Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 IV.Sınıfların I.Dersi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Blaise Charbonneau
Şu anda Muggle'sınız. Lütfen rütbe başvurusunda bulununuz.
avatar

Mesaj Sayısı : 89
Kayıt tarihi : 01/03/11

MesajKonu: IV.Sınıfların I.Dersi   Çarş. Nis. 20, 2011 4:29 pm

    Dersin Konusu : Akıl Keskinleştirici İksirler (Zeka Bileyici İksir)
    Dersin Profesörü : Quietra Mcaeux
    Ders Zamanı / Hava Durumu : Perşembe İlk Ders | Yağmurlu
    Dersin İşlendiği Yer : İksir Dersliği.
    Dersin İşlenişi : Zeka Bileyici İksiri Yapılışı.

    Profesör Mcaeux, topuklu ayakkabılarının çıkardığı ses eşliğinde koridorda yürümektedir. Onu tanıyan bir kaç son sınıf öğrencisine selam verir. Gülümsemekten yüzü gerginleşmiş ve ağrımıştır. Gireceği ilk ders dolayından içine basan heyecandan kurtulmaya çalışıyordur profesyonel görünmek için. Adımlarını hızlandırır. Sınıfın kapısının önüne geldiğinde derin bir nefes alır ve kapıyı açar. Ritmik adımlarla içeri girer ve sınıfın tam ortasında durur. Sıraların neredeyse dolu olması ona güven vermişcesine süzer öğrencileri. Tekrar gülümseyerek bakar ve kendini tanıtır.

    " Adım Quietra Mcaeux. Bay Alvarez'in yardımcısıyım. Sizin ve ikinci sınıfların derslerine ben gireceğim. Bir giriş konuşması planlamadım ve gerek duymuyorum. Zamanla bana alışacağınıza eminim. Ve dersimde sorun istemiyorum. "

    Sınıftan belli belirsiz mırıltılar yükselir. Bunun iyiye işaret olduğunu düşünüyordur. Heyecanı azalmış, gevşemiştir. Öğrencilerin onu sevdiğini umuyordur. Masasına yönelir ve deri çantasını bırakır. Gözleri üzerinde hissedebiliyordur. Kemik çerçeveli gözlüklerini ve İksir kitabını çıkarır. Gerek olduğunu düşünmese de hazırda bulundurmanın iyi olacağını düşünür. Kollarını ellerinde birleştirip masaya yaslanır.

    " Bu gün yapacağımız iksir, Akıl Keskinleştirici yani Zeka Bileyici İksir. Kolay gözükebilir, ama emin olun çaba gerektiriyor. Malzemeler herkesin masasında. Süreniz başlamıştır. "

    Kısık bir şak sesiyle bütün öğrencilerin önünde malzemeler ve kazanlar belirir. Öğrenciler iksire başlar. Zaman hızlı bir şekilde geçmektedir. Profesör, buğulu camdan çiseleyen yağmura dalar. Bu sırada sürenin bittiğini haber veren zil çalmıştır. Öğrenciler iksirle ilgilenmeyi bırakır ve profesöre dönerler. Profesör, sıraların arasında tek tek dolaşıp iksirleri inceler. En iyi hazırlanan iksirin sahibini tebrik eder ve toparlanmalarına izin verir. Sınıf tamamen boşaldıktan sonra çantasını alıp odasına doğru yürümeye başlar.

    Malzemeler :
    Ateş yengeci beyni .
    Çoban çantasının yaprakları.
    Ateş viskisi.
    Tuzlu su.
    Kurbağa pisliği.
    Yosun.
    Ayrıntı ve püf noktalar : İlgi çekici Rp'ler bekliyorum. Dersin işleyişine uymalı. İksirin hazırlanış bölümüne dikkat edeceğim. Görsellik ve yazım hatalarını da değerlendireceğim. Bunlar size artı puan kazandıracaktır.
    Verilen Ödev : İlk ders şerefine ödev yoktur.
    Dersin Akışı : Olumlu geçmiştir. Bir sorun yaşanmamıştır.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Floja Feodora
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 2826
Kayıt tarihi : 16/10/10
Yaş : 22
Lakap : Kötü Kurt.

MesajKonu: Geri: IV.Sınıfların I.Dersi   Paz Nis. 24, 2011 5:39 pm

Gözlerimi açtığımda, karanlık bir güne merhaba diyeceğimi anlamıştım. Hazırlanırken, önümdeki aynadan camın ötesindeki kasvetle yağan yağmura bakıyordum. Kasvetli havaları sevmezdim. İçime bir huzursuzluk çökerdi. Ve buda günün ilk dersi için geçerli olabilirdi. İksir… Ortak salondan adımımı attığım gibi, burnuma gelen rutubetle karışık tuz kokusu, genzimi yakmıştı. Bu kokuyu seviyordum. Yaklaşık on metre daha yürüdükten sonra, nihayet İksir Dersliği’ne adımımı atmıştım. Yine, her zamanki gibi boş olan ön sıralardan birine kasılmıştım. Önümüzde ne kazan vardı, ne araç nede gereç. Profesörün farklı olduğunu biliyordum ama ilk dersten de iksir yapamayacaksak ne içindi ki bu ders? Düşüncelerimle salak salak konuşurken topuk tıkırtıları duyulmuştu nihayet. Dersliğin tam ortasında durup, konuşmaya başlamıştı. Kendini tanıtım konuşmasını pek dinlemesem de, hangi iksiri yapacağımız konusundaki konuşmasına kulak vermiştim. Süremiz başladığında aniden önümüze çıkan araç gereçler ve malzeme listesine iyice bir göz attım. Kollarımı sıvadım ve iksirin yapılısına geçtim.
İlk önce kazanın altını yaktım ve ateş viskisini içerisine koydum. Beş dakika sonra, Ateş yengeci beyni ve Çoban çantasının yapraklarını ekleyip kaynatmaya başladım. İçindekiler kaynadıkça, pudingimsi bir kıvam almaya başladı ve rengi koyu yeşile döndü. Kurbağa pisliği ve yosunu katıp beş dakika daha kaynatmaya başladım. En son, sıvılaştırmak içinde tuzlu suyu ekledim ve daha sıvık olana kadar karıştırdım. Rengi koyu yeşilden hafif açık bir renge döndü ve kokusu da burnumdaki damarları çatlatmıştı. Ortaya gerçekten kötü bir koku çıkmıştı. İksir, iyice kaynamaya başladığında kazanın altını kapatmamla beraber dersin bitiş zili çaldı. ”Tam zamanında F!” Kendi kendime konuşurken, profesör gelip iksirimi inceledi. Yüzü ifadesiz bir biçimde iksiri süzüyordu. Birden kafasını kaldırdı ve hafifçe gülümsedi. Profesör yanımdan ayrıldığında eşyalarımı toplamaya başladım. Ödev olmadığını öğrenince derin bir ‘ohh’ çektim ve çantamı alıp kapıdan çıktım. Şimdiki durağım Ortak Salon’du.



Out: Aslında beni tebrik ettiğinizi falan yazacaktım da, yüzsüzlük olmasın gibisinden yazmadım.

Değerlendirme:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lassie Paula Ciffoni
Hufflepuff VI.Sınıf
Hufflepuff VI.Sınıf


Mesaj Sayısı : 243
Kayıt tarihi : 31/03/11
Lakap : Pessie

MesajKonu: Geri: IV.Sınıfların I.Dersi   Cuma Nis. 29, 2011 9:08 pm

Lassie yatakhaneden çıktığından beri nerelere yürüdüğünün farkında değildi, kendini değişen merdivenlere teslim etmiş öylece bir o kata, bir bu kata gidiyor, koridorlarda dönüp dolaşıp yine merdivenleri buluyor ve itiraz etmeden onu başka bir yerde bırakmalarına izin veriyordu.

Her zamanki gibi bir şarkı mırıldanıyordu kendi kendine; ‘Always stays the same English summer rain seems to last for ages. I’m in the basement, you’re in the sky.’ Yüksek tavanlı koridorun tavandan pek de alçakta kalmayan, ufak, yuvarlak penceresinden kırık güneş ışıkları sızıyordu ve yere vuruyorlardı, Lassie başını kaldırıp cama baktığında ışığın yolunu kesenin cama vuran yağmur damlaları olduğunu gördü. Şato sıcaktı, ama dışarıdaki havaya baktıktan sonra Lassie üşüdüğünü hissedip cüppesinin önünü kapatma ihtiyacı duydu... Henüz farkına varmamış olsa da bugün Elanie aklına hiç gelmemişti. Ama şarkının şarkının sözleri dudaklarından döküldükçe beyninde ufak şimşeklerin çaktığını farketti. [color=#FFA500 ]‘I’m in the basement, you’re in the sky. I’m in the basement, you’re in the sky.’ Elanie... O şimdi gökyüzündeydi belki de. Yakınlardaki başka bir pencereye dikti gözlerini, sanki bakışları önce camı, ardından da kilometreler, millerce uzaktaki bulutları yarıp Elanie’yi bulabilecekmiş gibi... Odağını kaydırmaksızın yürümeye devam ediyordu, bir noktadan sonra daha fazla geriye bakamazdı, pencereyi unutmaya karar verip yoluna devam etti. Artık şatonun içlerinde, meşhalelerle aydınlatılan büyük koridorlardan bir tanesindeydi. Yanından geçtiği portrelerin birkaçının hala uykuda oldukları gerek ciğerlerinden gelen sesler, gerek diğer portrelerin sakinlerinin dikkatle fısıldayarak konuşmalarından anlaşılıyordu. Hiçbiri bir diğerinin uyanıp ağız tadıyla dedikodu yapmalarına engel olmasını istemiyordu anlaşılan.

Lassie kafasını boşaltması gerektiğini biliyordu, yoksa bir günü daha mahvolacaktı. Ne yapabilirm? diye düşünürken ayakları kendi cüppesine dolandı ve bir an sendeledi. Kendini toparladığında üzerindeki cüppe ona bugünün tatil olmadığını hatırlattı, hatta günlerden perşembeydi. Lassie hakkında düşünecek başka bir şey bulmuştu... İki adım ilerisindeki meşhaleye doğru ilerlerken cüppesinin iç cebinden saatini çıkartıp ışığın yanına tuttu; dersin başlamasına yarım saat kadar kalmıştı. Bulunduğu koridorun bu denli tenha oluşuna anlam veremedi; bu saatte öğrencilerin büyük salondan şatoya dağılmaya başlamış, ders notları için kendi binalarına, süslenmek için tuvaletlere, ya da ders öncesi oturup laklak yapmak için dersliklerine gidiyor olmaları gerekliydi. Çevresine kısaca bir defa göz attıktan sonra koridordaki sessizliğin sebebi kafasına dank etti; boş derslik ile kütüphanenin hemen yakınında duruyordu, bu saatte insanlar burada ne yapacaklardı? Peki ya kendisi ne yapıyordu?

Çantasını omzundan indirip sol eline aldı ve sağ eliyle de fermuarını açıp içini karıştırmaya başladı. Az sonra içi görünecek kadar araladı çantayı ve ışığa yaklaştırmak amacıyla daha yükseğe çıkarttı. İşte, ders programı orada, bir kitabın içinden sarkıyordu. Onu çekip çıkarttı ve çantayı elinden bırakmadan Perşembe gününe göz attı; ilk ders İksir’di. Sonra zaten üç kat katlanmış parşomeni bir katta daha katladı ve çantasına gelişi güzel bıraktı. Dördüncü kattan zindanlara yol almak üzere çantasını omzuna vurdu ve bu defa büyük, sabit, taş merdivenlerden; zindanlara kadar koşar adım...

Sınıfa girdiğinde ortalık çoktan dolmuştu, ön sıralar gözlüklüler; arka sıralar ise şamatacılar tarafından işgal edilmişti, kendisi de gördüğü birkaç arkadaşına selam vererek sol duvar köşesinden bir sıraya yerleşti. Parşömen ve tüy kalemini çıkartıp masaya bıraktı, tahtada malzemeler ya da herhangi bir açıklama olmadığına göre büyük bir ihtimalle not tutmaları gerekecekti. Asasını da cüppesinin iç cebinden çıkarıp parşömenin üzerine bıraktı. Ardından da çantasından Muggle yapımı bir tükenmez kalem çıkarttı ve onunla kendi koluna çeşitli desenler çizmeye başladı. Desenler gittikçe belirginleşiyor ve Paula yazısını ortaya çıkartıyorlardı. Lassie ikinci ismini her zaman daha çok sevmiş ve tercih etmişti ama çevresindekiler ona Lassie diye hitap etmekten vazgeçmiyorlardı. Koluyla işi bittiğinde bir-iki dakika kadar eserini seyretti; notalar, sol anahtarları bulutların arasında uçuşuyor, ardından yılsızlarla çarpışıyorlardı fakat bütün şekiller muazzam biçimde ismini ortaya çıkartıyorlardı, Lassie sonradan farketmişti bulutlardaki çıplak bir bayanın büyük bir D harfine sarıldığını. Onu neden oraya gizlediğini kendisi de bilmiyordu ama çok hoş durduğu da bir gerçekti. Kalemi tekrar çantasına atarken birisi yanındaki sandalyeyi gürültüyle çekti ve hızla kendini üzerine bıraktı. Lassie göz ucuyla yanındakini süzdü... Kalın çerçeveli kırmızı gözlükler, çalı gibi kabarmış kahverengi saçlar, sıkı sıkıya kapatılmış dudaklar, tiksintiyle gözlüğün ardından etrafını seyreden gözler, rahatsız rahatsız sandalyesinde kıpırdanan ve arkadaşlarına özlem dolu bakışlar atan Gryffindor cüppeli bir kız; Polly. Kısaca Gryffindor’un baş belası!

Lassie sessizce iç çekti, bu suratsızla bir ders nasıl geçecekti? Derken kapı açıldı ve dersliğin arkasından önüne doğru yer değiştiren bir bayana ait, sert topuk sesleri duyulmaya başlandı. Herkese birlikte onun da başı geriye çevrildi, bakışları profesörü buldu -Polly’nin bakmaya niyeti yok gibiydi-, kadının güçlü bir biçimde sınıfın ortasına yürüyüşünü seyretti. Profesör durduğunda gözlerini sınıfta gezdirdi ve ardından -kalabalıktan olacak- tatmin olmuş bir ifadeyle gülümsedi, ardından da kendini tanıttı; Profesör Alvarez’in yardımcısıymış, yeni henüz... Kadın giriş konuşması yapmayacağını belirttiğinde Lassie yanındaki Gryffindorlu’nun ‘Aferin sana. gibisinden birşeyler mırıldandığını duydu, bu sırada profesör çantasından iksir kitabını çıkarıp masanın üzerine bırakmış, gözlüklerini takmaktaydı. “Bu gün yapacağımız iksir, Akıl Keskinleştirici yani Zeka Bileyici İksir. Kolay gözükebilir, ama emin olun çaba gerektiriyor. Malzemeler herkesin masasında. Süreniz başlamıştır.” diye dersi kısaca açıkladı.

Sözleri bittiğinde Lassie’nin önündeki iki kişilik masanın üzerine, aynı diğer bütün masalardaki gibi birer kazan ve çeşitli malzemeler belirdi. Ufak şişe ve kaselere göz gezdirdikten sonra iksir kitabını önünde açıp iksirin yazılı olduğu sayfayı buldu. Talimatları hızla okudu, iksirin yapımı karışık değildi ama profesör çaba gerektirdiğini söylemişti; demek ki püf noktalar vardı. Kafasını kaldırıp kadına sıkıntılı bir bakış attı Lassie, içinden en ufak bir yardımda bulunmadığı için teşekkür (!) ediyordu ona. Kadın ise sınıfı unutmuş pencereden dışarıyı seyrediyordu, yağmur damlalarını gördü onun gözlerinde Lassie ve o da kısa bir süreliğine yağmura daldı. Kendine gelmesini sağlayan Polly’nin homurtuları olmuştu. Tekrar masaya döndü ve malzemelerin isimlerine bakındı... Ateş viskisi. Malzemeler arasında ateş viskisi vardı. Şaşkınlıkla Lassie’nin dudakları bir iki santim aralandı, ardından çabucak kendine gelip talimatlara göre iksiri hazırlamaya başladı. Tuzlu suyu boş kazana döktü ardından da yosunlar ve kurbağa pisliğini suyun içine bıraktı, büyülü sözleri okuyarak onların gittikçe iç içe geçip pis bir koku yaymalarını seyretti, iksir sıcak olsaydı koku daha ağır bir hal alırdı ve öyle olmadığı için kendini şanslı hissetti Lassie. Az sonra garip karışım sudaki tuzun etkisiyle yanmaya ve iksir hafif köpürmeye başlamıştı. Çoban-bilmemnesi-yapraklarından bir avuç alıp tek tek İksire bırakmaya başladı Lassie, onlar da köpükler içinde yanıyor, yok oluyorlardı. Geriye sadece yeşil renkleri kalıyordu suda, ufak kasedeki tüm yapraklar bittiğinde iyice koyu bir yeşil olmuştu artık su. Lassie ateş yengeci beynini ufak parçalara ayırdı iksiri bir süre kendi halinde yanmaya bırakırken. Aynı bir sodadan çıkan köpükler gibiydi köpükleri, oluşur oluşmaz patlıyorlardı, ufaklardı. Lassie beynin yumuşak, yer yer kıkırdaklı parçalarını kusmamak için kendini zor tutarak tek tek iksirin içine bıraktı. Pislikle yosunun birleşimi olan o garip plazma olduğu gibi suya yayıldı ve beyin parçalarının etrafını kapladı, şimdi sudan daha büyük köpüklerle duman da çıkmaya başlamıştı, Lassie büyülü sözleri okumaya devam etti ve su yavaş yavaş durulmaya başladı. Sessizleşti, koyu yeşil rengi saydamlığını yitirdi, yer yer gri ama hala siyaha yakın koyulukta yeşil rengiyle içindekileri göstermiyordu artık. Lassie son kelimeleri de söyledikten sonra ateş viskisi şişesini aldı eline, o sırada varlığını çoktan unuttuğu Polly de kendi şişesini eline almıştı. Bir an Lassie ona baktı, ve gözgöze geldiler. Kızın bakışlarındaki sinsilik Lassie’ye de bulaşmıştı birkaç saniye içinde. Aslında dersin başından beri ateş viskisinin tadına bakmak yönünde bir dürtü vardı içinde, fakat bu içkinin tek yudumuyla bile dağ gibi bir büyücüyü yere yığma olasılığı olduğunu bildiğinden engelliyordu kendini. Ne var ki Lassie Muggle içkilerine çok alışıktı, ve hayatında en fazla üç defa içkinin dibine vurup kafayı bulmuştu. Her defasında beyninin bazı fonksiyonlarını kaybederdi ama kaybettiği kısım sadece üç defacık düşünme kabiliyeti olmuştu.

Kendini kontrol etmeyi iyi bildiğine göre ne olurdu birazcık içse? Kendini ‘Hiçbirşey. diyerek cesaretlendirdi ve Polly’ye ifadesini normal bir öğrencininkine döndürerek göz kırptı. Ardından şişenin dörtte biri kadarı olduğunu düşündüğü miktarını iksirine boşalttı, gerisini de profesörün bakmadığından emin olduktan sonra hızla içmeye başladı. İksiri alevlenmiş gibi köpürürken Lassie’nin gözleri önünde kaydı ve masadan üzerine döküldü, aslında hiçbirşeyin döküldüğü yoktu, ama hızlı içtiğinden dolayı Lassie’nin görüşü öyle bir bozulmuştu ki iksirin tüm rengini kendi üzerindeymiş gibi görüyordu... Elini yavaşça indirip şişeyi masasına bıraktı ama şişe masaya değdiğinde çıkan, muhtemelen kendisinden başka kimsenin duymadığı tık sesi Lassie’nin kulaklarında çınlamıştı kısa bir süreliğine.

Dengesini korumaya çalışarak Polly’ye bir bakış attı, kız elleriyle kendi ağzını kapatmış, muhtemelen kendi gülmesini bastırmaya çalışıyordu. Lassie’nin de içinde deli gibi bir gülme isteği vardı, sanki onu gıdıklıyorlardı, çığlık atarak gülmek istiyordu, ama bitkin düşmüştü. Hiç kıpırdamadan biraz daha iyi olmayı beklemeye başladı... Az sonra dersin bittiğini belirten zil çaldı ve Lassie’ye bu zilin sesi de saatlerce sürmüş ve sanki tam kulağının dibinde çalınmış gibi rahatsız edici gelmişti. Profesörün ortalıkta dolaşan bulanık silüetini görüyordu Lassie hayal meyal. Bir ara onun yanına uğradı, Lassie bu sırada çantasından birşeyler alıyormuş gibi yapmak için sıranın altına eğildi ve yüzünün görünmemesi için çabaladı. Kadının dev adımlarını aratmayan ayak sesleri uzaklaştığında çantasını eline alıp duvarlardan destek alarak dersliği terketti, koridorda hafif sırıtarak ilerlerken arkasından gelen tiz ses olmasaydı Polly’nin de onunla çıkmış olduğunu fark etmeyecekti bile...



Değerlendirme:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tria Simoneit
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 48
Kayıt tarihi : 27/04/11
Lakap : Es.

MesajKonu: Geri: IV.Sınıfların I.Dersi   Ptsi Mayıs 02, 2011 2:46 pm

    Pencereden yüzüme çarpan ıslaklıkla beraber gözlerimi açtım. Günün kötü geçeceği en başta havadan belli gibiydi. Kendimi bu havalarda dinlenmiş hissetmeme rağmen insanların yüzünü asık görmek günümü hep mahvetmiştir. Pencereden dışarı bakmak için başımı kaldırdığımda birkaç yağmur damlası gözüme girdi. Gözlerimi kırpıştırarak yatakta dikeldim. Ellerimle gözlerimden akan yaşı sildim. Sonunda ayılmaya başlamıştım. Derse gecikmek istemediğimden kendime gelme sürecini kısa keserek hemen hazırlanmaya başladım. İlk iksir dersine geç gitmeyecektim. Çok sevdiğim bir dersti ve onu berbat etme gibi bir isteğim yoktu. Gömleğimi ve eteğimi giyip saçlarımı geriden toplamamla beraber dağınık bir halde aşağıya indim. Ortak salonda her zamanki gibi birkaç kişi vardı. Köşede satranç oynayanlar, kitap okuyanlar ve parşömenler üzerinde ödevleriyle boğuşanları izlemeyi ne kadar istesem de derse geç kalıyordum. Hemen mavi converselerimi ayağıma geçirip iksir kitabımla beraber kapıya koştum. Kapı açılında merdivenlerden dışarı çıkmak için atıldığımda üst sınıflardan bir çocukla çarpıştım. Çocuk arkadaşlarıyla kahvaltıdan dönüyordu. Elinde son lokma kalmış böreği çarpışmamızla yere düştü. Utangaç bir bakış atarak “ Özür dilerim. “ sözcüklerini söylemeyi başardım. Çocuğa fırsat vermeden ileri atıldım ve merdivenlere koşmaya başladım. Arkamdan adımı söylediklerini duymama rağmen umursamadan ilerledim. Aşağı doğru inerken hızla koşuyordum. Birkaç portre ayakkabılarımın açık olduğunu söyledi; ama bunu zaten biliyordum. Son kata geldiğimde birkaç saniye durup ayakkabılarımı bağladım. Diz üstü çorabımı düzeltip zindanlarda ilerlemeye başladım. Elimde sıkıca tuttuğum mavi kravatımı boynuma geçirdim. Bağlamaya vaktim olmadığından açık bıraktım. Hızımı arttırarak ilerledim.

    Birkaç saniye sonra iksir sınıfına girdim. Burnuma bir anda kaynayan iksir kokuları geldi. Bu güzel kokular arasında kendime köşede bir yer seçtim. Uzun tabureye oturup üstüme çeki düzen vermeye çalıştım. Topuk seslerini duyup başımı kaldırdım ve profesörü gördüm. Kadın kendinden emin bir şekilde masasına ilerledi. Yüzüne yayılmış gülümsemeyle bizlere bakarak konuşmaya başladı. Kendini tanıtan ufak bir konuşmanın ardından bu gün ne yapacağımızı açıkladı. Zekâ bileyici iksirin yapımı okuduğuma göre oldukça çetrefilliydi. Genede daha önce birkaç defa denemiştim. Her seferinde tutturmaya yaklaşmama karşın birkaç eksik oluyordu elbet. Bu sefer tam konsantre olarak yapacağımdan daha iyi olmasını umuyordum. Hatta şansım yaver giderse harika bir iksir bile yapabilirdim. Profesör başlamamızı söyledi ve hemen malzemelerime baktım. Kısa bir göz atmamın ardından tuzlu suyu hemen kazana döktüm. Suyu kazanın içinde kaynaması için birkaç dakika bıraktım ve bu sırada yosunları doğramaya başladım. Yosunları küçük parçalar halinde doğradım. Tuzlu suyum kaynamaya başlayınca çoban çantasının yapraklarını suyu çekmesi için içine bıraktım. Yapraklar görevini yaparken kurbağa pisliğine buladığım yosunları ezerek özlerini çıkarttım ve bu yoğun karışımı ateş viskisine ekledim. Burnuma gelen yoğun kokular karışımın doğru kıvama gelmesi için karıştırmam gerektiğini hatırlattı. Hemen karışımı çırpmaya başladım. Tuzlu suyu emerek eriyen yaprakların üzerine boşalttığım karışım patlamaya benzer birkaç ses çıkarttı. Bu durum doğru yolda olduğumu göstermişti. Hatırladığım kadarıyla bundan sonra karıştırmaya üç belki dört dakika devam etmeliydim. Karışım sonunda mor renk aldığında hazır olacaktı. O zaman soğumaya bırakacaktım ve mor renkli karışım soğuyarak maviye çalan bir açıklığa kavuşacaktı. Düşüncelerimde karışımı ölçerken karıştırmaya devam ettim. Üç buçuk dakikanın sonunda karışım istediğim gibi mor rengi aldı; bende böylece kazanımın altını söndürdüm. Kısa bir süre beklemeye bıraktığımda diğerlerinin bir kısmının hala uğraştığını gördüm. Bense dağılmış saçlarla taburemde oturarak profesörü bekliyordum. Karışımım beklediğim gibi mavimsi kıvamı aldığında profesör zamanımızın dolduğunu söyledi. Başta endişe duysam da kendime olan güvenim sayesinde endişemi yenmeye çalıştım. Sonunda profesör benim de kazanımı kontrol etti. Kontrol bittiğinde bütün sınıfla beraber iksir kitabımı alarak dersi terk ettim.




Değerlendirme:
 

_________________

Kur galia, nėra įstatymo.
(Nerede güç varsa, orada yasa yoktur.)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aurora A. R. Octavianus
Slytherin IV.Sınıf
Slytherin IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 145
Kayıt tarihi : 03/04/11
Yaş : 22
Lakap : Aurora. Yazıldığı gibi okunur bebeğim :)

MesajKonu: Geri: IV.Sınıfların I.Dersi   Ptsi Mayıs 02, 2011 8:20 pm



  • Saatin alarmıyla iç geçirdi. Gözlerini yavaşça açarken bugünkü ders programını şöyle bir hatırlarken ilk dersin İksir olduğunu ve geç kalırsa puanların gideceğini biliyordu. İç geçirdi ve hızla yatağından kalktı. Başı dönmüştü yine. Yere kapaklanmamak uğruna yataktan tutundu ve bir süre bekledi. Saatine baktığında derse henüz vaktinin olduğunu gördü. Bugün canı kahvaltısını tam yapmak istiyordu. Her zaman geç uyandığı için bazen hiç bir şey yemiyor, bazen de bir kaç şey tıkıştırıp gidiyordu. Cübbesini giydi, çantasını hazırladı ve aynanın karşısına geçti. Saçlarını güzelce maşaladı ve Slytherin ortak salonuna indi. Cakalı bir şekilde ve ıslıklarıyla birlikte zindandan çıkıp büyük salonda kahvaltıya oturdu. Bir yandan kahvaltı yapıyor, diğer yandan Bendis'in hep dediği gibi 'Her yer ders çalışmaya uygundur' sözünü dinleyip ders çalışıyordu. Ahh Bendis ahh. Neden bırakıp gitmişti sanki onu? Neden o düelloya girip öleceğini bile bile o çocuğa kafa tutmuştu ki? Kendisinden tiksiniyordu Aurora. Evet artık kendisinden tiksiniyordu. Girdiği ilk düelloda kaybetmişti o da. Jacob'a karşı yenilmişti. Yemin etmişti bir daha asla kendisinden büyüklere karşı düelloya girmeyeceğine. Masanın üzerindeki Karanlık Sanatlara Karşı Savunma'ya şöyle bir baktıktan sonra biçim değiştirmeye göz gezdirdi. Saatine baktığında İlk derse geç kalacağını anlamıştı. Yetişemeyecekti ama yine de koşturuyordu. Nefes nefese kaldığını hissetmişti ve midesinden bütün yediklerini çıkaracaktı, belliydi. Merdivenlerden koşar adım inerken düşeceği anı bekliyordu. İlk defa bu kadar hızlı koşarken düşmemişti. Aklının bir köşesine kendine bir hediye almayı not etti. Kapıdan içeri girerken sınıfa giren son giren öğrenci olmadığını gördüğünde sevinmişti. Sltherin'lilerin yanına geçti ve İksir kitabını açtı. Zeka bileyici iksir.. Çaba.. Yapıp yapamayacağını bilemiyordu Aurora. Biraz tereddütte kalmıştı ama yine de başlamaya karar verdi. Malzemelere şöyle bir bakınca; Ateş yengeci beyni, çoban çantasının yaprakları, ateş viskisi, tuzlu su, kurbağa pisliği, yosun. Kazanı ateşin üzerine koydu ve sıvıda katıya giderek malzemeleri içine attı. Önce tuzlu su, sonra ateş viskisi, sonra ateş yengeci beynini ezip attı. Biraz çoban çantası yaprakları ufaladı, biraz kurbağa pisliği attı içine. Yosunları da ezerek attıktan sonra bir süre karıştırdı. İksiri şöyle bir koklamayı denedi. Midesinin boğazına geldiğini hissetti. Gerçekten çok iğrenç kokuyordu. Fokurdamaya başladığında profesör "Bırakın" dedi. Profesör kazanın içindeki iğrenç sıvıya baktıktan sonra diğerlerine geçti. Kazanı ve içindeki o iğrenç karışımı öylece bırakarak, çantasına İksir kitabını koyduktan sonra koşar adımlarla zindandaki İksir dersliğinden çıkıp diğer dersine yetişmek için umutluydu.


Değerlendirme:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: IV.Sınıfların I.Dersi   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
IV.Sınıfların I.Dersi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Ders Arşivleri-
Buraya geçin: