Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Ay Işığında

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Ay Işığında   Salı Ara. 25, 2012 9:58 pm

Ciğerleri, derin bir nefes ile dolduğunda gözleri fal taşı gibi açıldı. Yükselip alçalan omuzlarına karşın, nasıl nefes alındığını unuttuğu izlemini yaratarak birkaç dakika düzensiz soludu. Neler oluyor, diye iç geçirirken sağ elini havalandırarak süzdü. Eski halinden, eser yoktu. Koyulaşan cildinin gözenekleri, terleme yapmaya başlamıştı. Sıcaktı. Vücudunun sıcaklığı yükselmiş ve normal bir büyücününkini andırıyordu. Şaşkınlıktan açıldığını geç fark ettiği ağzını kapatmaya çabalasa da başaramadı; zira yaşadığı şaşkınlık epey kudretliydi. Sol elini de aynı şekilde kontrol ederek, emin olmak istedi. İlk defa normal hissediyordu. Nefes almayı özlediğini fark etti, soluğu düzene kavuşurken. Bir yandan da şaşkınlığından ve neler olduğundan başka bir şey düşünemedi. Yeşil gökyüzüne bakan çehresini çekti. Bedenini doğrulttu ve hızlanan adımlarıyla attığını fark ettiği kalbinin yeniden kan pompalamasının sonucunda vücudunun ısınmasını sağladığını düşünerek, doğruldu.

Hayatının kısa bir süre önce yaşadığı önemli olayı, anı anına hatırlıyordu. Artık açlığını gidermek için ruhlarla beslenmekten kurtulmuştu, buna seviniyordu. Yine de, güç bakımından daha zayıf olduğu bir gerçekti. Lakin bunu umursamıyordu. Henüz yeni üzerinden atmıştı dinginliğini. Yine de, dostlarını merak ediyordu. Herhangi bir kayıp olmadığını bilmek dahi onu rahatlatsa da, ara sıra acıyan kardeşlik bağı kendisini telaşa sürüklemeye yetiyordu. Artık zamanı gelmişti. Her şeyi gözleriyle görecekti. Serpent'ın ona verdiği görevi layığıyla yerine getirdi öncelikle. Ardından, gerekli erzakları topladı. Ormanda yaşamanın zorluğu nedeniyle, bir tılsımla büyülenmiş çantasına bulabildiği gerekli her şeyi tıkıştırdı. Ardından sırt çantasını, omuzlarına yerleştirerek derin bir nefes aldı. Silvanesti. Ay, iki bulut arasından ışığını doğruca büyücünün çıplak yüzüne saçtığında, ormanın gücünü üzerinde hissetti. Ormanı tarif etmek epey zordu; düşündüğü tek şey, doğru bir seçim olduğuydu. Adımları yavaş yavaş hareketlendiğinde, gözüne gökyüzüne saçılan koyu renk duman takıldığında onları bulduğunu düşündü. Yine de adımları temkinliydi. Etrafa sükûnet hakimken, kitlendiği alana yaklaştıkça konuşmaları işitebiliyordu.

"...artık yıkanmam gerekiyor."
"Yarın nehre inelim o zaman."

Konuşmalarından, bu ikilinin Floja ve Spring olduğunu anladığında iyice yavaşlayan adımlarını hızlandırdı ve yanlarına varmadan yaklaşık bir metrede kendisinin farkına varmalarını sağladı.

"Floja, Spring. Sizi tekrardan görmek çok hoş."
"Malcolm. Dönmüşsün."
"Evet, bulabildiğim ve gerekli birçok şey getirdim," dedi ve sırtındaki çantayı indirdi.
"Hepsi bu büyülü çantanın içinde."
"Evine hoş geldin o zaman."

Gülümsedi. Bu sırada Spring çantayı çoktan karıştırmaya başlamıştı bile.

"Biliyorum çok ani olacak; ama Etta'yı gördünüz mü?"

Spring'in aklı başka yerde olduğundan pek alakadar olmasa da Floja tek parmağıyla çadırların ötesini işaret ederek,

"Şu taraftan gitti, çok uzaklaşmış olamaz."
"Teşekkürler, Floja."

Onu kaybetmemek için hızla arkasını dönüp koşma pozisyonuna geçip bir adım atmıştı ki, cadı ekledi.

"Malcolm, seni tekrar görmek güzel."

***

Beş dakikanın akabinde, büyücü soluk soluğa kaldığından duraksadı. Nereye gitmiş olabilirdi? Aşina olmadığı bu ormanda kaybolmak istemediğinden, etrafını iyice gözlemlemişti bulunduğu yere gelene dek. Olduğu yerde eğilip, ellerini destek olarak dizlerine koydu. Nefes alışverişinin düzene girmesini beklerken, etrafı kolaçan etmeyi sürdürüyordu ki, kuzeybatıda kendisine on beş yirmi metre civarında uzaklıktaki bir siluete takıldı gözleri. Siluetin, arkadan görünen kısa saçı bir erkek izlemini yaratsa da yarı belirgin vücut hatları kendisini ifşa ediyordu. Yanına doğru yavaşça ilerledi. Aralarındaki mesafe iyice azalınca artık, kirpiklerinin bir kısmını görebiliyordu. Büyücü, cadıyı tanıdığını anladığında, dudaklarını araladı.

"Etta."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Ay Işığında   Perş. Ara. 27, 2012 9:44 pm


''Neyin var Etta? Hasta mısın?''
''İyiyim ben, yok bir şeyim.''
''Ama çok solgun görünüyorsun.''
''Sadece biraz midem bulanıyor, o kadar.''

Anaç bakışlarıyla gecenin kızını süzen Rouvas'a, kendi söylediklerine inanması dışında bir seçenek sunmamıştı Pierretta. İnatla bakışlarını Euterpe'ten ayırmıyor ve iyi olduğunu yüzündeki soluk tebessümle kanıtlamaya çalışıyordu. Zaten yeterince beyaz olan teni, son günlerde iyice solmuştu. Dışarıdan bakıldığında, bir ölüyü andırıyordu cadının görünümü. Buna aldırış etmeyen porsuk, aniden kusma isteğini getiren bir koku algılamış ve eliyle burnunu kapatarak tiksinmiş gözleriyle çadırından dışarıyı süzmüştü. Yemek için avlanmış geyik, pişirilmeye başlamıştı bile. Çiğ et, ateşin üzerinde ağır ağır pişerken kokusu kamp alanını büyük bir ustalıkla sarmıştı. Bazılarının hoşuna giden bu et kokusu, Etta'nın midesini kaldırıyordu. Çadırının içinde yalnız kalmayı planladığını belirten bakışlarını hızla Eu'ya yöneltmiş ve çadırı terk eden cadının hemen ardından, kokunun içeriye daha fazla yayılmasını önlemek adına çadırın fermuarını çekmişti. Yumuşak yastığına başını koyduğunda, mide bulantısı henüz geçmek üzereydi. Göz kapakları üzerine çöken yorgunluğa yenik düşerek kapanmaya başlamıştı ki midesi tekrar bulanmaya başladı. Ama artık buna aldırış etmediği için, uykunun cezbeden derinliğine kendini kaptırmak üzereydi.

Saatler sonrasında uyandığında, gecenin çoktan çöktüğünü ve yeşil gökyüzünün önceki gecelerde olduğu gibi yerini aldığını görmüştü porsuk. Biraz hava almak üzere çadırından çıktığındaysa, neredeyse herkesin çadırına girmiş, uyumak üzere olduklarını fark etmişti. Sessizliğini koruyarak, adımlarını dikkatlice kamp kurdukları arazide kendileri belirledikleri meydana yöneldi. Ama orada da kimse yoktu. Tanrı aşkına, kaç saat uyumuştu Etta? Hesaplayamamıştı. Aile yadigarı özel tasarlanmış saati yoktu bileğinde. Sihirli çantasından onu da çıkarmayı aklının bir köşesine yazdıktan sonra, adımlarını kampın zıt yönünde ilerletmeye başladı. Belli ki, biraz temiz hava iyi gelecekti gecenin kızına. Kamptan ayrılmak üzereyken Floja'ya rastladığında, biraz dolaşmaya çıkacağını belirtmişti porsuk. Başına bir şey gelirse, en azından içlerinden birinin haberi olur, diye düşündü. Kampın dışına çıktıkça hava daha da ferah gelmeye başlıyordu Nemesis'e. Yüzünü okşayan rüzgar, nazikti bu gece. Ağaçlarla ve düşmek üzere olan yapraklarıyla beraber gecenin kızına şarkı mırıldanıyorlardı sanki. Biçimli yüzüne yayılan gülümsemesi, içtendi. Günlerdir ilk defa bu kadar rahat hissediyordu kendini. İçinde, bilmediği bir şekilde huzur taşıyordu sanki. Silvanesti'ye geleli belki 2 ay olmuştu ama ormana tahmin edemeyeceği kadar çok uyum sağlamıştı genç cadı. Bunun rahatlığıyla ağaçların arasında dolaşmaya devam etti. Onu olduğu yere mıhlayansa, çok tanıdık gelen bir sesin onun adını dillendirmesiydi. Kendi etrafında dönerek, vücudunu büyücüye paralel biçimde konumlandırmıştı Etta.

''Malcolm...''

Hızlı birkaç adımın ardından büyücüye hızlıca sarılmıştı. Öyle ki, Pierretta'nın belini sıkı sıkıya kavrayan büyücü, onunla temas kurduğu anda cadının hızından dolayı birkaç adım geriye sürüklenmişti. Nemesis, dudaklarından kontrol edemediği küçük kahkahaları serbest bırakıyordu mutlulukla. Malcolm'u da Silvanesti'de görmek, tahmin edilemez bir şekilde güzeldi.

''Özledim seni.''

Onun yanında hiçbir zaman gerçek kimliğini saklamak zorunda kalmayan genç cadı, aklından geçen ilk cümleyi dile getirmişti. Gerçekten özlemişti çünkü. Onun varlığının Etta'ya bahşettiği sıcaklık, akıl almazdı.



En son Pierretta Qixinâ tarafından Çarş. Şub. 06, 2013 7:50 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: Ay Işığında   C.tesi Ara. 29, 2012 3:12 pm

Dudaklarından cadının ismi ifşa olduğu anda, göz açıp kapayınca kadar geçen sürede boynuna bir yılan misali iki kol dolanmıştı. Büyücü, karşılık vermekten çekinmemiş ve kollarını kızın beline sıkı sıkıya sarmıştı. Bu sırada özlediği kokuyu tekrardan burnundan içeri süzmek, söyleyeceklerini bulanıklaştırarak unutmasına sebep olmuştu. Yine de Malcolm Mourier, kıza bakmaya korkuyordu. Çünkü bu ona, kızın hatırlamadığı o geceyi hatırlatıyordu. Ne kadar unutmaya çabalasa da, başaramamıştı işte. Ona zarar verdiğini düşünüyordu ne kadar öyle olmasa da. Utanıyordu. Bunu nasıl yapmıştı? Daha doğrusu yapmışlardı; lakin Malcolm, tüm suçu sahiplenmişti. Tekrardan o tınıyı duymak, bu düşünceleri biraz da olsa uzaklaştırmayı başarmıştı. Bu sayede, yüzündeki maske daha gerçekçi duracaktı. Etta'nın yeni kısa saçlarını fark etse de pek takılmadı; zira bir detaydı gözünde. Ona her şeyin yakıştığını düşünüyordu. Yine de, neden kestiğini merak etse de bu soruyu sonraya sakladı. Kendisini yanlış anlamasını istemiyordu da. Gözünde her zaman porsuk olarak kalacak cadıyı omuzlarından tutup, Malcolm bir geri adım attığında kızı rahatlıkla süzebiliyordu artık. Mutluluğu gözlerinden, dudaklarından okunabiliyordu ve bu, Malcolm'un dudaklarındaki tebessüme gerçeklik katmaya yetiyordu.

"Ben de, ben de seni çok özledim."

Başta sesi kısık çıkmasa da sonrasında hemen toparlamayı başarmıştı. Endişeliydi. Kovduğu her duygunun yerini bir başka duygu yer alıyordu. Belki de farkında olmadan hayatlarını berbat bir konuma sürükleyen bir şey yapılmıştı. Belki de, farkında olmadan... Sus! Sonunda düşüncelerine büyük bir darbe vurulmuştu. Kendine gel. Eski saf Malcolm yoktu artık, büyümüştü. Artık reşitti. Bunu düşündü. Hareketlerine çeki düzen vermeliydi. Yapacaktı da... Pierretta'nın renginin solduğunu fark ettiğinde, kaşları yavaşça çatıldı. İyi görünmüyor, boş bakıyordu. Durumu sorgulamaktan çekinmemişti dudaklarını araladığında.

"Solgun görünüyorsun. İyi misin?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Ay Işığında   C.tesi Ara. 29, 2012 7:58 pm


''Solgun görünüyorsun. İyi misin?''

''İyiyim ben, gerçekten.''

Cümlesinin sonunu Malcolm'u ikna etme amaçlı bitirse de, büyücünün ikna olmamış bakışlarıyla karşılaştığında, Eu'ya söylediği cümleyi biraz değiştirerek dile getirmek aklına gelmişti porsuğun.

''Sadece, midem bugünlerde bana itaat etmeme konusunda ısrarcı. O kadar.''

Malcolm'un bile anlayamayacağı bir ustalıkla, eskilerden antrenmanlı bir tebessüm yapıştırmıştı suratına porsuk; ki bu tebessüm yeniden bulanmaya başlayan midesiyle oldukça ters orantılıydı. Yine de yüz ifadesini bozmamış ve ormanın taze havasını ciğerlerine doldurarak midesinin sakinleşmesini beklemişti. Birkaç saniye içinde eski haline dönen gecenin kızı, ayakta durmaktan yorulmuş bir halde oturacak yer aramıştı. Çok önceden gövdesinin kesildiği üzerindeki açıklığın kurumasından belli olan ve normal bir insan boyuyla dizlere kadar gelen kesilmiş ağacın üzerine oturmayı yeğlemişti Etta. Malcolm'un da yanına iliştiğini gördüğünde aklındaki tüm olumsuz düşüncelerden sıyrılmış ve merakını dile getirmeye başlamıştı.

''Neden bu kadar geciktin? Başına bir şey geldi sandım.''

Endişesini ve ardından nedenini söyledikten sonra yeşile bürünmüş gökyüzüne çevirdi bakışlarını. Bu gece her yer çok sessizdi. Bundan rahatsız mı olmalıydı; yoksa huzurlu mu olmalıydı, emin değildi porsuk. Şimdilik sadece bu sessizliği kafasını dinleyerek değerlendirmeyi planlamış ve Malcolm'un bir cevap vermesini beklemişti.



En son Pierretta Qixinâ tarafından Çarş. Şub. 06, 2013 7:50 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: Ay Işığında   Ptsi Ocak 21, 2013 8:55 am


''Serpent'ın verdiği birkaç sorumluluğu yerine getirdim. Ve bulabildiğim her şeyi hazırlayıp büyülü bir çantaya doldurmak da zamanımı almadı değil.''


Cadının sarf ettiği sözlere karşılık bunları diyerek dudaklarına zoraki bir tebessüm yerleştirdi. Şimdi aralarındaki mesafe daha kısaydı; ve ikisi de sırtını ağacın gövdesine dayamış oturuyordu. Bu yüzden kızdaki sorunu daha rahat hissedebiliyordu. Bir şeyler ters gidiyordu. Ne olmuş olabileceğini düşünse de buna zihnin de verebileceği bir cevap olmadığını fark etti. Bir of çekti ve cadıya çevirdi tekrardan çehresini. Ardından saçlarına kaydırdı gözlerini. Uzun veyahut kısa, büyücü için fark etmezdi. Her zamanki gibi şampuan kokan saçının kokusunu rahatça burnundan içeri süzebiliyordu. Kızın bakışları da Malcolm'a çevrildiğinde dudaklarından ne olduğunu soran birkaç kelime süzüldü. Gözlerini birkaç saniyeliğine gözleriyle buluşturup ardından tekrar saçlarına çevirdiğinde elini kaldırdı ve kızın saçların arasına yerleştirip karıştırdı. Pierretta'nın buna kızacağından emindi; lakin eğleneceğinden de. Malcolm eğlenmişti. Küçük çaplı bir kahkaha azat ettiğinde dudaklarından, cadı kızgınlıkla bir şeyler söylüyordu. Malcolm, kızın omzuna tek kolunu attı ve kendisine doğru çekerek göğsüne yatmasına izin verdi. Onu özlemişti ve özlemini gidermekte kararlıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Ay Işığında   Paz Ocak 27, 2013 10:36 pm

Büyücünün dudaklarından azat ettiği kelimeler sonsuzluğa uğurlanırken, ormanın pek ayak basılmayan yerinde bir süre sükunet hükmetti iki bedene. Yaşlı ağacın gövdesine yaslanmış iki müritte, birbirlerini ne kadar özlediklerini veya ne kadar uzun zamandır seslerini duymadıkları için öksüz gibi hissettiklerini dile getirmeye gerek olmadığını düşünüyordu. Bu ikisi tarafından da bilinen bir gerçekti çünkü. Pierretta derin bir nefes alırken, gökyüzüne baktı umutla parıldayan mavi gözleri eşliğinde. Malcolm'un büyülü bir çanta için uzun zaman uğraşması zihninde komik bir görüntü oluşmasına neden oldu. Cadı her zaman büyücüden daha pratikti, onun Silvanesti'ye gelmeden önce hazırladığı çanta pek vaktini almamıştı. Bunu düşünürken gülümsedi düşüncelerinde, bu yüzüne yansıyan bir gülüş değildi. Uçsuz bucaksız mavilikte kaybolurken gözlerinde taşıdığı hüzün, bir çift tanıdık göz tarafından izlendiğini hissetti ve gökyüzünden ayırdığı bakışlarıyla Mourier'e döndü. Ellerini kaldırışını sessizlikle izledi. Saçına doğru uzanışını, onu dağıtışını ve ardından içinde tutamadığı kahkahasını. Tüm bunlar olurken, Pierretta ise, kızgınlıkla bir şeyler söylenip duruyordu. Son birkaç gündür gündemi diğerleri tarafından beğenilen ya da eleştirilen saçları olmuştu. Ama Malcolm'un sergilediği bu yaklaşım dahi, diğerlerinin tepkilerinden çok daha özel ve farklıydı. Kızgınmış gibi kelimelerini savursa da Etta cümlesini bitirdiğinde gülümsedi. Hemen ardından Malcolm elini cadının omzuna atarak onu kendine doğru çekti. Pierretta içine dolan huzuru hissetti. Birkaç gündür mide bulantıları ve baş ağrıları yüzünden varlığını dahi unuttuğu huzur, bir anda tüm hücrelerini kapladı başını Malcolm'un göğsüne yasladığı sırada. Bunu özlemişti. Kendisini bildi bileli yanında olan büyücünün varlığına dair her ayrıntıyı özlemişti. Omzuna ve oradan beline ulaşıyordu Malcolm'un eli. Pierretta ise bir elini Malcolm'un göğsünün üzerine koyarken, diğer elini kolunun üzerinde duran büyücünün eline koydu. Ona her şekilde yakın olmak, her şeyden daha iyi hissettiriyordu. Büyücüyle okulda en son vakit geçirdikleri zamana dönüp baktığında, günlerdir aklını kurcalayan Jacquetta, aklına geldikçe bir yanını hep eksik hissettiriyordu Pierretta'ya. Bir süre daha sessiz kalan gecenin kızı, kafasını büyücünün göğsünden kaldırarak onunla göz göze gelmeye çalıştı. Gözlerinde endişe ve korku, söz konusu Jacquetta olduğunda açıkça seçiliyordu. Bu yüzden saklama gereği duymadı bakışlarını.

''Buraya gelmeden önce Jacquetta'yı görmeye gittin mi hiç?''

Bakışlarını ormanın derinliklerine çevirdi ve isyan eder gibi derin bir iç çekti.

''Onun için çok endişeleniyorum, Malcolm.''



En son Pierretta Qixinâ tarafından Çarş. Şub. 06, 2013 7:50 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: Ay Işığında   Ptsi Ocak 28, 2013 4:39 pm


Cadının içindeki sıkıntının dışa vuruşunu büyük bir merakla dinlemişt ve zihninde biçimlenen her kelimeyle, anlamıştı. Kızın bu konuda endişe duyması, gayet doğaldı. Onu haklı buluyordu; keza kendisi de endişeliydi. Lakin bunu dışa vurmamak konusunda başarılıydı. Duygularını yönetmede oldukça başarılıydı. Ne kadar Pierretta'dan bir şey saklamak konusunda kararsız olsa da bunu onun yararı için yapıyordu; çünkü endişesini dışa vurursa, Pierretta'nın endişesi ikiye katlanırdı.

"Evet, o iyi. Yerinde mutlu. Yeni dostlar edindi. Hatta bir erkek arkasından koşturuyordu..."

Bunları söylerken dudaklarında masum bir tebessüm beliriverdi. Kızın bunu gözünün ucuyla da olsa gördüğünden emindi. Karamsar düşüncelerin cadının zihnini kararttığını görebiliyordu. Sonsuzluğa uzanan ağaçların arasında kaybolan bakışlarından anlayabiliyordu bunu. Lakin böyle olmasına izin veremezdi. İkisi de çok şey yaşamıştı ve Malcolm Mourier, geçmiş ve geleceğe takılı kalmayıp anı yaşamanın gerekli olduğu konusunda dersini almıştı.

"Pierretta, bunu onun iyiliği için yaptık, unutma. İçin rahat olsun, o da en az senin kadar güçlü bir cadı ve başına bir şey gelmeyecek."

"Nerden biliyorsun?"

Kızın çehresi büyücüye döndüğünde artık tebessümü rahatlıkla görebiliyordu; lakin tebessüm etkisini kaybettiğinden yavaşça yok olma aşamasına girmişti. Hissettiği her şeyi çehresinden okuyabiliyordu. Malcolm, onu çok iyi tanıyordu. Vücudunun her bir hücresini ve düşüncelerini çok iyi tanıyordu.

"Bak, Pierretta, anı yaşamak zorundasın. Zaman akıp gidiyor, lordumuzun dediğine göre daha kötü şeyler de olacakmış bunu sen de biliyorsun. Bu yüzden güçlü olmalısın, belki de hiç olmadığın kadar güçlü."

Kızın elini ellerinin arasına aldı. Üşümüş olan ellerin soğukluğuyla tüyleri ürperdi. Lakin buna rağmen sıkı sıkı tutmaya devam etti. Gözlerini gözleriyle buluşturdu ve cadının gözünde akıp giden yaşı takip etti. Boştaki eliyle, yaşları kızın elmacık kemiklerinin üzerindeyken sildi. Tekrardan gözlerine döndüğünde, kuruyan dudaklarını araladı.

"Ben senin her zaman yanında olacağım demeyeceğim Etta. Aksine, olmayacağım. Seni avutmak için burada olamayacağım zamanlar olacak. Bu yüzden kendinle barışmalısın. Kendinde o gücü bulmalısın ki güçlükler karşısında yıpranma. Bunu kendin için yapmalısın, anlıyorsun değil mi?"

Tonu gibi söylediklerinde ciddiydi. Tutulmayan sözler, konusunda bir ustaydı elinde olmasa da. Her zaman bu sözleri bozacak birileri olmuştu. Bu yüzden artık söz vermenin değil, alınan derslere göre hareket etmenin zamanıydı. Gözlerini kaçırdığında, ciddiyet sönüp gitmişti. Sıra duygularının konuşmasındaydı.

"Sevdiklerimi kaybettim. Bir hiç uğruna ailemi kaybettim. Yıkıldım. Sonra, dostlarım sayesinde yeniden doğdum. Sözler verdim. Verdiğim sözlere yenildim. Bazı amaçlar uğruna öldürüldüm. Ölümüm bazıları için zafer çığlıklarına dönüşürken, dostlarım için bir yasa dönüştü. Ama yokluğum dostlarıma ders oldu. Kaybettikleri karşısında ayakta durmayı öğrendiler. Bunun en somut örneği, sensin Pierretta. Değil misin?"

Soru soran bakışlarını buluşturdu. Elleri arasındaki ellerinin terlemeye başladığını hissedebiliyordu; lakin onları bırakmadı ve devam etti.

"Hemen ardından, doğdum. Yeni bir bedende, yeni arzularla doğdum. Zarar verdim. Ben, insanlara zarar verdim. Arzularım karşısında yıkıldığım oldu; ama onların karşısında durmayı da öğrendim. Çünkü ben hala Malcolm'dum ve bunu hiçbir şey değiştiremezdi. Diğerlerinin aksine kendim olabilmeyi başarabildim. Sonra bir gün, tekrardan eskisi gibi hissederek uyandım. Kontrolümü kaybettim, gelgitler yaşadım. Duygularım karman çorman oldu; ama yine yıkılmadım. Sonuçta buradayım. Ben yıkılmadım, sen de yıkılmayacaksın. Yoruldum, bitecek sandım. Ama bitmiyor, Etta. Alnında ne yazıyorsa sırasıyla gerçekleşiyor. Kaderden kaçamazsın. Ailemi öldürenlerden, intikamımı alacağım. Bu benim alın yazım ve bunun için yaşıyorum. Yakında sona erecek, biliyorum; ama bir terslik var."

Kendisini can kulağıyla dinleyen cadıya düşüncelerini gizlemeyecekti; lakin nefes arası vermişti. Derin bir nefesi ciğerlerine çekti ve gözlerine bakarak sürdürdü.

"Benim her şeyim sensin Etta. Ailem, dostum, uğruna öldüğüm şey. Bu benim kaderim. Kaderim sensin ve intikam ise, bizim kaderimiz. Bunu en başından beri biliyorduk. Etrafta koşuştururken, oyunlar oynarken dahi bunu biliyorduk. Bizi, ailemizi, sevdiklerimizin intikamını almakta bu yüzden sonuna kadar beraberiz. Bunu bir söz alarak algılama lütfen; ama bu, kader. Terslikse şurada ve bilmem gerekiyor; çünkü bunu bilmezsem her şey anlamını yitirecek benim için. Sen de böyle düşünüyor musun Etta? Kaderinin ben olduğuna inanıyor musun Pierretta Qixinâ?"

Sözleri son bulduğunda soğuk havayı solumanın boğazlarına zarar verdiğinin bilincine vardı. Yanan boğazını yutkunarak susturmayı amaçladığında, kızın bir şeyler söylemesini umuyordu. Söyle, beni sevdiğini söyle ki artık uğruna savaşacağım şey, somutluk kazansın...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Ay Işığında   Çarş. Şub. 06, 2013 7:58 pm

''Ben senin her zaman yanında olacağım demeyeceğim Etta. Aksine, olmayacağım. Seni avutmak için burada olamayacağım zamanlar olacak. Bu yüzden kendinle barışmalısın. Kendinde o gücü bulmalısın ki güçlükler karşısında yıpranma. Bunu kendin için yapmalısın, anlıyorsun değil mi?''

Büyücünün dudaklarından acı bir melodi misali dökülen kelimelerin doğruluğu altında adeta ezildi Nemesis. Malcolm haklıydı. Bir an, onun öldüğünü zannettiği zamanlar aklına geldi cadının. Gecenin soğukluğu tenini yalayıp yutarken titredi; ama bunun nedeni soğukluk değildi. Bir daha Malcolm'suz yaşayacağı gerçeği aklına nüfuz ettiğinde içinde varlığından dahi henüz haberdar olmadığı bir şeyler parçalanmıştı sanki. Acısı, milyonlara bölünerek her bir hücresini etkisi altına almış ve ona işkence etmeye dair yeminler etmişti adeta. Her aldığı nefes Malcolm'un o çok tanıdık kokusuyla kutsanıyordu. Ona böylesine yakın olmayı özlediğini fark etti Pierretta. Korkusuyla beraber buz kesilen ellerini büyücünün büyük çaba sarf ederek ısıtmaya çalışmasını izledi bir süre sessizce ve sessizliği tekrar kelimelerle savuran büyücünün sesinin kalbinde yarattığı artçı depremlere müsaade etti.

Kaybettikleri karşısında ayakta durmayı öğrendiler. Bunun en somut örneği, sensin Pierretta. Değil misin?

Cevaplamak için dudaklarını aralamadı Pierretta. Başını sadece hafif bir şekilde aşağı ve yukarı doğru salladı. Mourier, zaten yanıtını bildiği sorular sormuştu. Günlerce gecelerce ağlamıştı dişi porsuk, yokluğun en acımasız yanına yenik düşmüş, canı pahasına koruyabileceği birini ölüme vermişti. Bunun acısı onu her Maclolm'suz aldığı nefeste daha da güçlendirmişti. Bazı şeyleri inandığı adam için, Malcolm için yapmıştı hatta. Malcolm'un yokluğu, Pierretta'yı daha da güçlendirmişti; lakin güç böyle bir şeyse, istemiyordu Pierretta bunu. Bir kez daha sevdiği insanlardan ayrı kalamazdı. Onları bulmuşken, bir kez daha güç gibi basit bir arzu uğruna bırakamazdı. Ama Malcolm'un söylediği de tam olarak bu değildi, biliyordu cadı. Pierretta, onsuz bırakılmaya zorlanmıştı. Başka seçeneği yoktu. Gücü Malcolm'a tercih etmek gibi bir durumda değildi ama içine habersizce itildiği bu karanlık kuyudan kurtulmanın tek yolunun kendi gücünü kullanmak olduğunu çok iyi öğrenmişti. Sonuç olarak; evet, Pierretta bunun en somut ve en iyi örneğiydi.

Derin bir nefes aldı ve büyücünün konuşmasına devam etmesini bekledi. Mide bulantısı onu aşırı derecede rahatsız etse dahi, büyücünün sözlerini yarıda kesmedi.

''Benim her şeyim sensin Etta. Ailem, dostum, uğruna öldüğüm şey. Bu benim kaderim. Kaderim sensin ve intikam ise, bizim kaderimiz. Bunu en başından beri biliyorduk. Etrafta koşuştururken, oyunlar oynarken dahi bunu biliyorduk. Bizi, ailemizi, sevdiklerimizin intikamını almakta bu yüzden sonuna kadar beraberiz. Bunu bir söz alarak algılama lütfen; ama bu, kader. Terslikse şurada ve bilmem gerekiyor; çünkü bunu bilmezsem her şey anlamını yitirecek benim için. Sen de böyle düşünüyor musun Etta? Kaderinin ben olduğuna inanıyor musun Pierretta Qixinâ?''

Kelimeler son bulduğunda, bedeninin bütününü saran karıncalanma hissinden kurtulmak için yerinde kıpırdadı gecenin kızı. Ellerini büyücünün ellerinden hiç ayırmak istemese dahi, daha rahat bir şekilde durabilmek için dirseklerini uzandıkları zemine dayadı. Bir eli hala Malcolm'un parmaklarına kenetli iken, boşta kalan eli ise büyücünün göğüsünde, kalbinin tam üzerinde duruyordu. Dudaklarının kelimeleri eşliğinde titremesinden korkarak, bir süre bekledi. Bu büyücüyü yanılgıya sürükleyebilirdi, eğer Qixinâ kızını çok iyi tanımayan biri olsaydı. Ama o da çok iyi biliyordu ki, Pierretta'nın varlığını her zaman hissettiği kaybetme korkusu vardı ve bu cadıyı güçsüz kılan nadir şeylerden bir tanesiydi. Porsuk, bunu kafasında dolanıp duran düşüncelerden uzak tutmaya çalışırken, araladığı dudaklarının arasından ciğerlerine taze oksijen dolduruyordu. Cesarete ve tabii ki biraz da akıla ihtiyacı vardı. Uzayıp giden dakikalar sessizliğe mahkum oluyordu. Buna rağmen cadının gözlerini bir saniye olsun ayırmadığı gözlerin sahibi, hiç sıkılmıyor ve umutla cadının dudaklarından dökülecek kelimeleri bekliyordu. Cadının boğazına oturan yumrunun gitmesi adına yutkunması pek işe yaramış gibi görünmüyordu. Gözlerini yumdu ve kelimelerini son kez toparladı zihninde.

''Malcolm,'' dedi kadifemsi bir sesle. Devam etmek için gözlerini bir kez daha araladı ve doğrudan büyücüye baktı. Dudakları istemsiz şekilde gülümseyip duruyorken, cadı sürekli ciddi olmaya çalışıyordu.

''Sen benim ilk aşkım, ilk kalp ağrımsın. Sen benim kahramanımsın, Malcolm. İlk hayalimsin. İlk güvendiğim insan, ilk inandığım kişisin. Düştüğümde elimden tutup beni ayağı kaldıran, ağladığımda omuz, güldüğümde sevincim, dostum, sevdiğim, sırdaşım, çocukluğum, bugünüm ve her şeyimsin.''

Ağlamak üzereydi ama gözyaşlarını içine hapsetti he zamanki gibi. Derin bir nefes daha aldı ve büyücünün hafif yukarıya doğru kıvrılan dudaklarına bakarak kendisi de gülümsedi.

''Sen, bunların hepsi iken, hayatım olmuşken, kaderim olmaktan mı bahsediyorsun?''

Neredeyse heyecandan uyuşmak üzere olan parmakları büyücünün kalbinin etrafında geziniyordu yavaşça. Bakışlarını ayırmadan konuşmasına devam etti. Kelimeleri mutluluk ezgileri mırıldıyordu geceye sanki.

''Ben buraya aitim, Malcolm.''

Büyücünün tuttuğu elini kendi kalbine doğru götürdü.

''Sen de buraya. Biz birbirimize aitiz. Sen benim kaderimsin, ve ben de senin. Bunu hiçbir şey değiştiremez.''

Gülümsedi. Gülümsemesi o kadar içtendi ki, daha önce hiç bu kadar gerçekçi gülümsemiş miydi, hatırlayamıyordu.

''Her sabah seninle uyanmak ve her gece senin yanında uyumak istiyorum. Gözümü açar açmaz seni görmek istiyorum. Sana bakmak, üzerine titremek ve hiçbir kadının yapamayacağı bir şekilde sevmek istiyorum seni. Sen çektiğim eziyetleri katlanabilir kılıyorsun, senin varlığın rahat nefes alabilmem için dahi yeterli.''

Gecenin kızı sessizliğine geri dönmeden önce umut dolu gözlerini tekrar büyücüye çevirdi. Soğuk havaya rağmen yanaklarının yanıyor oluşunu utancına bağladı ve son sözlerine cesaret katmasını dileyerek derin bir nefes daha aldı.

''Seni seviyorum, Malcolm Mourier.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: Ay Işığında   Cuma Şub. 22, 2013 12:08 pm


"Benimsin, sadece benim."
"Başından beri."
"Geçmişte, şu an ve gelecekte."
"Olması gerektiği gibi."
"Seni seviyorum."
"Seni seviyorum."


Her hikayenin mutlu bir sonu vardır, bunun o sonlardan biri olduğunu söylemek isterdim; lakin bizimki, henüz başlıyor...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ay Işığında
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Orman-
Buraya geçin: