Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Dibace

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Leonard V. Winchester
Suçlu
Suçlu
avatar

Mesaj Sayısı : 471
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 23
Lakap : Leo

MesajKonu: Dibace   C.tesi Nis. 12, 2014 11:12 pm

Gözleri, ufka dalıp giden iki okyanus taşından ibaret sanılacak kadar güzeldi. Onları en son gördüğü zamanı hatırlamak için hafızasını zorlaması gerekmesi bile içten içe onu kahreden bir durumdu. Yine de güçlü olacağına dair ona ve kendine verdiği sözü bir an bile aklından çıkarmayacak kadar sadıktı. Soğuk rüzgarın yüzünü keskin bir şekilde okşayıp geçmesine izin vererek hızlandırdı adımlarını.  Her zamankinden daha sert bastı yere ayaklarını. Sanki onu nehrin sularında bekleyen sürprizden haberdarmışcasına ardında bıraktı tüm dünyayı ve onun içindeki saçmalıkları. Sık ağaçlıkların arasından geçerken her birinin sert kabuğuna dokunmayı ihmal etmedi. Buz tutmuş gövdelere biraz olsun yakınlaşmak istedi. Tanrının bile unuttuğu veya görmezden geldiği bu ormanın ve hiçbir şekilde canlılık belirtisi taşımayan toprrağın kokusunu içine çekip çocukluğundan beri kendisini rahatlatan duygunun bu olduğuna kendini bir kez daha inandırdı Leonard. İstemsizce kıvrıldı dudaklarının kavuştuğu yerler. Gözlerinin kapanması izledi bunu. Adımları ise onu tamamen iç güdülerine dayanarak yönlendirmeye başladı. Rüzgar dar bir koridordan değil de geniş bir şekilde bedenini kucakladığında ağaçları geride bırakıp yirmi metre uzağından geçen nehrin tam karşısına çıktığını idrak etmişti. Göz kapaklarını usulca araladı. Ve ilk saniyesinden itibaren adımlarının onu cennete yönlendirdiğine inanmaya başladı. Başının arkasında hissettiği yanma acısının mutluluktan mı şaşkınlıktan mı olduğuna karar veremedi. Ama açıkçası bunu umursamayacak kadar meşguldu. Nehirin suyuyla dans eden kızıl saçların Penthesilea'ya ait olduğunu keşfedince hissettiğine yemin edebileceği beyin felci duygusu da rüzgara karışıp günahkar bedenini terk etti. Haftalar belki de aylar sonra hiç aramadığı yerde onu bulmak aklındaki tüm soruları ve dertleri birer toz birikintisi gibi süpürüp atmıştı büyük ihtimalle hepsinin tekrardan başına üşüşeceği diğer bir soğuk geceye. Umrunda olmadı. Ona seslenmek için biraz bekledi. Her ne kadar bu anın heyecanını başından ayak uçlarına kadar zorlukla içinde tutabilse de herhangi bir hamlesinde karşısındaki görüntünün buharlaşıp soğuk havaya karışacağı endişesini erteleyemedi. Leo kazık gibi oraya çakılı kaldığı süre içinde değerli ölüm meleği onu çoktan fark edecekti, kim bilir?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Penthesilea Qixinâ
Seri Katil
Seri Katil
avatar

Mesaj Sayısı : 717
Kayıt tarihi : 09/03/11
Lakap : Angel of Death.

MesajKonu: Geri: Dibace   Paz Nis. 13, 2014 6:33 pm

Yeni bir tartışmanın alevlendiğini anladığı anda bulunduğu mekanı terk ederek, kafasını dinleyebileceği bir yer arayışına girmek istemişti Penth. Ailesiyle hiç olmadığı kadar fazla vakit geçiriyordu, yani onlarla aynı yerde bulunduğu saatler hayatı boyunca onlarla geçirdiği dakikalarda katbekat fazlaydı ve bunun ona iyi geldiği söylenemezdi. Bir tek üvey kızına değer verdiği gerçeği göz önünde bulundurulursa, onu haklı çıkaracak onlarca sebep sayabilirdi. Yürüdü ve yürüdü. Yerleşim yerleri, ormanlar, çimenlik açık alan, sadece toprakla kaplı boş arazileri de gerisinde bıraktı ve Than-Thalas Nehri'ne geldiğinde nihayet duraksadı. Silvanost'a geldiğinden beri sonsuzluğa uzanan bir bölgede ilk defa yalnızdı artık. Üzerindeki beyaz, kimi yerleri yırtık, kimi yerleriyse kire bulaşmış ince tişörtü; ardından da uzun ve ince bacaklarını sarıp sarmalayan kotu çıkarmış, çıplak bedenini ılık suya teslim etmişti. Durgun ve berrak su içinde fırtınalar kopan bir bedeni ne kadar arındırabilirse, o kadar arınmıştı kızıl cadının bedenini. Aynı şekilde son birkaç gündür, emanet bedenini kaplayan huzursuzluklar da nehrin akışına kapılıp gitmişti. Pek alışkın olmadığı mutluluk duygusunun demlenmiş bedenine yapışıp kaldığını hissetmiş, mutluluğundan mutlu olmuştu. Yüzdü, yüzdü. Suyun içinde dans eden deniz kızlarını andırıyordu kızıl saçları ve bembeyaz teniyle. Kıyafetlerini bıraktığı yeri neredeyse kaybedecek kadar fazla dolanmış ve geri dönmeye pekte niyetli değildi. Biraz daha bekledi bedeni suyun içerisinde. Parmak uçlarının buruştuğunu görene kadar çıkmadı. Sessizliğe alışmışlığından mıdır bilinmez, bir küçük dal parçasının ezilmesiyle duyulan çıtırtı bütün dikkatini aniden kendisine toplamıştı. Ama duyduğunu belli etmedi kızıl. Suyun içinden çıkıp üzerine kıyafetlerini geçirdikten sonra arkasını döndü, orada dikilip onu izleyen bedene. Karşısında Winchester'ı gördüğünde pişmanlıkla karışık özlem duygusu dilinde bıraktığı kekremsi tat, sesli bir şekilde yutkunmasına neden olurken; büyücüyü gördüğü son zamanı hatırlamaya çalışan zihni aynı zamanda, her şeyin yoluna koyulduğu bir anda karşısına yeniden çıktığı için Vincent'e küfürler savuruyordu. Uzun yaşamında birçok adama karşı ilgi duyuyormuş gibi davranmış veya ilgi duyduğunu zannetmişti ama yakın geçmişte yollarını ayırdığı ve uzun bir süre yaşadığından dahi haberdar olamadığı bu adam her ne kadar itiraf etmese de farklıydı onun için. Kendisi kadar egoist birisine rastlamadığı gerçeğinden dahi gururlanacak kadar egoist birisini olduğu düşünülürse, Penthesilea, koşarak onun boynuna sarılmayacak, belki de yanından yürüyüp gidecekti bile. Çünkü sevmeyi veya sevilmeyi kendisine yakıştıramıyor; başkasına değer vermeyi, başkasını önceliği yapmayı kabul edemiyordu. Hala sırılsıklam olan kızıl saçlarını iki parmaklarının arasında sıkarak, arkaya attığında, konuşmamakta ısrarcı iki eski dost gözlerini birbirinden ayırmamakta da ısrarcı davranıyordu. İlk konuşan kim olacaktı, kim olmalıydı? Edilen vedalar az mı gelmişti? Yeni bir başlangıcın düşü kurulabilir miydi? Ve kızıl için daha da önemlisi, nefret mi daha güçlü gelecekti, sevgi mi?

Konuşmadı; durup düşündü. Sonunda dudaklarını araladığında, söylenebilecek en saçma şeyi söylemişti.

''Neden buradasın?''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leonard V. Winchester
Suçlu
Suçlu
avatar

Mesaj Sayısı : 471
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 23
Lakap : Leo

MesajKonu: Geri: Dibace   Paz Nis. 13, 2014 11:55 pm

Cadıyı görmesiyle beraber aklında az sonra karşı karşıya gerebileceği bir çok soru belirdi. Asla yüzleşeceğini ummadığı sorulara şimdi zihninde cevaplar ararken buldu Leonard kendini. Bunlara gerek olmamasını ve hayatında verdiği son nefese kadar bu kızıl saçlı meleğin dizlerinde yatmayı çok isterdi. Onları ayıracak bütün sebepleri ortadan kaldırabilmeyi çok isterdi. Ancak buna her seferinde bir şekilde engel olan zaafları bu tutkuyla yanıp tutuşan iki ruhu her seferinde birbirine veda etmek zorunda bırakıyor ve en azından Leonard'a baş etmesi çok güç bir özlem yüklüyordu. Az sonra yüzleşeceği sorulara cevaplar aramak için dolaştığı zihninin koridorlarında bambaşka bir resimle karşılaşmıştı Leonard. Onu en son gördüğü anı. Ondan duyduğu son sözcükler kulaklarında defalarca yankılandı ve içinde bir kaç kemik kırıldığında hissedeceği bir acı hissetti göğsünde. Peki, demişti uğruna her şeyi yapabileceği kadın. Peki git. 

Hiçbir zaman Leonard'a ihtiyacı varmış gibi davranmamıştı. Leonard Penth'in ona ihtiyacının olduğunu hissetmeyi deli gibi arzuluyordu. Bu da erkek olmanın bir parçası ancak bu kadınlayken tamamen kayıp. Nehirden çıkan çıplak vücudu hayranlıkla izlerken nefes nefese kalmasını gizlemeye çalıştı. Ardından -maalesef ki- Penthesilea'nın kıyafetlerini üzerine geçirmesini izlemek zorunda kaldı. Bunun tam tersi harika olurdu, diye düşündü. Ancak bu esprinin ironisi bile şu an onu hınzırca gülümsetmeye yetmedi. Ardından duyacağı soru cümlesi ise bunlar yetmezmiş gibi son atışları yaptığını bilmediği kalbini delip geçti. Tutuldu tüm vücudu. Her ne kadar onu aramadığı bir yerde bulsa da daha sevecen ve olumlu bir tepki bekliyordu. O narin görünüşüne aldanmadığı kolların birleşemeyeceği omuzlarına sarılmasını beklerken, hançerini Leo'nun karın boşluğuna tüm gücüyle saplamasından bile daha çok acı veren o duygusuz bakışları sundu karşısındaki tanrıça. Belki hak ettiği buydu. Ancak arzuladığı? Hayır. Her ne kadar bunun için delirse de kadının ruhu da bedeni gibi taş bebekler kadar soğuktu. Her ne olacaksa bunun Leo'ya bağlı olduğu kesindi. Bunun bilinciyle aralarındaki bir kaç metreyi çekingen tavrını atarak adımladı Leonard. Kendinden beklemediği bir çabuklukla kadının belini sağ koluyla kavradı ve zaman kaybetmeden kendi vücuduna yapıştırdı. Tüm bunları iki aşığın dudaklarının birleşmesi izledi. Ve başladığı şekilde tekrardan ateş ve buz birbirlerini bu dünyadan silmeye başlamışlardı. Tepkisizdi kadın. Ancak hiçbir acı Leonard'a bu denli haz verebilmiş değildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Dibace
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Than-Thalas Nehri-
Buraya geçin: