Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Yeni Avcı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: Yeni Avcı   C.tesi Kas. 17, 2012 11:01 pm

Günlerdir ne rahat bir uyku yüzü görmüştü cadı ne de karnını doğru düzgün doyurabilmişti. Aklının bir köşesini mesken tutmuş olan Serpent ise cadının huysuzluğuna huysuzluk katmaktan başka bir işe yaramıyordu. Etrafında olan biten tüm olaylara kapamıştı Spring kendini. Kendi içerisinde taşıdığı zor insan kendisine yetiyordu zaten. Her gün lanetler okuyarak ilkel yaşama alışmaya çalıştığı ormanda tek yapabildiği şey temiz kalabilmekti. O da, oldukça soğuk bir suya sahip olan gölün içine girip çıkmaktan ibaretti. Nemli olan saçlarını birbirlerine dolayarak kafasının tepesinde koca bir top halinde toparlamıştı. Rahatsız zeminlere alışan bedeni sayesinde sırtını dayadığı ağacın gövdesi cadıya artık herhangi bir koltuğun konforunu verebiliyordu. Gözlerini açtığı her gün, ayrı bir sorunla karşılaşırken kendine dert ettiği tek konu vücudunda gezdiğini hissettiği var olmayan böceklerdi. Beyaz teni kaşımaktan kızarmış, hatta kollarının içinde yer yer ufak yaralar oluşmuştu. Floja'nın kendisine verdiği merhemleri sürse ve o merhemler yaraları geçirse de giden yaraların hepsi gün aşırı geri geliyordu. Umutsuz gözlerle kaşıdığı kollarına son bir kez daha baktı. Bacaklarını kendisine doğru çekip ince kollarını bacaklarının etrafına doladı ve çenesini dizlerinin üzerine koydu. Orada yaşamaya başladıklarından beri zaman olgusunu zaten kaybetmişlerdi. Ama cadı beklemekten, ne kadar zaman geçtiğini bilmese dahi, hala nefret ediyordu. Diline dolanan şarkıyı kendi kendine mırıldanırken sıkıntıdan ritmini bile tutturamıyordu. Normal hayatında yaptığı ve monoton olarak nitelendirdiği her faaliyete hasret kalmıştı Spring. Odasını toplamayı, sevmiyorum diye mırın kırın edip yemediği yemekleri, tek kişilik diye her seferinde söylendiği yatağını geri döndüğünde asla yadırgamayacaktı. Tabii geri dönebilir ve normal bir hayata sahip olabilirse.

Yutkundu ve ardından aldığı derin nefesle beraber iç çekti. "Kendini taşıyamıyor herhalde artık." Söylenerek bacaklarına doladığı kollarını açtı ve ellerini yere bastırıp destek aldı. "E o kadar ağır olsam, ben de kendimi taşıyamazdım." Ayağa kalkıp geldiği yönden geri dönmek için arkasını döndüğünde karşısında gördüğü bedenin sahibine bakmak için kafasını yukarı kaldırdı. Suratına yerleştirdiği mahçup gülümsemeyle beraber Jake'in gözlerine baktı kısa bir süre. Ardından bir adım geri atıp büyücünün korkutucu gölgesinden çekildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Liam Winchester
Kral Kurt
Kral Kurt
avatar

Mesaj Sayısı : 818
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : The Incredible Hulk

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Paz Kas. 18, 2012 5:32 pm

Kocaman bi çift göz.

Burnunun üzerinde kıl misali dört ayağın durduğunu hissetmiş, göz kapakları anında aralamış, ve kendisini izleyen kocaman gözlerle karşı karşıya gelmişti. Yaprakların üzerindeydi, toprak kokusunu derince içine çekerek uykuya daldığı ağaç kökünde, tüm geceyi, her geçen gün kendini toparlaması gerekirken durumu sabit olan Serpent için endişe hissederek geçirmiş, sonunda uyku şarabının tatlılığına dayanamayıp bilinçsizliğe yenik düşmüştü.

"Burnumun üzerinde ne arıyosun çocuk?"

Bi böceğe göre bi kedinin gözlerine sahip yaratık, göz kapaklarını kırparak ayaklarını eşeledi, tiz bir tonda küçük bi ses çıkararak bekledi. Parmağını burnuna uzatıp hayvanın tırmanmasını izleyen Jake diğer elinin bileğiyle de burnunu kaşıdı, nitekim avuç içine batmış halde toprak partekülleri bulunuyordu.

"Aç mısın? Ne yersin ki sen?"

Kuvvetli bi sıçramayla omzuna atlayan böcekle birlikte kamp alanına yürüyen aslan geçtiği çalılar, ve köklü, yaşını tahmin etmenin mümkün olmadığı ağaçlarının yaydığı mistik aurayı hissedebiliyor, ve bir ormanda yaşamak zorunda kaldığı için mutlu hissediyordu. Diğerlerinin de buraya uyum sağlayacağı, öyle ya da böyle açıktı, yine de zorlanmalarına şaşırmıyordu. "Malikanelerinden çıkmamış tiplerin doğayla mücadelesi komik olacak"

Kamp alanına ulaştığında suyla dolu dört büyük kovayı taşımaya çalışan Euterpe ve Syrinx'i gördü, arkalarından yaklaştı ve hiçbir şey söylemeden ikisini birine, diğer ikisini diğer eline alarak, bi yandan da ıslık çalarak ilerledi.

"Zahmet etmeseydin!"

Sırıtarak, kovaları, av etini temizleyen, bi yandan da suratını buruşturan Pieretta'nın yanına bıraktı.

"Nasıl gidiyor?"

"Dişlerimle bi hayvanı parçalayacak mideye artık sahibim. O kadar tiksindim ki, artık tiksinemiyorum bile!"

"Sıranı bekle, önce Spring'e bi şeyler öğretmem lazım."

Kızın yanağını sıktı, sinirle savuşturduğu elinden kurtuldu ve odun kıran Demyx'in sırtına hafifçe vurdu.

"Kaburgalarımı bi kere daha mı kıracaksın?"

Söylenmelerinden yavaş yavaş uzaklaşarak, kendini her gün en az yirmi defa uğramaya adadığı Serpent'ın çadırına yöneldi. Kamptaki tek çadır buydu, ormanın en sık noktasında, kalbine en yakın yerinde kurulmuş olduklarına inanıyordu, zira içerisine iki küçük şehrin sığabileceği büyüklükte, doğal bir medeniyette konaklıyorlardı. Fırtınanın rüzgar kısmı yine de oldukça sarsıcıydı, fakat yağmur damlaları sık ağaçların arasından nadiren geçiyor, bu da yaşanabilir bir ortama önayak oluyordu.

Yapraklardan örülmüş girişten usulca içeri girdi, başında bekleme nöbeti Freja'daydı. Kız alışkanlıktan, otomatik olarak gerekli açıklamayı bi çırpıda yaptı.

"Değişen bi şey yok, ne iyi ne kötü."

Büyük göğsüne derin bir nefes çekip, sıkıntıyla üfledi. İki adımda yatağa erişti, kardeşinin alnına, sonrasında kızın alnına birer öpücük bırakıp, girdiği yerden zorlukla çıktı. Çadırın yanındaki cephanelikten mızrak sadağını alıp omzuna astı, bir iki savaş baltasıyla birlikte yay, bir sadak da ok alıp diğer omzuna astı. Kendi savaş mızrağı, en büyükleri olarak en köşedeydi.

"Nasılsın oğlum? Arkadaş ediniyo musun?"

Çamur sıçrayan noktasını, tişörtünün ucuyla silip ormana doğru yöneldi. Yirmi dakikalık yolculuğun ardından, hastalıklı gün ışığı kendini ağır ağır göstermeye başladığında kulak kabarttı ve kendi kendine konuşan Spring'e şahit oldu.

Orta boy mızraklardan birini sadağından şimşek gibi çekti, ve arkasını dönen kızın tam yanındaki çınara doğru büyük bir kuvvetle fırlattı. Mızrağın ucu, Spring'in birkaç santim sağında, çeyreğine kadar saplanmıştı. Böcek hala omzundaydı.

"Kural bir, ardını kollamadan bıdır bıdır konuşma. Kural iki" yanına kadar ilerledi, burnu burnuna değene kadar yaklaşmıştı. "Kurtlarla dalga geçilmez."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Paz Kas. 18, 2012 6:18 pm

Sağ omzunun on, on beş santim yanında kalan koca ağacın gövdesine saplanmış mızrağa döndü büyüyen gözleri. Karşısında dikilen büyücünün kendisine doğru attığı adımları fark etmemişti bile. Sesiyle irkilip gözlerini onun gözlerine çevirdiğinde büyücünün kendisine gereğinden fazla yakın durması Spring'i rahatsız etmişti. Genci, ufak elleriyle itmeye çalışırken bir kaç adım geriye gitti. Koca bedeni yerinden kıpırdatmak için yeterli güce sahip değildi bilekleri. Ellerini indireceği sırada kısılan ve aslanın omzuna ilişen gözleri, mızrağın yanından geçerken hissettirdiği korkudan kat be kat daha fazlaydı. Az önce, duyduğu utanç duygusu bir anda yok olmuştu. Midesini bulandıran, haddinden iri böceği gördükten sonraki on saniye içerisinde ensesini kaşımaya başlamıştı cadı. Gözlerini devirdi ve ardından Jake'in gözlerine odaklanmaya çabaladı. Bir eli ensesinden omzuna inmiş, kendisini kaşımaya devam ederken diğer eli hala büyücünün bedenine kuvvet uyguluyordu. Böcekle, büyücünün gözleri arasında gidip gelen gözlerini sonunda kapadı. "Omzundaki yaratığın farkında mısın sen?" Elini omzundan indirdi. Yumruğunu sıktı. Biraz daha kaşınacak olursa teni pul pul dökülecekti. Bir hamlede arkasını döndü ve gözleri bir kaç saniye boyunca yerde hızlı hızlı gezindi. Üç adımda bulduğu uzun, ince dal parçasını eline alıp asasını tutuyormuş gibi kavradı. Tekrardan Jake'e dönüp yüzünü buruşturdu. Büyücünün, Spring'in olduğu halden zevk aldığını söylemek neredeyse mümkündü. Elindeki ince dalla böceğin bacaklarına doğru uzandı. Kuvvetlice savurdu dalı. Böceğin dalın ucuna yapışmasıyla beraber inleyerek bıraktı elindeki ince sopayı ve kuru yaprakları ezerek Jake'in diğer yanına geçti. Saç diplerini kaşırken yerdeki böcekten aldı gözlerini. Aslanın gözlerine odaklandığında "Pirelenmişsin ama, olmaz ki böyle. Arada bir uğra yanıma ayıklayalım pirelerini, böceklerini." dedi. Omzundaki böcekle beraber yanına gelen büyücüye yavaş yavaş ödetecekti bu yaptığını. Elindeki yaya uzanıp onu çekiştirerek aldığında tekrardan konuştu. "Haydi, üçüncü kurala geçelim."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Liam Winchester
Kral Kurt
Kral Kurt
avatar

Mesaj Sayısı : 818
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : The Incredible Hulk

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Çarş. Kas. 21, 2012 7:31 pm

Omzuna uzanan çubuğu gördüğünde sırıtmasına hakim olamayan Jacob, kocaman gözlü küçük böceğin kaderini merakla bekliyordu. Arkadaş dahi olsa, doğada güçlü olan kazanırdı ve küçük dostunun kendini nasıl koruması gerektiğini öğrenmesi gerekirdi. Yine de Spring sopayla vurmaktansa dürtmeyi seçmiş ve böceği yere düşürmüştü. Kıl kadar ayaklarıyla pıtır pıtır hareket eden yaratık, en yakındaki ağacın dalına hızla tırmanıp, yeşil yapraklarının arasında kamufle olurken Jacob, deli gibi kaşınan güzelliğe yanıt vermişti

"Bitlenen pirelenen benim, kaşınan sensin. Mantık hatası değil mi sence de?"

Başını yavaşça iki yana sallarken sadaktan çektiği mızrağı kıza verdi.

" Nasıl fırlatman gerektiğini biliyor musun?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Çarş. Kas. 21, 2012 7:57 pm

Jake'in gözlerine, kısa bir süre kaşlarının ikisini de kaldırarak baktı. İç geçirerek derince bir nefes alıp gözlerini devirdi. Ardından bir kaç adımda gerileyerek eline tutuşturulan mızrakla bakışmaya başladı. Kendisiyle ilk kez tanışıyordu.
"Nasıl fırlatman gerektiğini biliyor musun?"
Kaçamak bakışlarını Jacob'a yönelttikten sonra elinde tuttuğu mızrağa baktı tekrardan. Kendinden emin tavrı içten içe silinirken hala bilmiş bilmiş dikleniyordu. Ne kadar zor olabilirdi ki? "Ne kadar zor olabilir ki?" Elindeki mızrağı kaldırdı omuz hizasına yakın şekilde fırlatması gerektiğini düşünüyordu. Gözleri kendisini dikkatle izleyen Jake'in gözlerine kaydı. Ardından ilerisinde duran ağaca odaklandı tekrardan. Gövdesini delmeyi hedeflediği ağaca doğru fırlattı mızrağı. Fakat mızrak, yolun yarısına bile ulaşamadan sıradan bir sopaymış gibi düşmüştü yaprakların içine. Sonunda tam anlamıyla umutsuzluk kaplanan gözlerini Jake'e çevirdiğinde "Başka bir şey mi denesem acaba, olmayacak gibi." dedi. Ardından az önce fırlattığı mızrağı almak üzere ilerledi. Sadece altı adımda mızrağa ulaşmıştı. Geri getirip işin ustasına uzatırken mızrağa saygısızlık ettiğini düşünüyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Liam Winchester
Kral Kurt
Kral Kurt
avatar

Mesaj Sayısı : 818
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : The Incredible Hulk

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Çarş. Kas. 21, 2012 8:21 pm

Göz devirmelerinin, hoyrat tavırlarının, istediği şeyi doğrudan dile getirmelerinin ne kadar çekici geldiğinin bariz şekilde farkında olmayan Spring'i, dudaklarının kenarındaki sırıtışla izledi Jake. Fırlattığı sopasının, incecik bileklerine oranla çok bile gittiğini düşünüyordu, ayaklarını sürüye sürüye alıp geri getirmesiyse ufak çaplı bir kahkahaya sebep olmuştu.

"Bak" kıza yaklaşıp sağ kolunu tuttu, havaya kaldırdı "Gücü bu ince çöp parçasından alırsan hiçbir zaman avlanamazsın." kendine doğru çekip arkasını döndürdü, kulağının yanında konuşurken kızı bir kuklaymış gibi kullanarak, nasıl fırlatması gerektiğini anlatıyordu " Kuvveti belinden bacağına kadar uzanan kaslardan almalısın. Mızrak senin bir uzvun olmalı, kaslarınla bağlantılı olmalı ki gerekli her lifi kullanabilesin. İyice geril" geriye doğru çekip belinden tuttu "Sonra tüm gücünle fırlat, fakat silah elinden çıktığında kolunu durdurma, bırak o da savrulsun, gerekirse kendi etrafında dön. Kolunun çıkmasını istemeyiz." Kızdan ayrılıp çabuk adımlarla ilerledi, az önce hedef alınmış ağacın tam önünde durdu. "Fırlat." Sırıttı. Eğer Spring onu fena halde şaşırtmazsa, yavaşça süzülen tahta parçasını dişleriyle dahi yakalayabilirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Çarş. Kas. 21, 2012 9:04 pm

Jake'in kahkahaları arasında Spring'in yer çekimine karşı gelemeyen dudak kenarları düştüğü durumun resmi gibiydi. Neyseki büyücü, cadı gibi pes etmemişti hemen. Ona öğretmesi gereken işin de ne kadar ciddi bir şey olduğunun farkındaydı. Bu ufak mızraklar Spring gibi bir çaylağın eline geçtiğinde yanlışlıkla kimleri avlayacağı belli olmazdı. Jake, cadıyı kolundan çekip arkasını döndürdüğünde büyücünün ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha fark etmişti. Cadıyı bir çarşafı silkeler gibi zorlanmadan tek hamlede çevirmişti. Spring hayret içinde Jake'in anlatışını dinlerken, büyücünün kendisiyle oyuncakmış gibi oynamasına izin verdi. Oğlanın, geri çekil, komutunu duymuştu fakat kız kendi kaslarıyla hareket etmeden aslan tarafından hareket ettirilmişti. Suratını oğlana doğru çevirdiğinde o hala bir şeyler anlatıyordu. Spring, hala tam olarak yapacağına inanamadığı bir şey için çırpınmak istemiyordu. Ama yine de Jake'in hatrına, onun talimatlarını uygulayıp deneyecekti. Kendisinden ayrılıp giden oğlanın az önceki ağacın önünde durmasını izledi. "Fırlat." Sırıtarak kendisine bakan Jake'e sinirlense mi, orada durduğu için korksa mi, bilemiyordu. "Çık ordan." Oğlan olduğu yerde sabit bir şekilde dururken cadı kaçıncı kez olduğunu saymadığı oflamalarından birini daha koyvermişti. Elindeki mızrağı aynı onun dediği gibi tuttu. Kaslarını hissetmeyi başarırsa eğer atabileceğinden emindi. Ağacın, Jake'in kafasının hemen üstünde kalan kısmına odaklandı bu sefer. Aldığı derin nefesler eşliğinde fırlattı mızrağı. Bir önceki atışından kat be kat daha iyiydi. Tek sorun, hedefi aldığı yere değil başka bir yere saplanmıştı mızrak. Gözlerini kapamış olan Jake'e bakıp kahkaha attı. Büyücünün bacaklarının arasından geçip ağaca saplanan mızrak ufak çapta bir endişeye sebep olmuştu. "İyisin iyi, hasar yok." Hızlı adımlarla Jake'in yanına gitti. "Ama ne olur ne olmaz, bunu tekrarlama bence." Gülüyordu. Kendine güveni yerine gelmişti. Mızrak en azından attığı doğrultuda gitmişti. Sadece hedef on ikiden vurulmamıştı. "Böyle giderse hiç bir şeyi öldüremem, senden başka."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Liam Winchester
Kral Kurt
Kral Kurt
avatar

Mesaj Sayısı : 818
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : The Incredible Hulk

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Çarş. Kas. 21, 2012 9:24 pm

Bacaklarının arasından ağaca saplanan mızrakla gözlerini sertçe kapadı, birini açarak aşağıyı gözledi, şaşkınlığı ve anlık korkusu yerini rahatlama ve içinden engellenemez bir dürtüyle çıkan kahkahaya bıraktı.

"Çok iyi! Ama şükürler olsun ki yeteri kadar iyi değil."

Baş kısmının tamamının saplandığı tahtayı çekip çıkardı, kızın parmaklarına tutuştururken ellerini avuçları içerisine alıp bıraktı. Neden ona dokunmak kendisine bu kadar tatlı geliyordu?

Derken hemen ardından gelen çıtırtıyla, bir heykel kadar sabit kaldı, bir anda değişen yüz ifadesi ve açılan gözlerini fark eden Spring de aynı sabitliği, bir avcının içgüdüleriyle sağlamıştı. Tam arkalarında hareket eden bir hayvan vardı, yaklaşık altmış metre uzaktaydı ve adımlarının ağırlığına bakılırsa ya genç bir erkek, ya da erişkin bir dişi geyikti. Heyecandan ağzı bir karış açılan, ve omuzlarının ardına bakan kıza gülümseyerek fısıldadı.

"Boynuzları var mı?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Çarş. Kas. 21, 2012 9:55 pm

Büyücünün yerli yersiz kendisine temas etmesinden ne şikayet edebilirdi, ne de bunun hoşuna gittiğini söyleyebilirdi. Ellerini avuçları arasına alıp geri bırakan Jake'e kızaran yanaklarıyla gülümsedi. Tam hareketlenmeye başlayacakken duydukları ufacık bir çıtırtıyla heykel gibi kesiliveren aslanı takiben kendisi de kaldı olduğu yerde. Jacob kadar olmasa da dikkat kesilmişti o da. Gözlerini kısıp görüş alanına giren ormanı taradı. Hiç bir şey göremeyince başını hafifçe yana çevirdi. Jake'in tam arkasında hayli büyük bir hayvan vardı. Ne olduğunu anlamak için biraz daha çevirdi kafasını. Gözleri geyiğin boynuzlarını gördüğünde ağzı şaşkınlıkla aralanmıştı. Kendisine fısıldayan Jake'e kafasını salladı. "Evet." Kocaman açılan gözleri elindeki mızrağa iliştiğinde yapıp yapamayacağından emin değildi. Tereddütle "Öldürmemiz gerekiyor herhalde, dimi?" dedi. Büyücünün bakışları altında hissettiği baskı sayesinde avcundaki mızrağı az önceki gibi kavradı. Sessizliği bozmamaya özen göstererek yönünü tam olarak avına odakladı. Jake'in gördüğü en yavaş avlanma olabilirdi. Mızrağı, az önceki gibi hatta belki daha bile kuvvetli fırlatmıştı. Kulaklarına dolan garip ses yüzünün buruşmasına sebep olmuştu. Öldürebileceğini sanmıyor hatta içten içe vuramamayı umut ediyordu. Ağaçların arasında yığılan bedene baktı. İçindeki heyecan ve merakla adımladı ormanı. Geçtiği ağaçların ardında yatan geyik, boynuyla ön bacağı arasında bir yerden vurulmuştu. Ölmediğini gördüğünde ince inleme koyverdi genç cadı. Geri geri attığı adımlarla Jacob'un ayağına basmıştı. İrkilerek öne sıçradı, arkasındakinin Jacob olduğunu görünce isyan etti.

"Ölmemiş ya bu!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Çarş. Kas. 21, 2012 10:26 pm

Esrarengiz bir şekilde yeşile boyanan gökyüzüne, yaşadığı Silvanesti Ormanı'na, bir yemek için dahi çok uğraşmaya; çabalamaya ve en kötüsü de türlü türlü böceklere alışmıştı artık Etta. Ayağına tırmanan siyah bir yaratık gördüğünde huylanmıyordu artık veya gecenin karanlığının yoksunluğu da farklı gelmiyordu safir mavisi çekik gözlerine. Ormana ayak uydurmuştu en sonunda, başarılı bir şekilde. Avlanan hayvanların etlerini birbirine ayırıyordu, parçalıyordu veya pişiriyordu. Bazı zamanlar avlanmaya gittiği dahi oluyordu. Bu gündelik yaptığı bir şey gibi olmuştu; tıpkı sabah ve akşam dişlerine fırçalamak gibi. Gerekliydi. Serpent'ın yaraları gün geçtikçe hiçbir değişiklik göstermezken, yapılması planlanan hiçbir iş aksatılmamaya çalışılıyordu müritler tarafından. Şimdi ise, Pierretta, ince parmaklarıyla kavradığı mızrağı herhangi bir canlının boynunun bir kısmından diğer kısmına kadar saplamayı planlıyordu. Karnı bir hayli acıkmış ve onu hazırlama işinin uzun süreceğini bildiğinden de aceleci davranıyordu. Kulaklarına dolan tiz bir ses, yaralı bir canlının varlığının habercisiydi. Bu da ormanın ona öğrettiği birkaç şeyden birisiydi. Mızrak elinde sıkıca tutulurken, hızlı adımları sesin geldiği yöne doğru koşmaya başlamıştı ve diğer herkesten çok daha iyi bildiği bu ormanda nereye gittiği konusunda kesinlikle bir yanlışlık yaşamazdı gecenin kızı. Koşar adımları ilk gün ki gibi kalın ve yaşlı ağaçların topraktan taşan köklerine takılmıyordu. İlk günden beri çok daha dikkatli olmayı öğrenmişti. Adımları sona erdiğinde, Spring ve Jake'in az ilerisinde gördüğü geyik, ikisinden birinin çok sağlam olmayan bir atışına maruz kalmıştı belli ki; çünkü acı çekiyordu. Bunu anında engellemek isteyen Etta, olduğu yerde ayaklarını sabitledi ve tam Jake hareketlenmek üzereyken mızrağını hızlıca keskin gözüyle belirlediği hedefine doğru fırlattı. Mızrak geyiğin boynunu deşerken, ikilinin durduğu yere nazaran biraz daha yükseklikte kalan toprak araziyi arşınladı Pierretta. İkisinin yanına vardığında, mızrağını hızlıca artık ölmüş vaziyette yerde uzanan yemeğinden çekti.

''Sanırım, o artık bir ölü.''

Gülümsemişti. Canice görülebilirdi; lakin tek düşündüğü guruldamak üzere olan midesiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Liam Winchester
Kral Kurt
Kral Kurt
avatar

Mesaj Sayısı : 818
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : The Incredible Hulk

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Çarş. Kas. 21, 2012 10:58 pm

Ciyaklayarak geri çekilen Spring'in ayağına basmasıyla ileri sıçraması bir olmuştu. Jake kızın gözlerine baktığında güldü, 8 yaşındaki bi kız çocuğundan farklı olmayan surat ifadesi şirindi, parmakları kızın yanağından bi makas aldı ve geyiğe doğru ilerledi. Sadağından başka bir mızrak çıkarıp, akşam yemeklerinin acısını dindirmek için vuracağı sırada, önce ardından gelen hışırtıları fark etti, sonrasındaysa yanından geçip geyiğe saplanan mızrağı gördü. Zihninin reflekslerine milisaniyede gönderdiği emir olmasaydı, mızrağın fırlatıldığı noktaya kendi mızrağını fırlatıp savaşa hazır hale gelecekti "Silvanesti'de bizden başka kimse yok." Gevşeyerek silahını yerine tıkıştırdığındaysa Pierretta'nın muzafferane sesi kulağına kadar ulaşmıştı.

"Bana bir daha arkadan yaklaşırsan muhakkak eğil, özellikle elimde sana fırlatacak bi şeyler varsa."

Sırıttı. En yakın dostunu, yavaş yavaş tutulmaya başladığı kızla aynı anda avlanırken görmek çok hoşuna gitmişti, isyanın getirdiği kaosun en tatlı yanlarından biri de bu değil miydi? Spring'e döndü ve ilan etti.

"Bu senin avın, beş yaşındaki bir çocuk bile yerdeki bi geyiği vurabilir."

Ardında kaşlarını çatan kızın varlığı keyfini iyiden iyiye yerine getirirken hayvana yürüdü, saplanan iki mızrağı da çıkarıp uçlarını çimenlerde temizlemeye koyuldu. Tüm neşesini bir anda kaçırıp, eğlenmekten suçlu hissetmesinin sebebi, Pierretta'nın küçük parmaklarının Serpent'ın kalbinde olduğu anın gözlerinin önüne gelmesi, ikilinin şaşkınca kendisine dönmesini sağlayansa ses tonuydu. Tamamen ciddiyete bürünmüştü, titrememesi için boğazını temizlemesi gerekliydi. İkiliye arkası dönüktü.

"Serpent nasıl?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Çarş. Kas. 21, 2012 11:36 pm

Sıcak yanaklarına değen soğuk parmaklarla irkildi. Gözleri, hareketlenmeye başlayan Jacob'u takip ediyordu. Eline aldığı mızrakla can çekişmekte olan hayvanı öldürecekti beli ki. Cadı, alışması gereken manzarayı gözlerini kaçırmadan ya da kapamadan izlemeye çabaladı. Geyiğin ölümüne öyle odaklamıştı ki kendini, hayvanın boynuna saplanan mızrağın Jake'in elinden çıktığına emindi. Oysaki büyücü, Spring'in arka tarafına doğru dönmüş, elindeki mızrağıysa yerine koymuştu. Spring şaşkınlıkla ardını dönerken kendilerine doğru ilerleyen sesin sahibinin Etta olduğunu görüp şaşkınlıkla gülümsedi. Jacob ve Pierretta'nın nasıl yakın arkadaş olduğunu şimdi daha iyi anlıyordu. İkisi de birbirinden vahşiydi. Spring ise zararsız hayvanlara vereceği zarar yerine gereksiz insanları öldürmeyi tercih ederdi. Hatta bundan zevk bile duyardı. Jacob, cadıyı uyarırken gayet neşeliydi. Spring, elini Etta'yı selamlamak mahiyetinde kaldırdı. "Bu kurtun ustası kim diyordum ben de." O dakikalarda ardında uzanan ölü geyiği unutmuş, neşelenmişti. Kendisine dönen bedene doğru çevirdi bakışlarını. Jacob'un tavırlarındaki değişikliği tam o an anladı. Ona cevap olarak suratına yerleştirdiği memnun ifadeyle omuz silkti. Zira, başarısız olduğunun kendisi de farkındaydı fakat bunu umursamadı.

Pierretta'nın ilerlemesiyle beraber Jacob ölü geyiğe doğru hareketlendi. Mızrakları bir çırpıda hayvanın sert derisinden çıkarmıştı. Çimenlere sürterek temizlediği mızrakları ve Jacob'u izledi Spring bir süre, ardından kendisiyle konuşan Etta'ya döndü bakışları. Sorulan sorunun ve ciddi ses tonunun sahibine kaymıştı bakışları tekrardan. Bu soru, olumlu bir cevap verilmeyecekse sormayı reddettiği yegane soruydu. Sadece bir, bir buçuk saatliğine kurtulduğu düşünceler gerisin geri yerlerine otururken, göğsüne doldurduğu oksijeni geri vermekte sıkıntı çekti cadıya bir süre. Gözlerini, cevabı bilse dahi, merak ve üzüntüyle Etta'nın üzerine çevirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Perş. Kas. 22, 2012 7:31 pm

Jake'in ufak çapta tehditvari sözleri gecenin kızını gülümsetmeye yetmişti. Dudakları kulaklarına varmak üzereyken, porsuğu geç fark eden Spring'in cümlesi, Pierretta'yı daha da neşelendirmişti. Mızrağını büyücüden geri aldığında ise eline bir miktar kan bulaşmasına rağmen neşesi kaçmamış ve alışkın olduğu sıcak sıvıdan kurtulmak için elini koyu kahve tonlarındaki tişörtüne silmişti. Jake ve Spring'in birbiriyle anlaşabildiğini görmek porsuğu sevindirmiş, aynı zamanda bir şeyler olmaya başladığı yüzünden ve hareketlerinden okunan Jake ile de daha sonrasında konuşmayı aklının bir köşesine yazmıştı. Bu sırada kulağına çalınan kelimeler tüm gülümsemesini silmiş, somurtmasa dahi yüzünün ifadesiz bir hal almasına sebep olmuştu. Şimdi, iki beden de Pierretta'nın vereceği cevabı bekliyordu; lakin cadı bunu dile getirme konusunda pek isteksizdi. Duymak istemediklerini onlara söyleyecek olması porsuğu kötü biri yapmazdı ama porsuk söyleyeceklerini düşündükçe kendini kötü hissediyordu.

''O günden bir farkı yok, maalesef. Ve nedeni hakkında da hiçbir fikrim yok. Yaptıklarım bir miktar dahi olsa işe yaramasaydı şu an bu halde dahi olmazdı, evet; ama durumunun sabitliği beni korkutuyor.''

Sözleri bulundukları ormana gelişlerinin ilk gününü tekrar hatırlatmıştı porsuğa. Serpent için çabalaması ve sonunda onu birkaç saniyede kopup gittiği hayata geri döndürmesi gözünün önüne tekrar canlandığında, mide bulantısına zar zor engel olmuştu. Çok fazla kan vardı çünkü; ve Pierretta yaptığı mesleğe zıt düşen bir şekilde kandan tiksiniyordu ister istemez. Diğerlerine bir şey fark ettirmeden toparlanmaya çalışmıştı Etta. Belki nefes aldığı müddetçe birçok kez hatırlayacaktı o gün, orada olanları; ama her defasında böyle zayıf düşmeyi göze alamazdı. Bu nedenle de çabuk toparlandı dişi porsuk.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Liam Winchester
Kral Kurt
Kral Kurt
avatar

Mesaj Sayısı : 818
Kayıt tarihi : 21/06/10
Lakap : The Incredible Hulk

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Cuma Kas. 30, 2012 5:14 am

Güçlü olmak zorundasın.

Göl Kenarı. Takriben bugüne kıyasla daha kısa adımlar atan, yaşıtlarına oranla daha uzun boylu bir genç, köklü çınar ağaçlarının bulunduğu, cadı ve büyücü öğrencilerin sevdiği kısma doğru yürüdü. Yazın kalıntılarını silip süpüren sonbaharın serin esintileri içini hafifçe titretiyorken ceketinin yakalarını hafifçe düzeltti, henüz omzuna dahi erişmemiş saçları rüzgarla gözlerinin önüne gelirken göle doğru bakmaya çabaladı. Çam ağaçlarının o bilindik, tatlı kokusu burnuna ulaştığında aldığı nefesleri derinleştirmişti, adımları acelesiz, avareydi.

"Günaydın Jake!"

"Günaydın Sophia. Etta'yı gördün mü?"

"Evet, biraz ileride Aethra ve Fae'yle birlikte. Yanlarında herkese nefretle bakan italyan Slytherin, ve sıska beyaz tenli korkutucu çocuk var."

En içten sırıtışıyla kıza teşekkür eden Jacob, Sophia'nın sıfatlarını birebir aklında tutmaya gayret ederek, kızın işaret ettiği noktadaki hareketliliğe yönelmişti. Kısa bir süre sonra her biri seçilebilir, belirgin hale geliyorken, bakışları da aslanın geldiği yöne doğru dönüyordu.

"Hey, her yere nefret saçan İtalyan, bak sana ne getirdim!" Kıpkırmızı cüppesinin iç cebinden çıkardığı mücevheri kıza doğru fırlattı. "Üvey annemden çaldım, keyfini çıkar." Kutuyu havada kapan Fia'nın yüz ifadesi açgözlülükten memnuniyete dönüşürken, Lomadriethiel ve Spring'in arasındaki boşluğa kendini attı ve çama yaslandı. İki kız da birbirinden farklı aromalarla, birbirinden güzel kokuyordu ve aslanın burnu festival halindeyken daha mutlu olması doğaldı. Tam karşısındaki ağaca her zamankinden solgun, fakat mutlu görünen en iyi dostu Serpent vardı. Çocuk Slytherin'dendi, İngiltere'deki bir yetimhanede büyümüş bir Slovak'tı, dersler ve büyü bilimindeki başarısıyla binasının bir numarası olmayı kısa süre önce başarmasına rağmen kibirli olmaktan fersahlarca uzaktı, insanları aşağılamayı adet edinmiş binadaşlarına embesil gözüyle bakıyor olmasıysa onu Jake'e ve diğerlerine yakınlaştıran bir başka etmendi. Yeri geldiğinde, kilitlenmiş bir kedi misali odaklanmış gözleriyle giriştiği faaliyetleri gizlerdi, fakat bu gizliliği kısa süre sonra unutulur, ve her ne yaptıysa iyiye yorulurdu. Platin sarısı saçları Jake'in saçlarından uzundu, yüz hatları sert, fakat vücut hatları cılızdı, O'ysa bu zayıflığını Quidditch'te de başarıyla kanıtladığı gibi inanılmaz hızı ve çevikliğiyle fazlasıyla telafi ediyordu. Uzattığı uzun bacaklarına başını koyarak uzanmış, kağıt beyazı kemikli parmakların okşadığı saçlarını çimlere yaymış çarpıcı güzelliğin ismiyse Syrinx Aethra Rouvas'tı. Köklü bir yunan soyundan geliyordu, ve aslan onu ne zaman görse ya Fae'yle, ya da Serpent'la yanyana oluyordu. Zekiydi, ortalama bir Ravenclaw'ı büyücü satrancında darmaduman edebilecek kadar stratejik bir zihne sahipti, espri anlayışı ve iğneleme kabiliyetiyle sarkastik konuşur, ve kendisini anlamayanları acımasız şekilde alaya alırdı. Safkan olduğuyla övündüğü görülmediyse de, yalnızca duruşuyla dahi bunu yansıtabilecek kadar asalete sahipti. Tam o andaysa asaletten uzak, kocaman bir esnemeyle kendisine bakmaktaydı.

"Yerin yeterince rahat herhalde tembel teneke."

"Bak sen, bir aslan miyav demiş! Önce yanağındaki tavuk parçasını sil kedicik."

"Öyle deme sevgilim, o vahşi bi kedi, öyle değil mi oğlum?"

"Ha ha ha."

Yalandan bozulmuş surat ifadesiyle, kolunun yenini kullanarak, leke dahi olmayan yanağını sildi ve ikilinin sırıtışının büyümesini sağladı.

"Seninle aynı binada olduğuma utanmaya başladım çocuk. Niye Hufflepuff falan değilsin sen?"

"Orda dur bakalım Righelli!"

Spring'in çıkardığı dile öfkeyle bakan küçük suratsa Pierretta Qixina'dan başkası değildi. Sinirlenince burnu daha da küçülürdü, bu zamanların dışındaysa neşesini neredeyse hiç kaybetmezdi. Hararetle savunduğu gibi bir Hufflepuff'tı, ve el çabukluğu gibi maharetler gerektiren işlerde oldukça yetenekliydi. Ona verdiğiniz bir meyveyi birkaç saniye içerisinde, arkası görünecek kadar ince doğrayabilirdi, şimdilik bu yeteneği pek kullanışlı durmasa da geleceği kim bilebilirdi?

"Sadece kıskanıyorlar Etta. Çünkü biz fazla-"

"Fazla ne?"

"Fazla sarıyız ve bu bizi sizden daha tatlı yapıyor!"

Ufak bi gülüşün ardından, Pierretta'nın saçlarını örmeye devam eden kızsa Hufflepuff'ın gözdeleri arasında görülen, yaşıtlarından daha olgun fransız kızı Eritheia Fae Hyxest'tı. Sapsarı bukleleri, şekilli fiziği ve fransız aksanıyla okuldaki çoğu erkeğin hayallerini süslerdi. 'Tanrıça' derlerdi, mitolojilerden fırlamış kadın figürleri kadar dikkat çekiyor olmasıysa bunun sebebi olabilirdi. Sözünü kesen, elinde dilim dilim kekler ve balkabağı suyu taşıyarak aralarına yeni katılmış olan zeka küpüyse Melodie Riley olarak bilinirdi. Hırçın bi kızdı, mantığıyla öne çıkardı, güçlü görünmese de bir erkeği tehdit ettiğinde gözünü korkutabilecek kadar yürekli, veya agresif olabiliyordu. Getirdiklerine zevkle atılan dostlarına göreyse gayet cömertti.

"Letje'yi gören oldu mu? Epeydir ortalarda görünmüyor."

Dolu ağızların başlarını sallayarak geçiştirdiği soruyu soran kızsa bir Slytherin'di, ve tepeden tırnağa atasının özelliklerini taşımaktaydı. Fia Righelli... Ardınızı döndüğünüzde acımasızca sokup, ölümünüzü etrafınızda dönerek zevkle izleyen bir yılandı, fakat eğer isterse bir köpek yavrusu kadar tatlı olabilir, kandırmak istediği kişiyi parmağında oynatma kıvamına getirebilir, ve kontrolü altına alabilirdi. Cüretkâr giyinirdi, güzelliğiyse çekici, bir o kadar da lanetliydi.

"Ailesinin yanına gitmiş olabilir mi? Belki ablam bir şeyler biliyordur."

"Artemis'in bir şeyler bildiğinden şüpheliyim. Kısa süre sonra, öyle ya da böyle ortaya çıkacaktır. Onu tanırsınız."

Tam o an, bir gözün kırpılması kadar kısa bir sürede Jacob, Serpent'ın gözlerinde, aynı anda korktuğu, çekindiği, hayran olduğu, ve sahip olmak istediği o bakışı gördüğünü sandı. İmge o kadar çabuk yok olmuştu ki, her seferinde olduğu gibi, orada olup olmadığından emin olamadı. Belki de yalnızca hayal gücüydü.

Sonrasındaysa gözleri büyüyen ve lokmasını çabucak kavradığı peçetesine tüküren Lomadriethiel, seri şekilde ayağa kalkarak okula doğru koşar adımlarla yürümüştü. Anlamsız gözlerle kıza bakmalarının ardından sırıtan tek kişi olan Fia yeniden söze girdi.

"Kekte tarçın mı var?"

"Sevmez mi?"

"Alerjisi var, hastane kanadına gidiyor."

"İlk dilimi sen yedin, kızı neden uyarmadın?"

"O zaman tüm eğlencesi kaçardı Spring! Hadi ama, bi şeyin içeriğini kokusundan anlamayı öğrenmeli."

Öfkeli gözlerle bakışan kardeşlere aldıran olmadı, Fia'nın sivrilikleri, ve Spring'in ona karşı olan despot tutumu alışılageldikti. Balkabağı suyundan tatlı bir yudum alan Jake, yiyebilmek için yarı yarıya ayaklanmış, Serpent'ın omzuna sırtını dayamış Aethra'nın kupasını kadeh kaldırır gibi kaldırdığını gördü.

"Dostluğumuza ve enteressan ilişkilerimize!"

"Farklılıklarımızı yıkmış olmamıza içelim derim!"

"Beyinsiz takımından olmamamıza."

"L'in kabaran dili ve damağına!"

"Kardeşimin uyuzluğuna!"

"Jake'in örülü saçlarına!"

"NE?"

Spring'e dehşetle dönen aslan, saçının sağ tarafının, kendisine fark ettirilmeden örüldüğünü gördü.

"Hayır yapmadın."

"Evet! Yaptım!"

"Kediler pençelerini çıkarıyor!"

Boştaki eliyle kızı küçük bir gıdıklama krizine sokan Jake, yüzünde büyük, ve kelimenin tam anlamıyla mutlu bir gülümsemeyle kadeh kaldıranlara katılmıştı.

"Örülü saçlarıma!"

Birbirlerine neden bağlı olduklarını iliklerine kadar hisseden ve sırıtan yüzler bir bir kadehlerini dudaklarına götürdü, susuzluklarını gideren büyük yudumlar aldılar. Yalnızca biri, kadehini hala dudaklarının hizasında tutuyor ve her birini, zümrüt yeşili gözlerinin delici bakışlarıyla bir bir süzüyordu.

"Kardeşliğimize."

Jake onunla gözgöze geldi. Kemiklerini, şömine başında uyuyan bir köpek yavrusu kadar ısıtan o bakış, birkaç dakika önce karşı karşıya kaldığı bakışlardan millerce uzaktaydı. Görüşünü kesense, yudumunu almış, ve geriye dönüp sevgilisinin yanağına ıpıslak bir öpücük bırakan Aethra'nın savrulan saçlarıydı.

"Büyüdük."

Mızrakları temizlemeye bir son verdi. Düşüncelerinin arasından sıyrılarak asasını çekti, ve ikilinin anlam veremediği bakışları eşliğinde, büyü sözcüklerini zihnine harf harf yazdı.

"Expecto Patronum(s-sz)

Cesaretin Alevi'nin ucundan fırlayan, boyunu aşacak kadar devasa büyüklükteki çatalboynuzlu geyik, ardına bakmadan koşarak, güneşten zorlukla faydalanan üçlüyü ışığa boğmuştu. Üçü de ormandan bir tepki, bir hareketlilik, bir cevap bekledi. Endişeyle, çiğnenilen kuralın kefaretinin ne şekilde, nasıl, nereden geleceğini kolladılar.

Kefaret hiçbir zaman gelmedi.

"Ava devam edelim, bu geyik kampı doyurmaz."

Spring'in de, Pierretta'nın da ardından geleceğinin bilincinde, ağır adımlarla, geyiğin aydınlattığı patikayı adımlamaya koyulmuştu.


Renkler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Ptsi Ara. 03, 2012 12:14 am

"Büyüdük."

Dikkatini tekrardan kendi üzerine çekmeyi sağlamıştı Jake hayli donuk bir ses tonuyla. Pierretta'ya odaklanmış gözlerinin önündeki kızıl saçlarını beyaz parmaklarıyla hızlıca kulaklarının ardına sıkıştırdı. Mızrakları temizlemeyi bırakmış olan iri cüsseye döndü ince bedeni. Büyücünün asasının ucundan çıkan ışığın aldığı şekli izlerken gözleri, yerlerinden çıkacak kadar açılmış ve aynı hızla parlak ışığın etkisiyle kısılmıştı. Çatalboynuzlu geyik kendileri için büyük bir alanı aydınlattıktan sonra, garip seslerin hiç bir zaman eksilmediği ormandan gelecek tepkiyi tedirginlikle bekledi cadı. Tanıdık ses kulaklarına ulaştığında silkindi ve hareketlenmeye başlamış olan kurtun peşine takıldı. Üç dört adım önünde ilerleyen, kendisinden hayli iri olan bedenden aldı gözlerini bir süre sonra ve kendisinden çok daha hızlı adımlar atıp yanından geçen Pierretta'ya baktı.

Büyümüşlerdi.

Spring, önünde ilerleyen iki arkadaşının adımlarını izledi uzunca bir süre. Beyin kıvrımlarını zorlayan, her gün şiddetli bir baş ağrısı yaşamasına sebep olan, onu sürekli şekilde düşünmeye iten durumların arasından sıyrılmak adına, bir kez daha, anıları arasında en sevdiğini, zor zamanında hep kendisine el uzatanına, uzattı ellerini. Ezdiği yaprakların hışırtısı yavaş yavaş çoşkulu bir müziğe dönüşürken oradan tamamen kopabilmişti. Karşısında oturan platin sarısı, uzun saçlı çocuğu ilk kez huzurlu gördü o gece. Üç yıl öncesinin yılbaşı gecesi. Hogwarts’ın soğuk taş duvarlarını bile ısıtacak kadar coşkuluydu; büyük, yuvarlak masanın etrafını çeviren yoldaşlığın arasındaki bağ. Serpent'in siyah takım elbisesini saran beyaz, ince kolun sahibi cadıya döndü Spring'in neşeli bakışları. Syrinx; Fia tarafından her zaman kıskanılan, özenilen yegane cadı olmuştu aslana göre. Duru güzelliğiyle, tüm erkeklerin olduğu gibi Leo'nun da dikkatini çekmişti; sevgisini kazanmıştı. Syrinx'in hemen yanında yer alan Fae, yine onun kadar büyüleyici derecede güzeldi. Diğer yanda ise, Serpent'in diğer yanında, ona en bağlı müridi Fia vardı. Hell kızının asilliği her ne kadar dikkat çekici olsa bile, soğuk tavırları, iğneleyici konuşma tarzı onu bir heykel kadar sert gösteriyordu. Spring bile bazen öz kardeşine nasıl davranacağını bilemiyordu. Fae'nin yanında Melodie, Mel'in yanında ise birbirleriyle hararetli bir konuşmaya girişmiş, zafiyet geçirecek kadar zayıf Freja vardı. Freja'nın yanında, cadının gözlerine bakmaktan bıkmayacak gibi görünen ve şimdilerde herkesçe unutulmaya yüz tutmuş Scott vardı. Spring'in, Scott ile girdiği derin mevzuları kesip dikkati üzerine toplayan kişi Pierretta'ydı. Jake'in kolundan çıkıp Fae'ye özel bir selamlama yapmıştı. Fia'nın yanında oturan Lomadriethiel'in yanında geçmesi için kurta yer verdikten sonra biraz dinginleşmişti. Sonunda masa tamamlandığında; Pierretta da ona ayrılan yere, Spring'in yanına oturdu. Serpent'in her zaman emredici ve tek düze olan sesi, kalabalığın arasında bile su gibi akmıştı. "Hiç bitmeyecek, her yıl daha da güçlenecek, kaybedilmeyecek olan dostluğumuzun, kardeşliğimizin adına." Elinde tuttuğu ve az önce oldukça dağınık dikkatleri üzerine çekmek amacıyla bardağı hafifçe tınlattığı bıçağı masaya bıraktı. İnce parmakları şarap dolu kadehi kavrarken zümrüt yeşili gözlerini teker teker tüm dostları üzerinde gezdirmişti. Serpent'in huzur verici bakışları en son sevgilisinin gözlerine asılı kaldığında, Spring ikiliden çekti bakışlarını. Fae'nin kaldırdığı kadehin ardı sıra, herkesin eli kadehlerine uzanmıştı. En mutlu oldukları günün o gün olduğunu, her sıkıştığında yardımına koşan anının Serpent’in huzurlu bakışlarını bahşettiği o anı olduğunu bilirdi kızıl cadı. Tüm sevdikleriyle beraberdi;hiç birini kaybetmeyeceğini düşünüyordu çocukken. O zamanlar çocuktu, artık büyümüşlerdi. Scott, Fia ve kaybolan Lomadriethiel. Şimdiyse durumu kötü, stabil olan Serpent. En değerlileri teker teker yitiyordu. Taşıması zor ağırlıkları omzuna almaya başladığı gün, büyümüştü aslında tüm dostları gibi.

Ormanda, tek ritimle yürüyen bedenine dönen ruhu, izlediği siyah botların duraksamasıyla gözlerine inen perdeyi tekrardan araladı. Cadı, av konusunda oldukça ileri olduğu aşikar olan ikiliye bakıp hayli ciddi ses tonuyla konuştu. Önceki tavırlarına nazaran mızmızlanmayı bırakmış sayılırdı. “Ben bu işi kavrayabilirsem sana mukafat olarak şu saçlarını keseceğim.” Bakışlarını Etta’nın üzerinden alıp Jacob’un gözlerine dikti. İşaret parmağıyla da onu gösteriyordu. Kafasını hafifçe sağa yatırırken suratına kocaman bir gülümseme kondurmuştu. Ortamın gergin havasını zerre kadar da olsa silmeyi başarmıştı Righelli. Etta’nın kendisi gibi gülümsemesine sağlarken Jake’in bakışlarındaki tatlı huysuzluğu sezinlemişti. Göz kırptıktan sonra büyücünün eline aldığı mızrağa atılıp “Ben öldüreceğim bu sefer!” dedi. İddiasının içinin ne kadar dolu olduğunu kendi dahi bilmiyordu. Sadece can çekişmesine sebep olmadan herhangi bir hayvanı öldürebilmeyi umuyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Yeni Avcı   Perş. Şub. 07, 2013 7:20 pm

Üzerine tutkal misali yapışan stresi söküp atan büyücünün porsuğu geçmişine yönlendiren kelimeleri olmuştu. Büyüdük. Yüzüne istemsiz bir tebessüm yerleşmiş, gözleri ışık saçan patronusu takip etmesine rağmen çok daha uzaklara yönelmişti. Serpent'ı gördüğü ilk gün, hayatının değişeceğinden habersizdi Qixinâ. Diğerlerinin aksine onlara biraz geç katılmıştı lakin şimdiki durum göz önüne alındığında dişi porsuk da ilk müritlerden sayılırdı. Slytherin'e ve Gryffindor'a karşı tüm ön yargılarını yok eden iki isme; Jake ve Serpent'a, diğerlerinden daha fazla güveniyordu. Pierretta'yı gördüğü ilk günden beri cadının kendisine gizlemeye çalıştığı her duyguyu açıkça gördüğüne inandığı en yakın dostu Jake sayesinde SFL'e katılmıştı zaten. Böyle bir şeyden haberdar olduğu ilk gün, korkmuştu. Geleceği ve geçmişi hakkında endişelere kapılmıştı ama damarlarındaki asil kanda hissettiği cesaret, onu, bunca güzel şeyden mahrum bırakmamıştı. Korkularının üzerine gitmiş ve birçok güzel insan tanımıştı. Binalar arası ön yargıları yıkıp küle çeviren ve bu konuda Pierretta'ya da büyük katkısı olan Fae, Sevmese dahi inançlarına ve davranışlarına saygı duyduğu Fia, kaderlerinin sürekli kesiştiği Freja, kendisine oldukça yakın ve samimi gördüğü; hatta kardeşi yerine koyduğu Spring, aralarında en zeki ve bunu oldukça iyi kullanmayı bilen Melodie, güzeller güzeli Rouvas kızı Syrinx, görüşlerini görüşleri olarak benimsediği ve çıktıkları yolda her zaman diğerlerine liderlik edecek olan; buna rağmen hiçbir zaman kibir ve egosuyla kardeşlerini ezmeyeceğini çok iyi bildiği Serpent, tanıdığı ilk günden beri kafa dengi olacağını bildiği çılgın ama gerektiği yerde olgun arkadaşı; en parlak ışığı Darcey, ilk başta düşman olarak görmesine rağmen artık en iyi dostlarından ve sırdaşlarından biri olan Euterpe, ve daha birçok isim... Hepsi hayatının büyük bir parçası olmuştu. Hepsini tanıdığı için mutlu ve minnettardı; ailesini kaybetmişti lakin yeni bir aile kurmuştu kendisine. Bu cadının hala yıkılmamasını sağlayan en güçlü sebeplerden bir tanesiydi.

Gülümsemişti, içten bir şekilde.

Kızıl saçlı cadının kelimeleri, kumral cadıyı zaman ve mekan kavramlarına tekrar sürüklerken yeni bir av görmeleri an meselesiydi ve üç beden de daha sessiz ilerlemeye başlamıştı. Spring'in ısrarcı ve meraklı tavırları karşısında omuz silkmişti Qixinâ kızı. Yeterince can almıştı ve bunu hevesle yaptığı söylenemezdi. Mecburiyettendi. Asıl işi hayat kurtarmaktı fakat sonlandırdığı can sayısı, kurtardığı hayatlardan daha yüklü bir miktara sahipti ve bu yine de gecenin kızının canını sıkmıyordu. Derin bir nefes almış ve Jake'in kararsız bakışlarıyla göz göze gelmişti. Belli ki zar zor buldukları yiyeceği Righelli kızının kaçırmasını istemiyordu. Pierretta, elinde tuttuğu mızrağı kızıl cadıya uzatırken gözlerini sarıp sarmalayan güven duygusunu ve dudaklarındaki gülümsemeyi göstermekten çekinmemişti. ''Benimkini al, Spring. Jake'in o mızrağa ihtiyacı olabilir.'' Mızrağını kavrayan cadıya bakarak belinden, orta boylarda ama bir hayvanı rahatlıkla parçalara ayırabileceği kadar keskin bir bıçak çıkarmıştı. Bıçağı göğüs hizasına kaldırdığında, sık ağaçların arasından yer yer yapraklarla kaplı zemine ulaşan güneş ışığı keskin bıçağın üzerinde parıldamış ve ürkütücü bir görüntü sunmuştu. Buna rağmen rahatsız olmamıştı kimse. Sessizce, ''Şimdilik benim ihtiyacım olan tek şey, bu.'' diyerek bıçağını havada sallamış ve tekrar gülümsemişti ikiliye. Spring'in başarısız olması durumunda, ki olmayacağını düşünüyordu, avlarının kaçmasına izin vermeyecek iki kişi de kızıl cadının hareketlerini sessizliğe gömülerek dikkatlice takip etmişti.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yeni Avcı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» [Ultra Zırhlar] [Yeni Npcler] [7/24 Online Gm] [120 LWL'lik Silah & Zırhlar]
» Son Çıkan Türkçe Klipler .avi uzantılı
» Raw GM[Genel Başkanı] Randy Orton'ın Odası
» Kutsal Savas -Yeni Bir Macera +65 Npcler Partizan Muho Koşş [Resimli]
» Tom Kaulitz Röportajı.

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Orman-
Buraya geçin: