Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 IV. Sınıf Astronomi.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Amethea Adrasteia
Astronomi Profesörü & Ravenclaw Bina Sorumlusu & Admin
Astronomi Profesörü & Ravenclaw Bina Sorumlusu & Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 679
Kayıt tarihi : 25/06/10
Yaş : 22

MesajKonu: IV. Sınıf Astronomi.   Perş. Ocak 06, 2011 3:17 am

    IV. SINIFLAR I. ASTRONOMİ


    *Sadece bilgiler kullanılarak rp yazılacağı için, verilen puanlar daha değerli olacaktır, dikkat edin.
    *Ders offline'dır.
    *Profesörü konuşturabilirsiniz.

    *Astronomi Kulesi
    *Cornelia Athena Campbell
    *Pazartesi, öğleden önce.
    *Gezegenlerin Özellikleri






    Gezegenlerin özellikleri aşağıda güneşe olan yakınlıklarına göre sıralanmıştır. Güneşe en yakın gezegen Merkür iken, en uzak gezegen Plüton’dur.

    Merkür
    Sıcaklığı çok fazladır. Atmosferi yoktur ve yüzeyi kayalıktır. Kendi çevresindeki dönüşünü 58 günde, güneş çevresindeki dönüşünü 88 günde tamamlar.

    Venüs
    Sıcaklık çok yüksetir. Kalın ve yoğun bir atmosferi vardır. Kendi çevresinde 243 günde, güneş çevresinde 224 günde döner. Yani 1 venüs günü, 1 venüs yılından daha uzundur. Diğer gezegenlerin aksine kendi çevresinde ters yönde döner.

    Mars
    Sıcaklık düşüktür. Atmosferin büyük çoğunluğu karbondioksitten oluşur. Yüzeyi kızıl renkli ve kayalıktır. Kendi çevresindeki dönüşünü 24 saat 37 dakikada, güneş çevresindeki dönüşünü 687 günde tamamlar.

    Jüpiter
    Güneş sisteminin en büyük gezegenidir. Kütlesi dünyadan 1300 kat daha büyüktür. Tam olarak katı olmayıp gaz ve buz bulutlarından oluşmuştur. Kendi çevresindeki dönüşünü 10 saatte, güneş çevresindeki dönüşünü 12 yılda tamamlar.

    Satürn
    Sıcaklığı düşüktür. En belirgin özelliği halkalarının olmasıdır. Yoğunluğu sudan az olan tek gezegendir. Yani uygun bir okyanus bulunup satürn gezegeni içine bırakılacak olsaydı, yüzerdi. Kendi çevresinde 10 saatte, güneş çevresinde 29,5 yılda döner.

    Uranüs
    Metan gazı içeren atmosferi nedeniyle mavi-yeşil renkli, çok soğuk bir gezegendir. Kendi çevresindeki dönüşünü 17 saatte, güneş çevresindeki dönüşünü 84 yılda tamamlar.

    Neptün
    Güneşten uzak olduğu için sıcaklığı çok düşüktür. Kendi çevresindeki dönüşünü 16 saatte, güneş çevresindeki dönüşünü 165 yılda tamamlar.

    Plüton
    Dünya’dan çok uzakta olduğu için ölçülerini saptamak zordur. Kendi çevresindeki dönüşünü 248 yılda tamamlar. Son dönemlerde plütonun gezegen olmadığı söylenmektedir.



_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Viviane Arceneau
Slytherin IV.Sınıf
Slytherin IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 22
Kayıt tarihi : 03/01/11
Lakap : vivi.

MesajKonu: Geri: IV. Sınıf Astronomi.   Perş. Ocak 06, 2011 1:07 pm

Uykusuzluktan kızarmış gözlerini karşısındaki ahşap kapıya diktiğinde koca koridoru nasıl geçtiğini, kuleye nasıl çıktığını hatırlamıyordu. Henüz bilinçsizlik sınırından çıkmayan haliyle neredeyse koşarken çarptığı bedenler ve kendisine lanet eden bakışları çoktan unutmuştu. Çıktığı hızlı tempodan dolayı kalbi göğsünün altında hızla atıyordu. Derin bir nefes alarak kapalı kapıyı ittirdi. Ortaya çıkan gıcırtıyla beraber kendisine dönen profesörün çehresine baktığında derse geç kalmış olduğunu hatırladı. Zaten bütün yolu bu yüzden koşmamış mıydı ya da kahvaltıyı bu yüzden kaçırmamış mıydı? İnce parmaklarıyla alnını ovuşturarak içeriye girdiğinde kendisine hiç yakıştırmadığı bir davranışı yapmak zorunda olduğunu anladı; özür dilemek. Gözlerini devirdi hafifçe ve birkaç adım öne çıkarak kendisine bakan gözleri umursamadan, tek düze aynı zamanda soğuk bir sesle mırıldandı. ''Özür dilerim, bayan Camphell.'' Profesörün güzel ve bakımlı parmaklarını kısa bir hareketle sallamasıyla bulduğu boş yere otururken ders yeniden eski düzenine geri dönmüştü. Kolunun altına sıkıştırdığı kitapları bir çırpıda düzenledi ve dersi dinlemeye başladı. O sırada güneş gökyüzündeki yerinde yükselmiş, her sabah yaptığı gibi insanlara tüm sıcaklığını ve ışığını yaymaya çabalıyordu. Kimisi günün başlamış olmasına lanet ediyor kimisi ise neşeyle karşılıyordu yeni bir sabahı. Keşke,dedi bir süre sonra içinden. Keşke yumuşacık yatağıma uzanıp uykunun sihirli koynundan hiç çıkmasaydım. Düşüncelerini yüzüne yansıtmadan kırmızı dudaklarını ısırarak seri bir biçimde yazmaya devam etti. Bir yandan öğretmenin sesinin bir yükselip bir alçalmasını, yaptığı vurguları ve anlattıklarını dinliyor diğer yandan ise kaleminin hızlı hareketlerle bembeyaz sayfa üzerindeki hareketlerini izliyordu.''Mars; sıcaklık düşüktür. Atmosferin büyük çoğunluğu karbondioksitten oluşur. Yüzeyi kızıl renkli ve kayalıktır. Kendi çevresindeki dönüşünü 24 saat 37 dakikada, güneş çevresindeki dönüşünü 687 günde tamamlar, çocuklar. Bunu da not etmeyi unutmayın.'' Profesör bir süre duraksayarak gözlerini sınıfa çevirdi. ''Mars hakkında başka bir şey eklemek isteyen var mı?'' Bu soruya güzel bir cevap vererek geç kalmasını telafi etmek isteyen Vivi ince ve narin elini hızla havaya kaldırarak profesörün onu görmesini sağlamaya çalıştı. Yeşil gözleri küçük bir umutla bakıyordu, dudakları ise söyleyeceği sözcüklerin beklentisiyle aralanmıştı. ''Viviane?'' Hızla ayağa kalktığında çıkan bir vınlama sesine hafifçe tebessüm etti. Ardından ifadesini değiştirerek ciddiyetle baktı karşısındaki kendisinden kat kat daha bilgili kadına. ''Ayrıca güneş sistemimizdeki en büyük dağ Mars'ta bulunur, bayan Campbell.'' Zarif bir biçimde yerine oturduğunda profesörün kalbini birkez daha fethetmenin sevinciyle baktı etrafına. Bilinçsizce yüzüne oturttuğu yılan gülümsemesinden haberi yoktu, tabii. Zalimce ve kibirle... Öğretmen konusuna devam ediyor olsa bile o hâlâ zaferinin tadını çıkarıyordu. Yanında kendisine sanki bir yaratıkmış gibi bakan Gryffindorlu çocuğa dönerek tısladı. Evet, bu binasının getirdiği bir başka alışkanlıktı. Kendisini tehdit altında hissettiğinde kullanıyor ve çoğu zaman işine de yarıyordu. Çocuk, tuhaf bakışlarıyla önüne döndüğünde açık pencereye dikti zümrüt yeşili gözlerini. İçeriye süzülen taze hava saçlarını okşayarak hafif adımlarla omuzlarında geziniyordu. Gülümsemesi sayesinde ortaya çıkmış gamzelerinde, yanaklarında dans eden rüzgara kaptırdı kendisini uzunca bir süre. Yazmayı durdurmuş bir okyanus kadar derine dalmış gözlerini gökyüzüne çevirmişti. Elbetteki başında bekleyen profesörden habersizdi. Sert bir sesle daldığı hayal dünyasından çıktığında kendisine bir soru yöneltilmiş olduğunu anladı. Bir süre ayakta donuk bakışlarla bekledikten sonra arkasından kendisine seslenen fısıltıyı duydu. ''Neptün'ün tanımını söylemelisin.'' Kendisine seslenen her kimse onu ele vermemek için bakışlarını bayan Campbell'den ayırmadı. ''Güneşten uzak olduğu için sıcaklığı çok düşüktür. Kendi çevresindeki dönüşünü 16 saatte, güneş çevresindeki dönüşünü 165 yılda tamamlar.'' Kendisinden emin bir biçimde yerine otururken bugün profesörün gözüne fazlasıyla battığını farketmişti. Bundan sonra derslerinde daha dikkatli davranmalıydı. Pekala, bir Slyhterinli olabilirdi ama bu ona profesörlerine karşı dikkatsiz davranma hakkını vermezdi. Kalemini eline tekrar alarak, dersin son dakikalarına yaklaşmış olduğunun bilincinde, cümleleri yazmaya başladı. Sonunda kalemi sıkı sıkıya tutmuş olmaktan kızaran ellerini serbest bıraktığında cildinin kızarmış olduğunu gördü. Ses çıkarmadan profesörün dersi bitirmesiyle sırasından kalktı. Öğleden öncenin tek ve son dersini de bitirmiş olmanın rahatlığıyla kensini koridora attı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Darien Ioannou
Gryffindor IV.Sınıf
Gryffindor IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 78
Kayıt tarihi : 06/01/11
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: IV. Sınıf Astronomi.   C.tesi Ocak 08, 2011 9:24 pm

Pazartesi günü çoğu öğrenci için en kötü gündür. Yeni bir haftaya başlamanın psikolojik baskısı ve iki günlük rahatlamanın ardından yeniden bir disipline girmenin zorluğu vardır o günde. Sadece öğrenciler için geçerli değildir tabii ki bu durum, bütün çalışanları rahatsız eder. Kişi, işine çok bağlı ve delicesine çalışma ruhuna sahip değilse bu böyledir. Zamanın varlığından bihaber olan bebekler ise... hele bir büyüsünler, er ya da geç görecekler. Erken kalkmanın genç büyücü üzerinde çok büyük bir etkisi olmazdı. Zaten geceleri o kadar hafif bir uyku moduna girerdi ki, yağmurlu gecelerde kaç kere uyandığını bir tek Tanrı bilirdi. Bu yüzden uykusuzluğa oldukça alışkandı. Artık gözlerinin altında morluklar ya da şişkin halkalar oluşmuyor, bütün gün boyunca sarhoş gibi gezip, gün boyunca her derste uyuklamak gibi bir hataya düşmüyordu. Hatta çok fazla uyku bağımlısı olmamasına seviniyordu bile, böylece günü yaşamak için ona daha çok zaman düşüyordu. Ödevlerini diğer Hogwarts öğrencileri gibi haftasonları değil, sabahları erken uyandığı vakitlerde yapıyordu. O sabah yine erken bir saatte uyanmıştı, yatakhaneden garip ve huzurlu horultu sesleri çıkıyordu. Acaba kendisi de horluyor muydu ya da hiç horlaşmış mıydı? Buna dikkat etmemişti, zaten dikkat de edemezdi ya. Bir insanın uyurken kendini gözetlemesi imkansız bir durumdu. Ses kaydetme cihazını kurup, bütün gece kayıt yapması gerekirdi ama yatakhanede gerçekten horlayan kişiler olduğuna göre, horlayanın kendisi mi yoksa başkası mı olduğunu asla anlayamazdı. Yapabileceği en iyi şey Gryffindor yatakhanesinde kendisine yakın yerde yatan birine sormaktı. O da büyük ihtimalle dikkat etmediğini söyleyecekti. Yataktan yavaş hareketlerle kalktı, yatağından çıkan garip bir gıcırtı dışında ses olmamıştı. Pencereler buğuluydu ve içerisi sıcacıktı. Üzerindeki sersemliği atıp hazırlanması on dakikadan fazla sürmemişti. Kütüphaneye inip bitirememiş olduğu ödevleri yapması da bir saat kadarını almıştı. O gün öğleden önce katılacağı astronomi dersi için bir ön araştırma bile yapmıştı. Gezegenler hakkında ufak tefek ipuçlarını öğrenmişti, birkaçının da uydularının adlarını ezberlemişti. Genellikle böyle küçük detaylara dikkat ederdi genç büyücü. Eşyalarını toplayıp dersliğin bulunduğu kuleye tırmanırken pencereden, güneşin tepede sinsi bulutların arkasına saklanmış olduğunu fark etti. O gün sağanak bir yağmur bastıracak gibi duruyordu, gökyüzünde her yana dağılmış olarak bulunan bulutlar bunun habercisi gibilerdi. Yanından geçen diğer öğrencilere aldırmaksızın pencerenin önüne yürüdü ve bu pencerede de bir buğulanmanın olduğunu fark etti. Ama orası yatakhane kadar sıcak sayılmazdı. Buharlaşmanın her sıcaklıkta gerçekleştiğini biliyordu ama buğulanmanın bununla bir alakası olup olmadığından emin değildi. Kısa bir süreliğine pencereden kendi yansımasına ve arkasından dersliğe giren öğrencilere baktı. Dikkatinin dağıldığı bir anda arkasına döndü, dudaklarına küçük bir tebessüm yerleştirerek dersliğe girdi. İçerisinin çoktan öğrencilerle yarı dolmuş olduğunu görünce şaşırdı, ne ara bu kadar geç kaldığını bilmiyordu. Bulutları gözlemesi en fazla beş dakikasını almış olmalıydı ya da farkında olmadan bir yerlerde sızmıştı. Profesör daha ortalıkta gözükmüyordu. Kendisini pencerelere uzak bir yere oturmaya ikna etti, bugün gariplik derecesinde ilgiliydi onlarla. Dersliğin ortalarında bulunan bir sıraya yerleştiğinde diğer öğrencilerle birlikte öğretmeni beklemeye başladı. Çok fazla beklemesine de gerek kalmamıştı, kendisinden sadece birkaç dakika sonra dersliğe giren öğretmen gülümsüyordu.

Gezegenler hakkında kısa bilgiler vermeye başlamıştı. Güneşe en yakın gezegenin Merkür, en uzak gezegenin ise Plüton olduğundan bahsediyordu. Merkür'ün ne kadar sıcak olduğunu, atmosferinin olmamasını ve dönüşünü ne kadar sürede tamamladığını söylemişti. Venüs'ün ters bir dönüşünün bulunması oldukça ilgi çekici bir durumdu. Sekiz gezegen birden aynı yöne doğru dönerken, o neden tam tersi yönde hareket ediyordu? Diğer bir garipliği de atmosferinde bulunan sera gazı miktarının, onu en sıcak gezegen yapmasıydı. Oysaki Güneş'e en yakın olan Merkür'ün sıcaklığının daha fazla olması gerekirdi. Sanki Tanrı, Venüs'ü bütün düzendekilerin yaptığının tam tersini yapması için yaratmıştı. Konuşmaya devam eden profesör direkt Mars'a geçmişti. Arada bulunan Dünya'yı neden atladığını merak etti genç büyücü. Eninde sonunda bu gezegenlerin arasında tek hayata sahip olanı olması onu en önemlisi yapmaz mıydı? Sesini çıkarmadı ve dersi dinlemeye devam etti. Eklemek istediği o kadar çok şey vardı ki, bunların hepsini dersin sonuna bırakması gerektiğini hissediyordu. Profesör; Mars'ın rengi, atmosferi ve dönüşü hakkında kısa bilgiler verdikten sonra Jüpiter hakkında açıklamalar yapmaya başladı. En büyük gezegen olduğunu özellikle belirtmişti. Genç büyücünün Satürn hakkında en çok ilgisini çeken bilgi halkalarının bulunmasıydı. Hep uzay filmlerinde gösterilen halkalı gezegen oydu demek ki. Şimdiye kadar pek ismini merak ettiği söylenemezdi. Profesörün Satürn hakkında verdiği diğer bir bilgide, aklına o görüntüyü getirmesine neden olmuştu. Okyanusun içinde yüzen hafif turuncumsu bir gezegen. Öyle bir okyanus bulmak imkansızdı çünkü Dünya'nın tamamı sudan oluşsaydı bile Satürn'ü içine koymak mümkün olmazdı. Uranüs ve Neptün'den de kısaca bahsetti. Plüton'un artık cüce gezegen sayıldığını biliyor olmalıydı. Artık tam olarak gezegen sayılmıyordu. Söyleyeceklerini bitirince, profesör beklenti içerisinde öğrencilere bakmaya başlamıştı. Belki de eklemek istediklerini söylemek için en uygun zaman buydu. Tereddüt etmeksizin elini kaldırıp izin istedi. Profesörden baş onayını aldıktan sonra "Venüs'ün atmosferinde önemli bir paya sahip olan sera gazlarının onu, Merkür'den daha sıcak bir gezegen yaptığına değinmediniz. Merkür'ün Güneş'e daha yakın olduğu için daha sıcak olması gerekirdi oysaki. Bu oldukça sıradışı bir durum gibi görünüyor bana. Ve Dünya'dan bahsetmediniz, acaba gerek mi duymadınız? Bunların dışında bilmiyorum, önemli bir nokta mı ama Uranüs'ün elli beş derecelik eksen eğikliği de göze alınmayacak gibi değil. Neredeyse yan yatmış, öyle dönüyor bunca zamandır Güneş'in etrafında." Sanki bir onay bekliyormuş gibi profesöre bakıyordu, onun çoktan bildiği şeyleri ona tekrar ettiğinin farkındaydı. Uydulara da değinip değinmemesi gerektiğinden emin değildi. Merkür ve Venüs'ün doğal uydularının olmadığını, Mars'ın iki tane doğal uyduya sahip olduğunu belirtmek istiyordu. Diğer gezegenlerinde onlarca uydusu vardı. Plüton'dan emin olmasa da diğer dördü için bu durum geçerliydi. Ama çok bilmiş gibi görünmek de istemezdi. Bunları söylemeleri için başkasına şans vermesi gerekiyor olabilirdi. Gezegenlerin içerisinde Plüton'u saydıklarına göre; Ceres ve Eris'ten de bahsetmeleri daha doğru olurdu. Söylediklerinin bittiğini belirtiyormuş gibi merakla gözlerini profesöre dikti. Ben bitirdim, sıra sizde gibi bir durum yaratıyordu. Ama profesör bunun yerine başka birine söz verdi, ondan sonra da başka birine. Hepsi de profesörün gezegenler hakkında değinmediği şeyleri söylüyorlardı. Dersin sonuna geldiklerinde, genç büyücü astronomi dersine bir dahaki sefer daha çok araştırma yapıp gelmesi gerektiğini düşünüyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: IV. Sınıf Astronomi.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
IV. Sınıf Astronomi.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Ders Arşivleri-
Buraya geçin: