Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Günahkâr İtiraf

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Euterpe Rouvas
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 7172
Kayıt tarihi : 08/04/11
Yaş : 22
Lakap : Persephone.

MesajKonu: Günahkâr İtiraf   Çarş. Ocak 30, 2013 5:33 pm


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Euterpe Rouvas
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 7172
Kayıt tarihi : 08/04/11
Yaş : 22
Lakap : Persephone.

MesajKonu: Geri: Günahkâr İtiraf   C.tesi Mart 02, 2013 9:39 pm

    Tüm karanlık çökerken üstüne, gökyüzünden çaldığı kuzguni renkle durulmuş denizin küçük dalgalarını boyadı. Kızıl alevler, üstüne kül ve su dökülmüşçesine mavi bir buhar yayarken havaya beyaz renk parıldamaya başladı bir ay misali. Ay yansıtırken kudretini, meltem bile kıskanıyordu bu eşsiz güzelliği. Bir nota misali kıvrılmış hatlar belirginleşirken vişnenin rengini çaldı, güzelliğini önemsercesine. Ve Tanrı’nın yarattığı eser bir kere daha gün yüzüne vururken herkes özendi onun varlığına. Katılaşan taş kalbi, aşkından çözülüvermişti sert meltem karşısında. Baykuşların sesi çınlarken dört bir yandan Silvanesti Ormanı yankılandı, hoş büyülü sesi ile. Akılcı beynine dolan melodiyi şimdi son bir kez azat ediyordu, dolgun dudaklarından. Neşe içinde bir kuş misali şakırken fantastik filmlerdeki elf prensesleri gibi hareket ediyor, her adımında dans ediyormuşçasına bir görüntü sergiliyordu. Azat edilen eşsiz melodiye karşılık tebessümü can bulurken, kuzguni renk saçları dört bir yanını sarıyor bir tül misali narince hareket ediyordu. Güzelliğini aratmayan ayın kudretine çarparken lapis lazuli gözleri, teni efsunlanmaya devam etti narin sesinin etkisiyle. Melodisini sonlandırıp ormana selam verircesine eğilirken dansına devam etti, vals müziği kesilmemişçesine. Durmayan ayakları ve kıvrak bedeni ile perileri anımsatırken ona ne kadar özendiğini hatırladı. Yanında duran sert kâbuslu ağacın gövdesine tutunurken eğdi başını önüne suçlu bir çocuk misali. Hatalı olduğunu kabul edercesine döktü gözyaşlarını. Çekinmiyor ya da korkmuyordu, sevdiği varlığın bedenine bürünmüşken. Kusursuz bir kumaşı ellercesine dokundu kuzguni saçlarına, narin pamuk elleri ile birlikte bir kere daha dokundu kusursuz çehresine. Acı çekercesine hıçkırmaya başladı, kalbi deşilirken. Bir ceylan misali ürkek hareketleri, kendisine zarar vermeyi geçirirken aklından mazoşist duygularına engel oldu. Ona zarar veremem. Yankılanırken aklından en masumane düşünce, salladı başını doğrularcasına. Sanki onunla konuşuyordu, yine her zaman yaptığı gibi. ‘‘Affet beni anne.’’ Kadının melodik sesi kulaklarında can bulurken tekrar bir ağlama krizine büründü kusursuz melek. Bunu ne taşıyabiliyor, ne de kendine yedirebiliyordu. Kadını döndürmenin bir yolu olsa şüphesiz kendi canına bile kıyabilirdi Persephone. Yeter ki o olsun. Yeter ki Amélia Rouvas hayata dönsün diye. Gözlerini hafifçe kapatırken çimen ve çiçeklerle kaplı cennetine doğru ilerledi seri adımlarla, korkusuzca hıçkırıklarıyla.


    Gözleri yavaşça açılırken uzandığı ağaç kabuğunu başının arkasında ve serin çimenleri ayaklarının ucunda hissetti Persephone. Gece olması, bir nevi içini rahatlatırken fazla uzaktan gelmeye ateş çıtırtısı, canını sıkmıştı. Bu kılıkta gitmek doğru olmasa dahi içinden bir ses güvenli olduğunu söylüyordu. Ayaklanırken sakince, sessiz olmaya çalıştı karşısındakinin kim olduğunu bilmediği için ürkütmek istemiyordu. Yaklaştıkça gelen çıtırtı, bu kişinin yalnız olduğunu vurguluyordu adeta. Kısa kumral saç rengi, biçimli düzgün burnu ve kederli gözlerinden kim olsa tanıdığı cadıyı görünce çalıların ardından yavaşça çıktı. Kızın tehlikeli bakışları kendisini bulurken tebessüm etti ve azat etti aklından geçenleri en yakın dostuna. ‘‘Annem kılığında gelmem şaşırtıcı olabilir lakin bu akşamlık beni böyle kabul et Etta.’’ Gidip ağaç kabuğuna oturdu ve parmaklarını şaklattı. ‘‘Hey, sen iyi misin?’’
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Günahkâr İtiraf   Cuma Mayıs 24, 2013 7:11 pm

    Aldığı her nefesin ardından bir rahatlama hissi yerine daha fazla yorgunluk sarıp sarmalamıştı narin bedeni. Ateşin çıtırtıları sessizlikle kuşatılmış ormanı delip geçerken, bir buz kütlesine dönüşmüş titrek parmakları ısınabilmek umuduyla ateşe uzatılmıştı. Ne var ki, bunun bir işe yaramadığı sadece birkaç dakika içinde anlaşılacaktı; ama porsuk her zamanki gibi bir umutla girişmişti bu işe. Yine ne kadar yanlış yaptığını anladığında, yine çok geç olacaktı. Alışmıştı. Her zaman hiç düşünülmeden yüzüstü bırakılmaya, sahip olması gerekenleri birer birer kaybetmeye, umarsızca duvara fırlatılan bir porselen bebek misali kırılmaya, girmek için çaba bile harcamadığı şeylerde yenilmeye ve asla unutamam dediklerini unutması için zorlanılmasına alışmıştı. Çünkü elinden bir şey gelmiyordu. Hiçbir şey yapamazdı tüm bu olanlar için. Gecenin anne şefkatine sarılmış, sadece her şeyi düzeltebilmeyi diliyordu. Elinden gelen tek şey buydu ve bu cadının viran yüreğinde, Tanrı'yı mahi olarak suçlamakla yetinmesi gerektiğini öğretmişti ona. Dudaklarından kopan bir annenin çocuğuna geceleri mırıldandığı ninni kadar zarif yakarış, ateşin sesini gölgelemişti birkaç saniye. Ardından aldığı derin nefes, her ciğerlerine doldurduğu anda kendisini boğmak istediği bir intihar aracına dönüşürken, gözleri birbirine dolanmış ağaçların sonunda görünmeyeni görmeye çabalıyordu. Umut etrafını siyah bir sis misali çevrelemiş iken, günlerdir kendisinde hissettiği garipliği adlandırabilecek herhangi bir ad düşünüyordu zihni. Kaç saattir ateşin başında oturduğunu bilmese de, sırtının belirli bir süre aynı şekilde oturmaktan ağrımaya başlaması, cadının uzun süredir düşünceleriyle boğuştuğunun en büyük kanıtıydı. İkizini özlemişti. Kız kardeşlerini, Fransa'yı, evini, hatta Hogwarts'ı bile özlemişti. Ama sadece özlemişti işte, zamanı geri alamazdı ya. Yapabildiğinin en iyisini yapıp, sevdiği şeyleri özlemişti. Çünkü biliyordu ki Nemesis, babasının da dediği gibi, bir insan sevdiklerini hatırlarsa, unutmazdı. Hatırlamayı bırakmadığı sürece onlar hem anılarında hem de yanlarında her zaman var olurlardı. Bu nedenle kendisine ayırabildiği düşüncelerini tartabileceği kadar süre bulduğu zaman, hepsini hafızasında tekrardan canlandırıyordu dişi porsuk. Çünkü onların anıları, cadıyı canlı tutuyor ve güçlü kılıyordu.

    Alevlerin ötesinde duyduğu ayak sesleri, bir süre dikkatini dağıtmış, ardından ağaçların arasından açıklığa çıkan tanıdık yüz, cadının fark etmeden birkaç saniye boyunca tutmuş olduğu nefesini tekrardan dudaklarının arasından dışarıya üflemesine yardımcı olmuştu. İçinde nedensizce hissettiği koruma içgüdüsü, günlerdir Nemesis'i diken üzerinde oturuyormuş gibi hissettiriyordu. Rouvas kızının, porsuğun dinlenmek için kendine ayırdığı özel yere giriş yapmasıyla da bu içgüdü birden kendisini yok etmiş; güvenli biriyle olduğunu hisseden porsuk içinde taşıdığı endişesinin nefesiyle beraber yeşil ve sonsuz gökyüzüne karışmasına müsaade etmişti.

    ''Hey, sen iyi misin?''

    Düşüncelerini ikinci kez bölen ses, yine Euterpe'e aitken, Pierretta, sakinliğini hala koruyabiliyor olmasına kendisi dahi şaşmıştı. Ateşe doğru uzanan gözleri yerinden kıpırdamıştı. Bakışlarını sabitlediği yeni noktanın görünüşündeki yabancılık garipsenecek kadar sıradışıyken, o görünüşün sahibinin Euterpe olduğunu bilmek daha da garipti gecenin kızı için.

    ''İyi gibi görünüyor muyum, Euterpe?''

    Sorusuna soruyla cevap vermiş, kelimeler dudaklarından azat edildikten sonra da pişman olmuştu Qixinâ kızı. Canını dahi emanet edebileceği kadar güvendiği birine neden böylesine ters çıkıştığını kendisi de bilmiyorken, son günlerde yaşadığı duygu karmaşasını herkese yansıtmakta çekinmiyor oluşu dişi porsuğu çılgına çeviriyordu. Bu gidişle, daha çok kişiye zarar vereceğinin bilincinde olsa bile, bundan kurtulmuyordu ısrarla. Mahcup bakışları, aslında tanıdık ama şimdilik yabancı bakışlarla buluştuğunda, özür diler gibiydi. Ani çıkışlara bir son vermesi gerektiğini zihninin bir köşesini kazırken, ateşin tenini yeni yeni ısıtmaya başladığını fark etmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Euterpe Rouvas
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 7172
Kayıt tarihi : 08/04/11
Yaş : 22
Lakap : Persephone.

MesajKonu: Geri: Günahkâr İtiraf   Ptsi Haz. 03, 2013 9:26 pm

    Nemesis’e sorduğu sorunun karşılığı beklemediği gibi olunca tüm yüzü ve bedeni değişmeye başladı, o görmeden. Kendine geldiği anda uzun bukleli saçının bir tutamını parmağına dolayarak kudretli geceye baktı. Yeşillik ruhunun derinliğindeki kederin hem alevlenmesini hem de huzura kavuşmasına izin verirken bu garip duyguyu nasıl içinden atabileceğini düşündü. Altıncı hissinin kuvvetli olmasının yanı sıra Nemesis’in yüzündeki burukluğun ve sıkıntının bir nedeni vardı. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Bunu içinden tekrar ederek karamel gözlerini gökyüzünden ayırdı, ateşin beyaz tenini yaktığını hissetmemeye çalışırken dolgun dudaklarının arasında sıkıldığını ima eden bir ses çıktı. Davranışları, bu orman yüzünden her dakika değişirken etrafındakilere nasıl davranacağını dahi bilmiyordu. Etta’nın ani çıkışı canını yaksa dahi hak veriyordu. Dostu olabilirdi, her şeyi de irdelemek zorunda değildi. Çok mu anne edası ile yaklaşıyorsun Persephone? Gölgelerdeki hayali kaşı yukarıya kalkarken dudaklarına, Etta’yı rahatlatacak sıcak bir tebessüm yayıldı. Tek amacı dostunu rahatlatıp, içini açmasını sağlayabilmekti. Oturduğu yerden sakince kalkarak, peri adımlarını anımsatan bir şekilde dostunun yanına tünedi ve ona güven vermek istercesine uzun parmaklarıyla dostunun elini sardı. Etta’nın anlamsız bakışları kendisine değdiğinde melodik sesinin ormanda yankılanmasına izin vermeden sır paylaşırcasına konuştu. ‘‘Uzun bir süredir, seni yalnız bıraktığım için özür dilerim Etta.’’ Karamel rengi gözleri neşeden daha çok hüzünlüydü. Darcy’nin kaybolup ortaya çıkması, Floja’nın telaşı ve Etta’nın bu garip davranışları… Leander’a karşı bile garip duygular hissediyordu, güzel tanrıça. Lakin kendisinde sorun olmadığını biliyordu, duygularının karmaşık olmasına karşın. Herkes değişmişti. Tüm bu olaylar etrafındaki insanların canını sıkıp ruh hallerini değiştirirken birkaç yıl önceyi özlemeye başladı. Her şey tam durgunlaşmışken… Geçmişi hatırlamak, anmak ve anımsamak. Zarar Persephone, kan ve nefret! Gözlerinin dolmasına izin vermeden tüy misali kirpiklerini kırpıştırdı ve sözlerine devam etti, arkadaşına bakarak. ‘‘Etta, sorunun ne olduğunu benimle paylaşabilirsin. Üzgün olman beni de sarsıyor ve… Etta?’’ Sözlerinin dikkate alınmaması tanrıçayı her daim kızdırırdı lakin bu sefer sakin olmaya gayret gösteriyordu. Sonuçta karşısındaki en yakın dostuydu ve onu kırmaya dayanamazdı, cadı onu kırsa bile.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Günahkâr İtiraf   Salı Haz. 11, 2013 8:11 pm

    ''Etta, sorunun ne olduğunu benimle paylaşabilirsin. Üzgün olman beni de sarsıyor ve... Etta?’'

    Kelimeler Rouvas kızının dudaklarını bir bir terk ettiğinde, derin bir nefes aldı porsuk. Gerçekten de sorunu neydi Qixinâ kızının? Neyin acısıydı bu, içinden atamadığı? Neyin öfkesiydi, gecelerce uykularını bölen? Neyin intikamıydı ki, uğrunda tüm sevdiklerini kaybetmişti? Eninde sonunda her şey bir şekilde yerli yerine oturmayacak mıydı ki, bunca hüsran yaşanmış; bunca acı çekilmişti. Kimi zaman masumluğun kapısını aralamış dudakları, küfrün zehriyle kirlenmeden önce son kez duraksamıştı. Bu zamana kadar yolundan bir kere bile şaşmaz iken şimdi değişen ne olmuştu? Ağlamanın harap ettiği gözleri, gecenin gümüşi yeşiline hapsolmadan önce, ona meraklı anne misali yaklaşan cadının sorusunu cevapsız bırakmak istememesine rağmen; kendi sorularının arasında bile kaybolurken ona ne cevap vereceğini bilmediği için, susmuştu. Sessizliği sonsuza hapsolmuş gibi hissettiriyordu insanı. Soğuk rüzgar günahkar bedeni yalayıp geçerken, tutuşan birkaç odunun alevini arttırıyordu. Bu, gecenin kızının suratına alaycı bir tebessümün oturmasına neden olmuştu. Bu kadar basit olamazdı her şey. Düşene düştüğünü sürekli hatırlatmak niyeydi? Çalıların arasından gelen sesler, iki bedeni de ürkütmüştü; ta ki gölgelerinden sıyrılıp ateşin kırmızı ışığına kavuşan beyaz kurt yüzünü iki solmuş simaya çevirene kadar. O an, Pierretta'nın yüzündeki tebessüm de solup gitmişti, gözlerini aydınlatan ışık da. Aksine, gözleri engelleyemediği bir şekilde dolmaya başlamıştı. Malcolm'a olan bağlılığı dile dahi dökülemeyecek kadar kuvvetliydi lakin Aldrich'i görünce aklına Armen gelmesiyle ağlamasının nedeni çok başkaydı. Onunla yaşadığı son akşamdan sonra, onu bir daha görmemişti ve bu Etta'yı hiç olmadığı kadar zor bir duruma sokmuştu. Onun için değerli olduğunu düşünmüştü zamanında; ama acımasız kurtadam ondan bekaretini almış ve kayıplara karışmıştı. Bu canını yakmıştı Qixinâ'nın, hem de hiç olmadığı kadar. Boyunu aşan bir ihanet çukurunun en dibinde hissediyordu kendisini. Bir daha kimseye güvenmemesi gerektiğinin, elle tutulur son kanıtıydı bu; ve bu, acının merkezi haline gelmiş kalbini, nefes aldığı sürece tek güvendiği adama, Malcolm'a bile kısıtlı bir şekilde aralamasına neden olmuştu. Kendini iğrenç hissediyordu. Tüm bu olanlardan sonsuza kadar kurtulmayı diledi. Bir bakıma ölüm çare olabilirdi belki; ama ölüm çare miydi gerçekten de? Bir daha nefes almamak ne katabilirdi ki onca tecrübeye? Bir daha sevdiği insanları görmeyecekse, ne anlamı kalırdı ki çektiği onca acının? Aldrich'in yanaklarından süzülen gözyaşlarını tüylü başıyla silmesine izin verdi ve Euterpe'e çevirdi bakışlarını. Kendisini göremese de, bakışları biraz çaresizlik, biraz da umut kokuyordu, Rouvas kızının parıldayan gözlerinde bunu görebiliyor ve içten içe bunu hissedebiliyordu.

    ''Ben, ben çok kötü şeyler yapmış olabilirim. Bilmiyorum. Tam olarak hatırlayamıyorum bile.''

    Duraksadı ve ince parmaklarını ağrıyan başını ovmak için şakaklarına dayadı. Nedendir bilinmez, bütün görüntüler hafızasında kesik kesikti. Daha önce böyle bir şey olmamıştı ona ve bu yaşadığı ilk, sahip olduğu hatırası gibi pek güzel sayılmazdı. Derin bir iç çekti ve utanmamaya çalışarak, Rouvas kızına Armen'le ne kadar yakınlaştığını ve ondan sonrasında olanları anlatmaya başladı. Bunları anlattığı ilk kişiydi Euterpe, bu yüzden kelimeleri seçmeden önce yanlış bir şey dememek için sürekli duraksıyordu Nemesis.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Euterpe Rouvas
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 7172
Kayıt tarihi : 08/04/11
Yaş : 22
Lakap : Persephone.

MesajKonu: Geri: Günahkâr İtiraf   Cuma Haz. 28, 2013 5:17 pm



    Karamel rengi gözleri iri iri açılırken ne olabileceğini düşündü. Sihir Dünyasında kötü diyebilecekleri bir şey yoktu, bir insan rahatlıkla başını beladan ya da dertten kurtarırdı. Lakin kumral cadıya bakınca dudaklarını yana büktü. Ayın görüntüsüyle kızıla bürünen saçlarını sağına doğru savurarak yanlarına gelen Aldrich’e baktı. Beyaz tüyleri, Persephone’un içindeki sıcaklığın daha da değişmesini sağlarken yumuşamıştı hemencecik. Luna’nın Hades’in yanında olduğunu düşünürken bu koskocaman ormanda dostunun sıkıntı çekeceğini biliyordu. Yeşil gökyüzüne kayan bakışları, Etta’nın rahat ağlamasını sağlamak için özellikle onun üzerinde durmuyordu. Biraz empati katıyordu işin içine. Nemesis’in gözyaşları yanaklarından sicim sicim inerken sözleriyle birlikte başını çevirmek zorunda kaldı. Bakışlarındaki umutsuzluk, yardım ister gibi haykırıyordu Persephone’a. Sanki bir yakarıştı, başka yolu olmayan içler acısı bir yakarış. Kütüğe dayadığı ellerini karnının üzerinde toplarken yönünü cadıya doğru çevirdi. Heyecandan çok korku vardı hislerinden, sadece bir miktar korku. Yaşadıklarının üzerine, hayatlarını yine yerinden sarsacak bir şeyler olmasını istemiyordu. Aslında yanılıyordu, cadı. Sanki hayatları yeteri kadar alt üst olmamıştı. Bir isyan ve ardından gelen bu orman… Elbette lorduna sadakati sonsuzdu, güveniyordu. Lakin ailesi, sevdikleri ve arkada bıraktığı Hades’i… Onlara kavuşmak neden bu kadar zordu? Neden eski hayatına dönmekten korkacak kadar acizdi Persephone? Gözleri ateşin çıtırtısı ile birlikte hareketlenirken göz bebekleri büyüdü, kumral cadının sözleriyle.

    ‘‘Ben, ben çok kötü şeyler yapmış olabilirim. Bilmiyorum. Tam olarak hatırlayamıyorum bile.’’

    Korktuğu başına geliyordu. Güven vermek ister gibi usulca yana eğdi başını ve anlatması için zaman tanıdı. Pürüzsüz ses kulaklarına ulaşırken yüzü bin bir şekle giriyordu. Anlamıyordu, anlamak istemiyordu. Sadece tepkisiz kalmaya çalışıyordu ölüm tanrıçası. Dostunun acı çekişi içinden parçalar koparırken, dudaklarını ısırıyordu. Bilmiyordu ne diyeceğini, akıl alacaktı belki de kumral cadı. Lakin hiçbir şey anlamıyordu, sevgiden ya da yaşadıklarından. Başını garip bir şekilde öne eğerek karamel kızılı gözlerini odakladı ayakucuna. Aslında kızgındı da hiç şüphesiz. Günlerdir, bu aklını başından alırken neden anlatmamıştı. Kendini Nemesis’e hep yakın görmüştü. Darcy’nin ona bıraktığı tek sığınaktı belki de kumral güzel. Elbette sırları olacaktı, Euterpe’in hiçbir şeyi anlatmadığı gibi. Lakin böyle bir yükü omuzlarında taşımak… O kadar zordu ki. Ateşin çıtırtısı, ses tonuna karışan ahenk ile cadıyı rahatlatmaya çalışıyordu. ‘‘Tanrım, bu yükü kimseye anlatmadan nasıl taşıdın Qixina kızı?’’ Sesinde azarlar bir ton yoktu lakin alınmışlık hat safhada idi. Cümlesine devam ederek onu daha da rahatlatmayı hedefledi. ‘‘Bak… içine atma. Gerekirse nefretini bile kus. Hatta kız ama lütfen içine atma. Daha fazla zarar görmene izin veremem Etta.’’ Cümlelerini sadık bir dost olarak yenilemişti tekrardan. Sessizliğe susamış gibi çevirdi gözlerini ateşe. Sessizlik…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff VII. Sınıf
Hufflepuff VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6885
Kayıt tarihi : 04/09/10
Lakap : Nemesis, goddess of revenge.

MesajKonu: Geri: Günahkâr İtiraf   Cuma Ağus. 02, 2013 10:34 pm

    ''Bak... içine atma. Gerekirse nefretini bile kus. Hatta kız ama lütfen içine atma. Daha fazla zarar görmene izin veremem Etta.''

    Biliyorum.

    Duyduğu kelimeler nezakete çok yakın ama ondan da çok samimiyetle perçinlenmiş, kadife yumuşaklığında bir ses tonuna sahipti. Yanaklarından sicim gibi akan gözyaşlarının arasında gülümsemeye itiyordu Nemesis'i. Euterpe'ün samimiyetine, kimseye inanmadığı kadar inanıyordu. Sözlerine de. Bu nedenle kendini biraz rahatlamış hissetmişti. Yine de sırtında sürekli taşımak zorunda olduğu birkaç ton yük hafiflememiş idi. Anlattıklarından sonra yaşanan hiçbir şey değişmemişti; değişmeyecekti. Bazen böyle büyülü bir dünyada yaşarken, bu kadar çaresizliğe tutunmak çok saçma geliyordu porsuk için. Alışmıştı, orası ayrı. Aldığı derin nefesi, saniyesinde geri verdi ve Aldrich'in iki kulağının arasını okşadı sakince. Tekrar konuşabilecek hale geldiğinde gözyaşları akmayı bırakmış lakin yanaklarındaki ıslaklık henüz kurumamıştı. Yüzüne düşen bir tutam karemel rengi saçı geriye atarken, saçlarının çabuk uzadığını fark etmiş; içten bir tebessüm armağan etmişti saçlarının eski, uzun haline. Özlemişti eski saçlarını da, geride bıraktığı her şeyi özlediği gibi. Ama kısa saçta yakındığı bir konu değildi. Gözlerini sabitlediği ateşten çekip, ölen kız kardeşleri yerine koyduğu cadıya baktı usulca. Persephone'nin de bakışlarında yer alan ilgi ve merak yüzünü neredeyse güldürecekti. Sesini kısık ama duyulabilecek bir düzeyde tutarak, aklından geçen ilk düşünceyi dile getirdi, çekinmeden.

    ''İyi ki varsın, Rouvas. İyi ki yanımdasın.''

    Euterpe'ün sözler karşılığında bahşettiği tatlı tebessüm, kamp alanı haline getirdikleri yerin ortasında yanan ateşten daha çok ısıtmıştı içini. Günlerdir herkesten ve her şeyden uzak tuttuğu düşüncelerini ve anılarını böylesine yakın gördüğü birine anlatmak ve karşılığında yargılanmadan veya alaycı olmayan birkaç destekleyici söz almak, işte bu Pierretta için iyi bir şeydi. Esnedi sessizce, kolları iki yana açılırken, Aldrich kafasını Etta'nın üst bacağına yaslamış ve porsuktan daha önce yummuştu gözlerini. Qixinâ kızının uykusu yoktu, sadece bir yay misali gerilmiş bedeninin kavuştuğu rahatlık ve huzurun getirisiydi bu. Gözlerini birkaç kez art arda kırpıştırırken, Euterpe'ün de sessizliğe sığındığını fark etti. Derin düşüncelerde mi kaybolmuştu yoksa sakinliğini koruyor muydu, Pierretta'nın bakış açısından anlamak zordu. Porsuk, bir şeyler demeyi düşündüğü sırada Silvanesti'ye geldiğinden beri midesinin ona oynadığı oyunların kurbanı olmuştu yine. Bir eli aniden dudaklarını mühürlemiş, diğer eli ise karnına dolanmıştı. Bugün neredeyse hiçbir şey yemediğini fark etmek çok zor olmamıştı çünkü midesi, kusamayacağı kadar boştu. İki elini yüzüne gömdü ve ofladı. Euterpe'ün sorgulayıcı bakışlarıyla karşılaştığındaysa, ikizini hatırladı ister istemez. Jacquetta da böyle anneleri gibi endişelenirdi kumral porsuk için. Mide bulantısını geçirmek için mi yoksa özlemin ardında bıraktığı iç acısıyla mı bilinmez, büyük bir iç çekişin ardından birkaç kez sadece temiz havayı ciğerlerine doldurmakla uğraşmıştı Nemesis.

    ''Bir şeyim yok, merak etme. İyiyim.''

    Kaşlarını kaldıran Persephone tatmin olmamışa benziyordu.

    ''İyi sayılırım. Buraya alışamadım. Yani demek istediğim en azından midem buradaki yiyeceklere alışamadı sanırım.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Euterpe Rouvas
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 7172
Kayıt tarihi : 08/04/11
Yaş : 22
Lakap : Persephone.

MesajKonu: Geri: Günahkâr İtiraf   Perş. Eyl. 12, 2013 2:56 pm



    Kızın tebessümü ve sözlerine karşılık gülümsemek istedi lakin içinde bir şeyler ona engel oluyordu. Kumral cadının hafifçe çöken yüzüne karşılık ellerinin hafifçe şişmeye başladığı aşikardı. Lakin tek şişen elleri olsa bunu hoşnutlukla karşılayabilirdi ancak o eski kusursuz bedenden eser yok gibiydi. Orantısızlık, peri kızının dudaklarını bükmesine olasılık verirken gözlerini kıstı. Altıncı hisleri her zaman onun en mükemmel tarafıydı fakat bu sefer böyle bir şeyin olmamasını diledi. Yanılmam gerek! Beyninde yankılanan sese karşılık düşünceleri itiraz ediyor ve kalbi bunun en mantıklı karar olduğunu söylüyordu. Euterpe, narin parmaklarını Etta’nın omuzuna yerleştirirken kızın hafifçe dik durmasını sağladı. Omzu tutan eller bir anlığına boşluğa düşerken diğer elini anlına yerleştirdi. Gözlerini kapatırken derin bir nefes aldı. Silvanesti ormanın o yoğun ve berrak havası ciğerlerine yayılırken bunun bir hata hatta günahkar bir tarafı olduğunu hissetti. İsmi kadar emindi Etta’nın içinde büyüyen o küçük hayata. Koyu renk gözleri ilk defa cennete düşen bir yağmur damlası kadar şeffaflaşırken, ilk defa değişmişti. Aylar öncesi Leander’n kendisine gösterdiği şefkat karşısında can bulan cennet gözler şimdi kendisini Etta’ya gösterirken Nemesis kızının kendisinde yarattığı duygulara karşılık mutlu oldu. Dostuna bunu söylemek zor gelirken kafasını kıza doğru çevirdi. Şimdi daha iyi ve sağlıklı düşünebilecek konumdaydı.

    ‘‘Kusma, şişkinlik, hafif baş dönmeleri ve yorgunluk.’’

    Nemesis’in şaşkınlık dolu bakışları ile karşılaşmadığına sevindi. Çünkü neler hissettiğini biliyordu, ya aynılarının Euterpe’in de yaşadığı sanıyordu ya da bu altıncı hissine güven duyduğuna işaretti. Ancak anlamadığı konusunda emindi. Euterpe anneliği tatmasa bile nedensizce hissediyordu. Belki kendi böyle bir durua düşse içinde heyecanın nedenini bilemezdi laakin Etta’nın gözlerinden okunuyordu bu garip hissizlik.

    ‘‘Etta, bunların ne demek olduğunu biliyor musun? Aklından geçen şey…’’ Tutuk sözleri gözlerini kaçırmasına olanak verdi lakin sözcükler dudaklarından azat edilmişti bile. Kaçamazdı. ‘‘… eğer o ise evet Etta. İçinde küçücük bir heyecan yeşeriyor.’’ Tebessüm ederken karşısındaki kadına baktı. Kendine asla yakışmazdı lakin Etta bu iş için biçilmiş kaftandı. Mükemmel bir anne adayı…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Günahkâr İtiraf
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Orman-
Buraya geçin: