Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Nevermindland

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3
YazarMesaj
Reanna Prurient Krghia
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1261
Kayıt tarihi : 05/12/10

MesajKonu: Geri: Nevermindland   Cuma Eyl. 14, 2012 12:45 am

    Şey gibi biraz da, en kötüsünü en iyi şekilde yaşamak gibi… Sevmek… Öyle bir şey işte. Her şeyden vazgeçip, tek bir şeyi ‘her şeyin’ yapmak gibi. Kendini bırakıp, zamanın akışıyla kaybolup kişiliğini unutmak gibi. Bir süre sonra karşındaki insanı değil de, kafanda yarattığın sevgiyi sevmek gibi. Bir çeşit uyuşturucu. Acıyı azaltmıyor, unutturuyor. Ya da kumar işte. Onsuz yaşayabilirsin, ama alışkanlıklardan vazgeçmek zor. Kazanmak için her şeyi yapabilirmişsin gibi. Ya da kaybetmemek için…

    Öyle ya;

    Kazanmak ve kaybetmemek farklı şeyler.

    İkisini de başaramadım. Telefonu elime alıyorum. ‘O yok’ deyip geri bırakamıyorum. Mesajı yollayabileceğim bir insan var mı ki? İmkanım olsa, kalkar giderim yanına. Onun karşısında aciz olmaktan korkmuyorum çünkü. Daha ne kadar alçalabilirim ki zaten? Seviyorum dediğin an bitiyor iş. Bütün kapıları ardına kadar açıyorsun. Bütün zaaflarınla göz önündesin ve sen zaten oynamadan kaybetmişsin. Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum işte. Hiç bilmediğim bir sokağa gecenin bir yarısı dalıp, kollarımı açıp diz çökmek, avaz avaz bağırmak… Çaresizlik böyle bir şey sanırım. ‘Lütfen biri bana yardım etsin’ diyerek ağlamak demek… Düşüncelerinden korkup saatlerce yataktan çıkmamak gibi bir şey.

    Sevmek güzel de, sonrasında kaybetmek kötü.

    Şu an sadece ona ihtiyacım var. Sadece ona. Biliyorum, onsuz da üstesinden gelebiliyorum. Ama her zamankinden çok daha uzun sürüyor. Çünkü neyi özlüyorum biliyor musun? Tesellilerini özlüyorum, saçma sapan dalga geçişini özlüyorum… Sinirliyken benimle uğraşmanı özlüyorum. Ve her şeyi çok daha zor kılıyor bu işte. ‘O da yok ki’ diyorsun içinden. ‘O da yok ki anlatasın. Onu da mahvettin işte. Onu da üzdün, parçaladın.’ Durumu düzeltebilecek tek bir kelime bilmiyorum.

    Sadece; sana çok ihtiyacım var. Sensiz olmuyor ya ne bileyim. Çok özledim. Çok, gerçekten. Küfür et, bağır, çağır, ağzıma sıç. Ama bir şey söyle. Bir şey söyle ki ben kendime gelebileyim artık. Yaşıyorum demen bile yeter aslında.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reanna Prurient Krghia
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1261
Kayıt tarihi : 05/12/10

MesajKonu: Geri: Nevermindland   Cuma Eyl. 14, 2012 12:46 am

Bir söz söyledim ve sen öldün.
Sustum ve sen öldün.
Bir şey yaptım ve sen öldün.
Hiçbir şey yapmadım sen yine öldün.
Seyrettim ve sen öldün.
Düşündüm ve sen öldün.
İsyan ettim ve sen öldün.

Sen ölmeden, sen ölürken ve sen öldükten sonra.
Sordum, neden?
Bu akılsızlığın hiç bir akıllı yanıtı yok.
Çünkü gerçek herkesten önce öldü. Bundan ki ölüm nedeninin hiçbir önemi yok.

Öldüğün için;
“Sen haklıydın ben haksız.”
Dedim ve ben öldüm.
Şimdi ben de haklıyım. Artık eşitiz, artık kardeşiz ve artık özgürüz.

    Peki mutlu muyuz? Mutluysak neden hala ölüyoruz?
    Mutlu değilsek neden hala savaşıyoruz?

    Ortak akıl asgari deliliğimizin ortak paydasında buluşmak.
    Gerçeğin/doğrunun olmadığı bir kaosta, deliliğin de aklın da hiçbir anlamı yoktur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Juliet J. Finnerty
St. Mungo Şifacısı
St. Mungo Şifacısı
avatar

Mesaj Sayısı : 174
Kayıt tarihi : 30/10/10
Lakap : Žvaigždės, Adore

MesajKonu: Geri: Nevermindland   Cuma Eyl. 14, 2012 3:40 am

Güven yoksa, hiç bir şey olmaz. Söylemek istedim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reanna Prurient Krghia
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1261
Kayıt tarihi : 05/12/10

MesajKonu: Geri: Nevermindland   Çarş. Eyl. 26, 2012 6:14 pm

Eski sevgilimin yeni sevgilisine not diye bir post gördüm. Umarım hiç olmazsın kadın. Umarım hiç sevmezsin sevgilimi gibi bir cümleyle bitmiş yazı.
Sevmek bu değil.
Sevmek demek;
    “Seninle bir ömür bir saat gibi, yetmiyor.” diyen bir adamla birliktesin. Her gününü güzel kılan, yanında olmasa da dokunabileceğin birine sahipsin. Ne yaşarsa yaşasın, kendi düşüncelerini bir kenara bırakıp karşısındakini mutlu etmeye odaklanabilecek kadar düşünceli biri tarafından seviliyorsun. O adamla birlikteyken, her gün sevilerek kutsandığımı düşündüm ben. Onun sevgisinin benim için ne kadar özel olduğunu düşünerek uyudum. Gözlerimi kapattığımda onu, sadece onu gördüm. Hayal kurdum. Bunu yaşatabilen adamı bulduysan eğer ve o kişi benim eski sevgilimse, ona sahip çık.
    Ben, hayatımın en güzel aylarını geçirdim onunla. Eğer şimdi seni seviyorsa, benim yaptığımın aksini yapıp buna sahip çık. Eğer gerçeten varsan, eğer onun sevgilisi olduysan, iyi ki varsın. Çünkü onu tekrar mutlu edebiliyorsun demek bu. Sevildiğini bil.

diyebilmek bence sevmek.
Çünkü belki de şu an dilediğim tek şey, benden sonra birinin yanında olması ve onu benim edemediğim kadar çok mutlu etmesi. Ne hata yapmış olursam olayım, düşündüğüm tek şey bu.
İnsan sevdiği zaman onu kendine saklamak istemez. İnsan sevdiği zaman, gittikten sonrasını düşünüp onu yalnızlığa mahkum etmez. İnsan sevdiği zaman bencil olmaz.
Kendinden çok onu düşünüyorsan, seviyorsun.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reanna Prurient Krghia
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1261
Kayıt tarihi : 05/12/10

MesajKonu: Geri: Nevermindland   Çarş. Eyl. 26, 2012 6:15 pm

“Özür dilerim.”

Aslında o kadar basit bir cümle ki… Yapmacık geliyor insana. Kulağa öyle geliyor işte. Okunduğu zaman çok daha yalan hatta.

Bir insan özür dilemesi gereken bir hata yaptıysa kim inanır ki onun pişman olduğuna? Kim neden affetsin değil mi? Kim neden dinlesin mesela…

Olmuyor işte evet. Ben bile yazarken inanmıyorum. Dile getirdiğimde cümleyi tamamlamadan arkamı dönüp gidiyorum. Kulaklarınızı kapatmanızdan değil, kendi söylediklerime inanamamaktan korkuyorum.

İnsan hata yapmaz mı? Yapar. Hatta bazen, öyle hatalar yapar ki, hayatı boyunca unutamayacağı bir pişmanlık beslemek zorunda kalır içinde. Yarım yaşar mesela. Yaşar mı? Yaşar. Sever, gülümser, mutlu olur. Ama yarım işte… Hep bir şey eksik kalır onda. Hep bir özür vardır kırık kelimelerinde… Fısıldarken gözleri dolar o insanın. O insan bir daha susmaz. Hep konuşur. Bir şeyler kanıtlamaya çalışır. İnsanlara değil kendine güvenmez.

İnandırıcı değil. Biliyorum. Ama özür dilerim.

Kulaklarınla duyduğunda inanası gelmiyor insanın. Ama gözlerinle samimiyetime güvenebilirsin. Ya da kırgınlığıma…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reanna Prurient Krghia
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1261
Kayıt tarihi : 05/12/10

MesajKonu: Geri: Nevermindland   Çarş. Eyl. 26, 2012 6:16 pm

Aslında iyi idare ediyorum. Arada bir uyanıyorum, etrafıma bakınıyorum. Hala arkadaşlarım var mesela. Az da olsa onlara sahip çıkıyorum. Susuyorum mesela. Ne ağlıyorum, ne konuşuyorum. Biraz içimde sayıyorum günleri ama, biliyorum gözlerim de anlatıyor. Fısıldamayı öğrendim. Konuşmanın düşünmek olmadığını öğrendim. Özür dileyemese de insanın pişman olabildiğini öğrendim.

Baksana, resmen yoksun. Resmen gittin ve artık geri dönüşü yok.

Çok tuhaf ya. Artık olmayışın mesela. O yüzden diyorum ya, iyi idare ediyorum bence yokluğunda. Her gece eski mesajları okumuyorum mesela. Üç yılımı seninle geçirmiş olmama rağmen, kendimi o kadar da kaybolmuş hissetmiyorum. Saçma sapan düşüncelerle kendime eziyet etmiyorum. Alıştım biraz. Mutlu olmaya başlamadım, sadece acıyı benimsedim. Çünkü bir gün o da geçecek biliyorum.

Yoksun ve ben hala yaşıyorum. Üstesinden gelebilirmişim gibi… İyi idare ediyorum, kabul.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Nevermindland   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Nevermindland
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Role Play Out :: Günlükleriniz-
Buraya geçin: