Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Aşk Çanları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Noel Baba
Santa Claus Ailesi
Santa Claus Ailesi
avatar

Mesaj Sayısı : 7
Kayıt tarihi : 11/12/10

MesajKonu: Aşk Çanları   C.tesi Ara. 31, 2011 4:36 pm

[Resimleri sadece adminler görebilir.]

- Aşıklarımız için bir masa daha. Kalabalıktan uzaklaşıp birbirleriyle hoş vakit geçirebilmeleri için dans pistinin uzağına yerleştirilmiştir.

- Bari bu bizim için olsun! Tüm masaları o yaratıkları verdin. Onlar kadar değerim yok mu gözünde?
- Yapma hayatım, bizim gibilerin onların arasında ne işi var. Benim için ne kadar değerli olduğunu sana göstermem için birazcık beklemen gerekecek. Birazcık sabretsen yeterli.


*Collesius & Océane için ayırtılmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Collesius A. Allison
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 3351
Kayıt tarihi : 16/01/11
Yaş : 22
Lakap : Aydişi

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 6:15 pm



    “Bu geceyi senin gözlerinle görmeme izin verir misin?”

    Kapadığı kitabın sesi odanın taş duvarlarında anlık bir huzursuzluğu körükledi, sağ gözündeki sargıyı el yordamıyla açtıktan sonra odasını terk etti. Kızlar yatakhanesinin yerini bulmak için açık bir göze ihtiyacı yoktu, hoş kokuların geldiği yöne doğru ilerledi. Parfüm kokuları bir biriyle perçinlenmiş, hoş bir ahenk içersinde koridoru ele geçirmişti. Nişanlısının orada olmadığını fark edince yüzünde bir anlık tereddüt duygusu oluştu, cadı çoktan tüm işlerini bitirmiş hatta kendisinin hazırlanmasına yardım ediyor olmalıydı. Görünümüne özen göstermesinden önce zihnini esir alan düşünce başına bir şeyin gelip gelmemiş oluşuydu, her zaman sadelikten yana oluşu onun kendine has özelliklerinden birisiydi. Noel’de karanlığın bile kendi eğlentisinde olacağını düşünmek gereken huzurun tohumlarını içine ekmişti, yaşlanmış duvarların üstüne asılmış toz zerrecikleri taşıyan tabloları incelerken sol gözü de gardını indirmişti, hafif bir uykuya kendini teslim ettiği anda burnuna ilişen koku kalbinin korlanmış kapılarını tekmeliyordu. Kafasını iffetli kokunun geldiği yöne doğru çevirdiğindeyse dili lal, aklı azap… O an hayatın güzelliklerine bir kez daha tanık olmaktaydı lakin konuşursa sesi çatallanacaktı. Kendini ele vermeden sustu ve bekledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Océane Maya Montegue
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 30/08/11

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 6:43 pm

    Gözlerinde gördüğüm gerçeklik mi bu iliklerime işleyen korku? Hangisiyle uzlaşıyorum, tüm çabalarım nasıl oluyor da her nevî hissiyatın altında eziliveriyor? Bana baktığında tek yapabildiğim yutkunmak işin aslı, bu kadar acizim kuvvetin karşısında. Gece üstümüze çöktüğünde bir avuç buz, bir tutam alevden peydahlanacak gölgen rüyâlarıma teşrif edecek, yenecek huzurumu, kanıma girecek. Kalbim, kimliğim, adım ve şanım senindir. Öyle ki artık salkım söğüt sözlerinin bileklerime vurduğu kelepçeleri kırmaya değil gayretim. Esirinim, ebediyet tükenene dek yalnız senin için atacak kalbim.

    İnce, narin parmakları arasındaki parşömen parçasını kat yerlerini denk getirerek kıvırdıktan sonra sol avucuna hapsetti. Koyu inci beyazı elbisesinin açıkta bıraktığı omuzlarına, beline tam oturan sıkı korsesine ve yerlere dek uzanan düz, dalgalanan bulutları andıran eteklerine baktığında aynadaki yansımasına memnuniyet dolu bir gülümseme bahşetti cadı. Saçları, tüm bu saflığa büyük bir tezat oluşturarak açık bırakılmıştı, iri dalgalar hâlinde omuzlarından beline dökülüyordu. Sağ elindeki çantasını daha da sıkı kavrarken yatakhanedeki bu curcunadan uzaklaşmak adına ince topuklularının üzerinde yükselip ortak salona indi, zira merdivenin başında belirdiği an onu bekleyen genç büyücünün gövdesini seçmişti. Sağ gözündeki yaraya bakmamaya gayret ederek ona yaklaştığında dudaklarına bir tebessüm döktü. “Bu yakışıklının beni beklediğine emin değilim,” dedi alaylı bir sesle. Başını hafifçe yana eğip doğrulan büyücünün koluna girerken sol avucunu siyah ceketin cebine doğru yaklaştırdı, ona hissettirmemeye çalışarak parşömen parçasını içeri bıraktı. Ortak salondan çıkarlarken ürkek gözlerle büyücünün profilini izliyordu, ona mest olmuşçasına bakmaktan asla vazgeçmeyeceği fikri zihninde beliriverdi. “Fazla durmayız, dinlenmeni istiyorum.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Collesius A. Allison
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 3351
Kayıt tarihi : 16/01/11
Yaş : 22
Lakap : Aydişi

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 7:08 pm


    Koluna girmesiyle sanki zaman hızlanmıştı, merdivenlerden aşağıya doğru inerken gözlerine derince baktı, yalnızca onun duyabileceği bir tonda fısıldadı

    “Ben seni yıllarca bekledim.”

    Giriş katına indiklerinde sakinlik gecenin daha başlamadığını fısıldıyordu kulaklarına. Düzensiz oturan topluluğa gözünü değdirmeden sadece başı önde ve kendileri için ayrılmış masanın ihtişamıyla alakadar olarak ilerledi. Kolundan nazikçe ayrılarak oturması için kırmızı sandalyeyi yavaşça çekti. Karşısına geçmeden önce durdu ve beyazla kızılın dansını seyretti, eşsiz resitalin doyumsuz anındaydı. Siyah ceketini çıkarmadan önce Anka işli broşu çıkarıp pantolonun cebine yerleştirdi. Karşısına oturduğunda herkesten uzak bir yerde oluşları hoşuna gitmişti. Yıllar kendisinde fazla tahribat bırakmıştı ve eğlenmeği ayıplar bir hale gelmişti sonunda. Taktığı maskeyi bir tek cadının yanında atabilmenin verdiği huzurla ellerini masaya koydu ve yüzündeki tebessüm salona yayıldı “Yakında bana sandalet giydirmenden korkuyorum.” Gülüşü inci dişlerini gözler önüne sererken bu gecenin bozulmamasını diliyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Océane Maya Montegue
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 30/08/11

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 7:24 pm

    Giriş katına vardıklarında yıllardır aşina olduğu balo gürültüsünü işitemeyince huzursuz olan genç cadı, büyücüye bu detayı hissettirmemeye çalıştı. Hogwarts'da nefes aldıkları her an diken üstünde olmaları belli başlı tereddütleri de beraberinde getiriyordu, zira şu an bile ihtişamlı salonun karanlık gölgeler tarafından esir alınmış olabileceği fikri zihninde süzülüyordu. Mümkündü, yaz tatili sonunda yaşananlar göz önüne alındığında her birinin parmakları günbegün asalarının soğuk sertliğini arar olmuştu. Kırmızı - yeşil ışıklandırmaları görünce tatmin olmuş bir gülümseme dudaklarında yer edindi ve büyücünün adımlarını seyrederek onun seçtiği masaya doğru yürüdü. Gülümsemesi büyüdü, salona girdiği an gözüne çarpan ilk masayı kendileri için ayırtmış oluşu ihtiyaç duyduğu anlık mutluluğu aşılıyordu. Çekilen sandalyeye bırakırken kırılgan bedenini, karşısında yerini alan nişanlısının ceketini çıkarışından, yüzündeki tereddütlü ifadeyi silip atışına dek geçen süreyi izlemeye koyuldu. Bu gece onu mutlu edebilmeyi istiyordu.

    Kulaklarına ilişen alaycı söz, tatlı bir iğnelemenin sinyallerini verince görünen bembeyaz dişlere inat şuh bir kahkaha savurdu. Zaman zaman içindeki gösterişi dışarı vurabilmesi sadeliğe alışmış benliğini bile şaşkına çeviriyordu. “Aslına bakacak olursan fena fikir sayılmaz. Ne zamanki göl kenarında bir eve yerleşir ve her sabah oltanı alıp balık tutar olursun, işte o an senin için kısa şortlar bile dikebilirim.” Gülümsemesi daha da büyürken kendini beğenmiş bir tavırla çenesini dikleştirdi. Akabinde dirseklerini masaya yerleştirip parmaklarıyla kollarının iç kısmına dokunurken ona biraz daha yaklaşmaya çalıştı. Bu gülümsemeyi o kadar nadir yakalıyordu ki anın büyüsünü bozmamak için elinden gelse nefes dahi almayacaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Collesius A. Allison
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 3351
Kayıt tarihi : 16/01/11
Yaş : 22
Lakap : Aydişi

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 7:38 pm


    Okyanusta dalgalarla savaştıktan sonra göl kenarında küçük bir ev… Fazlasına pembe olmuştu senaryo. Öyle ya da böyle düşünmesi bile büyük bir haz vermekteydi. Her sabah ciğerlerine dolan kokunun ona ait olmasının dışında başka hiçbir şey ilgilendirmiyordu o an için kendisini. Tek bir gece için Godric’in uyumasını diliyordu, bu gece kendi bedenini kendisine bırakmasını. Dileği kabul olmuş olacaktı ki tebessüm yüzünde daha da yayıldı

    “Kız çocuk doğurursan kendi balıklarını kendin tutmak zorunda kalırsın.”

    Kurdukları hayaller yaşlarından o kadar uzak o kadar masumaneydi ki melekler o gece masalarını terk etmek istemiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Océane Maya Montegue
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 30/08/11

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 7:48 pm

    Büyücünün yüzündeki tebessüm yayılırken kendisini gülmekten alamayan cadı, duyduğu cümle karşısındaki şaşkınlığını gizlemedi. Dudakları hafifçe aralanırken hiç beklemediği bir darbe almışçasına sağ elini göğsüne bastırdı. Eskiden onunla ilgili hayal kurmaya kalktığında cisim kazanamayan küçük ev, mutfak, bahçede koşuşturan küçük çocuklar ve sabahları yastığına dökülen koyu kestane rengi saçlar bir bir gözleri önüne gelirken uzun zamandır ilk kez içten güldüğünü fark etti.

    “Kız çocuk mu? Pekâla, şöyle yapalım...” Düşünüyor rolü yaparken birkaç saniye müsaade istedi ve o esnada kadehlerine dolan cincüce şarabının çıkardığı sesi dinledi. “Size en az yeğeniniz kadar çetinceviz bir oğlan çocuk vereceğime ant içerim, Lordum,” dedi makul bir sesle.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Collesius A. Allison
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 3351
Kayıt tarihi : 16/01/11
Yaş : 22
Lakap : Aydişi

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 7:56 pm

İtaatinin karşısında yüzü biraz olsun düşmüştü, bu tür bir davranış beklememesinden dolayı olacaktı. Yaptığı sululuğu tüm iyi niyetiyle bertaraf etmeyi başarmıştı cadı. Daha fazla tebessümü kaldıramayacak yüz hatları düştü ve eski maskesi tekrar yüzünde gölgelendi. Masanın üstünden elini uzatarak parmaklarını avuçlarının içine aldı

“Sana sığınmama izin ver. Buna inanamayacağın kadar çok ihtiyacım var.” Herşeyim olduğunu kabullenmenin zamanı geldi artık. Bir parçamın sende olduğunu anlamanın zamanı geldi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Océane Maya Montegue
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 30/08/11

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 8:07 pm

    Hayran olduğu yüz hatlarında kıvrılan ve değişen ifadeleri gördüğünde söylediklerinin istemediği bir etkiye yol açtığını idrak etmişti cadı. İçinde ezilen hissin rotasını genç adamın dudaklarından dökülecek sözcükler belirleyecekti lâkin kaşlarının birbirine yaklaşıp şakağında seğiren kasın geri gelişinden anladığı üzere aşina olduğu donuk maske tekrar yerleşmişti ilahının yüzüne. Dudağının sol kenarında buruk bir tebessüm belirirken bakışlarını esir alan şefkate mani olmadı. Yüreğinde kopan fırtınayı adı gibi bilmesi gereken büyücünün sarf ettiği kelimeler kulaklarında çınlayıp duruyordu.

    “Sen ne şekilde istersen,” dedi ve parmaklarını saran elleri ısıtabilmek umuduyla hafifçe sıktı kendini. “Yanında olacağımı biliyorsun.” Göğüs kafesinde bir ağırlık sessizce tuzla buz olurken derin bir nefes aldı. Hayatında değişen her şey kutsal bir dokunuşun eseri olmalıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Collesius A. Allison
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 3351
Kayıt tarihi : 16/01/11
Yaş : 22
Lakap : Aydişi

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 8:34 pm

Söylediği sözler kendini rahatlatıp yükünü birazda olsa almıştı ancak yüzündeki maskenin düşmeye niyeti yoktu. Bir kez çivi çakmıştı derisine, kemiğine dayanmış olmalıydı. Cadının eline uzanıp nazikçe öptükten sonra gözlerinden gözlerini almadı. İçindeki ses uzun süre sonra tekrar uyandı. Korkuyorsun. Cevap vermeyi tercih etmedi, madem korkaklık atfediliyordu kendine yakışanı yapardı, kaçmak. Sesi karamsardı

“Korkuyorum. Sanki kaybedecek hiçbir şeyim kalmadığı an gönderilmiş bir hediyesin.” Peki iyi miydi kötü müydü? Beyninde sadece tek bir nasihat cadı konuşana kadar yankılandı Sevgi, onuru mahveder vazifeyi katleder.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Océane Maya Montegue
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 30/08/11

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Paz Ocak 01, 2012 9:12 pm

    Duyduğu her sözcük damarlarında akan kana zerk edilen bir zehir misali uyuştururken tenini, düşüncelerinin de aynı deryalı sulara kapılmaması için zorladı kendini. Onu tereddütlü ve yorgun görmenin, içerisinde bulunduğu keşmekeşten çıkmak için uğraşırken sarf ettiği kuvvetin farkında olmak onsuzluğa dayanmaktan daha da zor gelirken ansızın, aldığı nefesleri sıklaştırdı. Neler söylemesi gerektiğini kestiremediğinden değil de; söyleyeceklerinin gurur duvarında yapacağı yankının nasıl dağılacağını bilemediğindendi bu hâli.

    Tenine temas eden soğuk dudaklarla ürperirken iç sesine kulak verdi. Sen her şeye sahipken de yanı başında bekliyordum, Collesius. “Ettiğim yemin, son nefesimi verene dek varlığımın sana ait olacağı anlamına geliyordu.” Hafifçe öne eğilip yalnızca büyücünün duyabileceği bir fısıltıyı azat etti. Sesi berrak ve merhametliydi, güven vermekten başka hiçbir amaç gütmüyordu. “Sen ve sahip olduğun her şey, bedenimde hapsettiğim her huzurun doğum yeri. Bunu kimse değiştiremez.” Onun en değerlisi olabilmeyi delicesine isterken kendi gözünde yere göğe sığdırılamayan genç adamın korkusu boşaydı, tek istediği bunu idrak etmesini sağlamaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Collesius A. Allison
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 3351
Kayıt tarihi : 16/01/11
Yaş : 22
Lakap : Aydişi

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Salı Ocak 03, 2012 4:55 pm


    Tek bir renk bağışlanmış mozaiğine sızan bir tutam kızıllık, gittikçe şekillendiriyordu tablosunu. Gri, siyah ve beyazdan başka bir renk tanımamıştı hayatı boyunca –Koyu bir yeşil hariç. Yaşamının her zerresinde yeni fikirleri ve değişime açık oluşu karakterinin temelini oluşturuyordu lakin bu sefer durum oldukça farklı bir güzergâhtaydı. Sanki yıllardır o rengi bekliyordu, onu arıyordu ancak siyahın onu yutmasından duyduğu endişe gece yarılarında uykularını bölüyor, sahip olduğu en mühim hazinesinin mihrabını sarsıyordu. Kanında akan cesaret sanki günden güne yitiyordu.

    Kulağına dolan hoş müziğin eşliğinde yüzüne yeniden bir tebessüm yerleşmişti. Salonun yavaşça dolması gözden uzak olmasına rağmen kendisini tedirgin ediyordu. Vampir olmamasına karşın gün ışığından çekinip topluluk arasında dolanmaktan rahatsızlık duyuyordu. Parlak ışık gözünü esir aldığında beliren kandamlası kendisine yeniden hizmetçiye dönüşeceği saatin yaklaştığını bildirmekteydi. Allison desenli mendiliyle gözündeki kanı sildikten sonra mendili düzensizce cebine yerleştirdi. Geleceğine bakar gibi bir eda vardı gözlerinde ve geleceğe konuşurcasına “Beni güven ve teslimiyetle tanıştırdığın için minnettarım.”

    Nazik bir şekilde sandalyesini terk edip nişanlısının yanına doğru ilerledi, parmaklarını avucuna aldıktan sonra belini kırdı, saçlarının büyüsü kendini esir alırken kulağına fısıldadı “Birilerine dans edebildiğimi kanıtlamak istiyorum. Eşlik eder misin?” Dev platformun salonun en göze batan yerde oluşu istisnai bir durum olarak canını sıkmıyordu, Hogwarts’ın danslarıyla huzur bulmasını istiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Océane Maya Montegue
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 259
Kayıt tarihi : 30/08/11

MesajKonu: Geri: Aşk Çanları   Salı Ocak 03, 2012 9:42 pm

    Gözleri alışkın olduğu yüz hatlarını itinayla süzerken daha önce defalarca fark ettiği detayları bir bir dokuyor, ömür boyu sökülmemesi için zihnine kazıyordu sanki. Karışık, kestane rengi saç tellerinin düştüğü buğday tenli alnı ve şimdiden kendisine yer hazırlamış endişe çizgilerini süzdü usulca. Hoyrat lâkin geçit vermeyecek cinsten güçlü kaşların yanında yükselen belirgin kemiklerin çehresine kattığı asaleti, şakaklarından kayıp elmacık kemiklerinde doruğa ulaşan yabaniliği çabucak fark etti. Hafifçe oyuktu yanakları, saklı bir öpücüğün kendilerini tamamlamasını bekliyormuş gibi bir hâlleri vardı. Sığ mavilere çalan sis grisi gözleri keskin hatlı, mat gül kurusu tonundaki dudaklara değdiğinde ufak bir tebessümü giyindi Montegue. Alt dudağını kesen koyu renk çizginin bittiği noktadaki muntazam, kararlı oyuk ve yuvarlak çene vurguluyordu sanki bu gölge siluetin sahip olduğu tüm gizemi. Fark ettirmeden iç çekti; genç adamın gözünde kanlanan pıhtının boyandığı bakır kızılının Allison armalı beyaz mendile nüfuz edişini seyretti.

    Balo salonundaki kalabalığın büyücünün üzerine çöken bir ağırlık hâlini aldığını bilen Océane, onu buradan götürmek için hamle yapacak oldu ki genç adamın sandalyesi geriye itildi ve kendisine doğru yaklaştı. Yanı başında durup hafifçe kulağına eğilirken genç kıza ulaşan kokusu hâlâ anımsadığı gibiydi, memnuniyetle gülümsedi. Küçük yaşta kaybettiği anne ve babasının eğitimi için bıraktıkları mirasın bir parçası dadılarından öğrendiği şekilde nazik bir çene hareketiyle selamı alıp avuç içini genç adamın eline bırakırken ayağını diğer topuğunun ardına atarak doğruldu. Allison prenslerinin her birine ayrı ve özel muamele edildiğini, her eğitimden faydalandıklarını bildiğinden tereddütsüzce kendini güvendiği kollara bıraktı ve kontrolü büyücüye verdi. Sağ avuç içinin sıkıca kavrandığını hissettiğinde şık bir dönüşle sol elini güçlü omuza yerleştirdi ve dudakları bir çizgi hâlini aldı. “Tüm salon bizi izleyecek,” dedi neşeli bir tınıyla, büyücünün zihninden geçenleri okuyabildiğine adı gibi emindi. İç sesi cümlesini tamamladı: Lâkin şu an zerre umurumda değil. İnci beyazı etekler hareler şeklinde yaldızlı karoları süslerken yüzünü onunkine yaklaştırdı, gözbebeklerinin kara çukurlarında parıldayan kızıl saç tellerini seçebilmek istiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Aşk Çanları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Geçmiş Balolar-
Buraya geçin: