Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pavel O. Sorensen
Ölü


Mesaj Sayısı : 404
Kayıt tarihi : 07/03/11
Lakap : Severus, Sev, Auc

MesajKonu: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Perş. Ekim 27, 2011 4:20 pm

    - Konu: Panzehirlere Giriş - İksir Yapımı
    - Zaman: Cuma - Öğleden Sonra İlk Ders
    - Yer: Zindanlar
    - Hava Durumu: Yağmurlu

    Sınıfın Durumu: Sınıftaki pencereler ardına kadar açıktır. İçeride dört tane kare biçiminde masa bulunmaktadır, bu masaların üstünde iksir malzemeleri, kitapları ve renkli iksir şişeleri bulunmaktadır. Sınıfın en arkasında bulunan dolap ise büyüyle kilitlenmiştir. Duvarlarda asılı duran tablolar etrafa hoş bir hava atarken içerideki sisli hava dağılmaya başlamıştır. Masaların üzerindeki kazanlardan gelen fokurdamalar kulağa hoş bir melodi yayarken öğrenciler birer birer sınıfa doldurmaya başlarlar. Bu arada Profesör sandalyesine yayılmış bir vaziyette öğrencilerinin sınıfı doldurmalarını izler. Öğrenciler yerlerini alırken profesör oturduğu sandalyeden yavaşça kalkar ve masasının önüne doğru yürüyerek yüzünü öğrencilerine çevirir. Giriş konuşması yapmak için dudaklarını aralar ve konuşmaya başlar.

    ''Sınıfıma hoş geldiniz, genç büyücüler. Bundan sonra iksir dersini beraber işleyeceğiz. İsmim, Severus Auctus Alvarez. Buraya gelmeden önce Durmstrang'da eğitim veriyordum, tayinimin buraya çıkışı beni hayli şaşırttı. Bakanlığın bu aralar ne yaptığını anlamıyorum. Her neyse. Sizlerle tanışma faslına girmeyeceğim, zaman içerisinde birbirimizi tanıyacağımızdan eminim. Konumuz: Panzehirler.'' Profesör masasının önünden ayrılır ve yavaş adımlarla öğrencilerin bulunduğu masalara doğru yürümeye başlar. Yürümeye devam ederken konuşmasına kaldığı yerden devam etti. ''Panzehir nedir? Panzehir niçin kullanılır? Örnek verin, genç büyücüler.'' Profesör sözünü bitirdikten sonra yüzünü tekrar öğrencilerine çevirir ve sorduğu sorulara birisinin cevap vermesini bekler.

    * Giriş rp'lerinizi yazabilirsiniz. Sorulara ilk doğru cevabı veren kişi binasına +5 puan kazandıracaktır.
    * Uygulamaya hazır olun. Giriş rp'sini yazmak için son tarih 04 Kasım'dır. ^^
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Phaedra Euphraeus
Hufflepuff IV.Sınıf
Hufflepuff IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 21/05/11
Yaş : 26
Lakap : S

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Cuma Ekim 28, 2011 11:08 pm

Birinci sınıf olan kuzeninin elinde sağa sola sallayıp durduğu Gelecek Postası’nın ilk sayfasında, suratında oturttuğu garip sırıtışla başını hayır anlamında sallayan resme tiksintiyle göz attıktan sonra tekrar aynadaki aksiyle ilgilenmeye koyuldu. Her hafta yeni bir takıntı edinen Col’ın bu seferki takıntısı delirdiği gerekçesiyle takımdaki görevine son verilen Bulgar bir Quidditch oyuncusuydu. 28 yaşındaki kumral, yeşil gözlü ve eğer gözlerindeki ifade görmezden gelinirse yakışıklı sayılabilecek Asen Ioanic’e bu teşhisin konulmasını yargılamak için fotoğrafı kesinlikle görmemiş olmanız gerekirdi. Yeni nesil Hufflepufflı ise bir bebeği bile rahatça korkutabilecek fotoğrafı hayranlıkla izlemek ve beğenisini Phaedra ile paylaşabilmek adına sayfayı kuzeninin gözünün içine sokmak gibi yaşına uygun işlerle meşguldü. Tepki verdikten sonra kopacak kıyameti bildiğinden sükûnet içinde yapmayı planladığı hafif makyajla ilgilenmeye koyulan cadı, ince ancak keskin hatlara sahip dudaklarına ışıltı vermek amacıyla aynanın yanına yerleştirdiği pembe, kremsi maddeye sağ elinin işaret parmağını hafifçe sürttü. Dudaklarının üzerinde ustaca dolanan ince, uzun parmağın görevini başarıyla tamamlaması uzun sürmemişti. Sarı saçlarını geriye atıp eliyle çabucak düzelttikten sonra, zıplayarak dikkatini çekmeye çalışan ve gazeteyi neredeyse burnunun ucuna değdirmek üzere olan kuzenine döndü. “Fazla meczup görünmüyor mu sence de, Collette?” Sanki komik bir şey söylemiş gibi kızlar yatakhanesini kahkahalarla çınlatan siluetin üzerindeki bakışları, karşısındakinin de aklî dengesini yitirmiş olabileceğini ima eden bir havaya büründüler. Ufaklık, geçirdiği ufak gülme krizinin ardından aşağılayan bakışlarla ve ukala bir ses tonuyla karşılık verirken hâlâ oldukça eğleniyor görünüyordu. “Meczup kelimesini geçen hafta öğrendiğini biliyorum, Phae! Mümkün olan her fırsatta kullanmak zorunda değilsin! Bu hafta içinde üçüncü oluyor da.” Colette, Fransız asıllı bir İngiliz’in kızı olduğundan, Yunan bir babaya sahip Phaedra’nın aksine İngiltere’de büyümüş olmanın avantajını her fırsatta kullanmayı severdi. İngiltere’deki dördüncü senesinde hâlâ aksanından tam olarak kurtulamamış ve kelime becerisini yeni yeni geliştirmekte olan cadıyla dalga geçebileceği tek konu üzerinde yeterince uzmanlaşmışa benziyordu. Cevap vermektense yansımasına dönmeyi tercih etti. Siyah elbisesinin mütevazı göğüs dekoltesini ve omzundan her fırsatta kaymakta olan askılarını düzelttikten sonra akisten göz ucuyla karşıya asılı olan saate baktı. Ettiği Yunanca küfrü kuzeni dâhil yatakhanede bulunan herhangi bir kimsenin anlayabileceğini düşünmüyordu. Geç kaldığı için değil, ufaklığa daha fazla katlanması gerektiğindendi bu ani tepkinin sebebi. Yemeğe gideceğini söylese peşi sıra geleceğini bildiğinden bu bahanenin de onu rahat bırakamayacağını biliyordu, aksi gibi yeniyetmeye arkadaşlık edebilecek herhangi biri de ortalarda görünmemekteydi. Suratına zoraki bir gülümseme oturtarak genç cadıya geç kaldığını söyleyip ortamdan uzaklaşmaktan başka çaresi yoktu anlaşılan. “İngilizce kelime bilgimle bu kadar alakadar olduğunuzu bilmezdim, hanımefendi. Müsaadeni isteyeceğim, zira derse geç kalıyorum.” Ufaklıktan herhangi bir tepki beklemeden eşyalarını genişletme büyüsü yaptığı ufak el çantasına tıkıp doğrudan doğruya ortak salona, sonra da koridora fırladı.

Açık pencerelerden ıslak toprak kokusunun sızmakta olduğu ıssız sınıfa adımını attığında bakışları gayriihtiyari profesör masasının bulunduğu yere kayarak Bay Alvarez ile buluştuğunda sırıtmaya çalıştı. Ne kadar başarılı olduğundan emin olamaması, kuzeniyle yaşadığı ufak ağız dalaşından çok daha fazla sorunsalla boğuşmasındandı aslında. Günaydın benzeri bir şeyler geveledi lâkin adamın kendini duyduğundan oldukça şüpheliydi. Dört adet kare biçimindeki masadan en solda bulunanına doğru ilerlerken gerek dağılmaya yüz tutmuş sis, gerekse hafif puslu havanın gizlemeye yeltendiği tablolar ürkünç, ancak aynı zamanda çekici bir ambiyans katıyordu dersliğe. Sandalyesine çekingen bir tavırla yerleştikten sonra profesörden bakışlarını kaçırabilmek adına bir süre masanın üzerinde bulunan rengârenk iksir şişelerinin harmonisiyle ilgilenmeye çalıştı. Kulağına çalınanlar yalnızca kendi nefesi ve kaynamakta olan kazanların fokurtuları olduğu için kendini şanslı sayıyordu, profesör tarafından kendisine bir soru yöneltilmedikçe biraz olsun düşünceleriyle baş başa kalabilecekti. Yaklaşık otuz saniye süren uğraşın sonunda birkaç parça parşömeni çantasının içinden çıkarabilmiş, şişeler, gotik döneme ithafta bulunan auralara sahip tablolar ya da ortamı terk etmekte oldukça nazlı davranan sisle ilgilenmek yerine her zamanki gibi bir şeyler karalayarak geçmesi gereken sürenin sancılarını hafifletebilirdi. On bir yıllık hayatınız boyunca yazdığınız her şeyi Yunan alfabesi ile yazdıysanız, Latin alfabesine alışmak pek kolay değildir şüphesiz. Bu nedenle gereğinden fazla kendini belli eden, hatta imza niteliği taşıyabilecek kadar karakteristik el yazısıyla kâğıdına kimi düşünce bulutlarını dökerken bunların kimse tarafından görülmeyeceğini umuyordu. Gerçi, az önce bahsedilen sebepten ötürü birilerinin eline geçmeleri hâlinde dâhi herhangi bir problem olmazdı muhtemelen. Yaklaşan ve sayıları an be an artarak ilginç bir kanon oluşturan ayak seslerini duyana dek parşömeni saçmalıklarıyla doldurduktan sonra tehlikeyi göze almamak adına kâğıt parçasını buluşturarak çantasına kaldırdı. Birer birer sınıfı dolduran öğrencilerin çehrelerine kaçamak bakışlar atmakla geçirdiği dakikalar bir öncekilere kıyasla oldukça eğlenceliydi, zira simalara, mimiklere ufak hikâyeler yazmak gibi garip bir alışkanlığı vardı Hufflepufflının.

Herkesin geldiğinden emin olan profesör sınıfa şöyle bir göz attıktan sonra ağır hareketlerle - en azından Phaedra’ya oldukça ağır gelmişlerdi, çünkü genç cadı dönemin ilk iksir dersi için fazlasıyla heyecanlıydı- oturmakta olduğu sandalyeden doğrularak masasına yaklaştı. Sükût verici olduğu kadar otoriter ses tonuyla öğrencileri selamladıktan sonra tanışma faslını geçeceğini söylemesi Phaedra için cennetin anahtarından farksızdı şüphesiz. Sosyal ortamlarla alakalı bir fobisi olmamasına karşın insanların önünde kendini tanıtmaya çalışma düşüncesi onu deli ediyordu. İnsanlar, sadece isimleri olamazlardı, insanlar sadece binaları ya da soyadları, aileleri, ırkları olamazlardı. Dudaklarının sıcak ve hâlinden memnunluğunu açığa vuran bir tebessümle kıvrılmasına izin vererek bekledi. Dersin konusu pek ilgisini çekmemiş de olsa Collette’e katlanmaktan çok daha iyi olduğu kanısındaydı. Panzehir kelimesi İngilizce’ye Yunanca’dan geçmiş olduğu için kendini fazlasıyla şanslı hissetti, aksi takdirde terimsel bilgisi bu kelimenin manasını bilebilecek kadar gelişmiş değildi henüz. Aynı gülümsemeyi muhafaza ederek söz aldı. “Panzehir de, zehir gibi bir çeşit iksir ya da bitkisel maddedir. Zehrin etkisini giderme amacıyla kullanılırlar. Tabii, tanımdan da anlaşılacağı gibi her zehrin panzehri ayrıdır.” Sustuktan sonra onay beklercesine profesörün gözlerinin içine baktı, lâkin tepkisini beklemeden bakışlarını masanın üzerine bırakmış olduğu parşömenlere çevirmesi uzun sürmemişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bertrand Carlens
Slytherin IV.Sınıf
Slytherin IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 22
Kayıt tarihi : 09/09/11

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Perş. Kas. 03, 2011 11:13 pm

    Erken uyanmanın vermiş olduğu sersemliği öğlen olmasına rağmen üstünden atamamıştı genç büyücü. Gözleri hala uykuyu arıyordu tıpkı bedeni gibi. Öğle yemeğinde çok fazla bir şey yememişti. Dersler yerine yatakhaneye gidip uyumayı yeğliyordu. Çünkü gece gördüğü kâbuslar yüzünden bütün uykusu mahvolmuştu. Ama gene görmeyeceğinden emin olamıyordu. Öğlenden sonraki iksir dersinin bir an önce bitmesini istiyordu. Aslında bu dersi oldukça fazla sevmesine rağmen üstündeki bu yorgunluk yüzünden bütün gün her şeyi sevmemişti. Üstüne birde yağmur eklenince günü nerdeyse tamamen mahvolmuştu. Birbirleriyle yarışa giren öğrencilerden, sağa sola koşturan birinci sınıflardan ve oyun oynayan çocuklardan fırsat bulduğu her adımda biraz daha ilerliyordu iksir dersliğine. Yağmur yüzünden bütün öğrencilerin okulun içinde olması onu çıldırtıyordu adeta.

    “Yağmurlu günlerden nefret ediyorum.” Gökyüzünü yağmur bulutlarının kapladığı bir günde ders işlemekten beter hiçbir şey olamazdı onun için. Ne avluya çıkabiliyor, ne de arazide gezebiliyordu. “ Şu lanet olası yağmur yüzünden bütün günü bu taş duvarların arasında geçirdiğime inanamıyorum.”Koridorda ilerlerken aklından bin bir türlü kötülük geçse de düşüncelerine engel olmaya çalışıyordu. Merdivenlerin başına geldiğine şükretmişti artık. Zindanlara inen döner merdivenlerde burnuna gelen küf kokusu bile hoşuna gidiyordu aslında. İksir dersliğinin önüne geldiğinde cübbesini ve kıyafetlerini düzelttikten sonra içeriye adımını attı. İlk başta gördüğü kişi profesör olmuştu, kafasını hafifçe eğdi ve “Tünaydın Profesör.” Dedi. Karşısındaki adamın söylediklerini duyup duymamasına pek aldırış etmeyerek derslikte bulunan dört masadan birine oturdu, masanın üstündeki iksir malzemelerini incelemeye koyuldu.Fokurdayan kazanlar, iksir şişeleri, kitaplar açıkçası uykusunu giderebilecek herşeye odaklanmaya çalıştı genç büyücü. En sonunda önündeki kitaba öylesine dalmıştı ki yanına oturanın kim olduğunu bile fark edemedi. “ Sen kim oluyorsun da benim yanıma oturuyorsun?”Sözcükler ağzından bir anda çıkmıştı, yanına oturanın kim olduğunu bile fark etmemişken hemen dudaklarından sözcükler dökülmüştü. “ Seni ukala kim olduğumu mu zannediyorum? Tabii ki de senin sevgilin olduğumu zannediyordum, yoksa yanılıyor muyum?” karşısında sinirli ama bir o kadar güzel gözlerle ona bakan cadı gördüğünde ilk başta afallamış olsa da daha sonradan kendini toparlamayı başardı genç büyücü. “Ah tabii ki de hanımefendi, ikimiz de aynı fikirdeyiz. Kabalığım için lütfen beni bağışlayın.” Genç büyücünün sözleri ile yüzü gülmemiş olsa bile gözleri gülen cadı biraz olsun yumuşamıştı. Zaten onun deniz mavisi gözlerine bakıp da insanın kibarlaşmaması elde değildi. Yanındaki cadının soğuk ellerini avucuna alan büyücü karşısındaki cadınınki kadar soğuk dudakları ile cadının eline bir öpücük kondurdu. Daha sonra profesörün dikkatini çok fazla çekmemek adına tekrardan arkasına yaslandı ve etrafını incelemeye başladı. Profesör bütün öğrencilerin geldiğinden emin olmuş olacak ki konuşmaya başladı. İlk başta sadece ismini anlamış olsa da daha sonra sorduğu sorunun farkına varmıştı. Cevabı belki de biliyordu ama çok fazla önemsemedi bu durumu, çünkü içinden hiç cevap vermek gelmiyordu. Hufflepuff’lı bir kızın cevap verdiğini gördükten sonra artık hiç aldırış etmemeye başladı.



En son Bertrand Carlens tarafından Cuma Kas. 04, 2011 11:28 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Editta Remedios
Kurtkadın & Şifacı
Kurtkadın & Şifacı
avatar

Mesaj Sayısı : 37
Kayıt tarihi : 09/09/11
Lakap : Carnifex

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Cuma Kas. 04, 2011 11:19 pm

    Biz insanlar mutluluğu en uç noktalarda ararız, ulaşamayacağımız kadar yükseklere bakarız veya en derinlere. Kaf dağının ardındaki mutluğunun peşine düşeriz veya engin bir denizin ortasındaki kayalıkların arasındaki mutluluğun peşine düşeriz. Gözümüz körelir, inancımız körelir sonra arkamızı dönüp baktığımızda mutluluk çok gerilerde kalmış, gördüğümüz bir gülümseme, işittiğimiz güzel bir söz. Bunlar çok yakınımızda olduğu halde görmezden geliriz, çünkü daha fazlasını isteriz, daha da fazlasını isteriz, çok daha fazlasını isteriz. Mesela "Hilal' in gözüktüğü ilk gece, yıldızların altında denize dileğinizi iletirseniz, deniz size mutlaka geri döner ve dileğinizi yerine getirir... " Peki, söyler misiniz bunun gerçek olduğuna kim inanıyor, kim bunun için geceyi bekliyor kimin umutları bu denli güçlü, bence kimsenin bu kadar güçlü umutları yok kimsenin yaşamak için sebepleri yok. Herkes farklı şeyler söyler farklı şeylere inanır ama kimse gerçek nedenini bilmez. Ben neden yaşıyorum bilmiyorum, ama yaşamak zorunda olduğumu biliyorum.

    İç karartan koridorda ilerlerken duvarlar üstüne, üstüne geliyordu adeta. Bazı saniyelerle bir anlığına bile olsa nefes alamıyordu sanki veya bedeni aklının öyle hissetmesini istiyordu. Masmavi gözlerindeki ışığı yavaş, yavaş söndürüyordu koridorlar. Yağan yağmura eşlik ediyordu gözleri, onlara yoldaş bir şimşek gibi. Kahverengi saçlarını savurarak ilerliyordu koridorda, saçlarının her dalgalanışı havasına hava katıyordu, biraz daha dikkat çekici oluyordu. Yüzü asla gülmeyen cadının yüzündeki sert ve soğuk ifade ona bakan herkesin kendisinden uzaklaşmasını sağlıyor, belki de biraz ürkütüyordu. Çünkü onda farklı bir hava vardı, aslında bunu kendisi bile farkına varamamıştı henüz. İksir dersliğine giden merdivenlerin başına geldiğinde derin bir nefes aldı. Yeşilin ve gümüşün muhteşem uyumu içindeki pelerinini düzelttikten sonra yavaş adımlarla merdivenlerden inmeye başladı. Dar ve karanlık merdivenlerden duyduğu tek şey ayakkabısının çıkardığı ses idi. Dersliğin kapısına geldiğinde dışarıdan gelen esinti yüzüne vurdu genç cadının. Dersliğe girdiğinde dikkatini ilk çeken pencereler olmuştu, yağmurlu bir gün olmasına rağmen pencereler ardına kadar açıktı. Dersliğe bir göz gezdirdikten sonra masalardan birinde oturan sevgilisini gördü cadı. Yavaşça yanına yaklaştı, karşısındaki genç adam oldukça dalgın görünüyordu. Hiç fark etmeyeceğini düşünerek bir anda yanına oturdu. Sevgilisinden aldığı tepki ile şaşkına dönen cadı, bir o kadar da sinirli bir şekilde sevgilisine cevap verdi. Karşılığında aldığı masum öpücük ile biraz olsun yumuşasa da yüzündeki sert ifadeyi asla bozmadı. Ardından profesörün çok fazla dikkatini çekmemek adına arkasına yaslandı ve etrafı incelemeye başladı. Dersliğe giren diğer öğrencilere her zamanki gibi tiksinerek bakarken, kendi binasından olanlara daha nazik bir yüz ifadesi ile bakıyordu. Diğer bütün masaların da dolmasıyla profesör konuşmaya başladı. Sözcüklerini dikkatlice dinliyordu cadı. Hiçbirini kaçırmak istemiyordu çünkü. Profesörün sorduğu sorunun yanıtını çok iyi bilmesine rağmen elini kaldırmadı. Aslında kaldırmak istedi bir anlığına ama Hufflepuff’tan olan bir kız kendisinden önce davranmıştı. Buna çok aldırış etmeyen Editta, hiç istifini bozmayarak profesöre bakmaya devam etti.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pietra LaPiere
Slytherin V.Sınıf
Slytherin V.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 07/06/11

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   C.tesi Kas. 05, 2011 11:34 pm

Gittikçe çoğalan soruların önüne geçemiyordu. Cevaplanması gereken çok şey vardı. Fakat cevapları kabullenecek cesareti ve güçü bulamıyordu kendisinde. İç çekerek yağmur damlalarının vurduğu camın ardındaki manzarayı izlemeye devam etti. Biraz öfke vardı gözlerinde, birazda korku… Gelişi güzel üzerine aldığı yorgana daha bir sıkı sarılmak için hareket ettiğinde kalçasının uyuştuğunu hissetti. Nerdeyse tüm geceyi burada oturarak geçirmiş ve tam sekiz bardak kahve bitirmişti. Sabaha karşı, üzerinde oturduğu taş zeminden sızan soğuk nedeniyle ayak parmaklarındaki hissi kaybetmişti ve şimdide kalçasını kaybetmek üzereydi. Saate baktığında öğle arası olduğunu gördü. Sabah derslerini kaçırdığının farkındaydı; fakat umurunda değildi. Ağırca pencerenin önündeki taş çıkıntıdan aşağıya inip üzerindeki yorganı yatağına bıraktı. Okul kıyafetlerini üzerine geçirdikten sonra hala hissetmediği ayaklarına botlarını geçirip yatakhaneden ayrıldı.

Koridora çıktığında ortak salonun huzur verici sessizliğinin yerini rahatsız edici bir uğultu almıştı. Kalabalık ve gürültü kesinlikle ayık kafayla çekilmiyordu, Leslie için. Fakat iyi ya da kötü hiçbir şey yüzündeki standart yapıyı değiştirmiyordu. Donuk bakışlar, hiç kıvrılmayan kalın dudaklar, uzun ve dağınık saçlar… Ayaklarını sürüyerek kalabalığın içinde ilerlemeye çalışıyordu. Yol vermeleri için kenarı çekilmelerini söyleyecek gücü bile yoktu. Aslında ayağına dolanan veletlerden hiç hoşlanmaz ve yolundan çekilmeleri için avazı çıktığı kadar bağırırdı. Fakat bu gün farklıydı. Birden sağ kolunun üzerinde bir darbe hissetti. Kafasını o yöne çevirdiğinde endişe içindeki koca gözleriyle ona bakan bir Ravenclaw gördü. Saçlarını iki yandan örmüş bu kız aslında kızılmayacak kadar sevimli ve masum görünüyordu. Tabii bu Leslie için geçerli değildi. O gün ilk kez ağzını açıp konuştu. ‘’ Önüne bak lanet olası! ‘’ Gözlerini devirdi. Evet. Bu kelimeleri sarf etmesi bile fazlasıyla enerji harcamasına neden olmuştu. Önünde dikelmekte olan kızı iteleyerek yoluna devam etti. Etrafındaki her şey sanki sinirini bozmak için yaratılmıştı.

Büyük salona adım attığında aniden midesinin kalktığını hissetti. Dışarıdaki yağmur nedeniyle herkes burada toplanmıştı ve salonu inanılmaz derecede iğrenç bir koku kaplamıştı. Bu okulun daha büyük bir salona ihtiyacı vardı. Yüzünü ekşiterek Slytherin masasından bir hamburger ve balkabağı suyu kaptıktan sonra hızlı adımlarla kapıya doğru ilerledi. Bir saniye daha içeride kalsaydı kusabilirdi. Duyu organlarının bu kadar iyi çalışması ne yazık ki çoğu zaman zararlı oluyordu.

Kapıdan çıktıktan sonra adımlarını biraz yavaşlatarak bahçe kapısına yöneldi. Yağmuru severdi. Hele o toprak kokusu… Birazdan elde edeceği huzrun verdiği sevinçle hamburgerinden koca bir lokma ısırdı ve ardından bir yudum balkabağı suyu içti. Bahçe kapısından çıktığı anda bedenine çarpan rüzgâr nedeniyle ürperdi. Kapıdan çok uzaklaşmadan koca hamburgeri dört lokmada bitirip balkabağı suyunu tek yudumda içtikten sonra adımlarını hızlandırarak göl kenarına doğru ilerledi. Aslında olabildiğince göle yakın bir yerde bir sigara keyfi yapıp derse gitmek gibi bir düşüncesi vardı; fakat yağmurda dışarıya çıkmayı tercih eden bir tek kendisi değildi. Olmak istediği yerde birbirini ıslatan ve bağrışan bir grup öğrenci vardı. Bu yüzden daha fazla yaklaşmaktan vazgeçerek ağacın birine dayandı ve eliyle siper alarak kalın dudaklarının arasına sıkıştırdığı sigarasını yakmaya çalıştı. Biraz zor olsa da… Tek sigara bahanesiyle gelip paketin yarısını bitirdikten sonra ağır adımlarla okula geri dönmüştü.

Koridorlar boştu. Ders başlamış olmalyıdı. Omzunu silkti. Hiçbir zaman dakik olmamaştı ve okuldaki tüm profesörler onu böyle kabul etmişlerdi. Aslında ders için pek iştahlı değildi. Beyninin bir yanı düşünmemek için çok direndiğini ve yorgun düştüğü için gidip uyuması gerektiğini söylüyordu. Ve açıkçası bu fikir fazlasıyla cazipti. Tüm gece uyumamış olması bu düşünceyi çekici kılıyordu. Diğer yanı da iksir dersini kaçırmaması gerektiğini söylüyordu. Fazla bir çelişki yaşamadan ayakları iksir dersliğine doğru yöneldi.

Sınıfa geldiğinde birkaç saniye durup önünde yükselen ahşap kapıya baktı. Hala geri dönüp onu bekleyen sıcak yatağına girebilirdi. Gözlerini kapayıp kendisine işkence yapmaktan vazgeçmesi gerektiğini söyledi ve şaşkın bakışlara hazır olmak için derin bir nefes aldı. Kapıyı ağırca ittirdi. O içeriye girdiğinde genelde bir sessizlik oluşur ve tüm bakışlar o yöne dönerdi. Fakat bu sefer içeriye girdiğini fark eden bile olmamıştı. O sırada kim olduğunu göremediği Hufflepufflı bir kız panzehirin tanımını yapıyordu. Sözlerine ekleme yapmaktan kendisini alamadı. ‘’ 30 dakika içerisinde kullanılmalı. Dünya sağlık dili olan Latince de Antitoksin olarak geçer. Yani anlayacağınız muggle dünyasında. ‘’ O sözlerini sarf ederken tüm bakışlar ona dönmüştü. Son kelimlerinin ardından bir uğultu oluştu. Bir Slytherin olarak mugglelar hakkında bu kadar bilgi sahibi olmasına dört yıldan beri alışamamışlardı. Ama Leslie, düşmanını yakından tanımanın her zaman büyük avantajlar kazandıracağına inanan bir cadıydı. Ardında su birikintileri bırakarak boş sıralardan birine doğru ilerledi. Sanırım ders Leslie’nin üzerinden damlayan yağmur tanelerinin çıkardığı ses eşliğinde işlenecekti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elena Pearl
Hufflepuff V.Sınıf
Hufflepuff V.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 644
Kayıt tarihi : 02/01/11

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Paz Kas. 20, 2011 4:48 pm

    Elena haftanın son gününde sabah derslerini bitirip öğle yemeği için Büyük Salon'a inmişti.Elinde hala kitaplarının olması Ortak Salon'a uğrayacak dahi vakti bulamadığına bir işaretti.Öğrencilerin çoğu henüz yeni iniyorlardı salona ağır ağır.Elena ise bir an önce karnını doyurup yatakhanede biraz da olsa kestirebilmenin derdindeydi.Fazla da acıkmamıştı zaten.Binadaşları henüz gelmişken Elena her birine selam verip masadan kalktı.Hızlı adımlarla Ortak Salon'a çıktı ve sanki uzunca bir süredir ayrılarmış gibi yatağına baktı ve hızla kendini yatağın özenle örtülmüş örtüsünün üzerine bıraktı.Kitapları elinden bıraktığını bile hatırlamıyordu.Göz kapakları ağırlaşmış kendini uykuya teslim etmişti bile..

    Yağmur damlaları pencerelere o kadar sert vurarak ses çıkarmasalar Elena bütün öğleni uyuyarak geçirebilirdi.Yağmur hızlandıkça, damlaların çıkardığı sesler de hızlanıyordu.Elena uyku sersemi pencereye doğru bakarken aklına gelen ilk şeyle yatakta akrep varmış gibi fırladı.Kaçırmak üzere olduğu ve belki de kaçırdığı İksir dersi.Elini attığı ilk yerden İksir kitabını bulup çıkardı ve formasını düzeltip İksir dersliğinin yolunu tuttu.Neyseki Ortak Salon ve derslik aynı kattaydı.Dersliğe girdiğinde kısmen de olsa ders başlamış, profesör öğrenci sıralarının arasında dolaşarak konuşuyordu.Elena profesörün göz ucuyla ona baktığını gördü ve mahcup bir tavırla sırasına geçip oturdu.Tam soru üzerine dersliğe girmiş olacaktı ki binadaşından biri cevap vermek için yerinden kalkmıştı.Elena kitabını sıraya yerleştirirken binadaşını dinliyordu.Sözü bittiğinde ise başka biri devam edercesine lafa karışmıştı.Elena başını kaldırıp Slytherin'li kıza baktı.Derse tamamen hazırdı artık.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Deirdré Alkema
Şu anda Muggle'sınız. Lütfen rütbe başvurusunda bulununuz.
avatar

Mesaj Sayısı : 2833
Kayıt tarihi : 28/01/11

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   C.tesi Kas. 26, 2011 11:55 am

Birkaç dersin günün yarısını çarçur etmesinin ardından sırada genç cadının en sevdiği ders vardı, İksir. Tek başına Çatlak Kazan’a taşınmasının ardından küçük odasına getirdiği küçük kazanına çeşitli bitkiler ve sıvılar atmış, verdikleri etkiyi odasında büyüttüğü çiçeklerinin üstünde deneyerek gözlemlemişti. En çok sevdiğiyse, kara kazanlarda biriktirmekten hoşlandığı sıvıların yaydığı kokulardı. Tıpkı bazı inançlara sahip Muggle’ların odalarında tütsü yakıp kötülüğü arındırması gibi, Deirdré Alkema’da küçük evine güzelliği yapıştırmanın yolunu böyle bulmuştu. On yaşında, Çatlak Kazan’da ikâmet etmeye başladığı günden beri kütüphaneden iksir kitapları alır, malzemeleri aktar dükkanından tek başına tedarik eder ve yine bir başına, kitapları taklit ederdi. O zamanların beş yıl önce kaldığını hatırlayınca özlemle iç çekti cadı, hâlâ aynı odada yaşıyor olmasına karşın eskisi kadar vakit geçiremiyordu orada, çünkü artık evi bellediği yeni bir yer vardı. On bir yaşında Hogwarts Şatosu tüm görkemiyle kendisinin ve kendi gibi büyücü çocukların ayakları altına serilirken önündeki yedi seneyi orada eğitim alarak sürdüreceğini aklından geçirmemişti, sadece kayıkla Yasak Göl’ün üstünden kayıp giderken Ay’ın mavi, loş ışığında yıkanarak anın hoşluğuna bırakmıştı kendini. Dikkatsiz ve oldukça kaba bir oğlan çocuğu kızıl kafalı cadıya arkasından çarpıp kitaplarını düşürmesine vesile olmasa, okula geldiği ilk günü düşünmeye devam edebilirdi. Uzun ve kıvrımlı merdivenlerin boylu boyunca düşen sarı, üstünde karışık ve okunması zor yazıyla süslenmiş parşömen kağıtlarına bakarken asasını cebinden çıkarıp çocuğa okkalı bir lanet büyüsü savurmamak için kendini tuttu. “Beynin nerede, aptal?” Çocuğa seslenişi karşılıksızdı. Önünden geçip giden bir hayaletin ayıplayan bakışlarına yüzünü kızartarak cevap vermesi gerekirken iyice alevlenerek dilini çıkardı. Adını bile bilmediği saydamlıktan çekinecek neyi vardı? Çoktan ölüydü, Çatlak Kazan’daki dairesinde iksir içirdiği fareler kadar ölü. Kiraz ağacının temelini oluşturduğu asasını cübbesinin cebinden çıkardı ve hiç de zarif olmayan bir el hareketiyle kitapları, parşömen kağıtlarını, mürekkebi ve tüy kalemini toparlayarak çantasına tıkıştırdı. Kırıla döküle hareket edecek zihin rahatlığında değildi doğrusu. İksir Dersliği’ne inerken merdivende ona engel olacak insanları kabaca ittirerek yolunu açtı ve aşağıya yönlendi.

Oldu olası sevmemişti zindanları. Ona korkutucu, yapış yapış kindarlığın kol gezdiği ve saf insanların hayatlarıyla kumar oynadığı bir mağara gibi geliyordu. Silkindi yine de. Çocuk değildi, kendi kafasında yarattığı canavarların gerçekten var olduğuna inanıp gölgesinden kaçacak değildi. Gerçi gölge de yoktu ya burada, duvarlara uzun aralıklarla yerleştirilmiş birer gaz lambasının yarattığı loş ışıkla oluşacak gölge en fazla hayalete benzerdi, zaten okulun tabanından yarım metre yukarıda sürekli süzülürdü onlar. Ayağını bilinçsizce taş zeminde sürürken kalkan toz yüzünden hapşurdu. Sinir bozucu, diye geçirdi aklından. Ufak bir Aklapakla işlerini görmez miydi gerçekten?

İksir Dersliği’nin kapısı açıktı. Gözünü kapıdan öteye kaydırdığı ilk anda gördü yeni bir İksir Profesörü edinildiğini. Adını tahmin etmeye, hatta gidip sormaya tenezzül edebilirdi ama o gün sıkkındı ve hayatta büyüyle ilgili yaptığı en eğlenceli şey için bile keyfi yoktu. Omuz silkti, dağınık kızıl saçlarından gözünün önüne düşen bir kısmını kulağının arkasına tıkıştırdıktan sonra boş bir sandalyeye çöküverdi. Sonraki bir dakikayı parşömen, mürekkep ve tüy kalem üçlüsünü masaya yaymakla harcadı ve arkasına yaslanarak profesörü incelemeye başladı. Uzun sarı saçları ve kirli bir sakalı vardı. Sandalyesine yayılışından umursamaz olduğu şıp diye anlaşılıyordu. Harika, diye geçirdi aklından. Bedenini derslikte tutup ruhunu başka alemlere gönderse aldırmazdı herhalde. Dikkat eksikliğinin zihnini ele geçirdiği dakikalarda sınıfın dolduğunu ve profesörün konuşmaya başladığını fark etmemişti bile. Zihninin ardında fon müziği gibi duyulan boğuk, kalın ve çatallı çekici sese vermektense dikkatini, tamamen başka şeylere odakladı aklını. Örneğin okula yeni gelen iki çocuk görmüştü merdivenlerden inerken, ikisi de sarışındı. Bir tanesi etrafına metal müzikle zevke geliyormuş gibi bir hava yayıyordu. Bir kulağında siyah küpesi vardı ve bir bileğinde de kalın, siyah bir bant. Çekici olduğunu kabullenmekten başka ne yapabilirdi ki Deirdré? Çocukla ilgili düşüncelerinin yüzüne edepsiz bir tebessüm olarak yansımasına mahal vermeden diğer çocuğa odakladı aklını. Bu diğer sarışın oğlan, cübbesinin üstünde Slytherin arması taşıyarak ve ağır bir havayla yürüyordu. Umursamaz bir tavrı, çevresini ve sevdikleri olsa bile önemsemeyen bir hali vardı. Sesinin çatallanmasından sigara içmekten hoşlandığını çıkardı ve göz altında oluşan çukurlardan da akşamdan kalma olduğunu. Onun için de çekici diyebilirdi rahatlıkla.

Havada eller kalktı, aynı boğuk ve kalın ses birinin adını söyledi. Zihni bu sefer gördüklerine odaklanmayı tercih etmişti cadının. Bir soru sorulmuş olacaktı ki, genç bir kız resmiyetle cevap veriyordu. Kafasını eğdi, tanımıyordu onu. Ya da tanıyordu da hatırlamıyordu. Zihni niye buğuluydu o gün sahi? Cadı, Bilmem-Ne Binası’na on puanı kazandırırken yüzüne yansıyan mutluluğu görebiliyordu Deirdré. Ufak ve anlamsız şeylerden zevk almak bu olsa gerekti herhalde, oysa o gün Deirdré’nin ruhu tamamen Yin’e odaklıydı. Dersin devamı için kendine sabır diledikten sonra yine ruhunu başka alemlere gönderdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Veronica Rouvas
Ravenclaw VI. Sınıf
Ravenclaw VI. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 924
Kayıt tarihi : 16/10/11
Lakap : Vicky.

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   C.tesi Kas. 26, 2011 5:32 pm

    Haftanın son günü olmasının verdiği rahatlamayla doluydu cadı, her pazartesi bugünü iple çeker olurdu. Hızlı adımlarla öğleden önceki son derslerinden ayrılan öğrencilerin hep birlikte konuşması sonucu meydana gelen uğultu hakimdi merdivenlerde. Kulaklarının hiçbirini takip etmesi mümkün değilmişcesine umutsuzdu cadı, günün sıkıcı saatlerinden birinin için de bulunmasıyla, melankolik ruh hali birleşince ortaya oldukça sıkıcı bir tipleme çıktığının farkındaydı lâkin zaman zaman kendi kendinden bile sıkılan biri için gayet tabii önemsizdi. Yemekhaneye giden yola girdiğinde havada süzülen kokular usul usul içine serpilmeye başlamışlardı ki yine de Vicky'nın ruhsuzun ve iştahsızın teki olduğu gerçeğini yok edemeyeceklerdi. Cadı kendi düşüncelerine göz devirerek arkadaşlarının olduğu tarafa yöneltti adımlarını, oldukça yavaş yürüdüğünü ancak bir iki iki dakika önce kendisinin fazlasıyla arkasında ve çok zaman geçmemesine rağmen şimdi önünde olan öğrenciler sayesinde anladı. Son derece uykulu gibi gözüktüğünün farkına vardığında çektiği sandalyenin yere sürtünmesiyle oluşan gıcırtı yüzünün iğrenirmişcesine bir ifadeye bürünmesine neden olmuştu. Dikkat çekmekten nefret ederdi lâkin dikkat çekmeyi başaracak herşeyi yanlışlıkla yapabilme potansiyeline sahip olmakla birlikte bu özelliğidi diğer nefret ettiği şeylerden biriydi. Arkadaşlarına sadece kafa sallayarak selam verdikten sonra asosyalliğe soyunup eski görünümlü ve oldukça tozlu olan kitabı çantasından çıkardı, kitabı çene seviyesine yükseltip üflemesiyle buharlaşmış gibi görünen toz zerrecikleri havalanmıştı. İçinde yasaklanmış büyüler olmalıydı ya da lanet büyülüleri diye düşündü ve sonra tabii bunları yapmak için okumadığına kendini inandırarak düşüncelerine 'yapmak için değili' ekledi. Kitabı karıştırırken içine çektiği küf kokusu kitabın işe yaramazlığının yanında kendisine kâr kalmıştı. Uzunca geçen süre zarfında kitabın işe yaramazlığına ne kadar daldığını fark etmesine neden olan zil duyuldu yemekhanede. Küfür edermişcesine attı kitabı çantasına ve ders programına göz gezdirerek gitmesi gereken dersliğe baktı. "İksir, harika." kendi kendine isyan edişinden sonra derslikte buldu kendini. Profesör öğrencilerin yerleşmesini beklerken yayılmış haldeydi, pencelerin tümünün açık olması yağmurlu havanın içeride kendini hissettirmesine izin veriyordu. İksir dersliğinin en hoş yönü içeriye renk katan renkli iksir şişeleri olurken fokurdayarak sınıfı dolduran kazanların sesi eğlenceliydi. Veronica kendine köşede bir yer seçip yerleştiğinde profesörün sesini duydu. Uzun boylu ve sanırsa... kirli sakal mıydı o? Öyle olmalı diye düşündü, bronza kaçan tenine müthiş şekilde uyum sağlayan kahverengi saçları vardı ve diğer profesörler gibi tanışma gibi saçma bir olaya girmediğinden mutlu oldu Veronica. Severus Auctus Alvarez, asla profesörlerin isimlerinin tümünü aklında tutamazdı, aynı hiçbir doğum gününü hatırlayamadığı gibi. Profesör Alvarez hiç vakit kaybetmeden derse başlamıştı, konu panzehirdi. Veronica söz almaya hazırlanırken duydu başka bir tiz ses ona engel oldu. Panzehir hakkında yaptığı tanımlamaya ek olarak bir bilgi daha geldi Slytherinli kızın birinden. Veronica dudaklarını aralayarak harflerin kelimeler oluşturarak dilinden dökülmesine izin verdi "Zehirin gösterdiği etkiye karşı kullanılan ilaç. Panzehir otu da vardır, küçük beyaz çiçekli bir ottur fakat kökü zehirlidir, hayvan sokmalarında kullanılabiliyordu sanırım ve dahili ağrıları gideriyor." cevabının profesörü tatmin edebilmesini umarak not kağıtlarına döndü.

_________________




En son Veronica Rouvas tarafından C.tesi Şub. 18, 2012 2:57 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Fraise Arachide
St. Mungo Şifacısı
St. Mungo Şifacısı
avatar

Mesaj Sayısı : 108
Kayıt tarihi : 27/08/11
Lakap : Çilek.

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Ptsi Ara. 12, 2011 9:09 pm

Yeryüzünü pisliğinden temizlemeyi kendisine amaç edinen yağmur, tüm şiddeti ile yağıyor adeta toprağı dövüyordu. Sonbaharı simgeleyen damlalar camlara bir desen misali konumlanmıştı. Yağmurun şiddetinden nasibini almak istemeyen büyücü ve cadılar Hogwarts’ın koridorlarına doluşmuştu. Normalden daha kalabalık olan ortamda herkes oradan oraya koşuşturuyor, derslerinin bulunduğu sınıflara varmak için çabalıyordu. Diğer büyücü ve cadıların aksine koridorda keskin ve sakin adımları ile dikkat çeken tek bir kişi vardı. Sarı saçları havayı kendisini partner edinmiş, atılan her adımda dans edercesine havalanıyordu. Yüzüne yerleştirdiği kibirli gülümseyişi, gözlerinin parlaklığı ile bir bütün halini almıştı. Koridorda duran diğer öğrenciler gördükleri cazibenin karşısında sanki daha rahat yürüyebilmesi için yolu açıyormuşçasına kenara çekiliyorlardı. Kolları ile sarmalayıp, göğsüne dayadığı kalın büyü kitapları, kuzgunu üzerinde barındıran cübbesi ile cadının hangi binaya mensup olduğu kolayca çözülebilirdi. Kulelerde başlayan yolculuğu, zindanlara inip iksir dersliğine adım atması ile sonlanmıştı. Kendinden emin adımlarını sınıfın içine doğru birbiri ardına sıralarken açık camlardan içeriye süzülen serin hava yüzünü yalayarak geçiyor ve ürpermesine sebep oluyordu. Deniz yeşili gözleri ilk önce yeni geldiğini bildiği profesörü aradı. Neye benzediğini merak ediyordu çünkü ondan önce namı bütün Hogwarts’ı doldurmuştu. Nitekim gözleri kürsüde oturan sarışın adamla buluştuğunda hakkında söylenenlerden daha fazlası olduğunu görmüştü. Yüzüne yayılmasına engel olamadığı gülümseyişi ile profesöre kafasıyla selam verip kendisine oturacak bir yer seçmek için başını masaların olduğu yöne çevirmişti. Şöyle bir göz attığında Daphne’nin dersliğe henüz gelmemiş olduğunu gördüğünde kendi seçtiği bir yere oturdu, açık camlardan olabildiğince uzak bir yere.

Aradan geçen birkaç dakikanın ardından profesör ayaklanmış, kendisi hakkında küçük bir bilgi vermenin akabinde derse girişini yapmıştı. Sorduğu sorunun cevabını öğrenmek ya da hatırlamak için kitaba bakmasına gerek yoktu. Adını ne kadar iyi biliyorsa, sınıfa yöneltilen bu sorunun cevabını da o kadar iyi biliyordu bu yüzden cevaplamak adına hemen parmağını kaldırdı; fakat ondan önce davranan bir hufflepuff kızı sözü önce almayı başarmıştı. Yüzüne hâkim olan bir tiksinti ile kızı dinlerken kendisinin daha iyi bir açıklama yapacağından hiç kuşkusu yoktu, tabii bu fırsatı kaçırmasaydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aurora A. R. Octavianus
Slytherin IV.Sınıf
Slytherin IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 145
Kayıt tarihi : 03/04/11
Yaş : 22
Lakap : Aurora. Yazıldığı gibi okunur bebeğim :)

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Çarş. Ara. 21, 2011 7:02 pm

    Şiir gibi geliyordu kulağına Cuma günü. Sanki sonsuza kadar uyumasını sağlayan –bu sonsuzluk pazartesi sabahı bitiyordu- ona özel şarkı gibiydi. Öğle yemeğine inmek için Kehanet kulesinden inerken bir yandan mutlulukla dans ediyor, diğer yandan yılın ilk iksir dersinin nasıl olacağını merak ediyordu. Bir önceki yıl iksir dersinden kalmıştı. Gerçi başka bir açıdan bakılırsa sadece iki dersten geçmişti. Slytherin bölüm başkanı Profesör Aznavour’un dersi Simya ve ucu ucuna yırttığı Karanlık Sanatlara Karşı Savunma. Tabi sonradan sınavına girdiği ve ondan da ucu ucuna geçtiği Biçim Değiştirmeyi unutmamalıydı ki bu yıl tüm derslerde ineklemeyi planlıyordu. Yakında herkes bu Slytherin'liyi bir Ravenclaw'la karıştırabilirdi. Elinde kendi kilosundan ağır kitaplar -ki sadece 53 kiloydu- , Bir kaç tane tüy kalem, bir kaç tüp mürekkep, onlarca sayfa yazılmış ve yazılmayı bekleyen parşömenler, tıka basa doldurduğu çantasında oluşan yırtıklar ve diğerlerinin dalga geçmesi... Daha yüzlerce şey sayabilirdi ancak yine de vakti yoktu. İksirler kitabına bakmakla meşguldü ve her an bağcıklarından birine takılıp düşebilirdi. Hızla büyük salona indi ve Slytherin masasındaki yerini aldı. Karnı içinde sanki üç kişi daha varmış gibi acıkmıştı. Çantasını yanına koyduktan sonra çatal bıçağa sarılarak bütün her şeyden ağzına tıkmaya başladı. Arada balkabağı suyunu içmese şuana kadar çoktan ölmüş olurdu herhalde. Biraz sonra yavaşlamaya karar verdi. Doymaya başladığını hissetmese daha da artırabilirdi hızını ancak tokluk duygusu her şeye bedeldi şuan. Yavaşladıktan sonra derin bir nefes aldı. Sanki saatlerdir nefes almamış gibiydi. Derin bir nefesle birlikte balkabağı suyunu bitirdi. Saatine bakmasıyla çantasını kapıp zindana koşması arasında saliseler olmalıydı. Merdivenleri koşarak indi ve zindana geldiğinde durdu. Neden durduğunu bilmiyordu fakat üzerini düzeltebilmek için -koşarken hayli dağılmıştı- iyi bir fırsattı. Üzerini düzelttikten sonra içeri 'Ben buraların ağasıyım' havasıyla girdi ve en arkada bir yer seçti kendisine. Profesör Alvarez'in sorduğu soruya tam yanıt vereceği sırada başka bir kızın atlamasına sinir olmuştu. Kızın Hufflepuff'lu olduğunu gördüğünde kıza dik dik bakmaya başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Harley McMannon
Şu anda Muggle'sınız. Lütfen rütbe başvurusunda bulununuz.


Mesaj Sayısı : 1658
Kayıt tarihi : 25/10/10

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Çarş. Şub. 08, 2012 9:33 pm

    Pencereye vuran yağmur melodileriyle başını okuduğu kitaptan kaldırmıştı genç cadı. Önünde duran kağıt parçasına kayan barh rengi gözleri şaşkınlık derecesinde açılmıştı. İçinden geçirdiği lanetleri sıralayarak seri adımlarla zindanlara doğru inmeye başladı. Duvarlarda ki dedikoducu tabloların uğultuları tüm holü yankı halinde kaplıyordu adeta. Güne neredeyse yeni başlayan biri için sinir bozucu bir durum halini almıştı cadı için. Gözlerini aradığı an aradığı sükunet ona içinde bulunduğu durumda oldukça uzak geliyordu artık. Zaten iksir dersi ona daima uzak olmuştu, her ne kadar anlamaya çalışsa dahi mutlaka önüne bir engel çıkıyordu. Belki de mekanından ötürü sevmiyordu bu dersi. Sonuçta kim karanlığın hüküm sürdüğü bir yerde ders işlemek isterdi ki? Önüne gelen kestane rengi saçlarını geriye doğru atarak hızlı adımlarla taş merdivenleri inmeye başladı. Diğer yandan ise her daim geç kaldığı için kendi kendisine söyleniyordu. “Neden sanki daima geç kalmak zorundasın ki?” Çevresinde ki tuhaf bakışlara aldırmadan derslikten içeriye doğru girdi.

    Her zaman ki loş ve boğucu atmosfer içini kemirmeye başlamıştı. Bir an için ilk yılı gözlerinin önüne gelmişti cadının, o gün dersliğe gelirken ne kadar çok çekindiğini anımsayarak yüzünde bir an küçük bir tebessümün oluşmasına izin vermişti. Heyhat sisten ötürü bir an görüp ardından görmediği çevresi gibi dudaklarında ki tebessüm de silinmişti. Alıcı gözleriyle çevresine baktığında ortam da tek iç açıcı kısmın gökkuşağını anımsatan iksir şişeleri ve taş duvarları süsleyen eski tablolar olduğu dikkatini çekmişti. Gerçi cadı için her zaman ki atmosfer olduğu için bu manzaraya pek değer vermemişti. Fokurdayan kazanlar hoş bir melodi çıkartıyor Anna’ya adeta cama vuran yağmur damlalarının müzikalini anımsatıyordu. Profesörün derse direk girmesi genç cadıyı memnun etmişti aslında. Oldu olası tanışma fasıllarını vakit öldürdüğüne inandığı için bu duruma sevinmişti. Cadıya her zaman ilk yılını anımsatırdı ve geçmişi anmaktan daha nefret ettiği bir hususu olmamıştı. Ona göre her şey zamanla hallolurdu, tabii her şeyi zaman telafi edemezdi. Lakin isimler konusunda Profesöründe kendisiyle hem fikir olmasına sevinmişti. Genç adam dersin panzehirler olduğunu söyleyerek derse başlamıştı. Lakin cadının düşünceleri kazanlardan çıkan duman gibi havada savruluyordu. Kulağına gelen birkaç kelâm üzerine ait ruhu ait olduğu dünyaya dönmüşçesine silkelenip kendine gelmişti bir an. Hufflepuff’lı kız profesörün sorduğu soruyu cevapladıktan sonra sınıfta oluşan sükunet cadının düşüncelerinin yine dağılmasına sebebiyet oluşturmuştu.

*Gecikme için çok özür dilerim. Uzun zamandır internete girmediğim için siteden oldukça uzak kalmıştım. Ancak şu an derse yazıyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marcel Rieux
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 141
Kayıt tarihi : 08/02/12
Lakap : Marc.

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Cuma Şub. 10, 2012 12:23 am

    “Lindwormler aşkına, bir kere olsun derse geç kalmadığımız olacak mı, Marquis?”
    Kelimeleri taşımakta olan iğneleyici ses zemin katın küflü duvarlarında yankılanarak kulaklarına birkaç defa daha çarparken Marcel’in donuk bakışları sitemkâr bir edayla kendisinin kusursuz bir kopyası olan bedenin üzerine sabitlenmiş, cümlesinden daha tesirli jestinin anlaşıldığından emin olduğundaysa tekrar koridoru kolaçan etmek üzere etrafta dolanmaya girişmişti. İkizi birkaç dakika önce zindanlardan sola dönmeleri gerektiği fikrini kabul ettirmeyi başardığından haftanın tümünü okulda kaybolarak geçirmiş olan Rieuxler kendilerini bir kere daha hiçliğin ortasında buluvermiş olmanın buruk şaşkınlığını yaşamaktaydılar. Kuleden zindanlara sağ salim inmeyi başarmışken kaybolmuş oldukları gerçeğinin trajikliği sebebiyle nahoş bir edanın gölgelediği mimikleri ise kasvetli atmosferle ziyadesiyle uyum içindeydi. İki dakika sonraki hâli ilerlemeye devam ediyor olmasına karşın Marcel duralamış, dikkat kesildiği birkaç saniyenin ardından dudaklarından ikizinin adını azat etmişti. Oğlanın tepkisini beklemeksizin ters yönde hızlanan adımları kısa süre sonra ayak seslerini işittiği Ravenclawlu cadıya ait siluetin geçmiş olduğu koridora ulaşmasını sağlayarak cüppesiyle uyumlu mavi gözlerinin önüne İksir dersliğinin kapısını sermişti. Yüzü ince bir tebessümle aydınlanırken Marquis’nin bulunduğu koridora ulaştığından emin olduktan sonra beklemeksizin bedenini dersliğe yönlendirdi genç büyücü. Akademik olarak ilgilenmek istediği sayılı konulardan biri iksirler olmasına karşın derse geç kalmayı sürdürdüğü sürece pek şansı kalmayacak gibi görünüyordu.

    Neredeyse tamamen dolu olan sınıfın aralık kapısından içeri süzülen naif bedeni ardına kadar açık pencerelerden içeri usulca giren yağmur kokulu meltemin serin dokunuşuyla ürperdi. Kuzeyden ırak geçirdiği bir yıl soğuk kavramının değişmesine sebebiyet vermek üzereydi anlaşılan. Donuk mavi bakışları pek çoğu tanıdık olmayan simaların üzerinde dolandıktan sonra sınıfı terk etmekte olan sis tabakasının hâlâ yoğun olduğu, pencereden uzak masalardan birine yöneldi. Tek başına çalışmayı yeğlemesine karşın böyle bir şansı kalmamış gibi görünüyordu, ikiziyle aynı masada olabilmek için de fazla geç kalmışlardı. Çevresindekilerle ilgilenmek zorunda kalmak istemediğinden alelacele seyahati sırasında elinde taşımakta olduğu, buruşmuş parşömenlerin kıvrılan kısımlarını düzeltmek gibi deli saçması bir şeylerle uğraşmayı denedi. Başarılı olamayacağını anladığında ise yüksek tavanlı sınıfın duvarlarını süslemekte olan portreleri incelemeye koyuldu. Hogwarts tarihi ile ilgili pek çok şey okumuş olmasına rağmen pek çoğu en az dersin başlamasını bekleyen öğrenciler kadar sıkılmış görünen resimlerin kimlere ait olduğunu kestirebilecek kadar hâkim değildi konuya. Bunun farkındalığı ile kendi kendini uğrattığı yenilgi can sıkıcı olmaya başlamıştı ki profesörün sesiyle irkildi. Zihnindeki tüm düşünceler berrak, güçlü sesin tesiriyle hiçliğe karışırken bakışlarını Durmstrang’tan tanıdık olan sert çehrenin üzerinde sabitlemişti. Bay Alvarez’in dudaklarından dökülen panzehir kelimesi ilk dersin ısınma turu kıvamında geçeceğini haber verirken hevesi kaçmış olsa da moralinin bozulmasına müsaade etmedi. Profesörün sorusuna tepki vermezken kazanlardan gelmekte olan melodik fokurtunun harmonisini bölme suretiyle suali yanıtlamaya girişen öğrencilerin ne dedikleriyle zerre kadar ilgilenmiyordu.

_________________
Kurgu için falan tık; Rieux, Marcel.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rubina Faith Silimauré
Yazar
Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 181
Kayıt tarihi : 05/02/12
Yaş : 24
Lakap : Ruby değil Rubina değil, Ru-bay-na.

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   C.tesi Şub. 11, 2012 6:58 pm

Yaptığı şey, her soğuk sabahının rutini olan, el kremini sürerek hazırlığını bitirmekti. Yatağının kenarında bulunan pencere kenarındaydı yine ve yine tüm kitapları o geniş pervazın üzerindeydi. İçinde hint yağı, lale ve salatalık bulunan kreminin hoş kokusu burnuna geliyordu, bir yandan da sıcaklığı hafiflemiş yatakhanenin içinde yeni kalkmanın da getirdiği bir mahmurlukla hafiften titremekteydi. Ancak bu sefer acele etmekteydi, son derece geç kalmıştı çünkü, hem de hiç yapmadığı ve yapmayacağı bir şekilde, uyuyakalması bir yana, bir de dersliğin zindanlarda olması işini daha da zorlaştıracaktı.

Koşarak yatakhaneden fırladı. Hiç soluklanmadan Ortak Salon'u, Şişman Hanım'ı, üçüncü ve ikinci kat merdivenlerini geçti. Sol kolundaki bilekliğiyle uzun, düz saçlarını toplarken bir yandan da hala koşuyordu, öyle ki bu hızla giderse tıkanacaktı. Dersliğe gireceği zaman nefes nefese olmamak için birinci katta koşmayı kesti, ama şimdiden bir beş dakika geç kalmıştı, ve bu hiç ama hiç iyi değildi.
Kapıyı suçluca tıklatıp, içeri girdiğinde berbat durumdaydı. Yanakları kıpkırmızı olmuş, saçları yamuk toplanmış ve nefes nefese kalmıştı, yine de.

''Bak sen'' dedi Profesör, son derece alttan vuran tavrıyla. ''Bugünü geç kalanlar günü mü ilan etsek, Grewichkên?''
Dalga dalga küf kokan sınıfta yankılanıyordu sesi. Rubina kulaklarına dek kızardığını hissediyordu. Bir özür mırıldandı, yerin dibine geçtiğini ilan eden ses tonuyla. Başını yerden kaldırmadan, arka sıralardaki yerine geçti. İlk beş dakika, neden bahsettiklerini anlayamamanın getirdiği anlamsız gözlerle etrafına bakındıktan sonra, en azından yanındaki kızın kitabında açık olan sayfayı açarak işe başlayabileceğini düşündü. Nefesini kontrol altına almaya çalışarak, el çantasından kitabı çıkarttı.

_________________
Benim doğduğum gün,
Günler uzamaya başlar.
Öyle bir öleceğim ki,
Geceler Uzamaya başlayacak.
Ve öyle bir öleceğim ki,
Günlerle gecelerden başka,
Hiç kimse öldüğümü anlamayacak.

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Carlie Myracle
Gryffindor VI.Sınıf
Gryffindor VI.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 375
Kayıt tarihi : 02/11/10
Lakap : Güneşin Kızı.

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Çarş. Şub. 15, 2012 12:35 pm

    Dalgalandırılmış, parlak sarı saçlarını cübbesinin sol yanından omuzlarına dökmüştü elleri ile. Zihninin derinliklerinde ne geçtiğinin okunmasını kusursuz derecede saklayan yüzüne, sıcak sayılabilecek bir gülümseme yerleştirmiş, kollarından biri ile, ilerlediği dersliğin ağır sayılabilecek kitabını taşıyor, düzgün adımlarını zemin üzerinde kaydırıyordu. Yakın zaman içinde 'yalnızlık' diye adlandırılan kişiye özgü dünyaya hapsine karar vermiş, çevresinde dolanan cadı ve büyücülerin yüzlerine bakmayı reddetmişti. Biraz zihnini dinlendirmeye hakkı vardı değil mi? Gözlerini çevirdiğinde gördüğü somutluğu reddetmiş, herkesi soyut birer hissedilmeze itmiş, aklını verdiği tek şeyi dersler yapmaya çalışmıştı. İznine layık olan, şu sıralar onu anlayabildiğini düşündüğü ve güvenebildiği tek cadı, Ravenclaw armasını hakkı ile taşıyan Deirdré Alkema idi. Her zaman yeterli bir dinleme, sakinleştirme becerileri olan birine, hatta dost diyebildiği birine, sahip olmak mutluluk olarak tanımlanırdı. Sarı saçlarının arasından geçirdiği parmaklarını tekrar kitabının üzerine kilitleyen Carlie ise mutlu olduğunu ortaya dökebilecek bir yaşantı içine sürüklenmiyordu. Henüz değil, şimdi değil. Tüm şiddetiyle yere dökülüşünü devam ettiren su damlalarından biri olmayı, sadece saniyelerce yere düşme korkusu yaşayıp kaybolmayı, ardından buharlaşıp tekrar tekrar aynı korkuyla yaşamayı bu dünyada yıllarca tanımlanamaz gereksizlikler içinde yaşamaya tercih ederdi. Kızıl'ın söylediği 'Ama sevdiklerin var, seviliyorsun Carlie.' cümlesi bile sevdiklerini, onu sevenleri mavi okyanuslar içinden çıkarırken, düşüncelerini o okyanusların ardına batırmaya yetmiyordu.

    Ahşap ve tozlardan arındırılmış kapıdan içeri girerken, yavaş ritmini hissettiği kalbi bir kaç kez teklemişti. Kızıl, aynen katile benziyordu. İlk bakışta gördüğü gözler O'nundu.
    `Hey.´ diye dudaklarını kıpırdattı sadece. Ardından boş bir sıra bulma çabasına girmiş gözleri, onu önde duran masalardan birine itmiş, kulakları ise Bay Alvarez'in konuştuğu kelimelere pür dikkat kesilmesine yardımcı olmaya başlamıştı. Zihninde kesilen sesler, bir süreliğine olsun geri gelmemiş, derse başlangıç sorularını ve verilen cevapları, kitabının arasına iliştirmiş olduğu parşömene sakin bir edayla yazmaya koyulmuştu. Elbette Panzehirin ne olduğunu bilecek kadar zeki bir cadıydı ama panzehir bir şey değildide. Mutluluğuna etki etmez, öleni geri getiremezdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tatja Fahrõna
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 224
Kayıt tarihi : 01/12/10
Lakap : I-Lem

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Çarş. Şub. 15, 2012 1:53 pm

Gireceği ders ilgisini garip bir biçimde çeken iksir dersiydi. Dersin işlendiği alan basık, soğuk ve loş olan zindanlardı. Bir bakıma Tatja'nın yaşam standardını bozmayacak bir ortamdı. İnsanların garip bakışlarına maruz kalmayacağı bir yerdi burası ve kızıl saçlarını rahatça toplama gücünü bulmasını sağlıyordu. Cadının yüzü pek gözükmezdi derslerde, itina ile saçlarının arasına saklardı insanlar ile iletişime geçmemek için. Sarışın profesörleri cadının yüzünü en net görebilen öğretmenler arasındaydı şüphesiz. Sessiz sedasız sınıfa girdiğinde en ön sıranın en sağındaki yere yerleşti herzamanki gibi. Yeşil gözleri profesöre dikiliyken merak duygusu cadının zihnini ele geçirmişti ve bu derste öğreneceği şeyleri uygulayabilmek için sabırsızlanıyordu. Diğer derslerin öğrettiklerini uyguladığında ceza alma olasılığı olsa da kimse panzehir yaptığı için Tatja'yı cezaya bırakamazdı ve bu yüzden cadının en aktif olduğu ders olma özelliğine sahipti. Bakışları profesörün gözlerindeyken başka insanlar Tatja'nın çocuksu bir davranışla profesöre aşık olmuş olduğunu sanabilirdi. Olan tek şey Tatja'nın püf noktaları kaçırmak istememesiydi ve profesörün bakışlarında bile bazı şeylere cevap vardı. Biri malzemeleri fazla koyduğunda göz bebeklerindeki hareketten doğru mu konulduğunu anlayabiliyordu ve bu yüzden tüm dikkatini adama yönlendiriyordu.

*Derse yeni kaydoldum özür dilerim..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pavel O. Sorensen
Ölü


Mesaj Sayısı : 404
Kayıt tarihi : 07/03/11
Lakap : Severus, Sev, Auc

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Cuma Şub. 17, 2012 11:57 pm

    Hufflepuff bir öğrencinin ayağa kalkamasıyla beraber profesör gözlerini öğrenciye çevirir. Öğrenci panzehirin tanımını yaptıktan sonra profesör oturan öğrencilerine şöyle bir göz gezdirir. Söz almadan ayağa kalkan Bayan Singleton, profesörün fazlasıyla dikkatini çeker. Bayan Singleton verdiği bilgilerden sonra son olarak ayağa Bayan Rouvas kalkar. Ravenclaw'lu bir öğrencinin söyledikleri profesörün bu öğrenci üzerindeki ilgisini arttırmıştır. Konuşmaların bitmesiyle beraber sınıfın kapısı açılır ve bir kaç öğrencinin derse geç gelmesi Profesör Alvarez'i hayli sinirlendirir. Profesör bu durumu öğrencilerine belli etmek istemese de bu duruma ne kadar sinirlendiğini üstü kapalı sözleriyle dile getirir. ''Öncelikle Bayan Euphraeus, verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ederim. Hufflepuff'a +5 puan. Bayan Singleton öyle görülüyor ki engin zekanıza bir türlü karşı koyamıyorsunuz, söz hakkı almadan bir daha konuşursanız sizi dersimden atarım. Bayan Rouvas verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ediyor, zekanızla beni adeta büyülüyorsunuz. Gelecekte şifacı olabilirsiniz. Aynı şekilde dersimde söz hakkı almadan kimse konuşamaz.'' Profesör Alvarez konuşmasını bitirdikten sonra hızlı adımlarla masasına doğru ilerler, bu arada sınıfta hafif bir gürültü oluşur. Profesör Alvarez, masasının üzerindeki 'İleri Düzeyde İksir Yapımı' kitabının sayfalarını karıştırır ve yüksek bir ses tonuyla konuşmaya başlar.
    ''Panzehirin ne olduğunu ve ne gibi durumlarda kullanıldığını öğrendik. Şimdi gelelim, dersimizin asıl konusuna. Her iksirin mutlaka bir panzehiri vardır. Sizden şimdilik şişme solüsyonunu yapmanızı istiyorum. İksiri yapabilmeniz için size 20 dakika veriyorum. Kaynatın kazanları.'' Profesör konuşmasını bitirdikten sonra yavaşça sandalyesine oturur ve öğrencilerini izlemeye başlar.


    * Malzemeler hayal gücünüze bırakılmıştır.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pavel O. Sorensen
Ölü


Mesaj Sayısı : 404
Kayıt tarihi : 07/03/11
Lakap : Severus, Sev, Auc

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   C.tesi Nis. 28, 2012 12:09 am

Kilit.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jeremiah Ocean Hyxest
Slytherin V.Sınıf
Slytherin V.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 136
Kayıt tarihi : 26/06/12

MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   Salı Tem. 03, 2012 2:54 pm

    Ah. Daha fazla nasıl dikkat çekebilirdi. Derse geç kalmıştı ve ne yapacağını bilemez bir şekilde bölmemek adına kapıyı çalmadan yavaşça içeri girdi. Tüm sınıf ona bakakaldığında sadece pişkince gülümsemeyi denedi. Tamam denemedi. Kelimenin tam anlamıyla rezil olmuştu. Yanaklarının kızardığını hissediyordu. Koşmaktan nefes nefese kaldığından ve gerçekten çok sıcak olduğundan bu kızarmanın başka tarafa çekilebileceği düşüncesine sığınarak profesöre özür dileyen bir bakış atıp bulduğu ilk boş sıraya oturdu. Konunun panzehirler olduğunu öğrendiğinde ise çoktan yüzündeki çaresizlik silinmiş ve bu konuda söyleyebileceği çok şey olduğunu farketmişti. Elini kaldırıp söz ister gibi oldu ama vazgeçti. Yanlış bir şeyler söylerse biraz daha rezil olmayı kaldıramazdı. Dudaklarını ıslattı ve heyecanını kaybetmeden derse odaklandı. Herkes bir kaç tanım yapıyor, Jeremiah ise bunların bazılarına katılıyor bazılarına katılmıyordu. Elindek i parşomenine tüy kalemi yardımıyla aldığı notları daha sonradan inceleyebileceği için şanslıydı. Çünkü İksir derslerinde genelde iyi olduğu söylenemezdi. Onca tarif ve hesaplama boş geliyordu genç büyücüye. Ailesinin parasıyla hazırlatabileceği bir çok insan bulabilecekken ya da bu işler için hizmetkarları varken iksir öğrenmek ne işine yarayacaktı ki? Aklından geçen bu düşünceleri mimiklerine yansımadan yakalayıp zihnindeki derin bir kafese kapattığında ise profesör şişme solisyonu hazırlamalarını istemişti. Neler yapabileceği ile ilgili bir kaç fikri vardı. Bu iksiri biraz muziplik olması adına kuzeni Xavier'le her yaz yapıp malikanenin bahçesindeki karıncalara uygularlardı. Gülümsemesi yüzünde büyük bir hal almaya başlamıştı ki kollarını sıvadı. Malzeme dolabına gidip biraz damla sakızı aldı. İksire kıvam vermek için daha iyisini tanımıyordu. Çabuklaştırıcı özellik göstermesi adına hala adını hatırlayamadığı mavi bir tüpe uzandı. Birkaç tane kurbağa genizi, garkenez kuyruğu, adaçayı ve gıda boyası aldıp tezgahına doğru ilerledi. Damla sakızlarını kıvama gelmesi için eliyle ezmeye başladı. Bu sırada sihirle büyülediği havanda adaçaylarını dövüyordu. Kısa sürede biteceği için mutluydu. En azından kendince zorlu bir iksir değildi ve rahatlaması ona güç vermişti. Sakızların yeterli kıvama ulaştığını düşündüğünde mavi sıvıyı ısıttığı kazanın içine boca etti. ellerine yapışmış sakızlardan kurtulması biraz zor olmuştu ama bu işten de sıyrıldıktan sonra adayaını da ekleyip karıştırması için kepçeye asası ile emir verdi. Tezgahta duran kepçe havalandı ve Jeremiah'ın zihninden geçen direktiflerle karışımın kıvamı için, biraz da çözeltiği etkin hale getirmek için emre itaat etti. Aslında bir şişme büyüsü için bunlar yeterdi ama adaçayının güzel kokusu yanında biraz renk vermek istediği ve iksire hiç bir yan etkisi olmayacağını bildiği gıda boyasını garkenez kuyruları üzerine döktü. Farketmemişti ama boyanın rengi yeşildi. Zümrüt, parlak bir yeşil. Bu rengi severdi. Her gün uyandığında giydiği cüppeden, kimse bilmese bile boxer rengine kadar üzerinde taşımaya bayılırdı Jeremiah. Aklındaki bu düşüncelerle garkenezlerin iyice boyaya bulandığında emin olduğunda karışıma ekledi ve ocağın altını biraz kıstı. Kendi tarifine göre boyanın iksire etki etmemesi için renk almaya başladığı an bir tüpe konulmalı ve soğuk bir ortamda şoklanmalıydı. Rengin tam da istediği kıvama gelmiş iksir üzerine yayıldığını hisseden Jeremiah, arta kalan kuyruk parçalarını seçmemeye özen göstererek elini dokundurduğu anda büyü dışı kalan kepçe yardımıyla bir tüp içine akıttı sıvıyı. Denemek için sabırsızlanıyordu. Son olarak asası yardımı ile şok uyguladı ve beklemeye başladı. Profesörü el kaldırarak yanına çağırdığında tezgahın üzerinde bulduğu bir örümceğe sıvıdan bir kaç damla döktü. Sonuç muazzamdı. Evet, duraksayan örümcek sanki ona engorgio büyüsü yapılmışçasına kendi boyutunu aştı ve öylece bekledi ne olacağını merak edercesine. Profesör bunu görmüş gibiydi ama bir tepki vermemişti. Hala geç kalması ile ilgili sinirli olduğunu düşünen Jeremiah, en azından binasının puan kaybetmek gibi bir sorunla karşılaşmadığına sevinip dersin bittiğini müjdeleyen sözlerle toplanmaya başladı. Her şeyi tamamladığında profesörün yanına gidip minnetle kısa bir reverans yaptı ve dersliği terketti. Kazandan yayılan ateş ve iksirin olup olmayacağı düşüncesinin verdiği davetsiz strese biraz da rezil olma durumu eklendiği için strese girmişti. Gözlerden uzak bir yerde sigara içmeli ve bir sonraki derse doğru yola koyulmalıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
IV. ve V. Sınıflar İçin Ortak Ders - I
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» I.Snıflar---I. Ders:Astronomiye Giriş ve Tanışma
» Sınıflar
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´
» sol beyin mi sağ beyin mi
» Gryffindor Ortak Salonu

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Ders Arşivleri-
Buraya geçin: