllar boyunca onunla beraber olmuş insanları anlayabilmem mümkün değil. Verebileceği en dürüst cevap, kendini değiştirme ve işe yarar kılma çabasına girmesinin asıl sebebinin, yaşamaya maruz bırakıldığı farkındalık olduğunu söylerdi.

Ölümsüzlük üzerine öne sürdüğü teklife aldığı yanıt mantıklıydı, yine de Vitaly'nin kelimelerinin tek bir zerresinde dahil alay veya sarkazm olmamasına karşın gelen ton, dikkat çekici ve tam da amaçlandığı üzere olduğu bariz şekilde sinir bozucuydu. Genç yılan mağrur başını hafifçe kaldırarak gülümsedi. Belki de dişinin, karşısında şanı ondan önde giden büyücüye karşı bu denli dürüst olmasını beklemesi budalalıktı, Vitaly'i yeteri kadar tanımıyordu, yine de Orlov onun, kapısına dek gelip yardım isteyen birine gerekli saygıyı göstermesini beklerdi. Anabelle ve Vera üzerine işittiği yorum, amfitiyatronun meyvesiz toplantısındaki devasa masada oturan, ve dikkatli gözlere sahip her birey tarafından yapılabilirdi. Karşısındaki dişiyi diğerlerinden ayıransa kesinliği daimi olan iki küçük noktaydı. O, dikkat etmişti, ve rusça biliyordu. Boynu dikleşirken konuştuğunda ses tonu seri ve anlaşılırdı.

"Adımı bilmene rağmen kendininkini söylemedin, masada duyduğumu varsayıyorsun, fakat bu konuya henüz değinmemiş olman bu konuda kafamda şüphe oluşmasını doğal kılar ve bunun farkındasın. Gelişimi duydun, gördün, ya da işittin, nasıl olduğunu henüz bilmesem de sen bunu biliyordun, zira beni kapıyı çalma zorunluluğundan alıkoydun, ve bu hareketinle de ne kadar iyi olduğunu görmemi istedin. Adaya benden sonra gelmen mümkün değil, seni gece yemekte gördüm, buna rağmen yerleşmiş eşyalarının sayısı oldukça az. Bu ya yeterince malzemen olmadığını -ki şu bavul epey şişkin duruyor- ya da gizliliğe önem verdiğin ganimetlerin, değerli taşların, çöplüğün her ne varsa, olduğunu gösteriyor. Diğerleri gibi korkmuş veya aklı karışmış vaziyetin yok, bu da bu gibi durumlarda daha önce de bulunduğuna işaret etmekte, odana giren bir yabancıya bu kadar yakınlaşacak kadar cüretkar olmansa-" Kestiği sözüyle beraber kızın parmaklarının hemen yanında duran eli bacağına gitti, diz kapağından aşağıya ağır ağır, tadını çıkararak kaydı ve bileğindeki bıçağı çekip çıkardı. "Kendine güvendiğini ve kuvvetle muhtemel silahlı olduğunu gösteriyor. Evet tatlım, yerini henüz bilmediğim ikinci bir bıçağın olduğunu da gözlerindeki gülüşten okuyabiliyorum." Nefesini boynunda hissettirecek kadar yakınlaşmak durumunda kaldığı kızdan uzaklaşarak ayağa kalktı, beyninin bir kısmı konuşmanın olası bir sevişmeyle bölünmesine engel olmayı amaçlamıştı, bir kısmıysa adsız bir suikaste kurban gitmekten hoşlanmayacağını düşünüyordu. "Bunu neden mi istiyorum? Bunu sana söyleyebilecek kadar güvenimi kazanırsan öğrenebilirsin. Fark ettiysen adının gerçek olup olmadığını dahil sormadım gürcü güzeli. Yardımına ihtiyacım olduğu, sınırlarım olmadığı anlamına gelmez. Bıçağı hemen yanında kalan komidine bırakıp duvara yaslandı. Sonlandırdığı uzun konuşmasının ardından ciğerlerine çektiği derin nefesle, solunumunu düzene soktuğunda, belki de birkaç fazla adım atmış olduğu ihtimalinin farkındaydı. Kız eğer isterse geldiği hızla odayı terk etmeye hazırdı, en azından vicdanı rahat olur, ve denemediğini kimse söyleyemezdi. Adanın, izinden gidebileceğim suikastçilerle dolu olduğuna eminim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anita Xaratishvili
Slytherin VII. Sınıf
Slytherin VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 171
Kayıt tarihi : 13/06/13
Lakap : Ira.

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Perş. Nis. 10, 2014 10:19 pm


Her bir sözcüğü dikkatli dinliyor ve kafasında canlandırıyordu. Karşısında pek de masum olmayan birisiyle karşı karşıyaydı. Yenilgiyi ya çok tatmış ya da hiç tatmamış olması muhtemel birisiydi. Gençliğinin en güzel yaşlarında ikili ilişkilerin arasında sıkılıp kalması çok yazık olmuş, ona rağmen keskin zekası gözleri ve hepsinden önemlisi sözlerinden okunan bir adamın kendisini bu duruma düşürmesini hayretle ve üzülerek izliyordu. Onun hakkında bildiği temel şeyler sadece duydukları ve o gece masada gördükleriydi. Dönüşü muhteşem olanlardan olduğunu tahmin ediyordu. Her genç kadının arzulayacağı bir adamdı. Güzel bir ses tonu vardı ve etkileyici olduğunun aksi iddia edilemezdi. O, kadınların paylaşamadığı ilgi çekici çocuktu. Bu sıfata yakışır tavırlarıysa Dünya halinden bir hayli uzaktı. Öyle ki ellerini genç cadının bacaklarına atarken en ufak tereddüt etmemişti. Hoş bir gıcıklanma hissiyle ve şaşkınlıkla yüzü gülen cadı sol gözünü bıçağına kaydığında büyücünün çoktan silahinı kavramış olduğunu gördü fakat yüzünde oluşan gülümsemeye elbette engel olamadı. Sözlerinde sonuna kadar haklıydı. Asla kolay lokma olmamıştı. O ve yaşıtları kaç kadın becerdiğinin derdindeyken Gürcü kızı on altı yaşından beri yatalak olan muggle babasına bakıyor, kendisini bu günler için babasızlığı için, hayatta tek kalacağını bildiği için son derece donanımlı yetiştirmiş ve büyütmüştü. Durum biraz farklı şekillenmiş olsa da eli asa tutamayan sevgili babasının ona döve döve öğrettikleri şimdi karşısında şımarık büyümüş ve yüzündeki yavşak gülümsemesini bir an bile eksik etmemiş olan birey adı altındaki kişileri etrafına topluyordu.

Kilit sözcükler ve ergenlikten kalma kelime oyunlarından sıkılmıştı. Adının ne olduğuyla ilgili olanlardan, kendisinden yardım istemeye gelirken en ufak çekinmeyen ölümsüzlüğü arayan gezginin buraya gelirken adını bilmediği hatun tarafından nasıl bir muamele göreceğini bilmezken gelmesi ve belli ruh hastası birisiyle karşılaşma ihtimalini düşünmemesi ve ona rağmen yardım istemesi. Hayret vericiydi. ''Adını bilmediğin birisinden yardım istemeye geldiysen durum gerçekten sandığımdan da vahim olmalı Vitaly Orlov.'' Bir kaç saniye sessizliğin hakim olduğu odada ses ayağa kalkmış olan cadının küçük mekan içerisinde ufak adımlar atmasıyla bozuldu. ''Anita Xaratishvili.'' Son derece aksanlı ve her zaman ki mükemmelliyle çınlamıştı kulaklarda yüce adı. ''Fazla eşyadan nefret ederim. Temiz çalışmayı ve hiç çalışmamış kadar temiz bırakmayı severim. Ganimet ve değerli adı altındaki saçma şeyler de hiçbir zaman ilgi alanıma girmemiştir. Bu oda bana tahsis edildi, çalışmalarımın çoğunu burada yapacağım.'' Az önceki yakınlıkları aklına geldikçe garip bir biçimde sinir olmuş hissediyordu. Neyse ki takıntısızlık ruhuna işlemiş ve hatta yapışmış gibiydi. ''Adını bile bilmediğin birisinden yardım isteme cürretinde bulunan ve en azından legal yollarından bile öğrenmemeyi tercih eden, yok sayan bir adamın gelip yardım isteyecek yüzünün olması pek fazla karşılaştığım bir şey değil, kusura bakma Orlov. Uzun zamandır bir Rus görmemiştim, hafızam tazelendi.'' Elbette yine Gürcülüğünü yapmadan duramamıştı. ''Burası sana yardım edebilecek bir sürü manyakla dolu. Birisi katil öteki hasta, bir diğeriyse... Ne olduğu belli değil. İnsan öldürmeyi sana ben öğretemem ama bana o pervasız bakışları atarak bir yolunu bulurum yolları oyununu oynamana gerek yok. Çünkü bu adada bu konuda benden daha iyisi varsa, hemen gidebilirsin.''
Sertti. Sözcüklerini düşünmeden kuruyor ve en ufak pişmanlık duymuyordu. Çevresi her daim istediğini elde etmiş şımarık çocuklarla doluydu. Şirinlik yapacak seviyeyi çoktan geçmişti bile. Bıçaklarını bilemek için taşı yüksek dolaptan çıkarttığında aynı anda bütün bıçak çantasını indirmiş ve masaya sermişti. Her boy, her çeşit. Üstünde Xaratishvili oyması olan mükemmel emek işçiliği ve kusursuzluk. Orlov'un bakışlarını bile Elmas gibi parlayan bıçaklara yönelmişken görmüştü. ''Sevgililerin asla bu odaya girmeyecek, bilmeni istemediğim sorular yöneltmek yok, bütün sırlarımı paylaşırım diye bir kural hiç yok, yardım ettiğimi kimse bilmeyecek, asla bu odadan bir şey çalmayacaksın, ödünç bile almayacaksın.'' 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Perş. Nis. 10, 2014 10:58 pm

Kurallar basitti, kızın konuşmasındaki son kısmıysa Vitaly'i neredeyse gülümsetecekti. Anabelle'in bıçaklarla işi olmaz, Vera'ysa bırak eşyalarını, o güzel yüzüne bakma tenezzülünde dahil bulunmaz. Onları tanısaydın severdin. "Gidebilirim, fakat gitmiyorum, zira senden daha iyileriyle alakalı tek bir kelime dahil etmedim. Söylemedim sözlerden itham edilmek hoşuma gitmez." Dahası vardı, ve söylemeye çekinmeyecekti. Her ne kadar yeni tanışmış olurlarsa olsunlar, kırmızı çizgilerini net bir şekilde ifade etme ihtiyacı hissediyordu. Gözleri armalı çantadan çektiği ilk bıçağı, kendisinden beklenmeyecek derecede sertçe bileyen ellerdeydi. Büyünün yokluğu bazılarının ciddi anlamda işine gelmiyor değil. "Memnun oldum Anita."

Odaya çöken kısa süreli sessizliği yalnızca, ritmik sürtünmeler böldü. Kurallar listesine yeni maddelerin ekleneceğinden emindi, zira susmasının bir sebebi de kuralların geri kalanını duyabilmekti. Kaşları konsantrasyonla kasılan yeni eğitimcisiyse Vitaly'le aynı şeyi düşünüyor olmalıydı. Yoksa düşünmüyor mu? Kendini öyle verdi ki, varlığımı unutup unutmadığından bile emin olamıyorum. Zihni, en başından beri geriye dönerek bir kez daha üzerinden geçmeyi arzuladığı konuşmaya döndü, Anita'ya gelmesine sebebiyet veren, Kaos'un Lordu'ndan aldığı ilk talimata. Zerafet ve korku, samimiyet ve soğuk, sıradanlık ve olağanüstülük. Odaya yeniden döndü, boğazını temizledi.

"Öyleyse anlaştık mı? Taşlardan birini alıp işe koyulmamı ister misin?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anita Xaratishvili
Slytherin VII. Sınıf
Slytherin VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 171
Kayıt tarihi : 13/06/13
Lakap : Ira.

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   C.tesi Nis. 12, 2014 10:54 pm


Şans vermiş olması başlı başına saçmalıktı. Ama umursamıyordu. Bütün gün adada zaten yeterince canı sıkılıyordu. En azından iki laf edip bir kaç püf nokta öğretebileceği birisinin olması anlamsızca mantıklı gelmişti kendisine. Yardım edecek olmasının asıl sebebiyse karşısındaki kişinin kendisine borçlu kalacak olmasıydı elbette. Her zaman işini bilirdi. Hakkında türlü türlü efsane duyduğu büyücünün kediciklerinin patilerini kendisinden uzak tutmasını istediğiyse üstü kapalı bir biçimde belli edilmişti. Elindeki damgalı bıçaklarla işini yaparken karşısındaki adamın istekli oluşu karşısında tutamamıştı kendisini. ''Şu an vaktim yok. Yarın saat on iki gibi ormanda buluşalım. Hemen girişinde.'' Gözlerini saniyelik kaldırıp büyücünün buz mavisi gözleriyle birleştirdiğinde, istekli ve hazırda bekleyen büyücüye karşı ilk kez samimi sayılabilecek ufak bir tebessüm etmişti.

Bıçaklarla işi bittiğinde kendisini dikkatle izleyen büyücünün bakışlarını üzerinde sonuna kadar hissedebiliyordu. Ufak bir plastik şişenin içinden bezin üzerine döktüğü sıvının ne olduğunu anlamaya çalışan gözlere doğru döndü vakit kaybetmeden. ''Bu da gizli silahım.'' Dedi esprili bir şekilde bıçaklarını silerken. Cidden parıl parıl parlamışlardı. ''Sadece öğrenmekle yetmez, keşfetmek de bu işin bir parçası. Yeteneklerini sonuna kadar kullanacağını düşünüyorum Orlov. Tabi varsa..'' Bıçaklarını tekrar kılıfın içine koyup dolaba kaldırdığında odada yapacak işinin kalmadığını farketti. Ona rağmen halinden memnun gibiydi. Büyücü hakkında bir şeyler daha öğrenmek istiyordu aslında. Onunla çalışacak olmaları demek onu daha sık görecek olması demekti. Kulislerde konuşulan terketme olaylarıysa maça bir sıfır yenik başlayan adamın Anita'nın gözünde yer edinebilmesinin güç olacağını gösteriyordu.

''Başka söylemek istediğin bir şey var mı?'' Dedi her zaman ki pervasız ses tonuyla.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 816
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   Paz Nis. 13, 2014 12:17 am

Buluşma saatini aldığı anda kendisine bahşedilmiş samimi gülümseme üzerine, odaya girdiği andan beri, belirli bir cephe alarak konuştuğu kızın, mutlu olduğunda ne kadar güzel göründüğünü fark etti. Fettan değildi, işveli değildi, dudaklarının kıvrılmasından mı, yoksa hissettirdiği samimiyetten mi bilinmez, Vitaly o an, kızın göründüğü kadar vahşi olmadığını fark etti. Mutlu olduğunda, içindeki dokunulmamış, saf kısım istese de, istemese de ortaya çıkıyor, tecrübeli gözlere yakalanıyordu.

Düşüncelerinden sıyrıldığında, ne tip bir içecek -veya zehir- olduğunu merak ettiği sıvının bıçakları parlatmaya yaradığını gördüğünde mimikleriyle taklit ettiği hayal kırıklığıyla eğlendi. Sessizliğini koruması üzerine gelen soruysa, gitme vaktini işaret ediyordu.

"Hayır, yalnızca sabırsızlandığımı bilmeni istiyorum. Ormanda görüşürüz."

Vücudunu son bir arsızlıkla süzmeye çabaladığı dişinin odasını terk ettiğinde, bu hareketi artık kendine yakıştırmadığının farkına vardı. İnsan olmaya başlaman için yirmi yıla ihtiyacın var mıydı Vitaly?


-SON-
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Hayaletin Ayak İzleri   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hayaletin Ayak İzleri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Bütün KND ve Özellikleri
» Şeytan çıkarma metninin tamamı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Yetimhane-
Buraya geçin: