Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Ticaret Rüzgarları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 815
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Ticaret Rüzgarları   Ptsi Tem. 07, 2014 4:51 am

Değişmeyen tek şey değişimdir, aynı nehirde iki defa yıkanılamaz. Süregelen hayatta her aksiyon, aksiyonun şiddetine denk bir reaksiyon verir. Bu reaksiyonlar kimi zaman olumlu, kimi zaman olumsuz gözle bakılan sonuçlar verebilir, fakat bu basit varlıkların sınıflandırma yöntemlerinin kalıplarına uymayacak kadar komplike durumlar içerebilir.

Hiç kimse siyah veya beyaz değildir.

Silvanesti'nin öne sürdüğü özgür ve bir arada yaşam fırsatını esaret olarak değerlendiren yaşıtlarının aksine, kurtlanmış hayatının rehabilitasyonuna kullanabileceği bir imkan olarak gören Vitaly Orlov, ardında bıraktığı yılların ardından ilk kez, parmaklarının arasındaki tütün mamülünün ucunu alevlendirerek, ciğerlerine derin bir nefes çekti. Büründüğü giysiler alelade cüppeler olmaktan, saçları kirli ve düzensiz olmaktan uzaktı, aynada kendine baktığında her daim gördüğü o dağınık çekiciliğini minimize edebilmek için çabalayacağı aklının ucundan dahi geçmezdi. Boynunu kütletti, bu huya yeni yeni sarmıştı. Restore ettiği elf yapılarından birinde kalıyordu, dairesi şartlar gereği mütevazi olsa da oldukça geniş ve ferahtı. İçerisinde ihtiyacını hissettiği her şeyi bulabileceğinden emin olana kadar çalışmış, akıtan çatıdan, kanalizasyon sistemine dek düzenlenmesi gereken işlere tek başına el atmış, kalıcı şekilde çözüme ulaşana dek ise durmamıştı. Bulmakta en zorlandığı, ve bulduğuna en memnun olduğu eşyasıysa, tam karşısında durup kendini izlemeyi gereklilik haline getirdiği boy aynasıydı.

Parmakları bir kez daha saçlarına gitti, gözleriyse saatine. Vakit gelmişti.

Seri şekilde uzandığı, yolculuk ihtiyaçlarına göre donattığı çantasını kaparak, kapısını sıkıca kilitleyip ilerledi. Adımlarının rotası revirdi, etrafına bakındığından gördüğü insanların çoğu kendi uğraşında olduğundan ötürü kalabalık arasında görünmezdi. Dillerde dolanan dedikodular, adanın odak noktası, sosyal paylaşım kaynağı, zaman geçirme öğesiydi ve Orlov ilgilenmemiş olmasına rağmen, uğultunun frekansını arttıran haberi duymaktan geri kalmamıştı. Zaten kıt olan yiyecek kaynakları tükeniyor, stoklar Silvanesti'yi, diğer felaketlerin aksine sarsacak darbeye hazır olmak için elden geldiğince dolduruluyordu. İşin Vitaly'e en garip gelen kısmıysa, herkesin bu konuda el birliği yapması değil -dostla düşmanın aynı lokmayı yemek zorunda kalması olasıydı- kimsenin bu konuda endişeli olmamasıydı. Fısıltılar sabitti.

Serpent bi yolunu bulur. Serpent her daim bir yol bulur.

Revirde gözleri Svensson'u aradı, Feodora ikizlerinin masum olanını buldu.

"Bu sefer ne getireceksin?"

"Her zamanki gibi ne bulabilirsem Floja. Ne bulabilirsem."

Asasını, parmağının mührüyle teslim almasının ardından, kemerine iliştirdiği özel bölmesine yerleştirdi. Tanrı biliyordu ki en basit bir tılsımı dahi yapamayacak kadar paslanmış olabilirdi, buna rağmen önlem almaktan zarar gelmezdi. Yeni rotasıysa limandı, geçtikleri ayın başarılı isimleri arasında anılan, korsan lakabının uygun görüldüğü, tanıştıkları andan itibaren kendisinden uzaklaştırmak dışında hiçbir faydasının dokunmadığı eski sevgilisiydi. Anabelle Feodora.

Onu tahmin ettiği yerde, işinin başında buldu. Ele geçirdiği günden beri gününü gecesine katarak, fethi sırasında zarar verdiği araçları restore edebilmişti, lâkin görünüşe bakılırsa işi hala bitmiş sayılmazdı. Her daim hoş bulduğu, nehir misali akan sarı saçların ardında durdu, boğazını temizledi. Çantası ağırlaşmış mıydı?

"Merhaba Anabelle."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anabelle Feodora
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 751
Kayıt tarihi : 07/11/11
Lakap : Bells

MesajKonu: Geri: Ticaret Rüzgarları   Ptsi Tem. 07, 2014 5:20 am

Buraya geliş nedenini hatırladığı her zaman diliminde ihanet en derinlerine kadar işliyordu. Bunu idrak etmesine rağmen en ufak bir reaksiyon göstermeyişi ise hiçbir aklın alamayacağı kadar garipti. Bir muhbir olarak geldiği Silvanesti’ye varını yoğunu adadığı göz önünde bulundurulduğunda artık bir kaçaktı, bir Wanderer kaçağı. Baş koyduğu yola ve her daim yanı başında olan adama ihanet ettiği yetmezmiş gibi kendine verdiği onlarca sözü de çiğnemişti Feodora kızı. Neyine güvenerek bunları yaptığı ayrı bir bahisti, keza tüm bunları gerçekleştirirken Leydi’nin yahut Drake’in er ya da geç öğreneceğini az çok hesap edebiliyordu. Öğrendiklerinde de ikisinden birinin canını almaktan çekinmeyeceğini de adı kadar net biliyordu. Durdu. Birkaç saniye daha iflah olmaz düşüncelerinin içinde oradan oraya savrulmaya devam etti. Ne zaman onlara boyun eğse gerçekler bir tokat misali yüzüne çarpıyor, büründüğü yeni Anabelle ile karşı karşıya kalıyordu. Bu halinden memnun olup olmadığına geldiğinde ise olduğu yere çivileniyordu. Bir zamanlar nefret ettiği kuzenine imrenmeye devam ediyordu lakin aynı zamanda da onunla olan ilişkisinde birkaç adım daha yol kat etmişti. Kız kardeşi hala ortada yoktu ve geriye kalan tek ailesi Feodora ikizlerinden başkası değildi. Bu yüzden olsa gerek kıymet bilmek denen o duyguyu yeni yeni tadıyordu. Tüm bunlar olup biterken Silvanesti’de edindiği konumdan fazlasıyla hoşnuttu Anabelle. İçindeki mistik güçlerin yanı sıra daha farklı yerlere gelebilmişti. Denizlere açılmış, Silvanesti’nin bir numaralı korsanı haline gelebilmişti. Bu her ne kadar şaşırtıcı olursa olsun cadı halinden gerçekten de memnundu, hem de hayatında hiç olmadığı kadar. Kendini değerli hissediyordu en azından; insanlara faydasının dokunduğundan olsa gerek. Öldürmek yerine aldığı canların kefaretini ödeyip yerine daha iyi şeyler yapmayı seçmişti. Eski halinden fazlasıyla ödün verdiği her halinden belliydi fakat pişman değildi. Yeni Anabelle’e gün geçtikçe alışıyordu ve alıştıkça da içindeki en büyük acıyı atlatıyordu; Vitaly Orlov.
 
Gel gör ki kader onları aynı çatının altında birleştirmek için çabalamaya devam ediyordu. Farklı gemilerle farklı yollara açılmalarına rağmen ikisi de birbirine benzeyen işler yapıyordu. Son seyahatinde ele geçirdiği üç geminin Orlov’un işine yarayacağından bilakis emindi cadı. Bunu her ne kadar bir süre sır gibi gizlese de büyük ve yüce Silvanesti’de hiçbir şey sonsuza dek gizlenemezdi, üstelik üç büyük gemiyse hiç gizlenemezdi. Restorasyonlarını bitirmek için son birkaç gündür didiniyordu. Edindiği yeni dostlar da kendisine yardım ederken işinin daha çabuk biteceğine olan inancı tamdı. Adadaki herkesin güvenini yavaş yavaş kazanmıştı, keza artık Wandererlar ile hiçbir bağının kalmadığı apaçık ortadaydı. Freja bile inanmışken geriye kalan herkesin inanması çok doğaldı. Kaos’un Lorduna gelince, inanıp inanmadığı meçhuldu ama Anabelle’in çabasını takdir ettiği aşikardı. Derin bir nefes aldığında düşüncelerinin derin deryasından soyutlanmayı başarmıştı en sonunda. Başına bağladığı siyah eşarpla görüş alanını bozabilecek birkaç tutamı önlemeyi başarmıştı lakin uçuşmayı sürdüren diğerlerine bir şey yapamamıştı. Kollarını göğsünde kavuşturmuş buz mavisi gözleriyle yeni bebeklerini süzüyordu. Sadece biraz daha zaman, diye düşündü Feodora kızı. Kulaklarında yankılanan tok adımların hemen ardından bulunduğu ortama dahil olan sesi işittiğinde ise dudaklarının kıvrılmasına mani olamamıştı.
 
Yavaşça yüzünü büyücüye doğru çevirdiğinde gülümseyişini bastırmadı. Vitaly, eskisinden kat ve kat daha iyi bir halde karşısında boy gösterirken tam aksine gülümseyişi büyümüştü. Amfitiyatrodaki görüşmelerinin ardından bir sene geçmişti fakat hala birbirleri hakkında duyum alıyorlardı. Bu yüzden az çok tahmin edebiliyordu neden burada olduğunu. “Ne zaman geleceğini merak ediyordum,” dedi fazlasıyla cana yakın bir ses tonuyla. Göğsünde kavuşturduğu kollarını serbest bıraktı ve yüzünü yeniden muazzam limana çevirdi. “Sana nasıl yardımcı olabilirim, Orlov?” Aralarındaki buzdan duvarı hemen eritmemekte kararlı olan yanı biraz salağa yatmasını mazur görmüştü. Burnuna ilişen kokusu denizinkiyle karışırken biraz daha rahatlamıştı. Çünkü ona dair hiçbir şeyi istemiyordu artık, istememeliydi. Bir başkasına aitken.
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vitaly Orlov
Simyager
Simyager
avatar

Mesaj Sayısı : 815
Kayıt tarihi : 29/01/13

MesajKonu: Geri: Ticaret Rüzgarları   Ptsi Tem. 07, 2014 8:24 pm

Anabelle'in onu bekliyor olması şaşırtıcı değildi, fakat gülümsemesinin sebebini nerden bakarsa baksın genç Vitaly çıkaramıyordu. Onu gördüğüne sevinmiş miydi?

"Geleceğimi bekliyordun, bu neden geldiğimi bildiğin anlamına gelir Bells."

Parmaklarını cebine atarak, stoğunun en büyük kısmını oluşturan sigara paketlerinin birinin içinden iki dal çekerek birini kendi dudaklarına, diğerini kadının dudaklarına bırakıp tutuşturdu. Gözlemlediği şaşkınlıktan hoşlandı, devam etti.

"Denizlerin hakimi, Poseidon'un kızı, azılı korsan Anabelle Feodora. İşinin hakkını veriyorsun, kabul etmeliyim. Gemilerle ne yapmayı planlıyorsun?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anabelle Feodora
Wigtown Wanderer
Wigtown Wanderer
avatar

Mesaj Sayısı : 751
Kayıt tarihi : 07/11/11
Lakap : Bells

MesajKonu: Geri: Ticaret Rüzgarları   Salı Tem. 08, 2014 5:05 pm

Hoyrat dalgaları izlemeyi sürdürürken bakışlarını bir süre Orlov’la buluşturmayı reddetmişti. Bunun nedeni hiç şüphesiz hala içinde bir yerlerde oynaşan garip hislerdi. Onu istemediğinden fazlasıyla emindi, keza bir sene önceki karşılaşmalarında bunu açıkca belirtmişti. Diğer bir yanda onu öldürücü bir tutkuyla seven Drake dururken, ihanet kelimesine yanaşmak istemiyordu kalbi. Lakin yine de Orlov’u atlatmak zaman istiyordu, üstünden ne kadar uzun bir zaman geçerse geçsin kırılan kalbinin onarılmasına sadece biraz daha vardı. Hak ettiği değeri bulamamak ve asla sevilmemek acıtan şeylerdi kendi nazarında. Ve biliyordu ki tüm bunları silip atmak için ondan ne kadar kaçarsa kaçsın işe yaramayacak aksine kader ağlarını öyle bir örecekti ki, her zaman diliminde birbirlerini görmek zorunda kalacaklardı. Nitekim öyle olmuştu da. Vitaly Orlov yeni haliyle yeniden karşısındaydı ve Anabelle Feodora da yeni Anabelle ile birlikte onun karşısındaydı. 

Dudaklarına yerleştirilen dalı tutuşturan büyücüyle göz teması kurmayı başarmıştı sonunda. İçindeki garip hislerin neredeyse ifşa olması an meselesiydi fakat aldırmamayı denedi. Omuzlarını dikleştirip kendinden emin edasını korumaya gayret ederek ona bakmayı sürdürdü, işittiği her bir sözcüğü dikkatle dinledi. Poseidon’un kızı... Bu lakap gayet hoşuna gitmişti. Ciğerlerine çektiği zehirli nefesi dışarı doğru üfledi ve konuşmaya başladı. “Gemilerimin fazlasıyla ilgini çekeceğinden emindim.” Hafifçe gülümseyerek söylediği kelimelerin ardından bakışları ele geçirdiği üç gemiye takıldı. “Aklımda birkaç fikir var ama bunlar için önce Serpent ile konuşmam gerek,” dedi ve yüzünü yeniden büyücüye doğru çevirdi. 

“Seni benim karşıma çıkmaya razı ettiğine göre onları gerçekten istiyor olmalısın, Vitaly.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Ticaret Rüzgarları   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ticaret Rüzgarları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Liman-
Buraya geçin: