Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz...
Wigtown Wanderers'a Hoş Geldiniz!

Forumumuzda vakit geçirip, role play yapmak lütfen için üye olun.



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap
Taşındık arkadaşlar! www.magusinvicta.com

Paylaş | 
 

 Görünmez Engeller

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Görünmez Engeller   Perş. Şub. 07, 2013 1:11 pm




Eritheia Fae Hyxest & Malcolm Mourier

Benim en iyi dostum terzimdir. Çünkü ne zaman beni görse, derhal o andaki ölçülerimi alır.
Oysa bütün öteki tanıdıklarım benim hala eskisi gibi olduğumu düşünürler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Malcolm Mourier
SFL
SFL
avatar

Mesaj Sayısı : 1112
Kayıt tarihi : 06/09/10

MesajKonu: Geri: Görünmez Engeller   Paz Mart 10, 2013 10:01 am

Kan kırmızısı yuvarlak bir külçe, uzaktaki silik dağların üstüne doğru yavaş yavaş inmeye başladığında; yek­pare, geniş bir billur parçası haline giren ufuktan misli görülmemiş bir renk cümbüşü gözükmüştü. Bütün gün, derme çatma çadırlar, ıssız ve göğe uzanan sekoyaların arasındaki toprak yollar, çiğ bir aydınlık içinde uyumuş kalmış küçük yerleşim alanı, seyrek de olsa kullanılmış ve geceye hazırlanıyordu. O tenha yollardan merkeze gelen birkaç beden, gecenin kasvetinden kaçıyorlardı. Bu bedenlerden çoğu da avcılar idi. Bunun dışında çadırında dinlenenler, ateş yakmak üzere odun toplayanlar da yok değildi. Herkes için yapacak bir iş mevcuttu. Lakin yine de herkes bu esrarengiz ormanın kendilerine sunacaklarını tahmin edemiyordu. Kendilerine kapılarını açan bu ormana birçok şey borculardı; bu yüzden doğanın kendileri üzerinde üstünlük kurması, onun doğal hakkıydı... O günden geriye kalanlar, kısa süreli güz yağmurun geriye bıraktığı nemli toprak kokusu, boynu bükük ve ağaçlardaki el yapımı yuvalarına dönen kuşların şakımamalarının verdiği eksilik ve harcanılan efordan kalma yorgunluktu. Geçen her gün, doğa kendilerine birçok yeni sürpriz sunarken; ister istemez her zaman hepsinin içinde bir endişe mevcuttu. Bunu herkes gizlemekte artık usta olmuştu; keza dikkat çeken bir şey değildi. Artık aileleri birbirleri olan anarşik gençler, hayatlarını paylaştıkları ve uğruna canlarını feda edecekleri bireylerin; ailesi olduğunu kabullenmişti. Artık hepsi büyümüş, olgunlaşıyordu. Birçok şeyin farkına varmışlar ve bir amaç uğruna bir araya gelmişlerdi. Hepsinin arzuladığı amaçlar vardı ve hepsinin amacı tek bir noktada kesişiyordu. Anarşi. Bugüne gelene dek yaşadıkları, gelecek kuşakların tatlı uykulara dalmadan önce kulaklarında çalkalanan son kelimeler olacaktı, zamanla daha da ileri gidecek ve kulaktan kulağa aktarılarak bugün olduğu gibi o gün de dünya onları konuşacaktı. Lakin bunlardan önce, üstesinden gelinecek ve gökyüzünün tüm maviliğini silip süpüren bu yeşilin devamı vardı. Tanrılar, kızgındı. Kıyamet yakındı. Olabileceklerin haddi hesabı veyahut tarifi yoktu. Bunu ölümlü bedenleri bilemezdi. Yine de bu işte, sonuna kadar beraberlerdi. Birbirlerine ettikleri yemin, her şeyden önce gelirdi ve bunu değiştirecek herhangi bir büyü veyahut başka bir şey yoktu.

Malcolm, geçmişi geçmişte bırakmak konusunda ısrarcıydı. Anı yaşıyordu. Düşüncelerini dizginleyerek bunu başarmanın doruğundaydı. İntikam aleviyle yanıp tutuşan kalbinin büyük bir çoğunluğuna hakim olan cadı, artık yanı başındaydı. Ailesinin yanına geldiği ilk gecede konuşulanlar, düğümü çözmüştü. O gece, ilk defa bu konularda açıkça konuşabilecek cesareti bulmuştu kendisinde. Sonuç olarak kazanmıştı. Zaferin tadını doyasıya çıkarıyordu. Gecelerini ve sabahlarını süsleyen beden, kolları arasındayken kendisini tam anlamıyla yuvasında hissediyordu. Huzurluydu. Uzun bir günün akabinde tekrardan başladıkları yere dönmüşlerdi. Kolları arasındaki cadının kumral saçlarını okşarken, zaman kavramı anlamını yitiriyor ve belirsizleşiyordu. Keza o nazik kokuyu derin derin içine çekmeyi de ihmal etmiyordu. Çenesi, kızın başına yaslanmıştı. Soluk borusuna zaman zaman oturan düğüm tekrar nüksettiğinde, bir süre sonra nefes alması tekrardan engellenmeye başladı. Sonsuz güven beslediği cadıya düşüncelerini paylaşmak üzere dudaklarını aralamadan önce hafifçe yutkundu. “Hava almam gerekiyor, bir tanem. Nedenini anlamadığım bir sebepten bu aralar çok sık nefes darlığı çekiyorum; ama önemli bir şey olduğunu sanmıyorum. Yakında geçer.” Kız, başını döndürdüğünde nur çehresiyle karşı karşıya kalan çehresinin cadınınkiyle arasındaki mesafe epey azdı. Yattığı yerden doğrulan Etta’yı takip eden büyücünün yanağına yerleşen elin üzerine bastırdı. “Benimle gelmene lüzum yok, dinlen. Üstelik bu saatlerde dışarıda olman tehlikeli olabilir. Sana zarar gelsin istemiyorum. Hem belki döndüğümde beni tedavi edersin.” Eli, iki eli arasına alıp kızın dizinin üzerine indirdi. Sıcak teni, her zaman içtenlikle dokunuyordu kendisine. Kızın çehresindeki zoraki tebessüme, doğal bir tebessümle karşılık verdikten sonra oturduğu yerden kalktı.

Çadırın fermuardan yapılma kapısına doğru ilerlerken, burun deliklerini büyüterek temiz havayı içine çekti. Etrafı kolaçan ettiğinde, birkaç metre ötede yakılan ateşten çıkan dumanların yeşil gökyüzünü karaya boyadığını gördü. Yavaş yavaş ilerlemeye başladığında hafif meltemin teninin çıplak bölgelerini yalayıp geçmesine karşılıksız kalmıştı. Birkaç dakika içinde adımları iyice yavaşlamıştı ki, gözleri kamptan uzakta olmayan bir çift kişilik kütüğün üzerinde sırma saçlı bir cadıyı fark etti. Bu sırma saçlı cadı, epey tanıdıktı. Olduğu yerde duran büyücü, yanına gidip gitmemek hususunda verdiği savaş için kaç dakikasını harcadığından bir haberdi. Sonucunda gitmekte karar kılan Malcolm, nefesini düzene sokarak adımlarını o yöne çevirdi. Eritheia, Malcolm’un çocukluk arkadaşlarından biriydi. Onunla yaşadığı her anı, ayrı bir sevinçti. Beraberken hiçbir zaman yüzleri asılmazdı. Birbirlerini güldürmeyi iyi bilen, sıkı dostlardı. Şimdi burada yalnızken, onunla konuşma gereği de duymamış değildi. Nasıl olduğunu bilmek istiyordu; keza önemsiyordu. Kendine güvenini yerine getirerek derin bir nefes eşliğinde dudaklarını araladığında havaya süzülen kelime, büyücünün tınısını tamamıyla yansıtıyordu.

“Fae.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Görünmez Engeller
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Wigtown Wanderers'a Hoşgeldiniz... :: Silvanost :: Orman-
Buraya geçin: