Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 IV. Sınıfların I. Dersi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Artemis Rouvas
Şu anda Muggle'sınız. Lütfen rütbe başvurusunda bulununuz.
avatar

Mesaj Sayısı : 1041
Kayıt tarihi : 19/06/10

MesajKonu: IV. Sınıfların I. Dersi   Salı Ağus. 17, 2010 1:37 am

Konu: Tarot.

Hava ve zaman: Ilık ve nemli, yağmur çiseliyor. Salı günü ilk ders.

Sınıf: Büyük üzeri işlenmiş ahşap kapıdan içeri girince hafif bir müzik ve vanilya aromalı tütsü kokusu farkedilen ilk şey. Pencereler örtülü, sınıf oldukça serin. Tek kişilik koltuklar var ve önlerinde birer sehpa mevcut. Sehpaların üstünde tarot kartları var. Artemis'in masası yüksekçe bir platformun üstünde. Masanın üstünde pek çok kağıt mevcut.

Ders:

Öğrenciler sınıfa alışkın bu yüzden girince onlara tuhaf gelen bir şeyle karşılaşmıyorlar. Bayan Rouvas'ın sırtı onlara dönük, kahvesini yudumlayıp dışarıya bakıyor. Üzerinde sade koyu yeşil bir cüppe var. Dersin başlangıcını haber veren saati çaldığında asasının bir hareketiyle kapıyı kapıyor. Profesörler haricinde hiç kimse artık sınıfa giremez. Sınıfa döndüğünde tüm öğrencileri oturmuş ona bakarken buluyor. Tanımadığı bir kaç yeni yüz var. Yüzü neredeyse ifadesiz, sevdiği öğrencilerini gördükçe yüzünde belli belirsiz bir gülümseme beliriyor. Masasının önüne geçip elleriyle masadan destek alarak ayakta durmakta. Konuşmaya başladığı an altın arpten gelen müzik kesiliyor.

" Günaydın dördüncü sınıflar. Yeni gelenler için ben Artemis Rouvas. Dersimde laubalilik istemem, saygısızlıkta bulunacak olanlar lütfen şimdiden sınıfı terk etsinler. Şunu bildirmek isterim sınıftan çıkanlar sınavlara girmek durumunda kalırlar ve ders, ödev ve kanaat notları sıfır olarak geçer. "

Kaşları hafifçe kalkık sınıfı süzüyor. Sağ eli kapıyı göstermekte. Bir kaç öğrenci rahatsız olmuş gibi kıpırdanıyor ancak kimse dışarı çıkmıyor.Diğer elinde bulunan kahvesini masaya bırakıyor ve sözlerine devam ediyor.

"Güzel. Bu sene geniş olarak Tarot kavramını işlemek istiyorum. İlk derste size Tarot'un anlamını ve genel olarak nelerden oluştuğundan bahsetmek istiyorum. Tahmin edersiniz ki, kartlara dokunmanız bir süreliğine yasak."

Gözlerini kartlara uzanan bir Gryffindor kız öğrenciye dikiyor. Yüksek platformdan aşağıya inip en öndeki sehpadan kartları alıyor. Sınıfta gezinirken kartları karıştırıyor.

" Not almak isteyenler parşömenlerini hazırlasınlar, cümlelerimin tekrarı olmayacktır. Şimdi, Tarot'un ne zaman ortaya çıktığı ne yazık ki bilinmemekte. Ancak Çin'de çıktığı hakkında kesin bilgilerimiz var. Her kartın üzerinde ayrı bir sembol bulunmakta, ve her sembol başka bir anlam ifade etmekte. Bu resimler ve semboller sizin geleceğiniz hakkında ipucu verirler, ancak kesin bilgi ve zaman taşımazlar. Eğer yakınlarınızda bir görücü yoksa, ya da hakkınızda kehanette bulunacak biri yoksa ve siz geleceği öğrenmek için çıldırıyorsanız Tarot en kolay yöntemdir. Ancak Tarot fallarının gerçekçi olabilmesi için onlara inanmanız gerekir. ''

Bir süre sınıfa bakıyor. Herkesin dediklerini anladığından emin olmak istiyor. Bir kaç öğrenci haricinde herkes not almakta. Halinden memnun. Kollarını kavuşturuyor.

'' Tarot Falı 78 kartla bakılır. Küçük arkana 22, büyük arkana 56 kart olmak üzere, ancak bunu başka bir dersimizde göreceksiniz. Şimdi sadece en üstteki kartı alın. Yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla söylemeliyim, kartlarınız aynı şekilde dizilmiştir. Evet, kartınızda bir güneş ve ata binmiş elinde bir flama taşıyan çıplak bir çocuk göreceksiniz. Kart bazılarınızda ters, bazılarınızda düz olarak geldi. Güneş kartının açıklamasını sizin bulmanızı istiyorum, ödeviniz bu olacak. Tüm parşömenler ve tüy kalemler ortadan kalksın. Şimdi kartları incelemeniz için bir süre izniniz var. "

Profesör Rouvas'ın sınıf içinde dolaşması bittiğinde gözlerini saate çeviriyor ve yaklaşık on beş dakika sonra dersin biteceğini görüyor. Kartları eski yerine bırakıyor ve masasının üstüne oturup sınıfı izliyor. Kısa süreli fısıldaşmalara bir kaç dakika izin veriyor ancak sonradan kartlara odaklanmaları için öğrencileri uyarıyor. Dersin bitmesine üç dakika varken Artemis tekrar konuşuyor. Sesi oldukça katı.

" Kartları incelediniz ve yeteri kadarı aklınızda kalmıştır sanırım. Ödeviniz güneş kartının anlamını bulmak ve aklınızda kalan beş kartı tasvir etmektir. Diğer derse kadar elimde olmasını istiyorum. Zamanla tüm kartların anlamlarını öğreneceksiniz, bunun kolay olduğunu söylemiyorum, ancak zorunlu olduğu gayet açık. Dersimiz bitmiştir arkadaşlar. İyi günler. "
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jarina Boudlaire
Gryffindor IV.Sınıf
Gryffindor IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 242
Kayıt tarihi : 17/08/10

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Çarş. Ağus. 18, 2010 1:36 pm

"Her gün aynı gürültü."

Yatağımdan bir hışımla kalkarken Gryffindor üçüncü sınıf öğrencisine çarpıyorum. Kız bana dik dik bakarken sert bakışlarımı onun üzerinde yoğunlaştırınca arkasını dönüp gidiyor. Ah yazık, rezil oldu. Küçük bir kahkaha attıktan sonra formamı giymeye başlıyorum, ilk ders Kehanet ve ben çok heyecanlıyım. Kehanet derslerine bayılıyorum. Sınıfın havası çok hoş ve gizemli atmosfer beni şevke sokuyor. Cübbemi de giyiyorum ve saçlarımı düzlüyorum ardından dolabıma doğru iki üç adım atıyorum. Kehanet dersiyle ilgili tüm araç gereçlerimi aldıktan sonra yatakhaneden çıkıp hızla Büyük salona doğru ilerliyorum. Büyük salondan kuleye çıkmak beni her zamanki gibi yoracak. Büyük salona varınca kahvaltımı yapıyorum, bu sırada kapının girişinde iki Slytherin öğrencisiyle bir Ravenclaw öğrencisi kavga ediyordu. Acaba dertleri neydi? Gereksiz yere boy gösterme kavgaları canımı git gide sıkıyor. Kahvaltım bittikten sonra usulca kuleye doğru yol alıyorum. Kolumdaki saate bakıyorum ve derse geç kalmadığımı görünce rahatlıyorum. Derslere geç kalmaktan nefret ederim, geç kaldığında sınıftakilerin sana bir çeşit yaratıkmış gibi baklamarı acayip sinir bir şey. Bu arada pek kimseyi tanımıyor olmam işime gelmedi. Yalnızlıktan sıkıldım sanırım. Kuleye vardığımda büyük üzeri işlenmiş kapıyı yavaşça aralıyorum, içeri girdiğimde burnumun kapısını çalan vanilya kokusu beni rahatlatıyor. Kulaklarımın derinlerine doğru yol alan hafif müzik bu dersin çok eğlenceli olacağını çağrıştırırken pencerelerin örtülü olup sınıfın serin olması dikkatimi çekiyor. Bu arada tek kişili koltukların önündeki sehpalar sınıfa şirinlik katmış. Sehpaların üzerindeki kartlar oldukça dikkatimi çekerken sınıfa ilk gelenin ben olduğumu görüyorum. Profesörün sırtı bana karşı dönük. Usulca önlerden bir koltuğa kuruluyorum ve hemen kartları -dokunmadan- incelemeye başlıyorum. Sanırım bunlar tarot kartları. Bir kaç dakika sonra içerisi dolmaya başlıyor, herkes geldiğinde profesör asasıyla büyük kapıyı kapatıyor. Masaya dayanmasıyla sözlerine başlıyor ve sözlerine başlar başlamaz müzik kesiliyor. " Günaydın dördüncü sınıflar. Yeni gelenler için ben Artemis Rouvas. Dersimde laubalilik istemem, saygısızlıkta bulunacak olanlar lütfen şimdiden sınıfı terk etsinler. Şunu bildirmek isterim sınıftan çıkanlar sınavlara girmek durumunda kalırlar ve ders, ödev ve kanaat notları sıfır olarak geçer. " Evet, yeni geldim ve şimdiden bu profesörü çok sevdim. Sınıfı terk etmek mi? En sevdiğim derste uslu olacağıma Merlin'e yemin ederim. Hele de konumuz tarotken. Profesör elindeki fincanı bırakıyor ve sözlerine devam ediyor. "Güzel. Bu sene geniş olarak Tarot kavramını işlemek istiyorum. İlk derste size Tarot'un anlamını ve genel olarak nelerden oluştuğundan bahsetmek istiyorum. Tahmin edersiniz ki, kartlara dokunmanız bir süreliğine yasak." Ah, hadi ama. Kartlara hemen dokunmak istiyorum, ikinci defa tarot kartlarını elime alacağım. En son babaannem ile bakmıştım tarot falına. Profesör Rouvas, yüksek platformdan iniyor ve bize doğru yaklaşıyor. Yanımda oturan kızın kartlarını eline alıyor. Benimkini almadığı için Tanrı'ya şükürler olsun. " Not almak isteyenler parşömenlerini hazırlasınlar, cümlelerimin tekrarı olmayacktır. Şimdi, Tarot'un ne zaman ortaya çıktığı ne yazık ki bilinmemekte. Ancak Çin'de çıktığı hakkında kesin bilgilerimiz var. Her kartın üzerinde ayrı bir sembol bulunmakta, ve her sembol başka bir anlam ifade etmekte. Bu resimler ve semboller sizin geleceğiniz hakkında ipucu verirler, ancak kesin bilgi ve zaman taşımazlar. Eğer yakınlarınızda bir görücü yoksa, ya da hakkınızda kehanette bulunacak biri yoksa ve siz geleceği öğrenmek için çıldırıyorsanız Tarot en kolay yöntemdir. Ancak Tarot fallarının gerçekçi olabilmesi için onlara inanmanız gerekir. '' Onlara deli gibi inanıyorum. Zaten babaannemde böyle diyordu ve haklılar. İnanmadığın takdirde sana belirli bir sonuç vermiyor. Parşömene bakıyorum ve tüy kalemini elime alıyorum. Söylediklerini not alma işlevim bittikten sonra profesörün dediğini yapıyorum. Sadece en üstteki kartı elime alıyorum. Dediği gibi çıktı ve benimki düz geldi. Ödevimi aklıma kazıdıktan sonra kartları incelememize izin verdiğini duyuyorum ve ellerimi kartlara daldırıyorum. Bunlar gerçekten harika. Etrafımdakilerin fısıldaşmalarını beni sinir ederken kartlara iyice dalıyorum ki profesörün katı sesiyle başımı kaldırıp profesöre odaklanıyorum. " Kartları incelediniz ve yeteri kadarı aklınızda kalmıştır sanırım. Ödeviniz güneş kartının anlamını bulmak ve aklınızda kalan beş kartı tasvir etmektir. Diğer derse kadar elimde olmasını istiyorum. Zamanla tüm kartların anlamlarını öğreneceksiniz, bunun kolay olduğunu söylemiyorum, ancak zorunlu olduğu gayet açık. Dersimiz bitmiştir arkadaşlar. İyi günler. " Dersi bitirmesiyle araç gereçlerimi elime alıyorum ve sınıftan aheste aheste çıkıyorum. İlk ders harikaydı. İkinci dersi iple çekiyorum. Kütüphaneye gidip sessiz bir ortamda ödevi yapmalıyım.


~17
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morgana Lousa Mystique
Gryffindor V.Sınıf
Gryffindor V.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 25/08/10

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Perş. Ağus. 26, 2010 10:19 am

Büyük Salon yine eski halinden farksızdı. Etraf dışarındaki yağmurdan dolayı çıkmak istemeyen öğrencilerin çıkardıkları sesler hüküm sürerken kahvaltımı yapmaya çalışıyordum. Zaman monotonluk maratonuna başlamıştı bir daha. Yeni bir gün artık benim için bir önceki günle aynı ve bir sonraki günde de bir önceki günle aynı diyebileceğim bir kozu elime veriyordu. Ne kadar yalnızlık dalga geçercesine etrafımda kol gezerken aslında burada olmak beni her şeyden çok mutlu ediyordu. Yıllar önce anne ve babama söylediğim sözü hatırladım. Bu söz içimdeki öğrenme isteğimi kırbaçladı. Dört yılımı yalnızlığın içimdeki metanet ateşini harlamasını izleyerek geçmiştim. Hiçbir zaman kimseye kapalı değildim ama buna kader mi demeliydim? Tabağıma aldığım kahvaltılıklarımı bitirmiştim yanımda duran çantamı sırtlanıp biraz seri bir şekilde yürümeye başladım. Nede olsa sonu gelmeyecek gibi görünen merdivenlerden kehanet kulesine çıkacaktım.

Az sonra birkaç öğrencinde bulunduğu merdivenlerde dönmekten yorgun düşmüştüm. Ama az kalmıştı. Yanından geçtiğim renkli camlı pencereye çarpan rüzgâra aldanan, soğukla karşılaşan, evinden birden ayrılan sürtünmeye yenik düşmüş su buharını gördüm. Bir kere daha döndükten sonra nihayet dersliğin kapısını gördüm. Büyük Salonun kapısından biraz daha küçük ama ona kafa tutarcasına güzel bir kapıdan içeriye girdim. İçeri girdiğimde ilk karşılaştıklarım profesör ve sınıftaki öğrenciler değildi. Düşük tınıda rahatlatıcı bir melodi, güzel bir koku ve tenimi ısıran deminki mekânlardakinden biraz daha serin bir havaydı. Profesör masasında, öğrenciler de tek kişilik önlerinde küçük sehpaların olduğu koltuklarda otururken bende önüme gelen ilk boş koltuğa yerleştim. Göründüğünden daha da rahat olan koltukların keyfini sürerken deminden beri fark etmediğim sehpanın önündeki kartları gördüm. Tek tahminde bulunacaktım. Bunların iskambil kâğıdı olma ihtimalinin çok düşük olduğundan tarot katları olduğunu düşündüm. Daha önce nerde gördüğümü hatırlayamadım ama sanırım çok güzel resimleri olduğunu biliyordum. Daha yakında bakmak için kapalı kartın birini açmaya niyetlenirken kapanan kapı sesi dikkatimi çekti. Günaydın dördüncü sınıflar diye konuşmasına başlamasıyla sağlanan sessizlikte profesör yeni öğrencilerin farkına varmış olacak ki kendisi ve dersi hakkında kısaca bilgi verdikten sonra söylediği çıkmak isteyen çıkabilir cümlesinden sonra kendinden emin bir şekilde eliyle kapıyı gösterdi. Çıkan kimsenin olmadığını görünce elindeki bardağı masasına bırakıp konuşmasına devam etti. Devam eden sözlerinde şimdi işleyeceğimiz konunun tarot olduğunu söylüyor. Daha önce dokunmaya niyetlendiğim ama yapmadığıma şükür ettiğim kartlara dokunmanın şimdilik yasak olduğunu öğrenince ne kadar şanslı olduğumun farkına vardım. ProfesörünNot almak isteyenler parşömenlerini hazırlasınlar, cümlelerimin tekrarı olmayacaktır demesinden sonra çantamdan bir tüy kalem bir parça parşömen ve içi mürekkep dolu hokkamı çıkarıp yazmaya hazır halde bekledim. Profesör ilk önce tarotun ne olduğunu, nerede çıktığını ve ne işe yaradığını söyledi. Söylemesiyle eş zamanlı dediklerinin içindeki önemli olanları eşeleyip parşömene geçirdim. Biraz duraksadıktan sonra tarot falının 78 kartla bakıldığı kulaklarıma ulaşıyor. Not almaya devam ederken profesör sonunda sözü önümüzdeki kartlara getirmişti. İlk kartı açmamızı istedi ve bende büyük bir merakla ilk kartı açtım. Elime aldığım güneş kartında dikkatimi çeken ilk olarak güneş oldu. Sonra beyaz bir atın üzerinde binmiş çıplak sarışın bir çocuğun sol elinde tutmuş olduğu kırmızı flama. Son olarak güneşe bakmayan ayçiçekleri… Kartı incelerken Profesörün “ödeviniz” kelimesini seslendirmesi her şeyi bitirmişti. Ama yapacak bir şey yoktu. Prfeosör Rouvas’ın verdiği izinden sonra tüm desteyi incelemeye koyuldum. Çok geçeme dersin bittiğini söyleyen ve ödevi hatırlatan profesöre baktıktan derslikten diğerleriyle çıkıp gittim. Acaba ödevimi biri yapabilir miyidi?
~12
Ödev Notu: 5
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chrysanthe Mae Hyxest
Şu anda Muggle'sınız. Lütfen rütbe başvurusunda bulununuz.
avatar

Mesaj Sayısı : 35
Kayıt tarihi : 02/08/10

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Ptsi Ağus. 30, 2010 4:46 am

Yağmur damlalarının pencere camını belirli aralıklarla dövmesinin üzerine, gözlerini ılık ve çiseleyen yağmurlu bir güne açmıştı Europe. Her sabah yaptığı gibi, bedeninin yataktan hemen kalkmasını engellemek adına, yatar vaziyet dakikalarca tavandaki çatlaklardan hayalinde şekiller ve nesneler oluşturarak geçirdi sabahının ilk dakikalarını. Yeterince yatakta kaldığı kanısına vararak, yatağının üzerinde doğruldu ve birkaç saniye gözleri yatakhaneyi süzdü. Duyduğu tek şeyin yağmur damlalarının camda bıraktığı tok sesin olmasına şaşırmadı. Akabinde, yatakta fazla zaman harcadığını düşünen Europe, ılık bir suyla yüzünü yıkamasının ardından, giydiği okul cüppesine uygun hafif bir makyajla renklendirdi yüzünü. Açık bıraktığı düz, sarı saçlarını, yan tarafına bir toka tutturarak düzene sokabilmişti. Yatağının yanındaki komodinin çekmecesinde yer alan ders programına göz atmak adına, gereğinden fazla gıcırtı çıkartan çekmeceye içinden söverek ders programının yazılı olduğu parşömen parçasını, çekip kurtardı çekmeceden. Görünen oydu ki, bu güzel yağmurlu sabaha Kehanet dersi ile başlayacaktı, tıpkı diğer öğrenciler gibi. Gerekli her şeyi aldığından emin olmaksızın tekrardan kontrol etti eşyalarını. Daha sonra birkaç dakika içinde kendisini Ortak Salon’un dışında buldu. Kulelere kadar o kadar merdiven çıkmasına rağmen, üzerinde ne bir yorgunluk vardı ne de ufak bir bıkkınlık ifadesi. İçeriye adım atılmadan kapının yarım metre berisinden alınan vanilyanın karışmış olduğu tütsü kokusu, diğer öğrencilerin de olduğu gibi Europe’nin de ciğerlerine kadar hücum etmiş; kapıdan girildiğinde bedenine dolan serinlik ise, merdivenlerden henüz çıkmaya başlarken ısınma evresinde olan bedenini hissizleştirmişti. Bir saniyeliğine içinden geçip giden ürperti ile sonlanmıştı bu an. Kehanetlere inanmasına karşın, bu dersi aldığına pişman olmaya başladığını hissetse de bunu beynine yediremiyor; beyninin aksini düşünmesi için adeta emir veriyordu. İçerideki serinliğin, teninde yarattığı karıncalanma hissini kaale almaksızın, profesörün öğrenciler için hazırlamış olduğu tek kişilik koltuklardan birine bıraktı bedenini. Sınıfın her köşesini didik didik inceliyor, bir yandan da itici bulduğunu düşünerek başka şeylere odaklanmaya çabalıyordu. Gözleri nihayet pencerenin kenarındaki profesörü seçebilmişti. Tüm güzelliği ve ihtişamı ile gözlerde hayranlık bırakan sade, koyu yeşil tonlarında elbisesi ile dışarıyı seyrederken sıcak kahvesini yudumluyordu büyük bir keyifle. Dersin başlayacağına işaret olan zil sesi, tüm Hogwarts duvarları içinde birkaç saniyeliğine yankılanmaya başlamıştı. Ardından duyduğu tek ses, zil sesinin ardından profesörün asasından çıkan büyünün etki ettiği kapının kapanma sesi olmasına karşın; sınıfta bulunan antika arptan kulağına gelen, insana huzur verici bir etkisi olan müzik sesiydi. Profesörün ilk cümlelerinde yer alan kurala benzer cümleler, gerçekten rahatsız ediciydi. Sırf profesöre inat, şu an sınıfı terk edip gidebilirdi; fakat bunu yapmayacaktı. Nihayet derse geçeceklerini bildiren cümleler kurmaya başlayan profesöre karşı, bakışlarını öncekinden bir gıdım daha yumuşattı. Beynini, parşömen kâğıdı niyetine kullandığından dolayı, profesörün ağzından çıkan cümleleri beynine işliyordu. “… Şimdi, sadece en üstteki kartı alın.” Profesörün dudaklarından çıkıp kurtulan bu cümle ile etrafındaki herkes gibi üstteki kâğıdı eline alırken gözlerini yumdu, açarsa kötü bir şeyle karşılaşacak korkusuyla. Kartı çevirirken yavaşça gözlerini araladı genç cadı. Karttaki resmi görmeden evvel, profesörün kulağına iliştiği cümleyi hatırladı ve karttaki resmin ters gelmesine an be an hiç şaşırmadı. Kartın üzerindeki figürleri ve motifleri incelerken profesörün bir yığın ödevleri cümlelere dökmesini dinledi. Elindeki kartı masanın üzerinde dizili duran kartların yanına bırakarak diğer kartlardan birkaç tanesine daha göz gezdirdi. Profesörün sınıfta gezindikçe ayakkabı topuğunun sınıfta yarattığı sese aldırmıyor, sürenin az kaldığını tahmince öne sürerek kartlara hızlı ve dikkatli bir biçimde bakıyordu. Dakikaların ardından sürenin bittiğini belirten profesör, ödev zımbırtısını yineledikten sonra dersin bittiğini dile getirmesi fazla uzun sürmemişti. Bu tütsü kokan ve içeride sıcak hava barındırmayan serin derslikte, bir an bile kalmaksızın kendini dışarı atmış; Güneş kartının açıklamasını araştıracağını aklının bir köşesinde bulundurup, Kehanet dersliğini ardında bırakmaya gayret göstererek kütüphanenin yolunu tutmuştu.
~15
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Syrinx Aethra Rouvas
Cadı
Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 1986
Kayıt tarihi : 21/06/10

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Paz Eyl. 12, 2010 12:38 pm


    Serpent’in önünde kollarını yukarıya doğru açmış, bileklerini zarif bir biçimde kıvırmış, yüzünde uykudan yeni kalkmış mahmurluğun verdiği gülümseme ile geriniyordu. Göz kapakları kapalı, tüm duyuları harekete geçerken güne başlamanın en iyi yolu beyinden önce vücudun uyanmasıydı. Rahatlamanın verdiği huzurla gözlerini açtı ve güzel renklere baktı. Ortak Salon’un renkleri uyumlu Serpent’in gözlerine bakarken dudaklarını hafifçe ısırdı. Olabildiğince tatlı bir sesle günaydın derken Serpent’in bakışları Fia, Lómadriethiel ve Letje üçlüsündeydi. Aethra dün gece gördüğü hiçbir şeyi hatırlamamanın verdiği huzurla çelişirken sevgilisinin durmadan gördüğü rüyasının tekrarlamış olabileceğini düşündü. Elini onun bembeyaz yanağına götürüp iyi misin demek için hafifçe hareketlenmesine rağmen vazgeçti. Ona böyle dokunmak istemiyordu. Onu önemsiyordu ama Aethra davranışlarını başkalarının önünde göstermekten hoşlanmıyordu. Gözleri kendini kurtulabileceği birini aradı ve kuzeni Blair’i koltukların birinde oturmuş ayakkabılarını bağlarken buldu. Serpent’in eline kısa bir an dokunup omzuna iyice yakından geçerken kulağına doğru fısıldadı. “ Kahvaltıda görüşürüz!” Blair’e doğru birkaç adım gittikten sonra arkasını dönüp Serpent’e baktı. Bakışları Aethra’nın üzerindeyken kız gülümsedi ve tekrar kuzenine doğru döndü. Bundan sonra Serpent’in Hell kızlarının yanına gideceğine emindi. O üçlü ile aralarında bir sorun olmamasına rağmen nedense onlardan biraz uzaktı ya da Serpent kadar yakın değildi. Gerçi düşününce Aethra insanları yakınlıklarına göre sınıflandırmamayı öğrenmişti. O birçok insanı ayrı kademede tutuyordu. Arcéne’ye değer verdiği kadar kimseye değer vermediği gibi, Darja ve Daria ile eğlendiği kadar kimse ile eğlenmiyordu. Eritheia güvendiği kadar da kimseye güvenmiyordu. Derin bir soluk Blair’in yanına otururken kuzeni içinde birçok şeyi feda edebileceğini düşündü. Hiç kimse yokken ilk arkadaşı Blair olmuştu. Kızın omzuna kolunu atıp halini hatırını sorarken bir süre onun bağcını bağlayamaması için oyaladı. en sonunda Blair pes edip asasını kavradığında suçsuzum der gibi iki elini yana açıp gülümsedi. Blair kahkahalarla ona gülerken kahvaltıya çıkmalarını önerdi. Valerie, Nicholas, Edge ve birkaç Slytherinli öğrenciyi takip eden iki Rouvas zindan merdivenlerini tırmanırken aralarında oluşan sohbete büyük bir rahatlıkla devam ettiler. Büyük Salon’a dolan dört binanın öğrencileri kahvaltı masalarına yerleşirken Hell kızları, Letje ve Serpent görünürlerde yoktu. Onların hala Ortak Salon’da olduğunu bilerek Demyx ’nin yanına oturdu. Diğer yanına Blair oturunca Serpent’in bu durumdan pek hoşlanmayacağını biliyordu; yine de genç adamın ses çıkarmayacağından emindi. Aethra büyük bir özgüvenle yanındaki binadaşına seslendiğinde yüzüne bakmaya gayret etti. “ Selam Demyx; nasılsın?” Çoğunlukla iletişim kurmaya gayret ettiği binadaşları ile çok fazla ilişki kuramadığını kabul ediyordu. En azından selam vermeyi göze alabilirdi. Demyx önündeki tabağı bırakıp ona dönerken halini nasıl olduğunu kısa bir cümle ile bildirdi. Aethra ufak bir açı ile başını eğip söylediklerini işittiğini bildirdiğinde gözleri yavaşça kendi tabağına kaydı. Yine sevmediği ısırgan otunun tabağındaki biçimsiz duruşu içler acısıydı. Blair’e nefret ettiğini bilidiren bir bakış gönderdiğinde karşısına oturan genç adamı fark etti. Serpent sessizce karşısına geçmiş üstelik bir yanına Letje’yi diğer yanına Fia’yı almıştı. bu duruma sinir olmamay çalışıp hızla kalkan tek kaşını indirmeye çalışarak Lómadriethiel’e döndü. “ Bugün çok hoş gözüküyorsun, Lómadri!” Kıza göz kırpıp zorla önündeki ısırganları yemeğe koyuldu. Hiçbir hafifletici etkiyi tabağına eklemeden yemeğe koyulmuştu. Arada geçen konuşmalara katılmaktan vazgeçti. Gözleri salonun büyük pencerelerine kaydı. Bugün havanın nasıl olduğuna dair zerre kadar haberi yoktu. Bir anda cama vuran taneler içini ısıttı. Yağmur yağıyordu. Hiçbir şeyin önemli olmadığını hatırlatan, bağımlıklarından kurtaran yağmura minnet duyarak ayağa kalktı. Dersler için masadan kalkan öğrencilere Kehanet Dersi’ne gidenler eklenince yolda geçirecekleri zamana hayıflananlar çok oldu. Kulelere çıkmak her öğrenci için büyük bir külfetti. Özellikle Slytherin öğrencileri kulelere çıkan merdivenlerden çoğu zaman haz etmezlerdi. Aethra kara kara merdivenleri düşünmek yerine masa boyunca ilerlerken gözlerini diktiği genç adamı düşündü. Masanın sonunda yanyana gelen Serpent ile Aethra kısa bir bakışla birbirlerini selamlasalarda aralarında tek kelime dahi geçmedi. Aethra Serpent’in kolunu dirseğine yakın bir yerden tuttup birbirlerine yakın yürümeyi sağladığında bir an kulağına kızlarla alakalı bir şey fısıldama isteği ile cebelleşti. Kıskanç tavırlara bürünmek Aehtra’ya göre değildi ama o iki kızı Serpent’in etrafında görmeye dayanamıyordu. Nedenini gayet iyi biliyordu. O rüyadan beri kızlara bakış açısı tamamen değişmişti. Merdivenleri çıktığı sürece herkesde dolanan bakışları bunları düşünmekle geçti. Ablasının dersinin iyi geçmesini ummaktan başka yapabileceği hiçbir şey olmadığı kabullendiğinde dersliğin kapısının önündeydi. Adımını kapıdan içeriye ilk anda attığı gibi burnuna çalınan vanilya kokusu yüzünü buruştururken Artemis’in odası aklına geldi. İyi bir seçimle işi kurtardığı müzikle içeride ilerledi. Yol boyunca kızarmış olan Aethra içersinin serinliği ile bir an üşüdü. İki kolunu zıt konuma getirip kendini sıvazlarken Serpent yüzünü görebileceği gibi kendine doğru dönmüştü. Kolları ile kızı sardı. “ Üşüdün mü?” İçten gülümsemesi ile Serpent’in başının dönmesini isteyerek konuştu. “ Biraz!” Tek kişilik sıralara doğru Serpent’in kollarında ilerlerken oturmak için ayrılmak zorunda olması Aethra’nın gözlerini devirerek ondan uzaklaşmasına neden oldu. İkisi yanyana iki koltuğu teşkil ederken diğerlerini önemsemeye çoktan başlamıştı. Bakışları Serpent’ten çekilip Artemis’e dönerken ablasının içeride olduğunu yeni fark ediyordu. En sevdiği cübbesini giymiş, kahvesinin kokusu ise vanilya kokusunu bölerek Aethra’ya ulaşıyordu. Zil sesi kulede yankılanıp, mükemmel yüz hatlarına sahip ablasını onlara doğru döndüğünde Aethra birkez daha örnek aldığı kadına sevgiden çok saygı ile baktı. Biliyordu, ne yaparsa yapsın onun gibi olamayacak, onun gibi düşünemeyecekti. Kardeş olsalarda onlar oldukça farklı ve birbirlerine fazlasıyla bağlı iki Rouvas’dı. Kadının onu görünce gülümsemesi diğerlerine bakınca olduğundan biraz farklıydı ama bunun çoğunun ayırd etmediğine emindi. Artemis duygularını çok iyi örtbas eden bir cadıydı. O konuşmaya başladığında duyulun müzik bir anda kesildi ve ablasının sesi derslikte yankılandı. Kendini tanıtmasının ardından gelen büyük bir tehdide karşılık Aethra gülümserken değişen yüzleri görmek için etrafına baktı. Güzel Gretchen’in bakışlarını büyürken yakalarken yanında oturan Xavier ile gözgöze geldi. Kahvaltı masasında vermediği selamı derslikte çocuğu sunarken yakışıklı yüzünü birkez daha takdir etmişti. Ablası Artemis hiç istifini bozmadan öğrencilere yol versede kimse dışarı çıkamamıştı. Belki birkaçı çıkmayı aklından geçirmiş olabilirdi ama bunu kim yapmak isterdi ki? Ablasını iyi tanıyordu. Tek kalacağı ders Kehanet bile olmaya bilirdi. Hatta gözü dersten çıkan kişilerin üzerinde daima olursa, bu durum onlar için büyük bir hatanın verdiği acıdan çok ızdıraba dönüşürdü. Dudakları sinsi bir gülümsemeye bürünürken Hufflepuff’un yakışıklı yüzü Shawn’a anlamlı bir biçimde sırıttı. Konu Tarot’a gelince ilgiyle önceden fark ettiği kartlara gözünü çevirdi. Kartlar her zaman onunlaydı. Tarot’la karşılaşması neredeyse üç yaşındaydı. Annesi eline aldığı kartları ona öğretirken üzerindeki vahşi resim çizimleri hep hoşuna gitmişti. Yıllar geçtikçe öğretme işi Artemis’e geçmişti. Şimdi önünde duranın kendi destesi olduğunu görünce ablasına döndü ve Artemis’in gözleri bu bakışı bekliyormuş gibi onunla buluştu. Ne dehşet bir kadın bu böyle! Ablasının görülerine hayran olduğu gibi sezilerinin de kuvvetli olması Aethra’yı birkez daha şaşırtıyordu. Tarot hakkında bilgisi yinelenirken ablasını dinlemey özen gösterdi. Gerçi o yıllarca bu konuyu anlatsa bıkmadan dinlerdi. Çok kısa bir zaman diliminde Serpent’in de ders için neler hissettiğini görmek için mimiklerini kontrol etti. Ne yazık ki beklediği gibi kollarını göğsü üzerinde bağlamış olan genç adam yeşil gözlerini ifadesiz biçimde ablası Artemis’e dikmişti. Onun bakışını hissedip baktığında gözleri önce Aethra’ya kaymış ardından Tarot destesine dudak bükerek bakmıştı. Serpent’in pek ilgisini çekmediğini kabul ederek bakışlarını ablasına geri döndürdü. Parşömene gerek duymuyordu. Biliyordu; nasılsa! İlk kağıt Tarot destesine bile şahit olmuşken, tarihinin ince ayrıntıları bile onunlayken; yapılan dersin diğer kısmına geçmeyi sabırsızlıkla bekledi. Kartlardan bahsedilmeye başlandığında ellerini sehpaya dayayarak gözlerini kartlarına dikti. Açmak konusunda kararsızdı. Emir emirdir! Derin bir nefes alıp üstteki kartın ne lduğunu bile bile açtı. Ölüm kartını eline aldığı gibi kendisindeki farklı çizime gülümsedi. Siyahlara bürünmüş bir adam figürü önünde eğilmiş çıplak insan varlıkları ona çaresizliklerini hatırlatıyordu. Belki de filama taşıyan adamın olduğu desteye sahip olmak ölümü daha az ifade ettiğini düşündüğü için bu desteyi seçmişti. Yıllar öncesini hatırlamakta zorlanıyordu. Derin bir soluk alıp elindeki yıpranmış kartı sehpaya bıraktı. Araya sıkıştırdığı ödevi şimdi şu an yazabilirdi. Derslikteki diğerlerini uyarak kendi destesini eline alıp karıştırmaya başladı. Birçok kartın ardından en sevdiği denge kartına geldiğinde baktıkça huzur bulduğu gökkuşaklarına daha uzun takılı kaldı. Kadının elindeki iki kupadan birinden diğerine akıttığı sıvıyı her zaman merak etse de onun su olduğunu düşünmeden edemiyordu. Tek kelime etmeden özlediği kartlarını sehpaya bırakırken Serpent’e dönüp incelediği kartların birkaçını onada açıkladı. Görüntüsü ile beğenebileceğini düşündüğü kuvvet kartı üzerinde daha çok durdu. Ona anlatmakla kaptırmışken sesinin yükseldiğinin farkına varamamıştı. Artemis’ten gelen uyarı ile Serpent’in kartlarını eline tutuşturup ders bitimine kadar en üstte açık duran ölüm kartına baktı. Ablası dersi bitirmek için lafa başladığında ödevin ne olduğu umurunda değildi. Güneş kartını ezbere yazardı ve aklında kalan tüm diğer kartları düşününce gözleri Fiore’ye çevrildi. Fiore yarı görücüydü ve onun bu tür kartlar ve kahve falları gibi değişik fal çeşitlerinde iyi olduğunu hatırlıyordu. Fiore’yi elindeki desteleri sehpaya bırakırken izlerken kızın yüzündeki ifadeyi de yakaladı. Kartlardan ayrılmak istemiyordu. Tıpkı kendi gibi…
* Yazımda adı geçen karakterler; Serpent, Fia, Lómadriethiel, Letje, Blair, Arcéne, Darja, Daria, Eritheia, Valerie, Nicholas, Edge , Demyx, Gretchen, Xavier, Shawn, Fiore…
~19
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lómadriethiel Righelli
SFL
SFL


Mesaj Sayısı : 537
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Ptsi Eyl. 13, 2010 12:54 pm





Yeşil… Yılanların üzerindeki zümrüt yeşilinin aynı tonuyla bezenmiş ortak salonda alevlerin çıtırtısının sabah mahmurluğunda ninni gibi gelmesini engelleyemiyordu. Ayaklarını altına toplamış, ince cüppesi bacaklarını kapatırken başını koltuğun arkasına yaslamış, uykunun son demlerinin tadını çıkarmaya çalışıyordu. Hemen yanında, sanki çok uzaktan gelen bir uğultuymuşçasına kulaklarına ulaşan Fia ve Letje’nin konuşmalarını duymamazlıktan gelmeye çalışsa da bu, neredeyse imkansız gibi görünüyordu. Taşımakta zorlandığı başını kaldırıp onlara aklına gelen ilk şeyi söyleyip bağırmak, belki de yatağına çıkıp hastaymış gibi yapmayı arzuluyordu. Birkaç dakika uyuklamak şöyle dursun gözlerini bile kapatamayacağını anladığında başını kollarının arasından çıkartıp dağılmış saçlarını düzeltti. Biçimli kaşlarından sol teki asice havaya kalkıp genç cadıya kibirli bir ifade verirken dudağının kenarı da yukarı doğru kıvrılmak üzereydi. Onlara biraz ukalalık yapıp çenelerini kapatmalarını söyleme isteğini göndermeye çalıştı bir süre. Ancak bundan vazgeçmesi sandığından da kısa sürdü. Uzakta, kendilerine doğru gelen silueti gördüğünde en azından yanındaki geyiğin kesileceğine emin olmanın verdiği rahatlamayla bıraktı nefesini. Ayaklarını indirip Fia’nın deyimiyle asil bir kız gibi oturmak için sağ bacağını solun üstüne atıp eteğinin kenarlarını kapattı, Serpent’in o çatallı tınısını duyduğunda. Hemen arkasından gözleri, Syrinx’in kahve saçlarının parıldamasını arasa da onu, birkaç adım uzakta kuzeniyle bir şeyler konuşurken gördü. Belki herhangi biri onların bu halini ilginç olarak tabir etse de L. ve diğerlerinin son gelen görüşün etkisi olduğunu görmeleri zor olmuyordu. Bir süre orada uykusunun açılmasını sağlayan konuşmalara mırıltılarla katıldıktan sonra cincücelerin hazırladığı mükemmellikleri atıştırmak için Hogwarts’ın sabah karmaşıklığına attılar adımlarını. Canı öyle bir şeyleri midesine indirmek istemese de belki de sırf onlara eşlik etme amacıyla masaya oturdu. Yanında, Nicholas’ın sert bakışları altında onun Gelecek Postası’na göz atarken bir yandan da tabağındakilerin üzerinde dolaştırıyordu çatalını. “ Bugün çok hoş gözüküyorsun, Lómadri!” Syrinx’in iltifatına gülümseyip birkaç küçük lokmanın ardından kulelere giden yolu tutmasını bilerek kalkarken, omzunun üstüne dökülen koyu renk saçlarının arasından Ravenlaw masasına bakmaktan alamadı kendini. Sarı saçlarının aralarındaki kahverengi telleri bile, diğer herkesinkinden ayırt edecek kadar ezberlemiş olduğunu fark etmesi kısa sürmedi. Kısacık bir an için koyu renk gözlerinin kendi maviyle yeşilin karışımı olan bakışlarına değdiğini görmüş gibi olsa da küçük umutların peşinden koşmayacağını hatırlayarak işkence görevi gören merdivenlere yönelmek amacıyla masadan uzaklaştı. O’nu düşünmek, kaçamak bakışlar atmak… Hepsi çok büyük bir hata yapmış olduğunu düşündürecek kadar tehlikeli geliyordu. İtiraf edemiyordu kendine. Belki de bu yüzden ne ikizine ne de arkadaşlarına tek kelime etmişti. Merdivenleri alışılagelmiş hızla adımlarken yalnız ilerlemeyi tercih etmenin verdiği düşünce özgürlüğünü hissedebiliyordu. Yorulmadan ve işkence haline dönmeden çıkabildi merdivenleri ilk defa. Aldığı her nefeste değil de arada bir düşünmek yoga yapmış gibi bir hisse sahip olmasını sağlayabilirdi. Belki de bu, kendinden kaçarken yorulunca yapması gereken ufak bir terapidir…

Dersliğin han kapılarını andıran girişinden geçtikten hemen sonra bedenini saran vanilya kokusunu içine çekti. Hoş ezgiler kokularla dans ederken birkaç kişiye gülümseyip öylesine bir koltuk seçti kendine. Sırtını yaslayıp kendini ortama bırakırken gerçek anlamda kehanette bulunmayacaklarsa ders boyu gözlerini kapalı tutmayı tercih edeceğini düşünüyordu. Bayan Rouvas’ın tarota giriş yapışını dinlerken not almak için bir çaba göstermemesi bildiğinden değildi. Bu ders dışında bu konudan belki de sadece sınavda sorumlu olacaktı. Ya da lanet bir ödevi yaparken Syrinx’ten yardım alacaktı. O kartlara ilgiliydi ancak geleceğiyle ilgili kaygısı da yoktu. Kendisine hazırlanan itibarlı mevkisinde birilerine işlerini yapması için emir vererek geçecek bir gelecek… Oysa onun yerine daha fazla kendi olabileceği şeyler yapmak istiyordu. Belki çizdiği silik siluetleri boyamayı belki de bir vampirin dişleri altında can vermeyi ya da bir kan emiciye dönüşmeyi. Elbette hayali bu değildi ancak yaşayacakları yerine bunu tercih edeceğine yemin edebilirdi. Bayan Rouvas’ın temiz tınısıyla birlikte en üstteki kartı aldı eline. Düz gelen çocuk ve güneş figürlerini inceledikten sonra tek tek diğerlerine baktı. Ne kadar olduğunu bilmediği süre zarfı boyunca gözleri aklında kalmayan resimlerde gezerken onlarla fal bakmadıkları için içten içe üzüldüğünü gördü. Belki çıkacak bir aşk kartıyla ayarlayacağı buluşma daha kolay geçebilirdi. Dersin bitmesiyle birlikte ödevi not etmeyi ihmal ederek geniş kapıdan sallanarak çıktı…


~19
Ödev Notu: 10
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Melodie Riley
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 2640
Kayıt tarihi : 25/06/10
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Salı Eyl. 14, 2010 1:23 am

    Son bir kez daha aynanın karşısına geçti ve hiçbir zaman uğraşmadığı saçlarını bir kere daha açık bıraktı. Diğer kızlar gibi pek özentisi yoktu saçlarına, beceremiyordu da zaten. Onların tek işine yarayan özelliği yüzünü kapatabilmeleriydi. Duygularını örtmelerini açısından işine yarıyorlardı. Bir kere daha, yanındaki kız Kehanet Kulesi'ne beraber gitmeyi teklif ettiğinde, o saçları kullanarak nazikçe reddetmişti. Kötü bir amacı yoktu bunu yaparken, sadece kendini rahat hissedemiyordu. Herkese karşı kırılmaz bir savunma mekanizması oluşturmuştu kendince. Böyle olmasının tek nedeni vardı ve bu lanet olası özellik hiç beklemediği bir yerden bahşedilmişti ona. Hogwarts'ın uzun ve ihtişamlı masasında sabah kahvaltısı adına birkaç şey atıştırdıktan sonra, bugünün ilk ders olduğunu bildiği Kehanet Kulesi'ne yöneltti adımlarını. Zevk alarak girdiği derslerden biriydi ve Profesör Rouvas'ın da kendisi gibi bir görücü olması, ona verdiği ilgiyi arttırıyordu. Beynine sert bir acıyla saplanan görüntüler ilk başladığında, ilk ve en güvenli yardım eli, genç cadıdan gelmişti kendisine. Bu konuda ona minnettardı ve onu her yönüyle kendine örnek alıyordu.

    Taş basamaklardan çıktıkça, diğer öğrencilerle karşılaşmaya devam ediyordu. Kendisine verilen selamlara kafasını eğerek, hafif bir karşılık veriyordu sessizce. Sonunda karşısına üzerindeki işlemeleriyle gözleri kamaştıran kapı çıktı. Ellindeki kitabını daha sıkı tutarak içeriye süzüldü Mel. İçeriye adımını atmasıyla birlikte, adını çıkaramadığı hafif ama aromatik bir koku burnunu doldurdu ve narin bir müzik tınısı kulaklarına ulaştı. Bu kadın ne yapacağını iyi biliyordu. Birçok öğrencinin çoktan yerlerini aldığı, tek kişilik koltuklardan birini gözüne kestirdi ve kitaplarını önünde bulunan sehpaya bırakarak yumuşak kumaşa teslim etti kendini. Gözleri karşı taraf ile buluştuğunda Bayan Rouvas'ın elinde bir kahve fincanıyla, dışarıyı izleyerek düşüncelere dalmış olduğunu gördü. Sonunda tüm öğrencilerin kulaklarında, o tanıdık dersin başlangıç saatini hatırlatan sesin duyulmasıyla birlikte, ahşap işlemeli kapı, profesörün tek bir asa hareketi ile ardına kadar kapanmıştı. Seri bir hareketle arkasını döndüğünde, profesörün yüzünü daha net görmüştü sınıf. Sınıfı süzerken, yumuşak yüz hatlarından bir şey anlamak oldukça zordu. Çalan arpın sesinin kesilmesine neden olarak konuşmaya başladığında, öğrencilerine beklentilerini ve yapmamaları gereken maddeleri sundu. Kısa ve öz bir biçimde. Layıkıyla davranmayacak olanları şimdiden uyardığını belirterek sağ eliyle nazikçe kapıyı gösterdi. Sınıfta kısa süreli bir sessizlik yaşanırken, kimsenin dışarı çıkmaması, profesörün konuşmasına devam etmesini sağladı. Ve ilk konuyu öğrencilere sunduğunda, Melodie hafif bir kıpırtı hissetti içinde. Müfredat belli olduğundan beri bu gün için bekliyordu. Tarot kartlarının kullanımı her zaman ilgisini çekmişti. Yeteneğinin bahşettiği bir merak mı yoksa ilgi çekici olmasından mı bilinmez, bu yönde özel bir ilgisi olduğunu hissediyordu. Ama şuan için kartlara dokunmamaları gerektiğini söylemişti profesör. Dudaklarını bükerek, bekledi. Çabuk bir hareketle kitaplarının arasından bir parça parşömen çıkardı ve dökülecek ilk sözleri beklemeye başladı. Eğer yakınlarınızda bir görücü yoksa, ya da hakkınızda kehanette bulunacak biri yoksa ve siz geleceği öğrenmek için çıldırıyorsanız Tarot en kolay yöntemdir. Bir süre kafa yordu bu cümlenin üzerinde. Kendisi bir görücüydü. Öyleyse neden, saçma bir biçimde Kehanet'e ve diğer geleceği görme yöntemlerine ilgisi vardı? Profesör açıkça belirtmişti değil mi? Daha sonra düşünmek üzere bunu zihninin bir köşesine kaydetti ve kafası karışık bir biçimde profesörü dinlemeye devam etti. Tarot'un çıkış noktası olarak Çin'i not aldıktan sonra, Tarot kartlarının sayısından bahsetti. Bunları zaten biliyordu Melodie. Evde geçirmek zorunda olduğu koca tatilde, zaman geçirmenin tek yolu odasına kapanıp yeni bilgileri kendisine sunmaktı. '' Şimdi sadece en üstteki kartı alın. Yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla söylemeliyim, kartlarınız aynı şekilde dizilmiştir. Evet, kartınızda bir güneş ve ata binmiş elinde bir flama taşıyan çıplak bir çocuk göreceksiniz. Kart bazılarınızda ters, bazılarınızda düz olarak geldi. Güneş kartının açıklamasını sizin bulmanızı istiyorum, ödeviniz bu olacak. Tüm parşömenler ve tüy kalemler ortadan kalksın. Şimdi kartları incelemeniz için bir süre izniniz var. " Bir çocuk hevesiyle birlikte elini uzattı ve önünde duran kart destesinin en üstündeki kartı inceledi. Profesörün de dediği gibi, bir güneş ve elinde flamayla ata binmiş çıplak bir çocuk vardı. Bu derece sembolik bir resim olması, Melodie'yi büyülemişti. Profesör ise, elinde tuttukları Güneş Kartı'nın anlamını bulmalarını istemişti. Parşömenin bir kenarına bunu not alarak düşünmesine devam etti ve kendi kendine çıkarımlarda bulunmaya başladı. Güneş. Aydınlık. Bilgelik? Bir süre sonra profesör dersin bittiğini haber vererek konuştu. ''Ödeviniz güneş kartının anlamını bulmak ve aklınızda kalan beş kartı tasvir etmektir. Diğer derse kadar elimde olmasını istiyorum.''

    Profesör dersi bitirdiğinde, kitaplarını alarak yavaşça dışarıya doğru ilerledi Melodie. Beş kart daha anlatması gerekiyordu ve zihnini yokladı. Aklına ilk gelenler Ölüm ve Yıldız Kartları olmuştu. Sonunda Ravenclaw ortak salonuna ulaşıp kendisini bir pufun üzerine atarken, sonraki dersin ne olduğunu hatırlamaya çalıştı ve gözleri ile savaş vererek, açık kalmalarını sağladı.






~20
Ödev Notu: 10

_________________

I knew that you would scream 'THANK YOU' from the bottom of your heart until the
very end. Holding back your tears & smiles while saying goodbye is kind of lonely, isn't it?

why so cute, rouvas:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Salı Eyl. 14, 2010 6:08 pm

"Hayır !" Güçlü bir sesle haykırarak uyanıyor Etta. Dışarıda ki soğuk ve nemli havanın aksine yatakhane oldukça sıcak geliyor ona. Hemen yanı başında duran camım, üzerindeki buğuyu ve camlara çiselenmiş olan yağmur damlalarını görüyor. Belki de kafasında oluşturduğu o sabit fikirlerden kurtulmak istediği için dikkatini çekecek bir şeyler arıyor. Yatağında doğrulurken suratında kâbus nedeniyle oluşmuş boncuk gibi terler, yatağa damlıyor. Üzerinde ki pijamasına aldırmadan direk kızlar tuvaletine gidiyor. Kâbusun etkilerini suratından atmak için su çarpıyor suratına. Ve aniden saate bakmaya unuttuğunu hatırlıyor. Yüzünde ki kalıntıları kurularken hızlıca yatağına doğru yürümeye başlıyor. Eğer geç kalırsa Profesör Artemis'in yüz ifadesinin nasıl olacağını biliyor. Hatta yürürken gözlerinin önünde Profesör Artemis canlanıyor gibi oluyor. Sinirlenerek sağ elini hayalini kovar gibi yapıyor. Odasına vardığında henüz geç olmadığını gördüğü için seviniyor. Ama yemeğe vaktinin olmadığını görüyor. Bu nedenle sarı armayı taşıyan kıyafetlerini giydikten sonra yatakhaneden çıkıyor. Merdivenlerin karşısında Shawn ve Brendan'ı görünce olduğu yerde donup kalıyor. Eğer Brendan'ın önünde Shawn ile dün gece olanlar ortaya atılırsa suratına çekilecek kanı biliyor hattı şimdi yanaklarının yanmaya başladığını hissedebiliyor. Küçücük bir öpücük bile olsa bir umuttu Etta için... Onların olduğu yere arkasını dönerken uzun yoldan Kehanet kulesine gitmeyi düşünüyor. Şimdi onlarla karşılaşmamak en iyisi. Hele ki o kâbustan sonra... Adımlarını olduğundan daha hızlı tutarak derse yetişmeye çalışıyor Etta. Kuleye vardığında Profesör'ün giriş kapısına sırtının dönmüş bulunduğunu görüyor. Ve sınıftaki öğrencilerin yavaş yavaş doluşmaya başlamış olmasını. Hemen kendini fark ettirmeden kapıya yakın olan sıraya geçiyor. Bir kaç öğrencinin de girişinin ardından Profesör kapıyı kapatıyor. Etta Profesör konuşmaya başlarken sesi kesilen arpi o zamana kadar fark edememiş oluyor. Kim bilir aklında ne düşünceler dolanıyordu ki... Düşüncelerini bölen Profesör'ün sert ve kararlı sesi oluyor. İlk önce kendini tanıtıyor bu ses. Ardından belli olan kurallarını sayıyor yeni gelenlere. Ellerini kapıya doğru tutuyor çıkmak isteyenlere yolu göstermek için. Bir kaç kişi yerinde kıpırdaşsa da kimse çıkmaya cesaret edemiyor. Ardından konu derse dönüyor. Profesör'ün işleyeceği konu: tarot. Etta bu konuyu iyi bildiği için yüzünde tebessüm oluşuyor. Tarot kartlarını çok seviyor Etta, hatta bazen bakmaya çalışsa da deneyimi negatif olarak sonuçlanıyor. Tarot kartlarına öğrencilerin ellerini sürmesinin yasak olduğunu belirtirken bir Gryffindorlu tarot kartına uzanıyor. Kızın önünden kartları alıyor ve sınıfta hâkimiyetini bir daha göz önüne sermek için etrafta dolaşmaya başlıyor Profesör. Elindeki desteyle, sanki iskambil oyununa başlamadan önce kartları karıştırmak isteyen biri gibi oynuyor. Profesör not almaları gerektiğini söylerken Etta zaten dersin başında çıkarmış olduğu parşömenine doğrultuyor kalemini. Tarot'un ne zaman ilk ortaya çıktığından bahsediyor Profesör. "...Ancak Çin'de çıktığı hakkında kesin bilgilerimiz var. Her kartın üzerinde ayrı bir sembol bulunmakta, ve her sembol başka bir anlam ifade etmekte. Bu resimler ve semboller sizin geleceğiniz hakkında ipucu verirler, ancak kesin bilgi ve zaman taşımazlar. Eğer yakınlarınızda bir görücü yoksa, ya da hakkınızda kehanette bulunacak biri yoksa ve siz geleceği öğrenmek için çıldırıyorsanız Tarot en kolay yöntemdir. Ancak Tarot fallarının gerçekçi olabilmesi için onlara inanmanız gerekir.'' Bu bilgileri zaten bilen Etta, Profesör'ün gazabına uğramamak için elindeki parşömene bir şeyler karalıyor. Profesör sınıfının çoğunun not almakta olduğunu görünce halinden memnun bir şekilde kollarını kavuşturuyor göğüs hizasında. ''Tarot Falı 78 kartla bakılır. Küçük arkana 22, büyük arkana 56 kart olmak üzere, ancak bunu başka bir dersimizde göreceksiniz. Şimdi sadece en üstteki kartı alın. Yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla söylemeliyim, kartlarınız aynı şekilde dizilmiştir. Evet, kartınızda bir güneş ve ata binmiş elinde bir flama taşıyan çıplak bir çocuk göreceksiniz. Kart bazılarınızda ters, bazılarınızda düz olarak geldi. Güneş kartının açıklamasını sizin bulmanızı istiyorum, ödeviniz bu olacak. Tüm parşömenler ve tüy kalemler ortadan kalksın. Şimdi kartları incelemeniz için bir süre izniniz var." Güneşin, yaşama isteğinin, sağlığın ve güvenin habercisi olduğunu biliyor Etta. Bununla birlikte problemlerin, karışıklıkların ve korkuların atlatılacağı dönemi simgelediğini bir kez daha kafasında kelimelere çeviriyor. Zaten bilindiği üzere yeniden doğuşu ve huzuru haber veren güneş gözlerinin önünde canlanıyor. Masasına oturup sınıfı izleyen Profesör saatine baktığında dersin bitmek üzere olduğunu görüyor ve sınıfta olan son konuşmasını yapıyor. "Kartları incelediniz ve yeteri kadarı aklınızda kalmıştır sanırım. Ödeviniz güneş kartının anlamını bulmak ve aklınızda kalan beş kartı tasvir etmektir. Diğer derse kadar elimde olmasını istiyorum. Zamanla tüm kartların anlamlarını öğreneceksiniz, bunun kolay olduğunu söylemiyorum, ancak zorunlu olduğu gayet açık. Dersimiz bitmiştir arkadaşlar. İyi günler." Güneşi ve beş kartın tasvirini çok kolay bir ödev olarak görüyor Etta. Büyük Arkana Kartlarından Güneş, Şeytan, Denge, Ölüm, Güç ve Büyücü'yü tasvir edecek ödev olarak. Dersin kolay geçişine sevinerek ayrılıyor derslikten. İlk işi sabah beslemeyi unuttuğu kedisi Lj'in yanına gitmek.

~ 18
Ödev Notu: 8
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serpent Felis Leo
SFL Lideri
SFL Lideri
avatar

Mesaj Sayısı : 2958
Kayıt tarihi : 20/06/10
Yaş : 26
Lakap : Kaos'un Lordu

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Perş. Eyl. 16, 2010 2:37 pm

Huzursuz bir gece. Evet, geçirdiği gece tam anlamıyla bu şekilde tanımlanabilirdi. Harika bir uyku çekmemişti, rüyasız bir gece değildi, fakat periyodik olarak tekrarlanan imgeyi görmemişti. Bunun güne başlangıcında olumlu bir gelişme olarak alınması gerekirdi, hatta neşelenilmesi gerekirdi. Fakat Serpent artık imge için farklı şeyler düşünüyordu. İmgeyi görmekten çekinmek şöyle dursun, tekrarlanması için fırsat kolluyor denilebilirdi. Hırslanmıştı. Defalarca, ama defalarca kaybetmeyi, bu rakip rüyasında da olsa ona yenilmeyi kaldıramazdı. Ortak salondaki tek ve devasa olan pencereden görüldüğü kadarıyla kapalı bir gündü, yağmur yağabilirdi. Serpent'in güneşten nasibini almamış teni için bu iyi haberdi, bu konuda herhangi bir değişim istemiyordu genç Slytherin. Aethra'nın adımları mıydı bu yaklaşan? Ruhunun yarısına sahip olan kızı hissedebiliyor olmasını yadırgamadı. Tatlı bir günaydın dudaklarından kopup Serpent'e ulaştığında Hell kızlarına kilitlemiş olduğu bakışlarını sabit tuttu. Kız bir şeylerin yolunda gitmediğini zümrüt yeşili gözlere baktığı anda anlayabilirdi, Serpent'in yaptığı mutlu taklidine kanmayacak kadar zekiydi. Kız üstelememişti, yanından geçip giderken fısıldamış ve Blair'e yönelmişti. Serpent bir süre arkasından baktı, kız görücü olduğunu kanıtlarcasına dönüp baktığında ona gülümsedi. Bir süre boyunca Hell kızlarının yanına gitmeyi düşünmüştü, fakat şu an ihtiyacı olan şeyin bu olmadığına kanaat getirerek pencereye yöneldi. Muggle usulünü kullanarak camı açıp dışarıdan gelen taze toprak kokusunu ciğerlerine doldurdu. Gece yağmur yağmıştı, fakat devam edeceğe benziyordu, verdiği bu küçük mola ise Serpent'e hediyeydi. Bu düşünce aklına geldiğinde gülümsedi genç Slytherin, evren hakkında henüz kimseye açmamış olduğu fikirleri ideolojisini temsil eder nitelikteydi. Bir süreliğine bunu aklından uzaklaştırdı, bu felsefenin içine girerse, tezlerini kanıtlayan detaylar bulabileceğine emin olsa da zihnini berrak tutmak istedi. Elleri pencere pervazındaydı, vücudunu birkaç milim geriye çekerek zümrüt yeşili gözlerini az önce açtığı pencereye kilitledi. Aethra'nın kahvaltıya gidişini yansımasından izledi, birkaç saniye sonra ise kemikli elleri cüppesinin cebine uzandı. Çekip çıkardığı metal tablasının içinden alışılmış parmak hareketleriyle silindirik cismi kavradı, yetimhane müdüründen çarptığı zipposuyla ucunu tutuşturdu. İçine derin bir nefes çekti, bıraktığı duman üzerine ona dönen başlara aldırmadı. Birkaç dakika sonra ucu hale alev halinde olan izmariti beyaz parmaklarıyla fırlatmıştı, Aethra'nın yalnız bir kahvaltı etmesini istemezdi. Adımlarını zindanlardan dışarı yönlendirdi, ona selam verenlere kibarca karşılık vererek Büyük Salon'a adımını attı. Bakışları Slytherin masasını hızlıca taradı, kestane rengi uzun saçların sahibi kızın iki yanının da dolu olması hoşuna gitmedi. Karşısındaki boş yere oturmaya kalkışacak herhangi birini lanetleyebilecek ruh haline sahipti, yılanlığın verdiği çeviklikle hızlı hareketler edip amacına ulaştığında elini herhangi bir belaya bulaştırmadığına şükretti. Fia ve Letje'nin iki yanına oturmuş olması, ortak salondaki suskunluğunu sorgulayacakları anlamına geliyor olabilirdi, fakat çocuğun yüzüne baktıklarında bundan vazgeçecekleri aşikardı. Gözlerini masaya kaydırdığında menüde ısırgan olduğunu gördü, hafifçe sırıtarak Aethra'nın hoşnutsuzluk içindeki yüz ifadesinin derinlerinde yatan tatlılığın tadını çıkardı. Sonrasında bakışları Pearl'e çevirdi, başıyla onu selamladıktan sonra çabuk lokmalarla ısırganını bitirdi. Ayağa kalktığında Aethra'nın da onunla birlikte kalktığını gördü, onun tenine temas edemediği bir yemekten sonra sevgilisine yakın olmak istiyordu. Diğerlerinin kıza yolladığı bakışların içindeki gizin farkındaydı, bu sebeple her an, ona sahip olduğunu ilan edercesine onuna olmak istiyordu. Birbirlerine paralel olarak kat ettikleri birkaç adım sonunda kızın dirseğini tutması üzerine kendisini daha iyi hissetti. Fakat bu iyi his kısa sürdü, gittikleri dersliğin yolu da dahil neredeyse her detayı canını sıkıyordu. Artemis Rouvas, Syrinx'in ablasıydı. Bu sebepten ötürü Serpent'in her daim saygısından bir pay edinecekti, fakat bu saygının altında başka bir sebep olmayacaktı. Rouvas'lar ilginç bir aileydi, Andreas gibi mükemmel bir babaları vardı en basitinden. Fakat buna zıt olarak sahnede olan Artemis, tezatın ironik yönünü cesurca sergiliyordu. Bitmeyen merdivenlerin sonunda bittiği anda bu düşünceleri aklından çıkararak sınıfa adım attı, tütsülerin kokusunu ayırt etmeye çalışmadan ilerledi. Kızın kavradığı kolunun pürüzlendiğini hissettiğinde ona döndü. Üşümüştü, ne kadar tatlı göründüğünün farkında olmadığı aşikardı. Fısıldaması bu profilin bonusu gibiydi, kollarıyla onu sararak olabildiğince ısıtmaya çalıştı sarışın yeniyetme. Ayrılmaları gereken yere kadar onu bırakmadı, yanyana iki koltuğa yerleştiklerinde bakışlarını büyük Rouvas'a çevirdi. Fakat dikkatlice inceleme fırsatı bulamadı, geç kalmaktan son anda kurtulup içeri giren Jacob'ı görünce gülümsedi. Büyük Salon'da onu görememişti, geç kalmak bu çocuğun adeti değildi. Neler olduğunu merak ederek soran gözlerle ona baktı fakat Artemis'in söze başlaması üzerine merakını sonraya erteledi. Tarot kartlarından bahsediyordu, kaderi belirleyen çeşitli kağıtların sırlarını sert bir mizaçla anlatmaya başlamıştı. Serpent ölü gibiydi, kımıldamıyordu, aldığı nefesin harekete geçirdiği diyaframı loş ortamda belli belirsizdi. Syrinx olmasa kehaneti seçmezdi bu bir gerçekti. Serpent'in rahatsızlığının farkında olan Aethra'nın kartları anlatmaya çabalaması hoşuna gitmişti, ciddi ciddi anlamaya çalıştı tek an o olmuştu, ve ablası tarafından uyarıldıklarında Serpent için kehanet dersi son bulmuştu. Ödev verildikten sonra Jake'e baktı, onun kağıda çiziktirdiğini gördüğünde yazmaya zahmet etmedi. Kartların büyüsüne kapılmış olan Aethra'yı sabırla bekledi, derslikten ayrılırken eli omzundaydı. Bu durumdayken Bayan Rouvas'a kibar bir şekilde selam verip temiz havanın ilk demlerini ciğerlerine çektiğinde, sağlam bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma'ya ihtiyacı olduğunun bilincindeydi.

~ 20
Ödev Notu: 10

_________________


It's all about Littleflair:
 


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Emerald Jean Dratsheva
Slytherin IV.Sınıf
Slytherin IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 288
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Perş. Eyl. 16, 2010 4:41 pm

    Parmaklarının Slytherin Ortak Salonu'ndaki geniş masaya tutturduğu ritim hızlandıkça, içindeki nedeni belirsiz sinirin daha da arttığını hissediyordu. Son zamanlarda kendisinde hissettiği değişikliğe anlam veremediği gibi, bundan nefret etmişti. Daha önce kafasının ucundan bile geçirmeyeceğine emin olduğu şeyler düşünüyor, daha önce önce asla yapmayacağını bildiği davranışlarda bulunuyordu. Buna bir an önce son vermeliydi, verecekti de. Hışımla oturduğu yerden kalktı ve kitaplarını kaptığı gibi Kehanet Kulesi'ne doğru ilerlemeye başladı. En azından, Rouvas'a dikkatini vererek, bir süre de olsa kafasını dağıtmayı umuyordu. Kuleye doğru ilerlerken, temiz hava ciğerlerine doldukça kendisini daha güven dolu hissetti. Daha emin. Soğuk, etrafını sarmış ve herhangi bir şey hissetmesini engelliyordu. Başı dik bir şekilde çiseleyen yağmurun altında ilerledikçe kafası daha da berraklaşıyordu. Sonunda adımları geniş sınıf kapısının önünde duraksadığında, bir iki saniyelik bir duraksamanın ardından içeri girdi.

    Profesör Rouvas, üzerinde koyu yeşil renkli bir cübbeyle, işlemeli masasında arkası dönük bir biçimde oturmuştu. Uzaklara dalmış gibi bir haldeydi. İçine düştüğü ironiye keyifsizce güldü Valerie. Biraz çare bulmak umuduyla girmişti derse. Ve şimdi profesörün de kendisinden farkı olmadığını görüyordu. İşe bak! Sessizce gözüne kestirdiği puflardan birine doğru ilerledi ve oturdu. Dersin başlamasını beklerken, bir yandan da etrafına bir göz attı. Tanıdık simalar vardı her yerde. Birden kapanan kapı, dikkatini alarak profesöre bakmasına neden oldu. Genç cadı şimdi kalkmış ve güçlü bir giriş konuşması yapıyordu. Deminki düşünceli halinden eser yoktu şimdi. Vay be. Onun yerinde olup, onun kadar güçlü olabilmeyi diledi. Hey?! Ben yeterince güçlüyüm! Kendini rahatlatmaya çalışan bu küçük yalanı karşısında dudaklarını büzdü. Elindeki kahvesini masasına bırakarak derse devam etti genç profesör. ''Bu sene geniş olarak Tarot kavramını işlemek istiyorum. İlk derste size Tarot'un anlamını ve genel olarak nelerden oluştuğundan bahsetmek istiyorum. Tahmin edersiniz ki, kartlara dokunmanız bir süreliğine yasak." Hızla uzattığı elini, gözlerini devirerek geri çekti. Yasak. Bulunduğu yüksek yerden aşağıya inerken, gözleri öğrenciler üzerinde geziniyordu. En önden bir kart destesi aldı ve bir yandan gezinirken, bir yandan da kartları karıştırmaya devam etti. " Not almak isteyenler parşömenlerini hazırlasınlar, cümlelerimin tekrarı olmayacktır. Şimdi, Tarot'un ne zaman ortaya çıktığı ne yazık ki bilinmemekte. Ancak Çin'de çıktığı hakkında kesin bilgilerimiz var. Her kartın üzerinde ayrı bir sembol bulunmakta, ve her sembol başka bir anlam ifade etmekte. Bu resimler ve semboller sizin geleceğiniz hakkında ipucu verirler, ancak kesin bilgi ve zaman taşımazlar. Eğer yakınlarınızda bir görücü yoksa, ya da hakkınızda kehanette bulunacak biri yoksa ve siz geleceği öğrenmek için çıldırıyorsanız Tarot en kolay yöntemdir. Ancak Tarot fallarının gerçekçi olabilmesi için onlara inanmanız gerekir. '' İnanmak? İşte bundan pek emin değildi Valerie. Görücülük ve kehanet okumak her neyse ama, bir takım kartlara bakarak geleceği çözmek, garip bir şekilde imkansız geliyordu ona. Gerçi herhangi bir özel yeteneğe sahip olmaması, belki de zorlaştırıyordu inanmasını. Mutlaka bu yüzden olmalıydı. Ama kim olduğunu değiştiremezdi. Gerçi insanın öyle bir anneye sahip olup da, aynı anda özel bir yeteneğe sahip olması garip olurdu değil mi? Nefretle yüzünü buruşturdu ve genlerinin mükemmelliğini bozan iğrenç cadıya tekrar ve tekrar lanet okudu. Tertemiz uzanan kağıdın ortasında, iğrenç küçük bir lekeydi o. Ama küçüklüğü, onu unutmasını kolaylaştırıyordu. En azından bundan güç alıyordu kız. Diğer öğrenciler gibi, not almak için herhangi bir girişimde bulunmadı Valerie. Profesör bir sürelik bir sessizlik ve daha önceki gibi sınıfı süzdükten sonra, kollarını göğsünde bağdaştırarak bedeninin güzel hatlarının açığa çıkmasına neden oldu. Konuştukça, sesindeki bilgelik havası artıyor ve ona akıllı bir kadın görüntüsü veriyordu. Erkeklerin meydan okumaya korktukları türden bir kadın oluyordu. İpleri elinde tutan bir kadın. '' Tarot Falı 78 kartla bakılır. Küçük arkana 22, büyük arkana 56 kart olmak üzere, ancak bunu başka bir dersimizde göreceksiniz. Şimdi sadece en üstteki kartı alın. Yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla söylemeliyim, kartlarınız aynı şekilde dizilmiştir. Evet, kartınızda bir güneş ve ata binmiş elinde bir flama taşıyan çıplak bir çocuk göreceksiniz. Kart bazılarınızda ters, bazılarınızda düz olarak geldi. Güneş kartının açıklamasını sizin bulmanızı istiyorum, ödeviniz bu olacak. Tüm parşömenler ve tüy kalemler ortadan kalksın. Şimdi kartları incelemeniz için bir süre izniniz var. " Profesörün dediği gibi, en üstteki kartı aldı ve betimlemesinin tıpatıp aynısı olan bir resimle karşılaştı. Garip resim üzerinde bir kaç saniye gözlerini gezdirdi. Hiçbir şey anlamamıştı resimden. Bir tek güneşten bir şeyler çıkarabiliyordu. Klasik şeylerdi hepsi. Ve ödevin de bu kartı açıklamak olması, yenilmiş bir biçimde nefesini dışarıya vermesine neden oldu. Çocuğun çıplaklığı, saflığa işaret ediyor olabilirdi. Profesör, onları kartları incelemek için serbest bıraktığında, diğer katlara odaklandı Valerie. Her birinde farklı resimler vardı ve resimleri çözmeye çalışmak, bir yandan keyifli bir hal almıştı. On dakika kadar sonra, Rouvas onları katı bir sesle böldüğünde, kafasını kaldırarak profesöre baktı Valerie. Ders bitmişti, ödev de açıktı. Belki bugün bir istisna yapabilir ve kafasını tamamen derse odaklayabilirdi...



~ 20
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Xavier William Allison
Bakanlık Müsteşarı
Bakanlık Müsteşarı
avatar

Mesaj Sayısı : 2191
Kayıt tarihi : 14/06/10
Yaş : 24
Lakap : Will,Xavi

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   C.tesi Eyl. 18, 2010 6:50 pm

An gelir insan gülerken ağlarmış.
Gözyaşları sel olup kalbine akarmış.
Kahkaha bir maske derler bilir misin?
İnsan sevdiğinden ayrılınca bu maskeyi takarmış.


Yeni bir güne daha gözlerimi açmıştım, kirpiklerimin üzerinde birikmiş olan çapakları hissedebiliyordum. Katı ve sarı bir renkteydi, bu gibi pis bir şeyin nasıl olurda yüzümde birikmesine bir türlü anlam veremiyordum. İğrençleştiğimi biliyordum ama merak ediyordum, bu nasıl oluşuyordu böyle? Küçükken bile her şeyi en küçük ayrıntısına kadar inceler, araştırırdım. Belki de bu günlere gelmemin bir meyvesi de oydu, araştırmaktan hiç bir zaman üşenmezdim, çünkü araştırma yapmayı, yeni bir şeyler öğrenmeyi severdim, bu bilgime bilgi katardı. Çocukluk günlerimden bu yana hiç bırakmadığım babamın eski Gryffindor atkısı yine komidinin üzerinde bana bakıyordu, asilliği ile yatakhaneye renk katıyordu. Eski ve bir o kadar yıpranmış olan bu atkıyı ömrümün sonuna kadar saklayacaktım, çünkü o babamdan kalan son hatıraydı, onu asla kaybetmeyecektim, gözüm gibi bakacaktım. Gözlerimle etrafı seyrederken kalkmam gerektiğini düşündüm ve yatakta hafifçe doğruldum. Ardından kalkmış olan bir kaç arkadaşıma baktım, şimdi hepsi üstlerini giyiniyorlardı. Anlaşılan sabahın köründe bir derse girecektim, bu nedenle ayaklarımı yataktan indirdim ve etrafıma bakındım. Pencerenin camında bir kaç damla ıslaklık olduğunu fark ettim ve dışarıya baktım, anlaşılan yağmur çiseliyordu. Pencerenin önünde kısa bir süre durdum ve etrafı izledim. Hogwarts gerçekten bambaşkaydı, muhteşem bir güzelliği olağanüstü bir zerafeti vardı, bu okula her bir gelişimde içim daha bir kıpır kıpır oluyordu. Masanın üzerine bıraktığım gri gümüş saatimi tekrardan koluma taktım ve ardından saate baktım. Dersin başlamasına epey az bir süre kalmıştı ve hızlı olmalıydım. Öncelikle dolabıma asmış olduğum ders programına şöyle bir göz attım ve sabahleyin ders olmamasını umdum. Ne yazık umutların boşa gitmişti ve bugününün ilk dersi Kehanet'ti. Şahsen sabahın köründe nasıl bir öngörü de bulunabilirdim, bilmiyordum. Kehanet ufkunuzu açar derken benim nedense hiç ufkum açılmıyorsa aksine derste uyuya kalıyordum, umarım aynı şey bugünde olmazdı yoksa ensemden bir profesör şaplağı yiyebilirdim. Şahsen güzel ve bir o kadar da çekici bayan bana vurur muydu, bilemem. Dolabımı şöyle bir karıştırdıktan sonra askıya astığım cübbemi yavaşça elime aldım ve ardından yatağın üzerine attım. Cübbemi hazırladıktan sonra banyoya doğru gittim ve elimi, yüzümü hızlı bir şekilde yıkayarak o yepyeni havluyla yüzümü sildim ve ardından havluya omzuma koyarak yatakhaneye ilerledim. Yatağımın üzerine koyduğum cübbemi hızlı bir şekilde üzerime geçirirken akşamdan kalma giysilerimi hızla çıkardım ve havluyu komidinimin üzerine koydum. Kısa bir süre içerisinde hazırlandıktan sonra komidinin üzerinde bulunan Gryffindor atkımı boynuma sardım ve pelerinimi boynumdan bağladım. Artık gitmemem için bir sebep yoktu, şimdi derse girebilirdim. Bir kaç arkadaşım benden önce kalkmalarına rağmen hala hazırlanamamışlardı, ben ise çoktan hazırlanmıştım. Hızlıydım. Yatakhaneden yavaş adımlarla çıkarken arkadaşlarıma doğru baktım ve '' Derste görüşürüz. '' diyerek arkadaşlarıma göz kırptım. Cümlemi bitirmemin ardından hızlı adımlarla yatakhaneden dışarıya doğru çıktım ve kehanet kulesine doğru yürümeye başladım, yürümeye devam ederken gördüğüm arkadaşlarımın hepsine '' Günaydın. '' dedim ve ardından hızlı adımlarla yoluma devam ettim. Anlaşılan kehanet dersine Gryffindor'^dan pek katılan yoktu, neyse ki ben bu dersi seçmiştim. İçimden gelen konuşmaları bu arada bastırmaya çalışıyordum, düşüncelerim Lumi ile allak bullak olmuştu ve derste onu görmek istemiyordum, görsem bile takmayacaktım, çünkü yüzüme acımasız bir maske takmıştım, asla beni fark edemeyecekti.

~ Kuleler
~ Kehanet Kulesi


Sonunda kehanet kulesine varabilmiştim, nefes nefeseydim, koşmam hiç iyi olmamıştı, karnımın sağ alt köşesinde bir ağrı vardı ve her koştuğumda daha da çok artıyordu, bir ara yan koşmuştum bunun yüzünden. Oradan buraya koşarak gelmek hiç kolay değildi, ayrıca şimdi bu işkence gibi merdivenleri çıkmak ise tam bir felaketti. İstemeden de olsa dersliğe varabilmek için bu lanet olası uzun merdivenlerden yavaşça yukarıya doğru çıktım. Pencelerin kenarlarında muhabbet eden, öpüşen, koklaşan bu deli aşıklara hiç bakmıyordum, bakmamam gerekirdi, maskemin düşmesini istemiyordum. Kulelerin benim için özel bir anı vardı, çünkü Lumi ile öpüştüğümüz ve koklaştığımız bir yerdi. Kendime gelmeliydim! Yine anılara dalarken beynim bana uyarı gönderdi ve maskemi tekrar yüzüme taktım. Onu düşünmeyecektim, hem de hiç düşünmeyecektim. Bu beyaz sayfaya kara bir leke süremeyecekti. Merdivenlerin bittiğini fark edebiliyordum, sonunda dersliğe varabilmiştim demek ki. Her ne kadar buraya gelmekten hoşlanmasam da ders ilgimi çekiyordu ve ayrıca bu derse girmemin diğer bir amacı ise binam içindi, binama puan kazandırıp birinci yapmak istiyordum, fakat Slytherin ile şuan aramızda az bir puan farkı vardı ama bunun zaman içerisinde yok olacağına inanıyordum. Basamakların bitmesiyle beraber artık derse girebilirdim. Kolumdaki saate şöyle bir göz attım, dersin başlamasına beş dakika vardı, anlaşılan geç kalmamıştım. Önümde duran büyük, üzeri işlenmiş ahşap kapıyı yavaşça ileri ittim ve ardından kulağıma hoş gelen bir müziğin esiri oldum, oldukça hoş ve bir o kadar da rahatlatıcı bir müzikti. İnsana hayal bile kurdurabiliyordu, bu müziğin ne olduğunu öğrenmeliydim. Melodileri ve vuruş hareketleri nasıldı acaba, bunu kesinlikle araştırmalıydım. Belki dersin sonunda Bayan Rouvas ile kısa bir konuşma yapıp müziğin ne olduğunu sorabilirim. Müziğin yanında muhteşem bir koku yayan vanilya aromalı tütsü kokusunu fark ettim ve bu kokuyu içime doğru çektim. Ciğerlerim bu güzel hava karşısında oldukça memnun kalmıştı sanırım bu koku beni büyülemişti, tütsüleri her zaman severdim, kokuları mükemmeldi. Etrafı incelemeye devam ettim, pencereler genellikle örtülüydü ve sınıf serindi. Sınıfın serin olması beni mutlu etmişti, serin bir hava da ders dinlemek kulağa daha bir hoş geliyordu, ayrıca terlemek gibi bir sorunda yaratmıyordu. Sınıfın içerisine tek kişilik koltuklar vardı ve bu koltukların önlerinde bir sehpa bulunuyordu. Sehpaların üzerinde bazı kartlar vardı ancak şuan yerime oturmadığımdan dolayı o kartların ne olduğunu bilmiyordum, bu yüzden kendime boş bir koltuk aramaya başladım ve aramam neredeyse saniye sürmüştü. Önümde duran boş koltuğa oturarak şöyle bir yayıldım ve ardından merak ettiğim kartları sehpanın bir tarafından topladım ve üst üste getirdim. Ardından kağıtları tek tek incelemeye başladım, inceleme sonucu olarak da bu kağıtların tarot kartları olduğunu fark ettim. Anlaşılan bugün bizi oldukça karmaşık bir ders bekliyordu. Kartların anlamlarını öğrenmek, bu güzel bir şeydi ancak bunu fala dönüştürmek bana göre değildi. Kehaneti severdim, çünkü bu derse karşı bir ilgim vardı, ismi bile gelecekle ilgili bir şeyler söylüyordu. Derse odaklanmam gerektiğini düşündüm ve elimde tuttuğum tarot kartlarını yavaşça sehpanın üzerine koyup profesöre doğru baktım. Profesörün masası oldukça yüksek bir platformun üstündeydi. Masasının üzerinde de pek çok kağıt mevcuttu, acaba bu kağıtlar içerisinde bize vereceği notlar da yazıyor muydu? İçimden hafifçe kıkırdadım ve iki yan tarafımda oturan Syrinx'e baktım, bugün gözüme daha bir güzel gözükmüştü, Serpent ile onları çok yakıştırıyordum, gerçekten birbirlerini tamamlıyorlardı, ilişkilerinin uzun olmasını istiyordum. Onların aşkının bizim aşkımız kadar boş ve anlamsız olmasını istemiyordum, böyle bir şey olursa da onları barıştırmak için elimden geleni yapardım. Düşüncelerimle yapa yalnız kalmıştım, Lumi artık benim gözümde bir hiçte ve hep de öyle olacaktı. Maskemi düşürmemek için elimden geleni yapacaktım, düşürmeye de hiç niyetim yoktu. Derse odaklanmam gerektiğini fark ettim ve düşüncelerimi aklımın bir köşesine fırlattım, şimdi derse odaklanmalıydım, bir şey kaçırmak istemiyordum. Profesör öğrencilerine sırtı dönük, kahvesini yudumlarken bende yan tarafımda oturan Brandon'a baktım ve konuşmaya başladım.

'' Selam dostum. Görünmüyorsun hiç bu aralar. '' dedim ve konuşmaya başladım. Muhabbetimiz her ne kadar kısa da sürse biz konuşacağımızı konuşmuştuk, şimdi sıra dersi dinlemekteydi. Profesör dersin başladığını belli edercesine kapıyı hızla kapattı ve ardından yüzünü bize doğru döndü. Hiç bir değişiklik yoktu ancak önceki dönemlerden biraz daha güzelleşmişti, genç olmak böyle bir şeydi sanırım. Profesörü izlemeye devam ediyordum, henüz derse başlamak için bir giriş konuşması yapmamıştı ve yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirmişti, bu kadını çözmek hayli bir zordu. Profesör masadan destek alarak ayakta duruyordu, içip içmemiş olduğuna dair bir şüpheye kapılmıştım, içki içmiş olabilir miydi? Horace bile ayakları üzerinde duruyordu, bu yaşta masadan destek alarak ayakta durmak ve belli belirsiz bir yüze sahip olmak hiç de böylesine güzel bir profesöre yakışmıyordu. Aradan bir kaç saniye geçtikten sonra profesör konuşmaya başladı ve bende tüm dikkatimi profesöre doğru verdim. Profesör konuşmaya başlarken arpten gelen müzik senin kesildiğini fark ettim ve ardından yüzümü profesöre doğru döndürerek konuşmasını dinlemeye başladım. Profesör öncelikle bir giriş konuşması ile derse başlamıştı, bu beklendik bir durumdu, her profesörün yaptığı o klasik konuşmayı sessiz bir şekilde oturduğum yerden öylece dinledim. Her ne kadar giriş konuşması biraz ciddi ve asabi geçse de öğrencilerin gözünü korkutmaya yetmişti, notlarla korkutan bir profesöre benziyordu ama fiziği bunu hiç belli etmiyordu. Belki de içi ve dışı birbirinden farklıydı, olabilir miydi? Profesör konuşmasını bitirdikten sonra gözlerimle onu şöyle bir inceledim, oldukça asabiydi ve çabuk sinirleniyordu, böyle profesörleri hiç sevmezdim ama ne olursa olsun profesördü ve dersinden geçmeliydim. Bayan Rouvas'ı severdim, çünkü oldukça samimi ve içten bir kadındı, yardıma olana her zaman koşardı ancak derste söyledikleri beni olumsuz etkilemişti ve kendini benden biraz soğutmuştu. Bu arada profesör kaşlarını hafifçe kalkıp sınıfı süzüyordu, bunu gözlerinden kolaylıkla fark etmiştim, ayrıca cümlesinin sonunu söylerken ki sağ eli halen kapıyı gösteriyordu, tabi sınıftan kimse çıkmıyordu, not ile korkutmak kolay geliyordu. ' Bence profesörlerin bir an önce denetlenmeleri lazım. ' dedim içimden. Ardından profesörü izlemeye devam ettim, elindeki kahvesini yavaşça masaya bıraktı ve ardından konuşmasına devam etti. Ve tabi bende dersi dinlemeye devam ettim.

"Güzel. Bu sene geniş olarak Tarot kavramını işlemek istiyorum. İlk derste size Tarot'un anlamını ve genel olarak nelerden oluştuğundan bahsetmek istiyorum. Tahmin edersiniz ki, kartlara dokunmanız bir süreliğine yasak." Dersin başında da fark ettiğim gibi şimdi tarot kartlarının temellerini öğrenecektik. Tarotun anlamı, nelerden oluştuğu, kartların anlamları güzel bir ders geçecek gibime geliyordu, tabi profesör sinirlenmez ise. Oturduğum yerden öylece etrafı seyrediyordum, bu arada profesör de yüksek platformdan aşağıya doğru iniyordu, inişinin ardından da ön sıralarda oturan Gryffindor bir kızın önünde duran sehpanın üzerindeki o değişik resimli kartları eline doğru aldım ve sınıfta gezinmeye başladı. Gezinmeye devam ederken elleriyle de kartları karıştırıyordu, tabi bunun yanında konuşmayı da ihmal etmedi. " Not almak isteyenler parşömenlerini hazırlasınlar, cümlelerimin tekrarı olmayacaktır. '' Profesörün bu cümleyi kurmasının ardından dün cübbemin sağ cebine koyduğum kırışmış parşömeni sehpanın üzerine koydum ve ardından siyah tüy kalemimi çıkarttım. Profesörün söylediklerini birer birer not alacaktım, sınavlarda düşük not almak istemiyorum, bu nedenle bu derse iyi çalışmalıyım. Profesörün konuşmasıyla beraber sınıfta sessizleşmeye başlamıştı, otoritesini iyi kuran bir profesördü. Profesör konuşmaya devam ederken bende önemli olan yerleri parşömenine not alıyordum.

'' Şimdi, Tarot'un ne zaman ortaya çıktığı ne yazık ki bilinmemekte. Ancak Çin'de çıktığı hakkında kesin bilgilerimiz var. Her kartın üzerinde ayrı bir sembol bulunmakta, ve her sembol başka bir anlam ifade etmekte. Bu resimler ve semboller sizin geleceğiniz hakkında ipucu verirler, ancak kesin bilgi ve zaman taşımazlar. Eğer yakınlarınızda bir görücü yoksa, ya da hakkınızda kehanette bulunacak biri yoksa ve siz geleceği öğrenmek için çıldırıyorsanız Tarot en kolay yöntemdir. Ancak Tarot fallarının gerçekçi olabilmesi için onlara inanmanız gerekir. ''

Profesörün dediklerini birer birer yazdıktan sonra ellerimi biraz dışa doğru salladım ve tekrardan tüy kalemimi elime aldım. Yoruluyor gibiydim ama pes etmeyecektim. Dersi yine dikkatli bir şekilde dinleyecektim. Tarot denen bu şeyi öğrenecektim, buna kimse engel olamazdı. Sınıfa baktığımda bir kaç kişi bu notları alıyordu, bende sonradan alıp almama konusunda kararsız kalmıştım ama not almaktan da kimseye bir zarar gelmezdi aksine yarar gelirdi. Profesör konuşmasına devam edince bende not almaya devam ettim. '' Tarot Falı 78 kartla bakılır. Küçük arkana 22, büyük arkana 56 kart olmak üzere, ancak bunu başka bir dersimizde göreceksiniz. Şimdi sadece en üstteki kartı alın. Yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla söylemeliyim, kartlarınız aynı şekilde dizilmiştir. Evet, kartınızda bir güneş ve ata binmiş elinde bir flama taşıyan çıplak bir çocuk göreceksiniz. Kart bazılarınızda ters, bazılarınızda düz olarak geldi. Güneş kartının açıklamasını sizin bulmanızı istiyorum, ödeviniz bu olacak. Tüm parşömenler ve tüy kalemler ortadan kalksın. Şimdi kartları incelemeniz için bir süre izniniz var. " Profesör konuşmasını bitirdikten sonra tüy kalemimi ve parşömenimi hızlıca sehpanın üzerinden alıp cübbemin sağ cebine koydum ve önümde duran güneş kartını incelemeye başladım. Kartın üzerinde bir güneş ve ata binmiş elinde bir flama taşıyan çıplak bir çocuk vardı. Eğer ben buna bir yorum verecek olsaydım ; aydınlığı temsil eden güçlü bir kart derdim ya da her hangi bir olaydan temiz çıkmak anlamına da gelebilir diye düşündüm, düşüncelerimde genellikle bunlar geçiriyordu, bu arada profesörün elinde karıştırdığı kağıtları tekrardan öğrencisinin sehpasına geri bıraktığını fark ettim, şimdi kız elindeki güneş kartını inceliyordu. Bende önümde duran bu güneş kartına kısa bir süre daha bakmaya devam ettim. Karta bakmaya devam ederken birden profesör konuşmaya başladı. Konuşmaya başlamasıyla beraber yüzümü profesöre doğru çevirdim ve dediklerini dikkatle dinledim.

" Kartları incelediniz ve yeteri kadarı aklınızda kalmıştır sanırım. Ödeviniz güneş kartının anlamını bulmak ve aklınızda kalan beş kartı tasvir etmektir. Diğer derse kadar elimde olmasını istiyorum. Zamanla tüm kartların anlamlarını öğreneceksiniz, bunun kolay olduğunu söylemiyorum, ancak zorunlu olduğu gayet açık. Dersimiz bitmiştir arkadaşlar. İyi günler. "

Bu kadar şeyin üstüne birde ödev. Her ne kadar yapmaktan hoşlandığım bir şey de olsa kehanet dersinden ödev almak insana işkence gibi geliyordu, Sihir Tarihi ya da Mitoloji değildi ki öyle severek araştırılsın. Profesörün söylediği ödevi aklıma not ettim ve ardından hızlı bir şekilde yerimde toparlanmaya başladım. Parşömenim ve tüy kalemim cebimdeydi, sınıftan çıkmam için artık bir engel yoktu. Sağ tarafımda oturan Brandon'un yanına gittim ve ardından konuşmaya başladım. '' Dostum hazır mısın? Çıkalım şu sınıftan artık. Midemden guruldamalar geliyor, bir an önce Büyük Salon'a gidelim. Eritheia'da bize katılır sanırım. '' dedim ve ardından Brandon, Eritheia'ya baktı. Eritheia'nın onaylar bakışının ardından kolumu Brandon'un omzuna doğru attım ve hep beraber sınıftan dışarıya çıktık.

~20
Ödev Notu: 10
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jean Baptiste Monjeur
Slytherin IV.Sınıf
Slytherin IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 170
Kayıt tarihi : 22/06/10
Yaş : 25

MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   Cuma Ekim 08, 2010 3:19 pm

Fındıklı, beyaz çikolatalar.

Ah, onların bu leziz tadını özlemiştim. Herkes biliyordu ki Hogwarts'ın çikolatalarının tahtına kimse oturamazdı. Ev cinlerinin kaynayan kazanda özenle yaptıkları bu nefis çikolataları sevmeyen yoktu. Büyük şölenden sonra cebime birkaç tane çikolata sokuşturduktan sonra gece sonunda, kızlar yatakhanesinde büyük bir çoğunluğunu yemiştim. Kalanını da sabah, ilk ders için enerji olsun diye yiyecektim. Maalesef bu olmadı. Şişman Beth geceleyin gizlice çikolatalarımı yürütmeseydi şimdi sinirli olmayacaktım. Neyse ki yastığımın arasına girmiş bir çikolatayı kemirdim ve hızlıca giyinmeye başladım. Zindanlar karanlıktı. Hava konusunda bir tahmin yürütemiyordum. Saatime bakıp daha da hızlandım. Daha yarım saat vardı ama sınıfa ilk girenlerden biri olmak istemiyordum. Son gelenler genelde ucubelerin yanına oturmak zorunda kalıyordu. Veya iğrenç bulanıkların. Uzun, parlak saçlarımı özenle taradıktan sonra çantamı omuzlayıp diğer kızlarla birlikte çıktım. Hava biraz kötüydü. Nemli ve yağmurlu havaları sevmiyordum. İçimi daraltıyordu. Nora, Arwen, Ursula ve Mognalie ile birlikte her bir basamağı kusursuzca çıkıp saçlarımızın ıslanmaması için ellerimizle başımızı örtüyorduk. Sonunda koridora ulaşabildik ve bir önceki pozisyonumuzu alarak kol kola girdik.

Beş kızın adımları uyum içindeydi. Aralarından en güzeli ve en güçlüsü olmak hoşuma gidiyordu. Hepsi güzel, zarif ve az da olsa nazikti. Ama kimse benim kadar güzel bir etki yaratamazdı. Biz kol kola yürürken geride bıraktığımız çocukların arkamızdan hayranlık dolu bakışlarını veya kıskanç gözleri hissedebiliyordum. Bu yüzümdeki tebessümü daha da büyütüyordu.

Büyük, ahşap kapıyı hızlıca açtım ve yavaş adımlarla en arkanın bir önüne oturdum. Ahşap koltuklar düşündüğüm kadar rahatsız edici değildi. Yan koltukta oturan Tom yavaşça bana doğru eğildi. " Günaydın Fiore. Dün şölende seni göremedim. Kahvaltıda da yoktun. " Bilmiş bir havayla cevap verdim. " Uykumu almak için birkaç hafta kahvaltıya inmiyorum. Hem gürültü başımı şişiriyor, Tom. Bilirsin. " Sevimli bir şekilde gülümseyerek kafasını evet anlamında salladı ve bana büyülenmiş gözlerle bakmayı sürdürdü. Tanrım! Ben mi egoistim, yoksa herkes benden etkileniyor mu? Tek düşündüğüm şey buydu. Arkamda oturan Nora'ya önümde oturan Gryffindor armalı kızın saçının çalı süpürgesi gibi olduğunu söyleyecekken Bayan Rouvas sınıfa girdi ve herkes sustu. Kollarımı birleştirip bekledim. Yeşil cüppesi ile her zamankinden hoş gözüküyordu. Bu içimde bir kıskançlık duygusu uyandurdı. Kabul ediyorum, ben bencil bir kızdım. Ders zili çaldığı anda profesör kapıyı yavaşça kilitledi ve sınıfa döndü. Masadan destek alarak gözlerini bizim üzerimizde gezdirmeye başladı. Profesörün gözleri benimkiyle buluştuğunda başka yöne bakmak zorunda kaldım. Birinin bana dikkatlice bakmasından pek hoşlanmıyordum. En sonunda profesör konuşmaya başladı. " Günaydın dördüncü sınıflar. Yeni gelenler için ben Artemis Rouvas. Dersimde laubalilik istemem, saygısızlıkta bulunacak olanlar lütfen şimdiden sınıfı terk etsinler. Şunu bildirmek isterim sınıftan çıkanlar sınavlara girmek durumunda kalırlar ve ders, ödev ve kanaat notları sıfır olarak geçer. " Gözlerimi devirdim ve kollarımı birleştirdim. Bu sınıftan çıkmaya hiç niyetim yoktu. Hem kehanet dersini seviyordum. Kim profesöre saygısızlık ederdi ki? Moronlar mı? Eh, olabilir. " Güzel. Bu sene geniş olarak Tarot kavramını işlemek istiyorum. İlk derste size Tarot'un anlamını ve genel olarak nelerden oluştuğundan bahsetmek istiyorum. Tahmin edersiniz ki, kartlara dokunmanız bir süreliğine yasak. " Kafamı biliyorum anlamında salladım ve konuşmaya kulak kabarttım. Bu dersi seviyordum. Umarım güzel geçer diye düşündüm. Bu sene bir B almaya ihtiyacım vardı. Hem de çok. Profesör yavaşça devam etti. " Not almak isteyenler parşömenlerini hazırlasınlar, cümlelerimin tekrarı olmayacktır. Şimdi, Tarot'un ne zaman ortaya çıktığı ne yazık ki bilinmemekte. Ancak Çin'de çıktığı hakkında kesin bilgilerimiz var. Her kartın üzerinde ayrı bir sembol bulunmakta, ve her sembol başka bir anlam ifade etmekte. Bu resimler ve semboller sizin geleceğiniz hakkında ipucu verirler, ancak kesin bilgi ve zaman taşımazlar. Eğer yakınlarınızda bir görücü yoksa, ya da hakkınızda kehanette bulunacak biri yoksa ve siz geleceği öğrenmek için çıldırıyorsanız Tarot en kolay yöntemdir. Ancak Tarot fallarının gerçekçi olabilmesi için onlara inanmanız gerekir. '' Çin? Ah, orayı seviyordum. Büyükannemle birlikte dokuz yaşındayken küçük bir Asya turu çerçevesinde gezmiştik. Ah, ne diyordum ben? Derse dön lütfen. Çantamdan hızlıca bir parşömen alıp eğik yazımla not almaya başladım. Dersten pek bir şey anlamıyordum ama sıkıcı bir ders değildi. '' Tarot Falı 78 kartla bakılır. Küçük arkana 22, büyük arkana 56 kart olmak üzere, ancak bunu başka bir dersimizde göreceksiniz. Şimdi sadece en üstteki kartı alın. Yanlış anlaşılmaları önlemek amacıyla söylemeliyim, kartlarınız aynı şekilde dizilmiştir. Evet, kartınızda bir güneş ve ata binmiş elinde bir flama taşıyan çıplak bir çocuk göreceksiniz. Kart bazılarınızda ters, bazılarınızda düz olarak geldi. Güneş kartının açıklamasını sizin bulmanızı istiyorum, ödeviniz bu olacak. Tüm parşömenler ve tüy kalemler ortadan kalksın. Şimdi kartları incelemeniz için bir süre izniniz var. "

Kafamı yavaşça salladım ve kartlara gizli bir bakış attım. Onlar ben de mutsuzluk hissi yaratıyordu. Gözümü onlara dikmek istemiyordum. Kehanet dersini ve öğretmenini sevsem de bu konu pek hoşuma gitmemişti. Çaprazımdaki Arwen'e baktığımda onun da benim gibi tedirgin olduğunu hissettim. Bu rahatlamama sebep oldu çünkü yan masada kartlara eğlenceli bir şekilde bakan Tom'a bakınca, kendimi paranoyak gibi hissetmiştim. Elimle en üstteki kartı aldım ve çekimser gözlerle baktım. Ben de ters duruyordu. Tanrım! Kesin kötü bir şeydi. Lanet olsun! Neden bu kadar tedirgin oluyordum ki? " Kartları incelediniz ve yeteri kadarı aklınızda kalmıştır sanırım. Ödeviniz güneş kartının anlamını bulmak ve aklınızda kalan beş kartı tasvir etmektir. Diğer derse kadar elimde olmasını istiyorum. Zamanla tüm kartların anlamlarını öğreneceksiniz, bunun kolay olduğunu söylemiyorum, ancak zorunlu olduğu gayet açık. Dersimiz bitmiştir arkadaşlar. İyi günler. "


Ödev notunu alıp çantamı toparladım. Sıradan bir ders değildi. Her zamankinden daha ürkütücüydü. Nedenini bilmiyordum. Geleceğimi düşünmek bana fazla ürkütücü geliyordu. Gözlerimi kapatarak derin bir nefes aldım ve öğrenciler sınıfı terk etmeye başlayıncaya kadar vermedim. Tam çıkıyordum ki bir el kolumu tuttu. Tom davetkar gülümsemesiyle " Bundan sonraki ders ortak. Birlikte gidelim mi? " dedi. Gülümsedim ve başımı evet anlamında salladım. Sanırım neşem yerine gelmişti. Daha önceki tedirginliğimi unutmuştum. Tom ile birlikte dersten çıkıp yavaşça KSKS dersine doğru yürümeye başladım.

~16
Kurguda bazı yerleri kaçırmışsınız ve cümlelerimi olduğu gibi yazmışsınız. Onun yerine kendi cümlelerinizle ifade etmeniz çok daha iyi olurdu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: IV. Sınıfların I. Dersi   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
IV. Sınıfların I. Dersi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Ders Arşivleri-
Buraya geçin: