Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 IV. Sınıf II. Ders

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Chryseis Lea Ruthvell
Tılsım Profesörü & Hufflepuff Bina Sorumlusu & Admin
Tılsım Profesörü & Hufflepuff Bina Sorumlusu & Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1559
Kayıt tarihi : 21/06/10
Yaş : 24

MesajKonu: IV. Sınıf II. Ders   Cuma Ekim 01, 2010 8:42 pm


      Bilgilendirme: Dördüncü sınıflar, ikinci dersinizi hem sizlere kolaylık sağlamak hem de kurguların oturtulmasını kolaylaştırmak amacıyla online işleyeceğiz. Kısa kısa rol oyunları istiyorum sizden, fakat ortak salonlarda yaptığınız cinsten kısacık cümlelerden oluşması işime gelmez. İlk önce sınıfta bulunduğunuzu belirten bir giriş rpsi yazacaksınız. Ben ise ara sıra role play bırakarak gidişatı değiştireceğim ki buna sizlere soru soruşum, binanıza eklediğim artı puanlar vesaire her şey dahil. Ne kadar istekli yazarsanız o kadar çok puan ve prestij sahibi olursunuz.
      Giriş rplerini bırakmak için son tarih; 4 Ekim'dir.


    Giriş:
    Hogwarts yuvamdı, çocukluğumdan beri. Dilden dile dolananlar bir yana ben kendimi bildim biledi o ketum ve resmî kızdım. Ara sıra durup düşünüyordum da; öğrencilerimin benden nefret ediyor olmaları muhtemel geliyordu gözüme. Sonuçta ben olsaydım zerre tolerans tanımayan bir profesörden pek haz etmezdim. Lâkin bazıları vardı; onlar sanki özel muamele ister gibi gülümsüyorlardı bana. Çoğu üç ya da dört yıldır haşır neşir olduğum yeni yetmelerdi, dörtlerin yeri apayrıydı bende tabi; orası çok başkaydı. Bileğimi zorlamadan kıvırırken asamın ufak tefek hareketleri ile üçüncü sınıfların dersinden yegâne armağan olan dağınık sınıfın son düzenlemelerini tamamladım: simetri hastalığım sebebi ile parkenin aynı çizgisine denk getirdiğim sıralar ve oturaklar, araştırma yüzünden birbirine girmiş ve darmadağın edilmiş sınıfın sol köşesindeki sütlü kahve meşeden kocaman kitaplık, tertemiz ve parlamayan pak bir tahta ile aydınlık ve fazlasıyla ferah bir ortama gebe sınıfımdan söz ediyorum. Yerden hemen hemen iki metre yüksekte başlayan yaklaşık bir buçuk metre uzunluğundaki iki kapılı dört pencereyi ardına kadar açmıştım, uzunca sınıfın üst kısmında yer aldıklarından güneş ışığı hemen hemen dersliğin her köşesine kolayca ulaşıyordu. Bulutsuzdu gökyüzü, kasvetten ve nemden uzaktı. Derslikten daha yüksek bir platformda bulunan masamın sağındaki camı da araladıktan sonra yüzüme vuran güneş ışığı ile lüzumsuz bir neşe hissediverdim, çabucak uçtu. Bugün için seçtiğim zincirli, siyah kısa bir elbiseyi süslediğim mavi kristalden oyma bilekliğim ışığa maruz kalıp sınıfın duvarlarında büyükçe karo şekilleri çıkarırken ilk öğrencim sınıfa girdi; Jarina Elliot. İşte Gryffindor'un bu tılsım tutkunu kızını seviyordum, içinde aşk vardı çünkü. Onu hoş bir tebessümle karşılarken sınıfa giren Slytherin'in akabinde öğrencilerin gelmekte olduğunu fark edip masamın arkasına doğru geçtim ve boyumca uzanan tahtanın yanında kollarımı göğsümde kavuşturup bekledim. Bugünkü dersimizin konusu 'Protean'dı ve ben en iyi yaptığım, en çok sevdiğim muskalardan biri olduğu için öğrencilerime özel ve alışık olmadıkları kadar eğlenceli bir ders hazırlamıştım. Binalar arası puan çekişmesini bildiğimden tüm yeteneklerini ve hızlarını sergileyip, bir şeyler kazanmalarını ve özgüvenlerinin kabarmasını istiyordum çünkü. Öğrenciler toplanana dek pencereden süzülen pür masumiyet timsali ışığı ve kusursuz göğü gözledim. Fazla aydınlıktı, kırgınlıklar ve yorgunluklar için fazla temizdi.


    PS: Gidişatı değiştireceğim rol oyunlarında hepinizin adı geçecek ve dersi gruplar belki de eşleştirmeler hâlinde işleyeceğiz. Elinizi çabuk tutun, zira ilk yazanlara eşleştirmelerde ve muskayı uygulamada artı puan gönderebilirim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Syrinx Aethra Rouvas
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 1986
Kayıt tarihi : 21/06/10

MesajKonu: Geri: IV. Sınıf II. Ders   C.tesi Ekim 02, 2010 1:46 pm




    Bir muamma! Düşüncelerim bir anda değişti. Güzel koku kafamı karıştırıyordu. Bakışlarım koridor boyunca ilerlerken pencerelere dönüktü ve yanımdaki Hell kızlarından Fia’nın kokusu burnuma doluyordu. Yeni banyo yapmış olabilir miydi? Saçlarından salınan koku oldukça güçlüydü çünkü. Ona doğru başımı çevirsem daha yoğun bir şekilde etkileyici kokuya boğulacağımı hissediyordum. Bu yüzden adımlarım ileriye doğru sürüklenirken dışarısını seyretmeyi seçtim. Gün ışığı beni kendime yetse iyi ederdi. Tekrar yoğunlaştım. Evet, tılsım için bir çözüm bulmalıydım. Peki Profesör Ruthvell bana ne kadar yardım edebilirdi? Kaşlarımı çatmış bir şekilde duraksadığımda arkamdan Lómadriethel ile yürüyen Serpent bana çarpmaya ramak kala durdu. Ensem tepede topladığım topuzdan kurtulan birkaç tutam saç tarafından örtülmüştü. Rüzgarın etkisi ile oraya vuran nefesi hissetiğimde geri döndüm. Elimi yavaşça enseme götürüp sıcak teması orada tutmak ister gibi ovdum. Ne yapacağımı bilmediğim hallerde olduğu gibi bakışlarım zümrüt yeşili gözlere kaydı. Anlamlıydı ama okumak istemiyorum. Gülümseyerek Serpent’in omzuna dokunup gerisin geriye dersliğe doğru yürümeye devam ettim. Özür dilemeye gerek yoktu. Gerçi bir anlık göz temasından sonra çabam o anı yok etmekti. Düşüncelerimi en azından Serpent’e açmak için zaman vardı. Bu yüzden saklanmaya devam etmeliydim. Fia’nın hizasına tekrar kavuşmayı denemeden ağır adımlarla dersliğe doğru ilerledim. Tek tek herkes beni geçiyordu. Önce Serpent ardından Hell ikizleri girdi dersliğe. Araya Eritheia girdiğinde kızın sorgulayıcı bakışları ile karşılaştım. “ Çok düşüncelisin!” Teknik olarak soru cümlesi olmayan bu cümle bir arayışın habercisiydi. Sarı saçları ile yine en gözde gülümsemesini bekleyen ben; tek kaşını kaldırmış, dudaklarını birbirine kenetlemiş Eritheia ile karşılaşmıştım. Dudaklarımı büktüm ve sağ omzumu umursamaz bir hamle ile kaldırdım. “ Bir şey düşünmüyorum ondandır.” Kızın inanmadığını gösteren yüz ifadesine bir an baktım. Onu kandırmak istemiyordum ama durum buydu. Düşündüğüm şey hiçlikti. Ne kadar ayırt edilebilirdi; bilmiyordum. Eritheia’yı arkamda bırakarak dersliğe girdim. İşte bir göz temasından daha kaçıyordum. Serpent’in yanına doğru yöneldim. Sıralar bu ders yerindeydi. Uygulama dersin en ilginç kısmıydı. Hangi büyü ile ders şenlenecekti? Gözlerim dersin profesörü çekici kadına döndüğünde modayı takip ettiğine bir kez daha karar verdim. Muhteşem görüntüsü, Hufflepuff olmaya yakındı ama kişiliğini yansıttığından pek emin değildim. Kadının otoritesi bana Hufflepuff sevecenliğini aktarıyormuş gibi gelmiyordu. Belki de binaların karakteristik özellikleri karışmış olabilirdi. Bunun en iyi kanıtı Profesör Ruthvell gibi gözüküyordu. Gerçi Slytherin gibi gözüken Gryffindorlu bir çok öğrenci artık görmeye alışmıştım. İşler laçka olmuştu anlaşılan. Kendime uygun bir köşe bulup Serpent’i de benimle birlikte gelmeye ikna ettiğimde Hell ikizleri de arkasından gelmişti. Ve Jacob, sakin bir şekilde Lómadriethiel’i takip etmişti. Gözlerim dersliktekileri tararken Melodie’ye yöneldi. Neden bizden uzak kalıyordu? Çağırmaktan aciz ben elimi bir an kaldırıp indirdim. Kızı bu konuma zorunlu hissettirmemeliydim. İki kolumu birden dirseğimden kırdım ve masaya yerleştirdim. Çenemi iki elimin arasına alıp bıkkın bir yüz ifadesi ile bakışlarımı Profesör Ruthvell’e çevirdim. Takip etmeliydim. Kadını takip edersem, söyleyeceklerimde bir karar kılabilirdim.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Melodie Riley
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 2640
Kayıt tarihi : 25/06/10
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: IV. Sınıf II. Ders   C.tesi Ekim 02, 2010 2:13 pm

    Değişim. Şuan iliklerinde dolaştığını bildiği ve kendisini havalardaymış gibi hissettiren -ki pek sık olmazdı bu- fantastik ve alışılagelmedik duygu. İnsanoğlu değişimden hoşlanmazdı normalde. Değişik olanı her zaman dışlar, ondan kaçardı. Ama Melodie yumuşacık çimenler üzerinde önündeki parşömenler eşliğinde otururken, güneşin bugün için oynadığı küçük oyun, içinde bulunduğu temayı mükemmel kılıyordu. Yağmurlu havaları tercih etmesine rağmen, bu parlak ışınların altında, kendini her halükarda harika hissediyordu. Ama o değişimden kaçmıyordu. Tersine, üzerine gidiyordu. Çünkü ilerledikçe değişimin sonunda kendisi için en iyi şık olacağı belliydi. Bunun sebebi, sadece kendisini bir yere bağlı, hatta bir yere ait hissetmesinden mi kaynaklanıyordu, emin değildi. Ama onları birbirine kenetleyen ve varlığını asla inkar edemeyeceği bağ, bu işin bir parçasıydı, biliyordu.

    Zamanın bu kadar çabuk geçtiğine şaşarak hızlıca toparlanmaya başladı. Yanında, güneşin altında gerinip duran kediye bir bakış atarak elini yumuşak tüylerinin arasından geçirdi. Bu keyifli halinde onu kaldırmak pek akıl karı olmazdı, o yüzden tam olarak toparlandığında ayağa kalkıp yıllarını geçirdiği taş şatoya, evine doğru yürüdü. Dersin Tılsım olması, kendisine hafif bir irkilmeyle beraber memnuniyet getirmişti. İrkilmeye alışıktı, bu derse her girişinde, kendini profesöre mükemmel gösterme ihtiyacı hissediyordu çünkü. Onun yanında, bir tek kendisinin değil, diğerlerinin de önemsiz hissettiğini tahmin edebiliyordu. Beşinci kat koridoruna vardığında, cübbesini son bir kez daha düzelterek, adımlarını dersliğe doğru çevirdi. Geçen dersi, Locomotor büyüsünü ne kadar zor şekilde başardığını hatırladı. Bu sefer konu ne olacaktı? Bilmese de, dersin yine hem eğlenceli hem de çaba isteyen bir konudan oluşacak olacağına emindi. Profesör Ruthvell, tabii ki istediği şeyi onların önüne tepside sunmayacaktı. Uğraştırıcı ve zor olacaktı. Bir Ravenclawlı olarak da, böyle oyunları çözmek daha çok işine geliyordu Mel'in.

    Tılsım kapısından içeri adımını attığında, tanıdık yerin kollarını etrafına doladığını hissetti. Her ne kadar her ayrıntısını bilse de, bir kere daha kitaplıklara, sıralara ve pencerelere göz gezdirdi. En güzeli, veela profesörü en sona bırakmıştı. Mükemmel vücudunu saran gece siyahı bir elbiseyle, kendi masasının bulunduğu yerde öğrencilerin gelmesini bekliyordu. Hafif bir hareketle profesöre selam verirken, kendinden önce gelmiş Jarina ve diğerleri gözüne çarptı. Serpent ve diğerleri de, çoktan varmış ve sıralara kurulmuşlardı. L ve Fia, her zamanki gibi uzaktan bile dikkatleri üstlerine çekebiliyorlardı. Jake, Serpent ile bir konuşma içerisindeydi. Ve güzeller güzeli Eritheia, her zamanki Hufflepuff şıklığıyla kızların yanında oturuyordu. Bir saniyeden kısa bir an düşünerek, adımlarını onlara doğru çevirdi. Gözlerini hepsinin üzerinde gezdirerek toplu bir selam verdi. Syrinx, dudaklarına çok hafif bir gülümseme koymuştu. Öyle ki, dikkat etmediğiniz sürece, onu göremezdiniz. Mel de karşılık olarak gülümseyerek boş sıraya çöktü. Öğrenciler hantal adımlarla sınıfa girmeye devam ederken, profesör olan biteni göz ardı ederek, mavi gökyüzünü izliyordu. Huzur içinde ve sessizce.



_________________

I knew that you would scream 'THANK YOU' from the bottom of your heart until the
very end. Holding back your tears & smiles while saying goodbye is kind of lonely, isn't it?

why so cute, rouvas:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lómadriethiel Righelli
SFL
SFL


Mesaj Sayısı : 537
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: IV. Sınıf II. Ders   C.tesi Ekim 02, 2010 4:51 pm


    Yaşamak. Aldığı nefeslerin peşi sıra gelen histi o an için. Pek çok sefer bundan yoksun kaldığından, hayatının monotonluğundan sıkılıp asanın birinden çıkan ışık demeti altında ölmeyi düşünmesinden dolayı –ki denemediği için fazlasıyla mutluydu.- aradaki farkı anlayabiliyordu genç cadı. Her şey kelimenin tam anlamıyla mükemmeldi. Mükemmel arkadaşlıklar, mükemmel erkek, mükemmel ikiz, başarılı olduğunu düşündüğü dersler… Çoğu zaman bu kadar mükemmelliğin altında yatan, daha sonrasında acı verecek şeyleri aradığını fark etmişti birkaç gün önce. Genel olarak en güzel anları bile mahvedecek korkularla doluyordu içi. Onları saklamayı becerebilse de bazen Jake’in, gözlerinden geçip ruhunu görebildiğine hatta düşüncelerini okuyabildiğine inanıyor, ürperiyordu. Dudakları biraz aralanarak gülümsedi, kırmızıya yakın pembelikteki rujunun dağılacağını bilerek onları ıslatmanın ardından. Sağ yanında yürüyen Serpent’in ve sol yanındaki, dirseklerinin birbirine çarpacak kadar yakın durduğu Jake’in geniş adımlarına karşılık iki tanesini aynı anda atmak zorunda kalıyordu. İç geçirirken, hiçbir asi telin elektriklenmediği, son zamanlarda Fia’yla birlikte keşfettikleri büyünün eseri olarak ışık vurduğunda hafifçe zümrüt yeşiline dönen ipeksi saçlarının önüne düşen bir tutamını geriye fırlattı. “Merlin! Biraz…” Huysuzca mırıldanıp iki genci yavaşlatmak üzereyken tam önlerinde durmuş olan Syrinx’e çarpmak üzereydi. Onunla ikizi arasındaki rüzgarları hissedebilecek kadar çok şey biliyordu. Syrinx ve Serpent… Fia… İstemsizce gözlerini devirdi, Jake’in fark ettiğini anladığında bakışlarını kaçırmak zorunda kalarak. Hep imkansızı alamazsın Hell. Fia’ya içten bir sitem gönderirken kızın delici bakışlarının kendi öfkesiyle buluşmasının ardından ondaki ifade değişikliğini, sevgilisinin koluna girip alayla gülümseyerek seyretti. Kendine, Serpent’in bir gün onu sevmesine inanarak işkence etmesinin sebebini bilmiyordu. Daha düne kadar Lysander ile mutlu olduklarını haykırarak tiyatro sahnesindeki yerini sağlamlaştırıyordu, tipik Hell ikizleri tarzıyla. Oysa ona kaç kere söylemiş, kaç kere tartışmışlar, kaç kere asalarını birbirlerine doğrultmuşlardı. Ne için? Hiç. Gereksiz duygulara kapılmanın verdiği acıya isyan etmesi…? Yunan güzelinin yavaşladığını fark etmeyerek Serpent’in arkasından, Jake’in güçlü kolları arasında, tamamen onun olmanın verdiği huzurla attı adımını Tılsım sınıfına, zihni kaldıramayacağı kadar çok düşünceyi bir arada tutup başını döndürürken. Yüksek tavanlı sınıfın içinde ilerleyen grup, birkaç başın kendilerine dönmesiyle ilerlerken Profesör Ruthvell’in huysuzluğuna rağmen hayranlık verici zevkini inceliyordu. Camdan içeri giren düz ışık huzmesi, binasının rengiyle donatılmış ayakkabısının altındaki zemini aydınlatırken yemin gününden beri görmediği Zeus’a kaydı aklı. Aşkla, ikizinin imkansıza kaptırdığı kalbiyle uğraşırken onu tamamen ihmal etmiş, hatta hiç görmemişti. Oysa Caesar her gece yatakhanede süzülüyordu. “Fia. Zeus’u gördün mü hiç?” Gözlerini, Serpent’i yanına çağıran kızdan ayırmayan Righelli, başını hafifçe iki yana salladığında, gerekenden fazla kısa süren bir endişe kapladı bedenini. Gerçekten kısa sürmüştü. Yılanın bir yerlerde avlanıyor olabileceğiyle ya da sırf Lómadriethiel’le inatlaşmış olacağından ortadan kaybolduğuyla rahatlattı kendini. Fia’nın trans halinde çiftin yanına ilerlemesiyle Jake’e uzaklaşmayı mırıldanmayı düşünmesi bir oldu. Ortamdaki gerginlik yoruyordu onu. Savaş halinden sıkılmış, mükemmelliğin tadını çıkarmaya çok kolay alışmıştı. Yanından süzülürken Melodie’ye gülümseyip Fia’nın iğnelemelerini duymamaya özen gösterdi. Dersliğin kendine ayrılmış kısmındaki yerini aldığında Jake’in Serpent'le daldığı sohbete aldırmadan etrafındakileri süzüyordu.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Deborah Loth Neldor
Hufflepuff V.Sınıf
Hufflepuff V.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 27/09/10
Yaş : 21
Lakap : Deb,Oranj,Medusa...

MesajKonu: Geri: IV. Sınıf II. Ders   Paz Ekim 10, 2010 1:05 am

Tanrım!Ne geceydi ama!Tüm gece boyunca ağabeyimi görmüştüm.Gerçi saçmalıklarla dolu rüyalardı!Sabah ise uyandığımda yastığımın başımın altında olmadığını farketmiştim!Birileri şaka yapıyorsa ki bu hiç de komik bir şaka değildi,o şaka yapanı bulduğumda sadece asamı ona doğrultup " Ebublio" diyeceğim ve gününü görecekti.Ne yazık ki ne yastığımı ne de yastığımı alanı bulamamıştım.Hayal kırıklığı içinden binanın içinde dolaşırken içimde hala yastığımı bulabilme umudu vardı.Bu umut da yavaş yavaş kaybolurken kafama tılsım dersi dank etti.Koşar adımlarla beşinci katın merdivenlerine doğru yürüdüm.Merdivenleri de üçer beşer çıktıktan sonra nefes nefes kalmış bir vaziyette sınıfa daldım.İçimden profesörün girmemiş olması için dua ediyordum.Nefes nefese sınıfa dalmam kimsenin dikkatini çekmemiş olacaktı ki kimse dönüp bakmadı.Bu beni rahatsız etmezdi,bakmamaları daha iyiydi.Ben sıradan bir Hufflepuff kızıydım.Öyle alımlı değildim bir kere,güzel hiç değildim.Bunların yanı sıra çok konuşkan olmadığım için diğerleri yanımda olmaktan pek hoşnut olmazlardı.Hoş! Hoşnut olsalar bile bir şey değişmezdi ya!Nefes nefese kalmamın sonucunda oluşan boğazımdaki yanmayı öksürerek gidermeye çalıştım.Bu sırada birkaç kişi dönüp bana baktı.
Ben de yanaklarım pembeleşmiş bir şekilde sırama doğru yürüdüm.Üzerime ne süveterimi ne de pelerinimi almıştım.Belki sınıf soğuk değildi ama ben kutuptaymışcasına üşüyordum.Dişlerimin takırdamasına aldırış etmeden ortalarda olan sırama oturdum.Aklımda üşümem ve yastığım vardı.

-Hangi şapşal bunu yapmış olabilir?
diye düşündüm ama aklıma bu okulda benden daha şapşal biri gelmemişti.o şapşal bendim tabii ki.Ortak salonda bırakmıştım yastığımı!Yastığımın nerede olduğunu bilmenin sevincini henüz yaşamıştım ki Profesör Ruthvell'in sesi kulaklarıma ulaştı.Bu ses aklımdaki yastıkla ilgili olan düşüncelerin uçup gitmesine neden olmuştu.Hain yastık düşüncem üşümemle beni baş başa bırakmıştı.Bense her şeyi bırakıp derse endekse olacaktım...




Out.Geç kaldım ama umarım geçerlidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: IV. Sınıf II. Ders   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
IV. Sınıf II. Ders
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´
» sol beyin mi sağ beyin mi
» I.Snıflar---I. Ders:Astronomiye Giriş ve Tanışma

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Ders Arşivleri-
Buraya geçin: