Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Kuşlar Orkestrası

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Kuşlar Orkestrası   Ptsi Ocak 21, 2013 3:57 pm



Melodie Riley & Malcolm Mourier

Dost, onunla birlikteyken gerçekten olduğun gibi görünebileceğin, ruhunun tüm gizliliklerini ona anlatabileceğin biridir.
Onunla birlikteyken kendini korumana gerek yoktur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: Kuşlar Orkestrası   C.tesi Haz. 01, 2013 12:51 pm

Bedenin serili olduğu yatakta rahatsız olduğu ekşiyen çehresinden okunan büyücü, ağrıyan sırtının ara ara oluşan bir bıçak keskinliğindeki acısıyla inleyerek bedenini döndürdü. Koğuş yataklarını andıran ve yaylarının rahatlıkla hissedilebildiği kıvrımları nedeniyle uyuyamıyordu. Yine de, bir umut pes etmemiş ve dinlenmek üzere yayılmıştı ki beklediği sonucu yine alamaması da gecikmemişti. Yıllardır yatak yüzü görmeyen sırtı, yumuşak kuş tüyü yastıkları dahi özlüyordu. Lakin bu hasret, hiçbir zaman serzenişe dönüşmemişti. Her şey kendisi ve kendi istekleri içindi. Her şeyi göze alarak, her şeyi bilerek ve kendi isteğiyle oradaydı. Seçimini yıllar önce, ailesini ilk kaybettiği zamanlarda vermişti ve kararından dönmeyecekti. Bu aklının ucundan bile geçmezdi. Üstelik her zaman sözünün eri olan büyücü, bu huyundan vazgeçmeye hiç de niyetli değildi. Bir gıcırtı eşliğinde yatakta doğruldu ve gerindi. Şafak vakti yatmasına karşın birkaç saattir yattığına başta inanamayan Malcolm, gözlerini ovuşturdu. Çadırdan temiz havanın varlığından yararlanmak üzere çıktıktan sonra güneşin ilk ışıklarını seçerken gözleri, birkaç kuşun melodik şakıması kulağını doldurmuştu. Gözlerini kıstıktan sonra etrafa göz attı. Etraf sakin ve huzur doluydu. Geceden kalma kamp ateşinin izlerinden nükseden karbondioksit ve ilkbaharı kucaklayan doğanın muazzam seyrinden başka bir şey seçememişti. Doğa, eşsiz bir güce sahipti. Onca zaman, doğanın üzerine baskı yapan insanoğlunun bihaber olduğu bu orman, düşündükleri olmadığını kanıtlayan ilk somut örnek olacaktı. Yine de hiçbir şekilde, doğa bile yolunda gitmeyen şeylerin seyrini değiştirecek güçte değildi...

Çadırın içerisine dönerek, geceden Etta'ya verdiği sözü yerine getirmek üzere doğru bir vakit olduğuna karar verince etraftan giysi toparlamaya başladı. Ter kokan ve üzerinde bakteri bulunduğu aşikâr her sudan etkilenmeyen eşyayı bir kutuya doldurduktan sonra üzerini temiz kalan son şeylerden birini giydi ve akabinde nehre doğru ilerledi. Kendisini bu işi yaparken görebilecek kişilerin daha az olması büyücü için elbette ki daha makuldü. Bir daha sevgilin ile iddiaya girme. Kendisine ettiği tembih ile dudakları bir yay gibi gerildi ve tebessüm etti. Birçok yeşilin tonunu içeren pigmentin gözlemlenebildiği yapraklar toplulukları arasından, temiz havayı ciğerlerine bahşederek ilerlerken, kısa bir süre içinde güneşin perdelediği karanlık günleri bir kez olsun düşünmeden nehre vardığında; ezdiği çimen sayısı saniyede bir azalmaya başladı. Yalnız değildi. Kendisi gibi, günün ilk ışıklarından faydalanmak isteyen kâkülleri alnını örten bebek pürüzsüzlüğünde yüze sahip beyaz tenli bir cadı karşısında duruyordu. Melodie. Malcolm'un buraya geldiği ilk günden beri doğru dürüst konuşma fırsatı bulamadığı cadı, tam karşısında dururken onu tekrar görebildiğine sevinse de ters bir şeyler olduğunun da farkındaydı. “Göğe doğru uçusan hüzün ve onun dudaklarında eşsiz bir gülümseme...” Mırıldandığı sözler eşliğinde kıza doğru ilerleyen büyücü, bu melodik şarkıyı özellikle seçmişti elbette ki. Hogwarts'ın ilk yıllarında beraber ve mutluyken söyledikleri şarkıyı asla unutmazdı. Aynı şeyin kız için de geçerli olduğundan emindi. Lakin en son bu sözleri duyduğu vakit, aralarında geçen diyaloğu da unutmuş değildi. “İçimde bir canavar doğdu...” Zihninde işittiği ergenliğin etkisinde değişime uğramak üzere olan sesine verilen karşılıkta tereddütsüzdü. “Saçmalama Malcolm, ne canavarından bahsediyorsun sen? Bir canavara sahip olabilecek son kişi sensin!” Kendisiyle alay edermiş misali tebessüm etti. Bir canavardan önce bir korkak olmuştu. Kaybetmişti. En azından o öyle düşünmüştü. Akabinde, hak ettiğine ulaştığını sandığı anda bir lanet etkisi kanına karışarak ruhlarla beslenen bir canavar oluvermişti. Şimdi ise, fabrika ayarlarına döndürülmüş misali, bir büyücüydü. Çok şey kaybetmiş, çok ders almış; lakin yılmamış güçlü bir büyücü. Kızın yanına vardığını çimenlere oturmuş ve elindeki kutuyu yanına bırakmıştı. Gözleri nehrin durgun suyundan ayrılmayan kızla, göz teması kurmadan önce dudaklarını aralamıştı. “Şarkının sözlerini son duyuşumun üzerinden kaç yıl geçti bilmiyorum; ama bendeki tesiri halen aynı.” Her ne kadar değişmiş olsam da... Kıza bazı açıklamalar borçlu olduğunu biliyordu; lakin bunun sırası olmadığının da bilincindeydi. Derin bir nefes aldı ve herhangi bir tepki beklerken, sorunun ne olduğunu düşünmeye çabaladı. Empati yetisini köreltmemiş olması, işine yarayacak gibiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kuşlar Orkestrası
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Than-Thalas Nehri-
Buraya geçin: