Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Hüküm Sür Bende

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Eritheia Fae Hyxest
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1551
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : Venus.

MesajKonu: Hüküm Sür Bende   Salı Haz. 05, 2012 8:34 pm






ERITHEIA FAE HYXEST & JASON TYLER LLOYD
Only love can bring the rain that makes you yearn to the sky. Only love can bring the rain that falls like tears from on high...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eritheia Fae Hyxest
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1551
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : Venus.

MesajKonu: Geri: Hüküm Sür Bende   Salı Tem. 03, 2012 12:28 am

Göğsünde yattığı büyücünün, belini saran elinin sıkılaştırdığını hissedince yavaşça başını kaldırıp gözlerini hayranı olduğu çehreye doğru diken Fae, keskin hatlı dudaklara yerleşmiş mayhoş bir tebessüm ve hafifçe kısılmış okyanus mavisi gözler gördüğünde tereddütle çattı kaşlarını. Jason her böyle baktığında, bir yerde kıyametin koptuğuna yemin edebilecek kadar şaşkına dönüyordu genç cadı, zira sevgi dolu gözlerin üzerine doğrulmasına o kadar uzun zaman hasret kalmıştı ki bu berraklıklarla kaybolmanın tattırdığı zevkin kendisini sarhoş ettiğini kabullenmekte güçlük çekiyordu. Gülümseyen dudaklarını ıslattı, büyücünün sert karnına koyduğu avucunu yukarı doğru kaydırırken buz mavisi satenden yatak örtüsünü toplayarak biraz daha kaydı ve ona yaklaştı, yüzük parmağında parıldayan taşların cazibesine kanıp bakışlarını aşağı doğru indirmişti ki aralarındaki göz temasını kopardığına pişman olması bir oldu. Artık edebiyen onunla olacağı fikri tarifsiz bir mutluluk veriyordu lâkin bu aşkın kolay yürümeyeceğini bilmek genç cadıyı çetrefilli, soğuk savaşlara hazırlanmak zorunda bırakıyordu. Derin bir iç çekip şefkate aç küçük bir kız çocuğu gibi ait olduğu adamın koynuna sokulurken aklından ilk geçen cümleyi azat etti.

“Seninle ne yapacağım ben?”

Fısıltısının son nidalarını bastırmak için dudaklarını ısıran genç cadı, söylediklerinden bihaber nişanlısının boğazından yükselen ufak tınıyı başını iki yana sallayarak es geçti ve çok mühim bir şeyi unutmuş gibi kuvvetli kollardan kurtulup ayağa fırladı. Cibinliğini sıyırıp yatağın güneyine doğru geçtiğinde kollarını havaya kaldırıp niçin güzelim dakikalarına bir son verdiğini açıklayacaktı ki Jason’ın onun yatağında ne kadar güzel göründüğünü idrak edince araladığı dudakları öylece kalıverdi. Kollarını bacaklarına çarparak düşürdü ve omuzlarını indirdiğinde, sağ dirseğini başının arkasına toplamış, çarpık bir tebessümle kendisine bakan genç adamın gözlerindeki parıltılarda gizli kahkahayı seçti. Onunla geçirdiği her dakika böylesine vazgeçilmezken, en sapa çıkmaz sokaklara girdiğinde dahi ondan başka bir çıkış yolu olabileceğini nasıl düşünmüştü ki?

“Bana öyle bakmayı sürdürürsen senden ayrılamam, Tyler.”

Koyu başak rengi kaşlarından birini tehditkâr bir tavırla havaya kaldırıp topuğunun üzerinde dönen genç cadı, yatağın çaprazındaki çift kapılı giysi odasına uzun adımlarla yürüdü ve ayrı bir bölmeye, özenle yerleştirilmiş gelinliğin yanına doğru ilişti. Tasarımından dikim aşamalarına kadar her detayını tek başına onaylamıştı, lâkin gösterişten uzak zarafetinin Jason tarafından da göz doldurucu olarak görüleceğine adı gibi emindi. Bölmenin kilidini açıp ağır askıyı yerinden çıkarmıştı ki, hemen üstteki iki rafa istiflenmiş renkli kutular ve kahverengi kaplı defterler gözüne çarpıverdi. Nefesinin kesildiğini hisseden Eritheia, aksini yapması hususunda durmaksızın telkinlerde bulunan iç sesine rağmen bir an için kendini kontrol etmekten vazgeçti ve sırtına en yakın tarihin basılı olduğu deftere uzandı. Jason’la ilişkisini yoluna koyduğundan bu yana günlük tutmaya ara verdiğinden olsa gerek, dudaklarını ıslatma ihtiyacı duydu ve başparmağıyla hızla taradığı sayfalara nakşedilmiş muntazam el yazısını tanıyınca boğazında peydah olan yumrunun ona acılardan bir harabeyi getirmemesini diledi. En son sayfa, bir sonbahar gecesinde şafak sökmeden birkaç dakika önce yazılmıştı; cadının içini dökmeye doyamadığı günlüğü o şafağı, tamı tamına yedi sayfaya sığdırmıştı. En son satırlara kaydı gözleri, pencere pervazında oturduğu o ânı hatırlamak için zihnini zorladı.

… Yine `Hoşçakal,´ diyerek kapatmak istemiyorum bugünü. Asla okuyamayacağın satırlar yazmaktan yoruldum, tıpkı senin dörtnala dolu gizgin koşan bu hoyrat aşkını dizginlemeyi beceremeyen çelimsiz fırtına olmaktan yorulduğum gibi; yalnızca bitkin düştüm. Yemin ederim ki erişmek istiyorum, seni sevmenin tattırdığı mutluluğu sana tarif edebilmeyi istiyorum. Ama bilirsin, okyanus, tam tepesinde kopan poyraz ne kadar büyük olursa olsun üzerine çakılan yağmur damlalarını hissetmezmiş. Buna benziyor, değil mi? Kendi hüznünde benim üzüntümü göremiyor olman buna benziyor.

Ne olursa olsun bir gün parmağımda senin yüzüğünü taşıyacağım, Tyler, senin gelinin olacağım. Tanrı’nın bana verdiği armağanlar kucaklayamayacağım kadar ağır geldiğinden olsa gerek, hayatımı yoluna sokmakta güçlük çeker oldum ve senin bundan uzak durman gerektiğine inandırdım kendimi. Fakat seninle olamıyor olmam, seni sevmediğim anlamına gelmez. Hiç gelmedi. Seni seviyorum ve sevmemi güçleştirecek kadar değiştiğinde dahi sevmeye devam edeceğim.
Fae.


Kuvvetlice yutkunup elindeki defteri kapatan genç cadı, bir müddet ne yapacağını bilmeksizin karanlığa doğru bakmasının akabinde geçmişten çıkagelen tüm hatıraların Jason’ın miladına dair olduğu gerçeğini anımsayıverdi. Freja’nın kendisine yaptığı iyilikten nişanlısına hiç söz etmemişti, lâkin duyduğu anda ne düşüneceğini merak ettiği aşikârdı. Dikkatini bu hususa verip az önce okuduğu satırların üzerinde yarattığı yakıcı etkiyi hafifletmeye çalışırken parmakları üzerinde yükselip defteri en geriye doğru iteledi ve almak için geldiği gelinliği askısından söküp giysi dolabının kapısına doğru yürüdü. Jason’ı başını hafifçe yana kırmış, pencereden dışarıyı seyreder vaziyette görünce karaladığı satırlarda sözüne ettiği her şeyin gerçekleşmiş olması Eritheia’yı gülümsetmişti. Parmağındaki yüzüğe şöyle bir bakıp hafifçe öksürdü ve yüzündeki hüznü silmeye olabildiğince gayret edip yatağın başına doğru adımladı.

“Babamın bir Lloyd'a onay vermesi, mâli bir yatırım sayılır mı dersin?”

Kaşlarını havaya kaldırıp yapmacık bir ciddiyet takındığında geçmişe dair zihninde beliren karanlık soru işaretlerini ve sarışın bir porsuğun tebessümüne dair büyük boşluğu görmezden geldi.

_________________

“I love the ground under his feet, and the air over his head, and everything he touches,
and every word he says. I love all his looks, and his actions, and him entirely and altogether.”


₰ my love, my Christ:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jason Tyler Lloyd
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 2261
Kayıt tarihi : 04/02/11

MesajKonu: Geri: Hüküm Sür Bende   Salı Ekim 23, 2012 12:51 am

'' Hayır, olamaz. Onun gibi kadınlar kesinlikle katlanamazlar dediler. Bütün denklemlerini tersine çevirebilirdim.
Fae’yi düşündüm. ''


Kollarına sardığı cadıyı kendine doğru çekerek dudaklarını başının en uç noktasına götürdü, gözlerini kapadı ve eşsiz saçlarının sahip olduğu kokuyu defalarca içine çekti. Kesinlikle o büyük kibirini, kendini çevresinde bulunan bütün büyücülerden üstün görme duygusunu bıraktığı nadir dakikalardandı. Son günlerinde sıkıntılı bir yalnızlık duygusu ona acı vermeye başlamıştı. Bu duyguda kararlı ve şiddetli bir taraf yoktu, ama ona hep süreceğini duyumsatıyordu, yani yıllarca bu soğuk ve sıkıntılı yalnızlık duygusu peşinden gelebilecek gibiydi akşam üstleri bu duygu genellikle daha kuvvetli ve baskıcı olurdu ama bu akşam üstü hepsinden farklı kılan o cadı kollarının arasındaydı. Bu yirmi metrekarelik boşlukta bir çeşit sonsuzluğu anlatırdı: Onu sevmek, onun duygularını hissetmek. Ellerini saçlarına götürüp rahatsız olmaması için derinliklerinde kalan tüm sakinliğini harcağında durup kendine ne olduğunu sordu. Alıp verdiği derin nefesin ardından bir kadının bu denli değişim yaratabileceğinin karşı koyulamaz gerçekliğine boyun eydiğinde kollarının arasından sıyrılan nişanlısının yüz hatlarında kendini kaybetmişti.


‘‘ Benliğimi senin yanında kaybetmem en büyük zayıflığım olmaya başladı. ’’

Kesinlikle vücudunun her bir köşesiyle çelişen bu cümleyi ağızında daha fazla tutamadı. Fae’nin kalkıp dolabına doğru ilerlediğini görünce suratını sol tarafa çevirerek pencerenin ötesinde yayılan büyüleyici manzaraya gözlerini kitlediği an baş parmağıyla yüzüğünü okşamaya başladı. İlerleyen zamanlarda daimi yanında olacak kadın ile birleştiği gün Jackson’un yanında olamayacağını anımsadı. Ne zaman bucaksız bir manzara görse abisi gibi gördüğü büyücüyü anımasamaktan kendini alı koyamıyordu, yutkunmaya çalıştı fakat sanki boğazı tamamiyle kurumuştu. Tüm umutların onda odaklandığını ve her şeyin ona bağlı olduğunu hissetti, bütün mutlu olduğu anlarda yanına koyduğu tek insan oydu. Kendini biraz olsun çektiği acıdan sıyırmak istedi ve ansızın ellerini giydiği beyaz gömleğin üzerine götürdü, bir düğmeyi yavaşça ilikledi. Ayağı kalkarak kendisinden uzak olan cadının yanına yavaş adımlarla ilerledi, onun da kendisine doğru ilerlediğini görünce yüzünü buruk bir tebessüm kapladı, kesinlikle farklı bir Jason görüyordu. Fae’nin sorduğu soruya cevap vermeyerek kolundan tuttu ve az önce gözlerinin takıldığı eşsiz manzaraya getirdi, kollarını beline bağladı ve başını onun omuzlarına yerleştirerek boynunu dudaklarıyla ıslattı.

‘‘ Fae. ’’ dedi fısıldayarak. İki dudağını birbirine bastırarak elini nişanlısının yüzüğüne götürdü, konuşmasına devam etti. ‘‘ Bütün bu sonsuzluğun önünde yemin ederim, sen benim sürekli sevdiğim, bir daha asla acı tatmayacak eşim olacaksın. ’’

Gözlerine doğru düşen nişanlısının saçlarını kurtararak ellerini belinden ayırdı ve tek eliyle onun elini tutarak bir iki adım geriledi, ne kadar büyüleyici olduğunu gözleri tekrar tekrar görmek istiyordu. Söylediği cümlelerin etkisini onun yüzünde görmekte çok farklı bir duyguydu. En ufak sıkıntıya dahil tahammülü yoktu. ‘‘ Bu arada, baban kesinlikle en doğru kararı verdi. Tabii bir de kararı benim verdiğimi düşünürsek... ’’ Bu cümle de hala eski Jason’dan bir kaç parçanın olduğunun kanıtıydı şüphesiz. Sıkı bir kahkaha patlattıktan sonra tekrar yatakta sarıldığı nişanlısına göz ucuyla baktı, belki de ikisinin de birbirlerinden vazgeçmemesinin nedeni, zor kişiliklerine aşık olmalarıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hüküm Sür Bende
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Yağmurlu Bir Günde Göl

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Genel Olarak Wigtown :: Eritheia Fae Hyxest-
Buraya geçin: