Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 III. Sınıfların I. Uçuş Dersi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kristen Ellenweor Frank
Şu anda Muggle'sınız. Lütfen rütbe başvurusunda bulununuz.
avatar

Mesaj Sayısı : 314
Kayıt tarihi : 19/07/10
Yaş : 23
Lakap : Lili, Ellen, Kris, Kre.. vs

MesajKonu: III. Sınıfların I. Uçuş Dersi   Perş. Ağus. 19, 2010 11:35 pm

Dersin Konusu: Britanya Quidditch Ligi
Dersin Profesörü: Kristen Ellenweor Frank
Ders Zamanı/Hava
Durumu:
Öğlen - Yağmurlu
Dersin İşlendiği Yer: Ouiddicth dersliği
Dersin Akışı:

Profesör, öğrenciler geldiğinde masasında oturmakta ve önündeki bir parşömenin üzerinde çalışmaktadır. Profesörün üzerinde şık bir siyah gömlek ve altında sade bir kot pantolon bulunmaktadır. Ayağındaki düztabanlı rahat spor ayakkabıları ile görenleri oldukça şaşırtan bir giyim tarzına sahiptir. Siyah gömleğin üzerinde göğsünün sol tarafına denk gelecek şekilde kırmızı bir yarasa arması vardır ve bu arma oldukça dikkat çekicidir. Öğrenciler birer ikişer sınıfa girerken profesör masasından kalkar ve elleri ceplerinde sınıfın içinde dolaşmaya başlar. Öğrencilerin tamamının sıralara oturmasıyla birlikte devasa tahtanın önüne geçer ve gür sesi ile
konuşmaya başlar.


‘‘ Herkese merhaba! Birçoğunuzun beni tanıdığından eminim ama yine de kendimi tanıtmakta bir sakınca görmüyorum. Yeni uçuş profesörünüz Kristen Ellenweor Frank. Bütün bir sene boyunca 1. ve 3. sınıfların derslerini birlikte işleyeceğiz. ’’

Sınıfın tüm dikkati yeni mezun olmuş profesörün üzerindedir. Öğrencilerin yüzlerinde şaşkınlığın yanında hayranlık ifadeleri de yer almaktadır. Ama bazı kız öğrenciler profesörün sözlerini itici bulmuşlardır ve onların gözünde profesör gösteriş meraklısı bir adamdan başka bir şey değildir. Profesörün kendine aşırı güven duyan tavırları açıkçası onları deliye döndürmektedir.

Profesör bir süre duraksadıktan sonra sınıfın tamamına yönelik hitabetine devam eder.

‘‘ Evet arkadaşlar bugünkü konumuz benim hiçte yabancısı olmadığım ve bizzat yakından şahit olduğum bir konu: Britanya Quidditch Ligi. Birçok otoriteye göre dünyanın seyir zevki ve kalitesi açısından en mükemmel Qudditch ligilerinden biri. Bana kalırsa birincisi. Rekabetin, hırsın ve şiddetin en üst düzeyde olduğu, her yıl binlerce insanın takip ettiği dünyanın gelmiş geçmiş en üst düzey liginden bahsedeceğiz bugün. ‘‘

Sözlerinin ardından masasına oturdu ve iki elini birleştirir. Öğrenciler her ne kadar hava koşullarından dolayı dikkat problemi yaşasalar da karşılarındaki bu garip profesörü dinlemek için çaba gösterirler. Profesör zihninde dolaşan bilgileri yokladıktan sonra tok sesi ile dersi anlatmaya koyulur.

‘‘ Sihirli Oyunlar ve Sporlar Dairesi başkanlığında 1647 yılında kurulmuş olan Britanya Quidditch Ligi on üç tane seçkin takımı bünyesinde bandırır. Daha önceleri amatör bir şekilde devam eden Quidditch oyunlarına bir düzen getirmek isteyen Bakanlık bu ligi kurarak sihir dünyasının en meşhur oyunu kendi kontrolü altına alabilmeyi amaçlamıştır. Quidditch oyununun mugglelardan gizli tutulması için ligdeki takım sayısı on üç ile sınırlı tutulmuştur. Aslında bu sınırlama lig içerisindeki kalitenin
yükselmesine ve her takımın seçkin oyuncuları bünyesinde barındırmasına da neden olmuştur. ‘‘


Profesör uzun bir konuşmasının ardından bir süre soluklanır. Yüzünü tahtaya doğru dönüp eline asasını alır ve tahtaya doğru bir büyü savurur. Büyünün etkisiyle tahtanın üzerinde bir Britanya haritası belirir. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında profesör konuşmasını sürdürür.

‘‘ İşte Britanya Ligi’nin on üç değerli takımı:

- Kuzey İngiltere’den Appleby Arrows

- Kuzey İrlanda’dan İrlanda’nın gururu, yirmi yedi şampiyonlukla Quidditch liginin en başarılı ikinci takımı Ballycastle Bats

- Galer bölgesinden Caerphilly Catapults

- İngiltere’nin orta bölgesinden Chudley Cannons

- Quidditch Ligi’nin gelmiş geçmiş en sert takımı Falmouth Falcons

- Sadece cadıların yer aldığı Galer bölgesinin bir diğer takımı Holyhead Harpies

- İrlanda’nın bir diğer takımı Kenmare Kestrels

- Quiddicth Ligi’nin gelmiş geçmiş en başarılı takımı Montrose Magpies

- Skye adalarından Pride of Portre

- Ligin en eski takımı olan Puddlemere United

- Üst üste beş kere lig kupasını kazanarak rekor kıran Tutshill Tornados

- İngiltere – İskoçya sınırında kurulmuş olan Wigtown Wanderers

- İngiltere’nin güneyinden Wimbourne Wasps ‘‘

Profesör takım isimlerini söyledikçe tahtanın üzerinde çizilmiş olan büyük Britanya haritası üzerinde takımlar, takımların isimleri ve armaları belirmeye başlar. Öğrenciler bu şematik gösteriden oldukça etkilenmiştir ve her biri bu bilgileri not etmeye çalışır.

* * *

Kalan ders boyunca profesör öğrencilere takımlar hakkında belli başlı bilgileri aktarır ve öğrencilerde bu ilginç bilgileri eski bir Quidditch oyuncusundan zevkle dinler. Dersin sonuna beş dakika kala profesör yeniden konuşmaya başlar.

‘‘ Evet, arkadaşlar bugünlük bu kadar ders yeter. Umarım dersimde iyi vakit geçirmişinizdir. Eşyalarınızı toplayabilirsiniz. Bir sonraki ders görüşmek üzere! ‘‘

Öğrenciler dersliği terk ederken profesör masasında oturmuştur ve ilk dersini başarılı bir şekilde bitirmiş olmanın keyfini sürüyordur.


Verilen Ödev: Gelecek konuya hazırlık olarak "Quodkap" nedir araştırınız. Konu hakkında kısa bilgilendirme veriniz.
Dersin Akışı: Sıradışı bir olay olmamıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lucian Luxsouer
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Mesaj Sayısı : 345
Kayıt tarihi : 13/08/10
Yaş : 23
Lakap : Luke

MesajKonu: Geri: III. Sınıfların I. Uçuş Dersi   Cuma Ağus. 20, 2010 5:27 pm

Elimdeki altın çatalın soğukluğu sanki iliklerime kadar işlemişti. Tüm öğrencilerin yemeklerini yerken ki çıkardıkları seslere şimdi de yağmur dolayısıyla dışarıya çıkamayan öğrencilerinde sesi eklenip büyük sonik topa dönüşmesi sinirlerime dokunmuştu. Ama alışmışlığın içimdeki harlı ateşe su dökmesi her şeyi geçirdi. Uzun tahta masaların krallığı olan büyük salon ne soğuktu nede sıcak. Gelen havayı ölçen tenim sonuçları beynime nakletti ve ılık olduğuna kanaat getirdi. Bu zamana kadar daha derse girmemiş olmam üzerime uyuşukluk tohumu ekti. Derse girmemek gibi bir durumun söz konusu olmayacağını bildiğim için gümüş kadehteki kalan balkabağı suyumu bir yudumla kafayı çekercesine içime çektim. Gürültü perdesini yırtarcasına ayağa kalkıp çantamı sırtıma yükledikten sonra uzun masayı izleyip büyük meşe bir kapıya ulaştım. Kapalı numarası yapan kapıyı ebelercesine elimle biraz açtım. Kulaklarıma ilişen ıslık gibi gıcırtı sesi beni her zaman mutlu etmiştir. Büyük Salondan çıktıktan sonra kendimi dışarı attım. Rüzgâra aldanan, yer çekimine yenik düşen ve evini terk edip bulutlardan düşen su damlacıkları, havadaki sürtünmeye yenik düşmemesinden dolayı göğsü kabarık bir şekilde üzerime düşerken bir ara durakladım. Kapüşonumu başıma geçirip Quidditch dersliğine yol almaya başladım.

Az sonra yağmurun semazeni olmuş bir şekilde yıkandıktan sonra dersliğin kapısından birkaç öğrencinin ardından adımımı attım. Başımdaki cübbemin kapüşonunu indirdikten sonra fazla dikkat çekmek istemeden ortalarda bir yerlerdeki bir sıraya oturdum. Masasında oturup önündeki parşömene gömülmüş profesör hemen gözüme çarptı. Sınıfın neden sessiz olduğunu çok geçmeden anladım. Yüzüme hâkim muzip gülümsemeyi atıktan def ettikten sonra profesör yerinde kıpırdandı ve ayağa kalktı. Elini kendisine yakışmış kot pantolonunun cebine koyup sıraların arasında adımlarken siyah gömleğinin üzerindeki ben buradayım diye haykıran kırmızı yarasa armasının farkına vararak neyi simgelediğini merak ettim. Az sonra dikkatimi armadan başka bir şeye çeken yine profesörün kendisi oldu. Tahtanın önünde durmuş görüntüye nazaran haddinden gür çıkan profesörün sesi karşısında şaşkınlığımı gizlemeye çalışsam da başarısız oldum. Benim durumumda olan diğerlerinin varlığını hissetmek pek güç olmadı. Ne kadar dikkatim varsa bir araya toplayıp sonsuz bir güven ve merakla profesöre sundum.

Profesör ‘‘ Herkese merhaba! Birçoğunuzun beni tanıdığından eminim ama yine de kendimi tanıtmakta bir sakınca görmüyorum. Yeni uçuş profesörünüz Kristen Ellenweor Frank. Bütün bir sene boyunca 1. ve 3. sınıfların derslerini birlikte işleyeceğiz. ’’ gibisinden bir açılış konuşmasını yaptıktan sonra hemen derse geçti. Bugünkü konumuzun çok övdüğü ve konuşmalarından anladığım kadarıyla sevdiği Britanya Quidditch Ligi olduğunu söyledi. Ardından Sihirli Oyunlar ve Sporlar Dairesi başkanlığında 1647 yılında kurulmuş olan Britanya Quidditch Liginin on üç tane seçkin takımı bünyesinde barındırdığını, daha önceleri amatör bir şekilde devam eden Quidditch oyunlarına bir düzen getirmek isteyen Bakanlığın bu ligi kurarak sihir dünyasının en meşhur oyununu kendi kontrolü altına alabilmeyi amaçladığını anlattı. Sonra Quidditch oyununun mugglelardan gizli tutulması için ligdeki takım sayısının on üç ile sınırlı tutulduğunu ve bu sınırlama lig içerisindeki kalitenin yükselmesine ve her takımın seçkin oyuncuları bünyesinde barındırmasına da neden olduğunu söyledi. Bu uzun konuşmanın ardından haliyle soluklanma gereksinimi duyan profesör asasını eline alıp tahtaya doğru havaya vurduktan sonra tahtada belirginleşen çizgiler bütününün aslında bir harita olduğunu anlamam bir saniyemi aldı. Profesör biraz yumuşamış olan ses tonuyla on üç takımın isimlerini sırayla yerleriyle birlikte söylerken haritada yeni çizgi toplulukları belirerek takımın bulunduğu yerde o takımın ismini oluşturdu. Çantamdan seri bir şekilde bir parça parşömen, bir tüy kalem ve içi mürekkep dolu bir hokka çıkarıp sırama koydum. Hızlı hareketimden dolayı parşömenim ve sırama dökülen mürekkebi temizlemek için önce profesörü kontrol ettim. Yüzünü tahtaya döndüğü bir anda cübbemin sol iç cebinden çıkardığım asamı mürekkep gölcüklerine çevirerek “Tergeo” diye fısıldadım. Elektrik süpürgesinden 5 kat daha hızlı bir şekilde asam mürekkebi içine çekti izleri de yok etti. Tertemiz olan sıramda aceleci bir şekilde tahtadaki isimleri ve yanlarında profesörün söylediklerini not ederek tüm dersi geçirdim.

Dersin bitmesine çok az kala Profesör “Bugünlük bu kadar ders yeter. Umarım dersimde iyi vakit geçirmişinizdir. Eşyalarınızı toplayabilirsiniz. Bir sonraki ders görüşmek üzere!” dedi.

Ders bittikten sonra dersliğin kapısından dışarı çıkıp yalnızlığı da koluma takıp yürümeye başladım.


Renklendirme: 3 Yazım Kuralı: 7 Anlatım: 5 Ödev Puanı: 5 Toplam: 15 + 5= 20
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Iris Florence Tudor
Ravenclaw IV.Sınıf
Ravenclaw IV.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 124
Kayıt tarihi : 17/08/10
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: III. Sınıfların I. Uçuş Dersi   C.tesi Ağus. 21, 2010 6:16 pm





Yağmur damlaların yüzümü yalayıp geçmesi, hafif hafif esen öğlen rüzgarı bu günü muhteşem hale getirmişti. Seviyordum doğa ile iç içe olmayı, bana huzur veren her şeyi sevdiğim gibi. İçimdeki tarif edilemez neşeyi yüze, hatta bine katlıyordu. Gülümsememi daha canlı hale getiriyordu. İşte, dünya üzerindeki her canlının ‘asla bitmesin’ dediği o hissi ben Hogwarts’ta geçirdiğim her an yaşıyordum.

Öğlen yemeğinin ardından gireceğim ilk ders uçuştu. Uçuş dersini seviyordum. Ama derse profesör olarak ablamın girmesi beni rahatsız ediyordu. Sınıftaki herkesin gözlerini üstümde hissetmek, diken üstünde oturmaktan farksızdı. Neden ablamın beni gözdesi olarak göreceğini düşünüyorlardı? Küçücük kafalarını aile bağlarıyla yoracaklarına derslerine odaklanmaları daha iyi olurdu. Benimde karşımda yarışabileceğim bir rakip çıkardı, fakat yıllardır beklediğim rakibi bir türlü elde edememiştim. Ne bahtsız bir cadıyım!

Islak çimlerin üstünden, bir yandan etrafa su sıçratmamaya çalışarak, ilerken yumuşak toprak zeminin kokusunu içeme çektim. Sınıfta geçireceğim her bir dakika beni yağmurdan alı koyacaktı ne de olsa. Sınıfa girerken ışığın loşluğu dikkatimi çeken ilk şey oldu. Belki bana böyle gelmişti, bilemiyorum, ama bu ışık yeterli değildi. İpeksi sarı saçlarımın uçlarından dökülen damlalara ve tamamı ile ıslanmış cübbeme aldırmadan yerime geçtim. Profesörle göz göze gelmek istemiyordum. Evet, profesör. Okul içinde ben onun öğrencisiydim, o da benim öğretmenimdi. Eğer birbirimize yakın davranırsak… Olacaklar beni çileden çıkartırdı büyük ihtimalle. Pencereye yakın bir masaya geçip gürültü bir biçimde çantamı masamın üstüne bıraktım. ‘Pat’ diye çıkan sesin ardından birkaç kişi bana bakmıştı. ‘Çantam hep ağırdır.’ diyerek onların meraklı bakışlarından uzaklara çevirdim kafamı. Siyah gömleği ve gömleği ile uyumlu siyah saçlarıyla bir peri gibi ışıldayan profesöre baktım uzun süre. Her zamanki Ellenweor’du aslında ama masada ciddi duruşu ona ayrı bir hava katmıştı. Ah, bir de o kırmızı yarasa arması. Bu da neyin nesiydi? Hiçbir anlam veremedim, gerçi üstünde düşünecek de değildim. Elimin tersiyle saçlarımı savurup profesörün yürüyüşünü ve tahtanın başına geçişini izledim. Eskiden idolüm olan genç kızdan genç kadına dönüşünü izledim aynı zamanda. Beynimin tozlu raflarındaki anıların canlanmasına izin verdim. Beraber Fransa sahillerinde yaptığımız kumdan kaleler, İngiltere sokaklarındaki yürüyüşler, yeni evimizin duvarlarını çınlatan gülüşmeler… Şimdi sırası olmayan bir sürü anı ve bu anıların içinde kaybolmuş bir ben. Hepsinin açıklaması buydu ve gerçekten sırası değildi. Bu yüzden kendimi toparlayıp kulağımı profesöre verdim. ‘…beni tanıdığından eminim ama yine de kendimi tanıtmakta bir sakınca görmüyorum. Yeni uçuş profesörünüz Kristen Ellenweor Frank. Bütün bir sene boyunca 1. ve 3. sınıfların derslerini birlikte işleyeceğiz. ’ Yüzümde çarpık bir gülümseme belirdi. Karşımda bir ayna yoktu ama nedense babam gibi güldüğümü hissediyordum. Hüzünlü ve bir o kadar sevinçli. Yuvarlak gözlerimle profesörü izlemeye devam ettim. Sanki o, görüş alanımdan çıkarsa aklım başka yere gidecekti. Evet arkadaşlar bugünkü konumuz benim hiçte yabancısı olmadığım ve bizzat yakından şahit olduğum bir konu: Britanya Quidditch Ligi.’ Evet! Tahtadan yapılmış sandalyeye iyice gömüldüm.

Qudditch’e bayılıyordum, ama yetenekli olmadığım için takıma girememiştim. İçimde bir yangına sebep olmuştu, daha fazla hırslanmamı sağlamıştı ama yine bir hayal kırıklığı yaşamak istemediğin için şansımı ikinci defa denememiştim. İzlemesi de gayet eğlenceliydi, değil mi? Profesör bilgi verirken artık not alma vaktinin geldiğini anlamıştım, gerçi qudditch hakkında bir sürü şey biliyordum ve profesörün anlattığı herkesin yüzeysel de olsa bildiği şeylerdi. Fakat çantamdan bir parşömen, hokka ve tüy kalem çıkarmadan edemedim. Parşömenin samansı kokusu ciğerlerime dolana kadar iyice çektim, sıranın ucuna koyduğum hokkaya tüy kalemi batırdım ve cızırtılı cızırtılı not alma işine koyuldum. Birçok öğrenci tüy kalemin sesinden hoşlanmazdı ama ben nedense çok severdim. Bu ses, insanın motive ederdi, ama nedense bazıları bunu göremiyordu, tersine dikkatlerinin dağıldıklarını söylerlerdi. Şahsen ben, hiçbir zaman onlara inanmadım. Denedim ve gördüm, yok böyle bir şey! İçimde saçma sapan bir tüy kalem kavgası çıkmadan, kaşlarımı manasız bir biçimde çatmadan derse odaklanmalıydım. Hızlı hızlı yazarken birden başımı kaldırıp tahtaya baktım. Tahtadaki kocaman Britanya haritasını daha yeni fark etmiştim, afallamıştım. Bazen kendimi kaptırıp gidiyorum, etrafımda gelişen olayları sonradan fark ediyorum ama bu huyumu da seviyorum. Benim bir parçam, benim orijinalliğimi yansıtan bir ayna. Profesörün biçimli dudaklarından çıkan her kelimeyle değişen harita açıkçası beni büyülemişti. Sanırım bu büyülü haritayı bir köşeye not almalıydım, ilerde bir profesör olursam diye. ‘Evet, arkadaşlar bugünlük bu kadar ders yeter. Umarım dersimde iyi vakit geçirmişinizdir. Eşyalarınızı toplayabilirsiniz. Bir sonraki ders görüşmek üzere! ‘ Eşyalarımı hızlı bir biçimde toplarken herkesin çil yavrusu gibi dağıldığını ve arkadaşlarıyla konuştuklarını gördüm. ‘Bu ders harikaydı.’ ‘Profesör çok güzel, gözlerimi alamadım.’ gibi şeyler söylüyorlardı. Onların saçma sapan ders sohbetine katılmak gibi bir amacım yoktu zaten, çantamı omzuma alıp hızlı adımlarla kapıya yürüdüm. Birden kendimi kötü hissettim. Sanki ondan nefret ediyormuşum gibi sinirli sinirli yürümenin onun yüzüne bakmadan bu sınıftan çıkmanın bana bir yararı olmayacaktı. Omzumun üstünden bakıp ‘Sihirli günler, profesör.’ dedim, mümkün olduğunca en sevimli sesimle. Ardından sanki ağzımdan böyle bir laf çıkmamış gibi sınıfın sınırları içerisinden çıkıp kendimi bahçeye attım.



Renklendirme: 5 Yazım Kuralı: 7 Anlatım: 2 Ödev Puanı: 4
Toplam:
14+4= 18
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: III. Sınıfların I. Uçuş Dersi   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
III. Sınıfların I. Uçuş Dersi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Ders Arşivleri-
Buraya geçin: