Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 h e l l y

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nancy Loew
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 363
Kayıt tarihi : 15/11/11

MesajKonu: h e l l y   Salı Ara. 20, 2011 11:03 pm

-

_________________
    I dream of love as time runs through my hand,
    Those dreams are tied to a horse that will never tire.


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Hadi buna da sansür çek yetkin forum; A T A T Ü R K!
    Spoiler:
     





En son Nancy Loew tarafından Ptsi Ara. 26, 2011 7:09 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elyon
Hogwarts Hayaleti
Hogwarts Hayaleti
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 21/11/11
Lakap : Hüptürükçü

MesajKonu: Geri: h e l l y   Salı Ara. 20, 2011 11:04 pm


yirmiaralıkikibinonbir

    evet ya ben çok duygusuzum. gülüyorum felan ya, umrumda mı dünya? üzülmek demek; ağlamak, dövünmek, karalar bağlamak, saçına, üstüne başına bile bakmadan ortada dolanmak, ölenle ölmek demek hatta. bunları yapmamak üzülmemek demekmiş. iki gün ağla geçer demekmişmiş. öyleymiş yani şu cahil kafalarca. senin her yılın bir yıla bedelken benim son dört ayım on yıla bedeldi. evet, koca bir on yıla bedeldi o minicik dört ay. ne içimdekileri gözünüze soka soka yaşama gibi bi yapım var ne de hissettiklerimi kanıtlama gayem. koca koca insanlarsınız, kiminizin çocuğu, torunu bilmemneyi bile var. yaşınızın adamı olun biraz, yeni yetme ergenler gibi takıntılarınız, sorunlarınız, dedikodularınız gerçekten çok bunaltıcı. artık büyüklük bende kalmasın, devralın mesela. çünkü; büyüklük bende kaldıkça, siz küçülüyor küçülüyor ve kayboluyorsunuz aslında...



En son Elyon tarafından Cuma Ara. 23, 2011 3:43 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Loew
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 363
Kayıt tarihi : 15/11/11

MesajKonu: Geri: h e l l y   Çarş. Ara. 21, 2011 11:02 pm

yirmibiraralıkikibinonbir
    21 Aralık en uzun geceymiş tamam anladık cografyanız iyi. KYK'de kış, GYK'de yaz yaşanıyor, Güneş oğlak dönencesine dik açıyla vuruyor tamam anladık Ekvatorda 12 saat gündüz, 12 saat gece yasanıyor. bana cografya bilgimi döktürmeyin şimdi. tamam sakinim.




_________________
    I dream of love as time runs through my hand,
    Those dreams are tied to a horse that will never tire.


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Hadi buna da sansür çek yetkin forum; A T A T Ü R K!
    Spoiler:
     





En son Nancy Loew tarafından Cuma Ara. 23, 2011 3:39 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Loew
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 363
Kayıt tarihi : 15/11/11

MesajKonu: Geri: h e l l y   Cuma Ara. 23, 2011 3:34 am

yirmiikiaralıkikibinonbir
    tepkisizim... sanki uçurumdan birisi beni aşağıya doğru itmişte düşüyor gibiyim. dibi olmayan bir yere yuvarlanıyormuşum gibi.. henüz yere çakılmadım ve düştüğümü değil uçtuğumu sandığım için bu tepkisizliğim..baba..babam...nasıl gider ki? o toprağın içinde nasıl olabilir ki? o benim meleğim..melekler ölemezlerki.. sesi kulaklarımdan, kokusu tenimden uzaklaşıyor gitgide.. tutmaya çalışıyorum tutamıyorum..gözleri gözlerimden çıkmıyor.. babam tanıdığım en güçlü, en metin, en vicdanlı, en fedakar adamdı. İsmi gibi “metin”di. Hastalandığında bile bir kere olsun sızlandığını görmedim. Hastalığı bile babamın duvarlarını yıkamadı, hep dimdikti. Babam hep böyle kalacak aklımda.. güçlü, dik, metin... onu öyle özledim ki...sarılmayı, öpmeyi, seslenmeyi...baba gibisi yok ki.. kim doldurabilirki yerini senin? hiçkimse.. yazıldığı gibi kolay değil babalık. Kim beni her şeyimle, tüm kusurlarımla, nazlarımla, saçmalıklarımla, hatalarımla ve benzeri zırvalıklarımla tamamen sahiplenip sevebilir ki? Kim tüm sevgi hücreleriyle karşılık beklemeden başka birini böyle sevebilir ki? arkadaş, dost, sevgili ve tayfası mı? hayır... hiç kimse sevemez öyle. dostluğunda sevgilinin de yoktur garantisi. verdiklerini almayı isterler, bir karşılık bekleme vardır.. ve kusursuzu ister onlar, bulabildiklerinin en kusursuzunu hemde... baba ise tüm kusurlarını, hatalarını ve benzeri tüm zırvalıklarını basar bağrına... seni en çok onlarla sever hatta.. hiçbir güç bitiremez sevgisini onun.. sevgi yayar hep.. ve aşkta aslında “baba” gibi sevmektir...

_________________
    I dream of love as time runs through my hand,
    Those dreams are tied to a horse that will never tire.


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Hadi buna da sansür çek yetkin forum; A T A T Ü R K!
    Spoiler:
     



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Loew
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 363
Kayıt tarihi : 15/11/11

MesajKonu: Geri: h e l l y   Cuma Ara. 23, 2011 10:23 pm

yirmiüçaralıkikibinonbir

    Parası neyse veriririz abicilerin, çıkardığı absurdik yasanın gazı içerde birikecek. Bu bir güç savaşıdır. Ermenilerin ve sponsorlarının beraber yaptıkları hesap fi tarihinde bi taraflarında patlatığından şimdi palyaço dansını yeniden yapmaktadırlar. Koca burunlarında ki boyanın kullanım tarihi geçtiğinden, kendilerine uygun bi burun ve yanaklarına sürülecek allıklar elimizde mevcuttur. Gün olur devran döner, tavuk peruksuz, horoz tavuksuz kalmazzz.

_________________
    I dream of love as time runs through my hand,
    Those dreams are tied to a horse that will never tire.


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Hadi buna da sansür çek yetkin forum; A T A T Ü R K!
    Spoiler:
     



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Loew
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 363
Kayıt tarihi : 15/11/11

MesajKonu: Geri: h e l l y   C.tesi Ara. 24, 2011 10:51 pm

yirmidörtaralıkikibinonbir

    Aşk;
    Gitmekmiş bazen, yüreğinde kurduğun düzenden düzensizliğe.
    Sükutmuş bazen, içinde onun melodisini ritmederken kalbinin volmünü kısman gereken.
    23:35




    Gündelik konuşmalara dikkat ediyorum, dinleme bi tarafa! Herkes İLK ÖNCE kendini anlatmada, olsa da muhabbet kel alaka! Aksırsa da tıksırsa da, yeter ki bi ses olsun derdinde bacım, amcam, daragonum, ejderim. Burda olduğum belli olsun diyor insan formunda var olma savaşı veren zavallı kardeşim, arabasından, motorundan Zabaarrr sesi çıkarmaya hevesli olanlar, kendilerini çok Önemli hissetmekte. Bravo onlara. Yaşadığını, adam yerine konduğu zannetmekte. Önemli pozizyonlara gelmek derdinde. Devir güçlünün devri deyip koltuk kapma yarışında birçokları. Önemli insancıklara değilde, değerli bireylere sahip olmadıkça bu toplum, bize de Zorrtttt çekmeye devam edecek bir üst seviye insan formunda ki kardeşceğizler. Zabarrlamaya tamam mı devam mı? E hadi hayırlısı...
    23:50


_________________
    I dream of love as time runs through my hand,
    Those dreams are tied to a horse that will never tire.


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Hadi buna da sansür çek yetkin forum; A T A T Ü R K!
    Spoiler:
     



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Loew
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 363
Kayıt tarihi : 15/11/11

MesajKonu: Geri: h e l l y   Paz Ara. 25, 2011 8:01 pm

yirmibeşaralıkikibinonbir

    Kediye bir isim koymak lazımdı. Kedi, kediden başka her şeye benziyordu ve kedi kediden başka hiçbir şeye benzemiyordu. Tıpkı senin gibi... İşte bu yüzden bir isim vermek çok güçtü... Ona 'Öte' ismini verdim. Çünkü onda, gördüğümden çok daha fazlasının, çok daha ötesinin olduğunu görmüştüm. Daha doğrusu gördüğümü sanmıştım. Yani inanmıştım. İnanmaktan başka bir sözcük karşılayabilir mi halimi? Vehmetmek de diyebilirim. Dersem azalır mısın? Seni çoğaltan, seni sen yapan, seni sen sanan bensem eğer, fark eder mi ki? Zaten aşk dediğin, onu 'O' sanmak, ondan 'O' na ulaşmak, onu 'O' yapmak değil mi? Kendinin ötesinde bir öteye uzanmak değil mi?

    Ama niye kimse düşemiyor artık aşka? Herkes aslında 'O'nu ararken niye bir akşamda tükeniveriyor öteye uzanma ihtimali? Nasıl oluyor da bir gecede bitiyor bütün vehmedişlerimiz? Neden bir insan 'tek'inde ihtimali kazıp çıkarmak yerine çok insanda ihtimaller arıyoruz? Yoksa ihtimallerin çokluğu mu ihtimali daraltan? Çokluk mu bizi yokluğa mahkum kılan? Çoklukta tekliği bulabilir miyiz? Derinlerde veya tepelerde aradığımızı, ancak dalarak veya uçarak bulabileceğimizi bize unutturan ne? Yatay düzlemin geniş ve sınırsız gibi görünen yüzeyinde rastgeldiğimiz olasılıkların çokluğu mu yoksa? Hepimiz 'O'nu ararken neden kimse kimseye 'O' olamıyor? “Bu da O değil” dedikçe, bir başka 'O' olma olasılığını kolaylıkla bulup, onu da tüketebildiğimiz için mi? Hepimiz hepimize birbirimizi tüketme fırsatını kolayca verdiğimiz için mi? Yenisini kolayca bulup, kolayca aldığımız için hiç emek vermediğimiz bir eşya gibi ya da sadece kapağına bakıp hiç okumadığımız; ama sırf bu yüzden içindeki olasılıkları görmediğimiz, göremediğimiz -belki de yaşamın sırrını anlatan bir kelimeyi- gözden kaçırdığımız bir kitap gibi... Hiç bitmeyeceğini düşündüğümüz ve sonsuza kadar akacağını düşündüğümüz bu su, bizim dibi delik kovamızı doldurabilir mi?

    Oysa seni bulmanın, senin 'O' olmanın yolu sende durmayı, sende beklemeyi, sende terlemeyi, sende uçmayı, sende boğulmayı istiyor. Seni benden başka kimse, beni de senden başka kimse 'O' kılamaz çünkü.

    Sanıyorlar ki sende kalırsam, senle kalırsam ve sen de bende kalırsan, benle kalırsan geride kalan o sonsuz ihtimali kaybedeceğiz. Sanıyorlar ki sen benim ihtimallerimi, ben de seninkileri bitireceğiz. Oysa ben senin ihtimaller arasındaki biricikliğini seviyorum. Gitme şansım varken sende kalmayı seviyorum. Sen de kalmanın derinliğini, sende durmanın ihtimallerini, sana bir şey olacak diye korkmaları, seni görmek için uyanmaları, senin kolunu tutmaları seviyorum. Senin kolunu bırakmamdan korkmanı, senin kolunu tutamamaktan korkmamı seviyorum. İstersem gidebilme gücümü, istersen gidebilme gücünü ve bu güç bizdeyken gitmemelerimizi seviyorum. Israrla ve biteviye sende kalmayı seçişimi, seni okuya okuya bitiremeyişimi, senin içindeki özgürlüğümü seviyorum. Anahtarı ikimizde de olan bu kelepçenin bizi bağlamasını isteyişimizi, kelepçenin şakırtısını duymayınca ikimizin de gözlerinde beliren korkuyu seviyorum.

    Kediye 'Öte' ismini koydum. Onu yaşamla ölümün, özgürlükle mahkumiyetin, bilinenle bilinmeyenin, çoklukla tekliğin, gitmelerle kalmaların tam arasında gördüm. Hem cesurdu hem de tedirgin. Seçim yapması gerekti çünkü. Seçmek özgür olmak demekti. Özgürlük ise zor işti. Sorumluluk demekti çünkü. Başka bir ihtimal yokken seçmek yoktu. Oysa bir ikincisi bile çıkması ihtimallerin seçmek demekti artık. Üç şey yapabilirdi güzeller güzeli 'Öte' cik... Bunlardan ikisi onu öyle ya da böyle mutlu ederdi. Üçüncüsü onu mutsuz kılacak tek seçenekti. Benimle gelmek veya orada kalmaktı yapabileceği iki şey. Üçüncüsü tam orta yerde beklemesi olurdu. Benimle gelse orada yaşayacaklarını, orada kalsa benimle yaşayacaklarını kaçıracaktı; ya da benimle gelse beraber yaşayacaklarımızı, kalsa orada yaşayacaklarını kazanacaktı. Ama her ikisini de yapmayıp tam yol ayrımında bekleseydi, sadece bekleyecekti. Hangisinin daha iyi bir fırsat, hangisinin daha iyi bir ihtimal olduğuna bir türlü karar veremediği için bekleyen ya da o kavşakta ayak üstü sevişenler gibi... Ya şunu kaçırırsam diye her gün sevişip aslında kimseyle gerçekten sevişmeyen, sevişmeleri asla kovalarını doldurmayanlar gibi... Herkesin, herkesin içine girdiğini sanırken; kimsenin, kimsenin içine girmediği giremediği o bomboş sevişmeler gibi. Yolların çokluğundan kararsız kalıp oradan dönme özgürlüklerini görmedikleri için korkarak kavşakta bekleyen, seçecekleri bir yolda görecekleri binlerce güzelliği kaçıran ya da o yolun devamındaki binlerce yeni ihtimali ıskalayanlar gibi... O 'ıssız' denen korkak 'adam'lar ve o korkak kadınlar gibi...

    Kedi, beni tercih etmese de Öte ismini hak etti...


    Cem Mumcu



    [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


_________________
    I dream of love as time runs through my hand,
    Those dreams are tied to a horse that will never tire.


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Hadi buna da sansür çek yetkin forum; A T A T Ü R K!
    Spoiler:
     



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Loew
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 363
Kayıt tarihi : 15/11/11

MesajKonu: Geri: h e l l y   Salı Ara. 27, 2011 3:33 am

yirmialtıaralıkikibinonbir


_________________
    I dream of love as time runs through my hand,
    Those dreams are tied to a horse that will never tire.


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Hadi buna da sansür çek yetkin forum; A T A T Ü R K!
    Spoiler:
     



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Briseis Irma Silimauré
Balerin
Balerin
avatar

Mesaj Sayısı : 143
Kayıt tarihi : 19/12/11
Yaş : 25

MesajKonu: Geri: h e l l y   Perş. Ara. 29, 2011 10:15 pm

yirmidokuzaralıkikibinonbir
    Yutkunamıyorum, vurun sırtıma!
    Yokluğun helal değil baba.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Briseis Irma Silimauré
Balerin
Balerin
avatar

Mesaj Sayısı : 143
Kayıt tarihi : 19/12/11
Yaş : 25

MesajKonu: Geri: h e l l y   Cuma Ara. 30, 2011 10:41 pm

otuzaralıkikibinonbir


    Seni sevmek için çok küçüktüm, büyüdüm.
    Helen, 23:40


    [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nancy Loew
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 363
Kayıt tarihi : 15/11/11

MesajKonu: Geri: h e l l y   Paz Ocak 01, 2012 2:00 am

otuzbiraralıkikibinonbir

    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Sabah uyanınca ilk iş resminin ellerinden öpmek oldu..
    Duvar soğuk mu sahiden?
    Çerçeven sıkıyor mu?
    Burası soğuk baba, üşüyorum.
    Sen gidince iklimini kaybetti yüreğim...
    Ve dünya sensiz o kadar darki, hareket edemiyorum...
    Bugün Noel'miş... sensiz ilk Noel...
    Bilmiyorlar ki sensiz geçecek her Noel şeker gibi değil zehir gibi...

    Helen, 02:57


_________________
    I dream of love as time runs through my hand,
    Those dreams are tied to a horse that will never tire.


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Hadi buna da sansür çek yetkin forum; A T A T Ü R K!
    Spoiler:
     



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elyon
Hogwarts Hayaleti
Hogwarts Hayaleti
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 21/11/11
Lakap : Hüptürükçü

MesajKonu: Geri: h e l l y   Perş. Ocak 05, 2012 11:16 pm

altıocakikibinoniki

    sevgilü ikibünhonikü, fazla patırtıya gerek yok değil mü?... yok aşküdü yok meşküdü tarzı abudik gubudik dileklerüm olmayajak senden... bir elma, bir kalemtraş bir de çikolata istiyruumm.. hepsi bu... sonrasında nasıl geldiysen sene sonunda da aynı şekilde çekilebilirsun...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Briseis Irma Silimauré
Balerin
Balerin
avatar

Mesaj Sayısı : 143
Kayıt tarihi : 19/12/11
Yaş : 25

MesajKonu: Geri: h e l l y   Çarş. Ocak 11, 2012 2:35 am

onbirocakikibinoniki

    Emeği geçen tüm figüranlara bir kez daha teşekkürler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: h e l l y   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
h e l l y
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Role Play Out :: Günlükleriniz-
Buraya geçin: