Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 İntikam

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: İntikam   Çarş. Ara. 26, 2012 8:37 pm

Göğüs kafesinin içinde patlayacak kadar hızlı atan kalbi, üzerindeki tişörtün dalgalanmasına sebep oluyordu. Aldığı derin nefesler eşliğinde güçlükle yutkundu. Gözleri kamptan henüz ayrılmış olan Jake'in gittiği yöne doğru kaymıştı. Belki de her şeyi kendi kafasında kurmuştu. Bir an için Jake'in kendisine avlanmayı öğrettiği günü anımsadı. Farkında olmadan kemirmeye başladığı dudaklarını güçlükle ayırdı dişlerinden. Dışarıdan kendisine bakılınca sanki her şey normalmiş gibi görünmek istiyordu. Sıktığı dişlerini araladı. Zoraki gülümsemesini suratına yerleştirdi. Titreyen sağ elini pantolonunun cebine tıkıştırdı ve Floja'nın soğuk eli, sol elini kavrayana kadar gözlerini Jacob'un yolundan ayırmadı. Hızla güzel cadının gözlerine kilitlenen mavi gözleri hayretler içine düşmüş izlenimi vermeye çalışıyordu.

"Aslında, tam olarak emin değilim. Fakat, onları öyle görünce orada durmamam gerektiğini düşündüm. Rahatsız etmek istemedim." Suratındaki gülümsemeyi genişletmeye çabaladı. Kaşlarını kaldırıp gözlerini kocaman açtı. Cebinden çıkardığı sağ elinin titremelerini dizginlemişti. Elini, Floja'nın sol koluna koyup sıvazladı. "İyi yapmışsın." Dişlerinin arasından konuşmamaya çabalıyordu. Kendisine itiraf edemediği o duygunun doruk noktasındaydı. Kıskançlık, kanıyla karışıp tüm damarlarına hücüm etmişken cadı için sakin durmak güçtü. "Sadece yakınlaştılar. Ama Qixinâ'nın başka bir sevgilisi olduğunu sanıyordum." Floja'nın konuşmasını tamamen kaale alamamıştı Spring. Aldığı derin nefesler eşliğinde başka düşüncelere bulanmıştı. Cadının soğuk elini bir kez daha hissettiğinde "Demek ki yokmuş." dedi. Floja'nın kısılan gözlerine gülümsedi nazikçe. Ardından elini cadının kolundan çekip burnunu kaşıyarak konuştu. "Ben, biraz uyuyayım." Parmakları alnının üzerinde gezerken "Sonra konuşabiliriz. Şu an başım ağrıyor biraz." diye ekledi. Karşısındaki cadının şüpheli bakışları ve yönelttiği soru üzerine "Meraklanma iyiyim. Sadece artık daha fazla sıkılıyorum." dedi.

*
Günlerdir kendi kendini yiyip bitiren, Etta ve Jake'le girdiği ortamlardan bir an önce kurtulmak için çabalayan ve ufacık kampta köşe kapmaca oynayan Spring'in, kurta karşı hissettiklerinin bir yanılgı olduğunu beynine işlemesi neredeyse bir haftasını almıştı. Neşesi az da olsa yerine gelen cadı huysuz tavırlarına sabahtan itibaren tekrardan başlamıştı. Günlerdir hızla çarpan kalbi, uyandığı zaman eski ritmine kavuşmuştu. Artık daha az düşünebiliyordu ve en azından bu sabah Serpent'i gördüğünde gözlerini kaçırmadan ona gülümsemişti.

Sabahın ilk ışıklarıyla çadırından çıkıp ayaklarını sürüye sürüye gitmişti nehirin kıyısına. Rahatsız yataktan ötürü ağrıyan belini biraz olsun rahatlatmak için yaptığı bir kaç hareketin ardından çadırdan çıkarken omzuna attığı ve yine aynı nehirde yıkadığı nispeten temiz sayılan kıyafetlerinin yanına bıraktı teker teker üzerinden çıkardığı kıyafetleri. Yavaş adımlarla taş zemini arşınladı. Gölün dibindeki taşların ayağına batmamasına özen gösterirken suyun soğukluğunu idrak edememişti. Sonunda göğsünün üzerine çıkan suyu görünce gülümsedi. Kendini yavaşça geriye doğru bırakarak saçları da dahil tüm vücudunun suya girmesini sağlamıştı. Saçlarının diplerinden başlayıp tırnaklarının içine kadar her yerini temizlemeye çalışıyordu. Ne kadar zamanın geçtiğini bilmiyordu. Hiç bir şey düşünmeden sadece kendini temizledi. Parmaklarının içleri buruşana kadar kalmıştı suda. Yavaş adımları tekrardan kıyıya ulaştığında eski tişörtüyle üzerini kuruladı. Ardından yeni elbiselerini özenle üzerine geçirdi. Kafasının bir bölümünde sürekli dönen o iğrenç düşünceden kurtulmaya çabalamıyordu. Sadece onun orada olduğunu kabul etmişti. Belki de hep kalacaktı. Saçlarını sıkıp suyu akıttı ve kafasını hızla ileri doğru attı."Sayende göle girmeme gerek kalmadı." Neşeli ses eşliğinde korkarak başını kaldırdı. Üzerine sıçrayan suları silen büyücüyü görünce gülümsedi. Görmeyi en son düşündüğü kişiydi karşısındaki. "Umarım yeni gelmişsindir. Beni dikizlemiş olamazsın." Attığı ufak kahkahayla büyücüye doğru ilerledi. Bir yandan ıslak saçlarını bir araya getirip tepeden toplamıştı. "İlk kez kampta herkes uyuyordu. Sen neden bu kadar erken kalktın?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: İntikam   Perş. Ara. 27, 2012 5:58 pm

Ormana geldiği gece Etta'yla karşılaşıp vakit geçirdikten sonra yanından ayrılmış ve son görevini gerçekleştirmek üzere adımlarını hedefe yöneltti. Birkaç dakikanın akabinde, Malcolm Mourier, kendisine verilen sorumluluğu şüphe etmeden yerine getirdiğinden yüreği rahat bir şekilde lordunun çadırının kapısını oluşturan perdeyi, iki eliyle aralayarak içeri adım attı.

"Malcolm."
"Lordum..."

Gözleri, platin saçlı büyücüyle buluştuğunda yüzünde bir tebessüm belirdi. Kısa bir müddette süzdükten sonra, dudaklarını tekrardan aralamakta herhangi bir engel bulamadı.

"İyileşmişsiniz."
"Daha iyiyim."

Gözlerini gözleriyle buluşturduğunda yorgun bir beden gördüğünü düşündü Malcolm. Yaşlı bir de ruh. Keza, bu kelimelerinden dahi anlaşılıyordu.

"Verdiğiniz görevi yerine getirdiğimi bilmenizi istedim, lordum. Yaklaşık iki ay yetecek erzak da getirdim..."
"İyi iş çıkardın, git ve biraz dinlen."

Başını hafifçe yukarı aşağı sallayan büyücüye lordunu tekrar görmek, güç vermişti. Bu kısa süreli görüşmenin bir benzerini tekrardan yapılacağından emindi. Lorduna sunmak istediği bazı önerileri ve planları vardı, düşünmek için bolca zamanı olduğundan zihin jimnastiği yapmıştı. Lakin şimdi bunun zamanının olmadığı kanaatına varan büyücü, sırtını döndü ve girdiği aralıktan çıktı. Rapor verdiğinde üzerinden bir yük kalkmıştı. Etta'yı da görmüş ve iyi olduğundan emin olmuştu. Bu yüzden gidip rahat bir uyku çekmek için daha doğru bir zaman olamazdı...

***
Sabahın ilk ışıklarını çehresinde hissettiğinde, göz kapakları hareketlendi. Rüyasız, kabussuz bir uykunun sonuna geldiğinde, bedenindeki yorgunluk adeta akıp gitmişti. Erken saatler olduğundan Güneş ışıkları, tüm çıplaklığıyla bulut kütlelerini yarıp geçiyordu. Yattığı tulumda doğrulurken, gerildi. Kaslarındaki hafif ağrıya karşın gayet dinç hissediyordu. Ellerini dağılan saçlarının arasına götürerek, biçim kazandırsa da kolayca yağlanan hassas saçlarının suya muhtaç olduğunu düşündü. Sıcak bir duşun iyi geleceğini düşünüyordu. Dostlarından edindiği bilgilere göre yakında bir göl mevcuttu. Bu saatte boş olacağından emindi. Üzerine temiz bir şeyler giydikten sonra çadırının fermuarını açtı ve yeni habitatındaki çimleri ezmeye başladı.

Yön konusunda iyi olduğunu düşünüyordu; lakin içten içe bir kaybolma sezisi de mevcuttu. Zira orman, oldukça genişti. Güneş, İlkbahar Güneş'ini andırıyordu. Ağaçların soğuğa karşı dökmeye başladığı yapraklar, bugün yenilerini kazanmayacaktı anlaşılan. Çimlerin üzerine basmasıyla kırılan çimlerden bir yol oluşturmuştu adeta. Birkaç dakika sonra, kamptan çok da fazla olmayan bir uzaklıkta gözleri bir hendeğe dolu olan suyu gördüğünde; naralar attı. Kalktığı gibi yıkanmayı uzun zamandır çok seviyordu. Yüzünde varlığından bihaber olduğu tebessüm ile göle yaklaşmayı süren büyücü, bu sırada bir beden görüş alanına girdiğinde bir telaş yaşasa da kendisini hemen toparladı. Bu hareketi ona saf Malcolm'u hatırlattığında, yüzündeki tebessüm genişledi. Kızın yanına varmıştı ki, saçlarını savurmasıyla bütün su damlaları Malcolm'un üzerine yapıştı. "Sayende göle girmeme gerek kalmadı." Dedi üzerini temizlerken. Bu kelimeler, kendisini ifşa etmesini de sağlamıştı. Kızın aklındaki soruların varlığını sezebiliyordu. Öte yandan bakışlarını üzerinde hissedebiliyordu. "Umarım yeni gelmişsindir. Beni dikizlemiş olamazsın." Haklı olduğunu ifşa eden kelimeleri sarf eden cadının kahkahası kulağının pasını silmişti. "Sanmıyorum," diye karşılık verdi kıkırdayarak. Bu sırada, üzerindeki damlacıkları temizlemeyi bitirmişti. "İlk kez kampta herkes uyuyordu. Sen neden bu kadar erken kalktın?" Sorguya geçen cadıya cevap vermeden önce, gözlerini gözleriyle buluşturdu ve halen varlığını sürdüren tebessümünü sürdürdü. "Sabahları duş almayı severim," dedi sadece. Ardından göz kırptı ve üzerindeki tişörtü çıkarttı. Herhangi bir utanması olmadığının olması kızı güldürmüştü. Ayakkabılarını, kısa çorabını ve pantolonunu da çıkartıp beyaz donuyla göle yöneldi. İyice yaklaştığında, nefesini tuttu ve kendisini serin suya bıraktı kendisini. Vücudundaki gözeneklerin suyla dolduğunu hissedebiliyordu. Daldığı sudan çıktığında, saçlarını geriye attırdı ve yüzünü temizledi. Cadının hala orada olduğunu gördüğünde, su damlalarının süzüldüğü yüzünü ona çevirdi. "Beni beklememen çok kötü olmuş. Beraber daha iyi vakit geçirebilirdik." Dedi hay aksi bakışını atarak. Bir kahkaha salıp, serin suda yüzmeye devam etti.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: Geri: İntikam   Perş. Ara. 27, 2012 6:54 pm

Spring, yanında üzerini bir anda çıkaran büyücüden bir kaç adımla uzaklaştı. Malcolm, hiç çekinmeden üzerini çıkarıyordu. Cadı, bir ara donunu bile çıkaracağını düşünmüştü büyücünün. Spring, sıcak tavırlara hasret kalmıştı son bir haftadır. Kendisine güler yüzle yanıt veren ve neşesinden hiç bir şey kaybetmeyen büyücünün vücuduna takıldı gözleri. Oğlan yavaş yavaş suya girerken Spring, Malcolm'un vücudu hakkında ne kadar yanıldığını fark etti. Onu tasvir edecek olsa çelimsiz diyebilirdi çünkü. Dudakları gerildi. Suya dalıp çıkan ve oldukça samimi bir tavırla kendisine yapılan şakanın ardından Spring giymiş olduğu ayakkabılarını çıkardı. Kıçını ve bacaklarının bir kısmını kapayan tişörtü sayesinde rahatlıkla altındaki pantolonu da çıkarmıştı. Bu sırada saçlarını ovuşturan Malcolm tekrardan cadıya baktığında şoka girmişti. Genç büyücünün şaşkınlığına gülerek yanıt vermişti. Su dizlerine geldiğinde ellerini Malcolm'a doğru uzatıp, parmaklarını oynattı. "Buraya gel de yardım edeyim." Çocuk bu sırada ellerini sırtına uzatmaya çabalıyordu. Gülümsemesini kaybetmeden Spring'in olduğu yere ilerledi. Cadının uzattığı elinden tutarak hızla çekti kendine doğru. Bu hamleyi beklemeyen Righelli, kendini suyun içinde bulmuştu. Attığı çığlıkla ağaç dalları sallanmış hatta bir çoğu yapraklarını bırakmıştı. malcolm gülerek daha da derine ilerlerken Spring güçlükle de olsa kalkmıştı. Tepesinde topladığı saçları açılmış ve tişörtü sırılsıklam olmuştu. Kıstığı gözleri, belinin iki yanına koyduğu elleriyle tam manasıyla bir cadıydı. Derin derin nefesler alıp ufak burnunun deliklerini genişletti. "Pişman olacaksın, Mourier!" Bacaklarına var gücüyle yüklendi ve kendisine kahkahalar atarak gülen gence yetişti. Malcolm'un arkasından omuzlarına baskı uygulayarak genci suya batırmaya çabalamıştı. Olduğu yerde debelenen cadı ilk denemesinde başarısız olsa da ikinci denemesinde, gencin ayağına batan taş sayesinde başarılı olmuştu. Onu altı, yedi saniye boyunca gölün dibine bastırdıktan sonra çıkmasına izin verdi. Nefes nefese sudan çıkan oğlanın yüzüne yapışan saçlarını görünce kıkırdadı cadı bir kez daha. "Dua et, acıdım." Sesi gayet neşeliydi. Ta ki Malcolm cadıyı belinden sarıp daha da derinlere doğru gitmeye başlayana kadar.

Oğlanın dokunuşlarından sebepsizce rahatsız olmuştu. Hafifçe kırışan suratı saliseler içerisinde tekrardan yumuşadı. Gözlerinin önüne, henüz geceden beri yakasını bırakan sahne bir kez daha serilmişti. Ellerini Malcolm'un omzuna koyarken tebessümünü eksik etmemeye gayret etti. Artık su, cadının boynuna oğlanınsa göğüs hizzasına geliyordu. Gölden avcuna doldurduğu suları büyücünün omzuna yavaş yavaş döktü. Yine o titreyen sağ eline söz geçirmeye çalışarak büyücünün göğsünün üzerine koydu elini. Jacob'u düşündü bir an için. Gözlerini kaçırıp kıyıya doğru yöneltti bakışlarını. Geri attığı bir kaç adımda ardını döndü ve kendini suyun içine bıraktı. Aklına dolan düşüncelerden arınmazsa belki de hayatının en büyük hatalarından birini yapacaktı. Suyun dibinde uzunca kalıp boğulmayı bekleyecek kadar savaştı kendiyle. Kolundan tutup onu dışarı çeken büyücüye nefes nefese kaldığı anda kızmaya çabaladı. Ama başaramadı. Malcolm, Spring'in ne yapmaya çalıştığını idrak etmeye çabalarken sormuştu bir kaç soru. "Düşünmek için en sessiz yer su altı. Ne yapabilirim." Suratındaki gülümsemeye tezat gözlerini ciğerlerine dolan hava eşliğinde kapadı. Bu sırada omuzlarına su atıp temizleyen Malcolm'dan uzaklaşması gerektiği sinyallerini vermeye devam ediyordu kendine. Kimsenin canını yakmayacaksın! Peki, ya kendi canı ne olacaktı? Gözlerini açıp tekrardan göz göze geldi büyücüyle. "Ben çıkıyorum, biraz kurumaya bırakayım kendimi." Kendisinden bir eşyaymış gibi bahsettikten sonra güldü. Sahte gülüşünü oğlanın fark edip etmediğini bilmiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: İntikam   C.tesi Ara. 29, 2012 2:56 pm

"Ben çıkıyorum, biraz kurumaya bırakayım kendimi."
"Yine bekleriz."

Dedi ve sırıttı. Suyla özlem gidermeyi sürdürürken, cadıyla aralarında geçen eğlenceli dakikalar hala aklındaydı. Eğlenceye de duyduğunu da hissetmesini sağlamıştı bu. Şimdi, vücudundaki gözeneklerin açılıp kapanarak sularla temizlenmesini bekliyordu. Öte yandan, sonbahar güneşinin yüzüne çarpmasına izin veriyordu. Yaklaşık beş dakika su üzerinde uzandıktan sonra, kol kaslarını güçlendirmek adına yüzdü. Kulaçlar attı ve ayaklarını çırptı. Hızlıydı. Kalçası suyun üzerinde hafif çaplı bir yarım daire oluşturuyordu. Başı, suya bir giriyor bir çıkıyordu. Bu sayede, nefes de çalışıyordu. Bu sırada cadının ne yaptığından bihaberdi, tabii. Merakı bir süre sonra haddini aşınca duraksadı. Bedenini suya dik pozisyona getirdi ve kara parçasında çimenlerin üzerinde yattığını fark etti. Rahatı yerinde görünüyordu. Yaklaşık on dakika daha yüzdükten sonra, kafi olduğunu düşünerek sudan çıktı. Su, dizlerinin altında kaldığında beyaz donunun üzerine yapıştığını; lakin somutluğunu fark etmediğini fark ettiğinde, çıplak ayaklarıyla sessiz bir şekilde kızın yanına yaklaştı. Gözlerinin kapalı olduğundan emin olduğunda, saçlarını köpekler gibi salladı ve su damlacıkları bu sefer kızın vücudunun çeşitli bölgelerine yayıldı. Bu, kızın göz kapaklarının açılmasına ve kızmasına neden olunca büyücü kahkahayı bastırdı. "İntikam," dedi kahkahasına ara verip. Ardından, kıyafetlerinin yanında doğru ilerlemek üzere sırtını döndü. Henüz iki adım atmıştı ki, kız büyücünün sırtına atlayıp kızgınlıkla bağrınmaya başladı. "Seni öldüreceğim Mourier!" Derken yumrukları, büyücünün omzuna vuruyor; lakin pek etki etmiyordu. Kızdan kurtulmaya çalışacaktı ki, kız kendisini aşağı çekince ikisi de yere yığıldı. Düştükleri pozisyonda, nefesleri birbirlerinin yüzlerine çarpıyordu. Kızın yüzünde muzip bir gülümseme vardı. Soluk pembe dudaklara baktı. Vücudundan önce dudakları kurumuştu anlaşılan. Buna rağmen eğlenmişti. Yere serilmesine ve neredeyse bacağını kıracak olmasına rağmen eğlenmişti.

*:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Spring Winchester
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 743
Kayıt tarihi : 11/01/11

MesajKonu: Geri: İntikam   C.tesi Ara. 29, 2012 6:34 pm

Ağır adımlarla suyun içinden çıktıktan sonra Malcolm'un kendisiyle ilgilenmediği bir zaman diliminde üzerindeki tişörtü ağacın arkasında çıkarıp suyunu sıktı. Üzerine tekrardan geçirdiği buruşuk tişörtle pek de mutlu değildi cadı. Aklındaki düşünceleri de tişörtü gibi sıkıp akıtmak istiyordu. Mümkün olmayan hayali eşliğinde çimlerin üzerine attı kendini. Islak kalmış olan donunun kuruması için bir zaman beklemesi gerekiyordu. Suyun cadının vücudunda oluşturduğu tatlı yorgunluk ufak bir şekerlemeye dönüşmüştü bu süre zarfında. Bir de suyun içinde çırpınan Malcolm'un çıkardığı su sesiyle beraber uyku iyiden iyiye davetkardı. Ellerini karnının üzerinde birleştirmiş kafasındaki düşünceleri çimlerin üzerine bırakırken gözleri ardına kadar kapalıydı. Aldığı sakin ve derin nefeslerle göğüs kafesi yavaşça inip kalkıyordu. Uyurken bile tetikte olan cadı, yoldaşı sayesinde kalkanını indirmişti. Fakat, bu sefer zaten kendisine usul usul yaklaşıp onu gafil avlayan Malcolm olmuştu. Zar zor tenine değen güneş ışınını kesen bedenin düşünceleri çok da masum değildi. Kafasını bir köpek misali sallayıp tüm sularını huzurla yatan kızın üzerine attığı anda ufak bir çığlıkla açtı gözlerini Spring. Neredeyse kurumuş olan tişörtü tekrardan damlacıklar eşliğinde sırılsıklam olmuştu. İntikamdan söz eden genç büyücüye gününü elbet gösterecekti. Ayaklanıp Malcolm'un sırtını kısa bir süre yumrukladı. En son dengesini kaybeden cadı, kendisiyle beraber genç büyücüyü de yere sermişti. Aldığı derin nefesler sinirini gözler önüne seriyordu. Ardından Malcolm'un dudaklarındaki gülümsemeyi görünce dayanamayıp kendi de gülümsedi. Bu sırada, beyninin oynadığı oyunda, kulaklarında yankılanan ses genç büyücüye aitti. Az önce dediğini bir kez daha geçirdi aklından. İntikam. Ardından Floja'nın söylediklerini anımsadı. Emin değildi. Peki ya, ilk öpücüğünü bir intikam uğruna hiç bir şey hissetmediği bir büyücüye mi verecekti? Derin bir nefes alıp burun buruna kaldığı büyücünün gözlerine son kez baktı ve yüzünü oğlanın boynuna gömdü. Pişmanlığı iyi biliyordu. İçini kemirip duran bir düşünceyi yerle bir etmek için hayatında gereksiz bir milat yaratamazdı. Peki ya Floja doğru söylüyorsa? Aldığı derin nefesleri oğlanın boynundan çekip yüzünden on santim kadar uzaklaştırdı yüzünü. Gözleri kapalı bir şekilde öylece dururken belki de Malcolm'dan bir hamle beklemişti. Hayır, yapmayacağım. "Bir daha yaparsan... Eğer, bir daha yaparsan bu kadar sakin olmayacağım!" Gözleri kapalıyken ve suratı ifadesizken ne kadar tehditkar göründüğünden emin değildi. Ama düşüncelerinin hepsinin suratında o an can bulduğunun farkındaydı. Karmaşık ruh hali, mutsuzluk, huysuzluk, sinir. Her şey okunuyordu yüzünden. Huzursuzca nefes aldı ve olduğu yerden debelenerek kalktı. Büyücü orada öylece bırakırken bir daha aynı pozisyona gelebileceği biri olmayacağını düşündü. Sadece intikamı için bedenini kullanamaz ve duygularını hiçe sayamazdı. Sadece söylemeliydi. Malcolm'un üstünden atlayıp pantolonunu çıkardığı yere gitti. Yerde çıkarıldığı gibi duran pantolonuna eriştiğinde bir kaç silkelemenin ardından onu bacaklarına geçirdi. Düğmesini iliklerken bir çift gözü üzerinde hissetmişti. "Sana bir şey sorayım mı?" Merakla tüm vücudunu Spring'e doğru çevirdi Mourier.

"Etta'ya fazla güvenmiyor musun?"

Sesindeki merak ve sorgulayıcı tavır gayet yumuşaktı. Fakat cadı, söylediği sözlerin kendisi de farkında değildi. Ağzından çıkanı kulağı duyduktan ve beyni idrak ettikten sonra gözlerini pantolonunun düğmesine çevirip belertti. Nasıl böyle bir şey söyleyebilmişti. Etta'dan Jacob veya herhangi bir başkası yüzünden böyle nefret edeceğini tahmin bile edemezdi. Resmen bir çiftin arasını bozmak için ilk adımını atmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: İntikam   Salı Ocak 22, 2013 7:12 pm

"Etta'ya fazla güvenmiyor musun?"
"Ne?"

Şaşkınlığını anında belli etmişti. Duygularını saklamada ustaydı; lakin buna ihtiyaç duymuyordu. Uzun zaman sonra bir şeylerden zevk almanın hazzını yaşıyorken, cadının bu sözleri tüm hazzın önüne geçerek bir engel oluşturmuştu adeta. Ne demek istediğini anlamamıştı ve bunu çatılan kaşlarından fark edebilmek mümkündü. Bütün dikkati dağılmış ve düşüncelerindeki mutasyon bu kelimeler üzerine gerçeklemişti. Başından beri yanında olan, kendi canından daha çok onun canına önem verdiği ve en önemli varlığı olan cadıya fazlasıyla güvenmek de hakkıydı, en azından öyle büyücü öyle düşünüyordu. Karşısındaki cadının birkaç saniyeliğine gözlerini kaçırdığını fark etmemiş değildi. Lakin bir şeyler bilip bilmediğinden emin olmak zorunda hissetti kendini. Olabilecek olasılıkları düşünmeye çalışmakla kalmıştı sadece. Bu yüzden, kızı konuşturmak zorundaydı. Öte yandansa, hiçbir zaman tam anlamıyla bir şeyden keyif alamayacağını düşüncesi sinirlerini harekete geçirmişti.

"Bunu sana düşündüren nedir Spring, söylesene."

Şimdi kızın yüzünde bomboş bir ifade vardı. Ve bu, Malcolm'u ciddi anlamda rahatsız ediyordu. Spring'in inatçı bir ruhu vardı ve büyücü bunu bu şekilde rahatlıkla anımsayabildi. Zaman yavaş akıyor ve sabrı tükeniyordu. Az önceki halinden bir nebze dahi iz yoktu. Duygularını kontrol altına almayı öğrenmişti; lakin şu durumda böyle olması daha uygundu. Ciddi ve bir o kadar da meraklı göründüğünün farkındaydı. Öte yandan ise içten içe bir korku sarmıştı içini. Bu korkunun kaynağını aslında çok iyi biliyordu; lakin yediremiyordu bir nevi kendine...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İntikam
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Orman-
Buraya geçin: